Allah için şu işimi yap diyenin işini yapmak zorunda mıyız?

    Bu söz yemin olan sözlerden biri değildir. Yemin olan sