Alemi aydınlatan nurun Mevlid Kandili…

  

 

 

               Dünyanın şahit olduğu en büyük ve en güzel hadiselerden birisi, Hz. Peygamberin yeryüzünü şereflendirmesidir.

 

     Zira Sevgili Peygamberimiz, dünyaya gelmeden önce insanlık, değer ölçülerini yitirmiş, küfür ve şirk gönülleri karartmış, sosyal dengeler bozulmuş, ahlâkî değerler yozlaştırılmış, akrabalık bağları koparılmış, komşuluk hak ve hukuku unutulmuş, kadınlara ve kız çocuklarına insani muamele yapılmaz olmuştu. Güçlü zayıfı eziyor, emeğin hakkı verilmiyordu.

 

Kısaca, dünyada insanlığın en çok muhtaç olduğu can, mal, namus güvenliği kalmamıştı.

 

     Milli Şairimiz Akif’in ifadesiyle cahiliye toplumunda: “Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta, dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi.”

 

Resulü Ekrem efendimiz, karanlık bir hal alan dünyayı teşrifi ile aydınlattı. Kutlu elçinin dünyaya gelişi ile insanlık için yepyeni bir gün doğmuş, karanlık devir kapanmış yerine aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidayet meşalesi olan Sevgili Peygamberimizin gönderilişi ile Allah’ın insanlara en büyük nimetlerinden birisi daha tecelli etmişti.

 

       Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle, “âlemlere rahmet olarak gönderilen”1bu yüce Peygamber; sapıklık, putperestlik ve hurafelerle kararan gönülleri, Kur’an’ın nuruyla aydınlatıyor; insanlığı yalnızca, Allah’a iman ve ibadet etmeye, hakka ve halka karşı, sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyordu.

 

       Bununla birlikte akrabalık bağlarını korumayı, komşularla iyi geçinmeyi, kan dökmemeyi, zina yapmamayı, yalan söylememeyi, yetim malı yememeyi, iftira atmamayı, emanete ihanet etmemeyi öğütlüyordu. Peygamberimizin risaleti ile tevhid inancı tekrar canlanmış, cehalet ve zulüm sona ermiş, Allah ve kul hakkı tekrar hatırlanmış oldu.

 

       Efendimiz, 23 yıllık Peygamberlik hayatı boyunca; şirkin yerine tevhidi, zulmün yerine adaleti, düşmanlık ve ayrılığın yerine kardeşlik ve dayanışmayı getiriyor; doğruluk, güvenilirlik, adalet, hoşgörü, nezaket ve cömertlik gibi üstün ahlâki davranışlarıyla insanlara bizzat örnek oluyordu.

 

       Buna karşılık; kan davası, gasp, soygun, şiddet, intikam, kin, nefret, içki, kumar, faiz, yalan, gıybet gibi toplumun huzurunu bozan davranışlardan uzak kalmamız hususunda bizi uyarıyordu.

 

Hz. Peygamberi anmaktan maksat; güzel ahlâkını, eminliğini ve adaletini hatırlamak bunları hayatımızda uygulamaya gayret etmektir. Çünkü Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yolu, “güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen”2 peygamberine uymak ve onun ahlakıyla ahlaklanmaktan geçmektedir.

 

        Bu bakımdan Hz. Peygamber’i anmak, O’nun getirdiği ilahi mesajı anlayıp örnek edinmek ve hayatımıza ışık tutan bir meşale yapabilmek çabası akla gelmelidir. Diğer bir ifade ile doğumunu vesile edinerek Hz. Peygamber’in, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrıyı güncelleştirerek hayatımıza yansıtmalı, O’nun ahlakını ve yaşayışını davranışlarımızın temeli ve rehberi haline getirmeliyiz. Zira efendimiz hayatın her alanında bize örnek olan ve örnek alınması gereken bir rehberdir. Nitekim yüce Mevla Kur’an-ı Kerim’de bu hususta mealen şöyle buyurmaktadır: “Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır.”3

 

      Bu vesile ile Mevlid Kandilinin bütün insanlığa sevgi, rahmet, huzur ve barış getirmesini, yüce Mevla’dan diliyorum.

 

________

 

1- Enbiya, 21/107.

 

2- Malik, el-Muvatta 2/904.

 

3- Ahzab, 33/21.

 

 

 

SORU ve CEVAPLARLA Hz. Peygamber

 

Hz. Peygamberin doğumunda ne gibi mucizeler meydana geldi?

 

   Peygamberimiz doğduğunda bazı hadiseler yani mucizeler meydana geldi. Bunlardan bazılarını söyle sıralayabiliriz:

 

1-Hz. Peygamber, anadan sünnetli ve göbeği kesik olarak doğdu.

 

2-Peygamberimiz doğarken, çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini, yere dayamış başını semaya kaldırmış olarak doğdu.

 

3-Peygamberimiz doğduğu zaman, bir yıldız doğmuş ve bilginler, bu yıldızın doğduğu gece, Ahmet doğmuştur dediler. Bir çok Yahudi bilgini Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin bu gecede doğduğunu yakınlarına bildirmişlerdir.

 

 4-Peygamberimiz doğduğu gece Kisranın sarayından on dört şerefe yıkıldı.

 

 5-İranlıların, bin yıldan beri hiç sönmeden yanan ateşleri sönüverdi.

 

 6-Save Gölünün suyu çekildi. Sema ve Vadisini su bastı.

 

 

 

Hz. Peygamberin doğumu ilk defa ne zaman kutlandı?

 

       İlk mevlid merasimi, Hicri 604 yılında, Selahaddin Eyyubî'nin eniştesi ve Erbil atabeği olan Melik Muzafferuddun Gökbörü tarafından tertiplenmiştir. Uzun hazırlıklarla düzenlenen merasimler, bütün halkı kapsayan bir şekilde düzenlenirdi. Muzafferuddin, çevre bölgelerden fakıh, sûfi, vaiz ve diğer alimleri Erbil'e çağırır ve kutlamalar tertip ederdi.

 

     Mevlid merasimleri  daha sonra, değişikliğe uğrayarak, Mekke'de de mevlid merasimleri  tertiplenmeye başlanmıştır. Mekke ve Medine'den sonra mevlid merasimleri, İslam coğrafyasının her tarafında birbirinden farklı şekillerde tertiplenmeye başlanmış ve bu bugüne kadar sürekliliğini korumuştur.

 

 

 

Hz. Peygamberin kaç çocuğu vardı?

 

         Hz. Peygamberin 3'ü erkek (Kasım, İbrahim ve Abdullah), 4'ü kız (Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma) olmak üzere yedi çocuğu vardı.

 

         Hz. Fatıma dışındaki altı çocuğu Hz. Peygamber daha hayattayken vefat ettiler. Hz. Fatıma da kendisinden 6 ay sonra vefat etmiştir.

 

 

 

Hz. Peygamber’in alemlere rahmet oluşunun anlamı nedir?

 

         Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’in alemlere rahmet olarak gönderildiğini ifade eder. Yağmur nasıl ki bir rahmettir, yeryüzünün hayat bulmasına sebep olur, öyle de, Hz. Peygamber de insanlığın manen hayat bulmasına sebep olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Onun getirdiği din ile insanlığın mühim bir kısmı puta tapmaktan, vahşetten, bedevilikten kurtulmuştur.

 

        Onun engin şefkatini, sınırsız merhametini gösteren bir kaç olaya bakalım. Mesela:

 

-Tufeyl bin Amr, Resulullaha gelir, kabilesinin İslam’a girmeyi reddettiğini söyler ve onlar için beddua talebinde bulunur. Hz. Peygamber ellerini kaldırır ve söyle dua eder: "Allah’ım, onlara hidayet ver, onları imana getir."

 

-Benzeri bir durum Sakif kabilesi için söz konusu olur. Yapılan savaşta Sakif okçuları Müslümanlara hayli zarar vermiştir. Sahabeden bir kısmı, "Ya Resulullah Sakif kabilesinin okları bizi yaktı, onlara beddua et!" deyince, Resulullah şu duayı yapar: ‘’Allah’ım, Sakife kabilesine hidayet ver!’’

 

-Hımar isimli birisi müzmin sarhoştur. Kendisi bu yüzden bir kaç defa cezalandırılmıştır. Yine bir ceza uygulanacağı sırada, oradakilerden birisi ona lanet okur. Hz. Peygamber hemen müdahale eder, "Öyle demeyin" der. Ona lanet yerine ‘Allah’ım ona merhamet et, kusurlarını affet’ deyin. Vallahi, onun hakkında benim bildiğim şudur: O, Allah ve Resulünü seviyor.’’

 

      Onu öldürmek isteyenler bile onun engin merhametinden nasiplerini almışlar, onunla hayat bulmuşlardır. Mesela:

 

      Bir sefer dönüşü Peygamber bir ağacın altında istirahat ederken bir bedevi müşrik elinde kılıçla gelir. Tam vuracağı sırada Peygamber gözlerini açar. Müşrik, "Seni benim elimden kim kurtaracak?" der. Peygamber sakin bir şekilde "Allah!" diye cevap verir.  şrik o sırada gayptan bir darbe yemiş gibi sendeler ve kılıç elinden düşer. Peygamber kılıcı eline alır "Şimdi seni kim kurtaracak?" diye sorar. Müşrik, "Hiç kimse." der. Peygamber, "Haydi, gidebilirsin, seni affettim" deyince bu zat Müslüman olur.

 

     Onun "Rahmet peygamberi" oluşundan hayvanlar bile pay almışlardır. Mesela:

 

-Hz. Muhammed ve bazı arkadaşları bir sefer esnasında yol alırlarken ağaç altında uyuyan bir ceylana rastlarlar. Hz. Peygamber arkadaşlarına "aman rahatsız etmeyin" der, sessizce yollarına devam ederler.

 

-Hz. Peygamber, kedi yüzünden bir kadının ilahi cezaya uğradığını bildirir. Bu kadın kediyi hapsetmiş, kendisi bir şey vermediği gibi, rızkını aramasına da engel olmuştur. Kedi sonunda ölür. Kadın, bu yüzden azap görecektir.

 

-Bir başkası ise, köpeğe yaptığı iyilik yüzünden cennete girecektir. Hz. Peygamberin bildirdiğine göre, çölde yol alan birisi iyice susamıştır. Sonunda bir kuyuya rast gelir. Aşağıya inip kanasıya su içer. Kuyudan çıktığında, susuzluktan dili sarkmış, neredeyse ölmek üzere olan bir köpek görür. Onun haline acır, tekrar kuyuya iner, ayakkabısıyla köpeğe su çıkarır, içirir. Bu fiiliyle  Allah’ın rızasını kazanır.

 

 

 

Hz. Peygamberin ahlaki özellikleri nelerdi?

 

     Dinî ve ahlakî hayatımızın en büyük örnek şahsiyeti, hiç şüphe yok ki, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir. Alemlere rahmet olarak gönderilen son peygamber, Hz. Muhammed’in örnek hayatı incelendiğinde; O’nun muhteşem özellikleri, açıkça görülür.

 

Allah Rasûlü, kimsenin ayıbını yüzüne vurmaz, hoşlanmadığı ve yanlış gördüğü bir davranış olursa o davranışı yapanların kim olduğunu belirtmeden ve kimseyi kırmadan, yanlışları düzeltir; kimsenin sözünü kesmez, konuşması bitinceye kadar dinler, kimsenin gizli hallerini araştırmaz, kendini ilgilendirmeyen konularla meşgul olmazdı. Allah’a hürmetsizlik yapılmadıkça, kendisine karşı yapılan kötülükleri bağışlar, eline fırsat geçse de intikam almayı düşünmezdi. Zengin-fakir, efendi-köle, büyük-küçük ayrımı yapmadan insanları eşit tutardı.

 

       Hz. Peygamber cömertti. İkram etmeyi çok severdi. Eline geçen hemen her şeyi muhtaçlara dağıtır, kimseyi eli boş çevirmezdi. Bütün işlerini tam bir düzen ve intizam içinde yapar, vaktini boşa geçirmezdi.

 

       Dürüstlükten ayrılmazdı. Verdiği sözü tutardı. Şakayla da olsa, asla yalan söylemezdi. Henüz Peygamber olmadan “güvenilen kişi” unvanını kazanmıştı. Bunun içindir ki, Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de mealen; “Sizin için, Allah’ın Rasulü, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için, güzel bir örnektir” buyurur.

 

    Bunun yanında; Allah Teala Kur’an-ı Kerimin’de mealen Peygamberimizin “En üstün ahlâk üzere bulunduğunu”,“Allah’ın rahmetinin eseri olarak ümmetine yumuşak ve merhametle davrandığını” bildirmiş ve “Ey Muhammed! Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik” buyurmuştur.

 

    Sevgili Peygamberimiz de ahlak ile ilgili olarak “Sizin en hayırlınız, ahlâken en güzel olanınızdır.”, “Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Günün Ayeti

 

Biz seni ancak alemlere rahmet vesilesi olarak gönderdik.

 

 

 

Günün Hadisi

 

Ben ahlak güzelliklerini tamamlamak için gönderildim.

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım: bizi, ailemizi ve ümmeti İslam’ı Hz. Peygamberin şefaatine nail eyle.

 

 

 

Günün sözü

 

Hz. Muhammed’i sevmeyenler onu yeterince tanımayanlardır.

 

Gibson:

 

 

 

Bunları Biliyor muyuz?

 

İslam’da kaç kandil vardır?

 

İslam’da beş kandil vardır.

 

 Mevlid Kandili: Peygamberimizin dünyaya geldiği gecedir.

 

 Regaib Kandili: Hz. Amine'nin Peygamberimize hamile olduğunu anladığı gecedir.

 

 Mirac Kandili: Peygamberimizin, Bir mucize olarak göklere ve daha nice alemlere seyahat ettiği gecedir.

 

 Berat Kandili: Kur’an-ı Kerim'in levh-i mahfuzdan sema-i dünyaya indirildiği, insanların bir senelik hayat ve rızıklarının gözden geçirildiği, Müslümanların af ve lütuflara nail olduğu gecedir.

 

 Kadir Gecesi: Kur’an-ı Kerim'in dünya semasından Peygamberimize indirilmeye başladığı gecedir

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Rahmet etmeyene rahmet edilmez…

       Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah’ın huzurunda bulunuyorduk. Rasulullah torunları Hasan ile Hüseyini öperek seviyordu. Allah Resulünün bu sevgisini gören Uyeyne adındaki sahabe: “Ya Resulullah, benim on çocuğum var. Ben şimdiye kadar onların hiçbirini asla öpmedim” dedi.

 

     Allah Resulü, bu sözü duyunca sinirlendi, öyle ki çehresinin rengi değişti ve: “ Merhamet etmeyene, rahmet edilmez.” Eğer Allah rahmeti kalbinden almışsa, benim sana yapacak bir şeyim yoktur; kim, küçüklerimize rahmet etmez, büyüklerimizi de saymazsa, o bizden değildir” buyurdu.

 

 

 

Mehmet Akif ERSOY’un dilinden kutlu doğumun tasviri

 

Ondört asır evvel, yine böyle bir geceydi,

 

Kumdan ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!

 

Lâkin, o ne hüsrandı ki; hissetmedi gözler,

 

Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi;

 

Bir kerre, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi;

 

Bir kerre de mâmûre-i dünya, o zamanlar,

 

Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.

 

Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;

 

Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!

 

Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zeminin,

 

Salgındı, bütün şark’ı yıkan tefrika derdi.

 

Derken büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,

 

Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!

 

Bir nefhada insanlığı kurtardı o mâsum,

 

Bir hamlede kayserleri, kisraları serdi!

 

Aczin ki ezilmekti bütün hakkı, verildi;

 

Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi!

 

Âlemlere rahmetti evet şer-i mübîni,

 

Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.

 

Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep;

 

Medyun ona cemiyeti, medyun ona ferdi.

 

Medyundur o Mâsuma bütün bir beşeriyyet...

 

Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.

 

 

 

YORUM EKLE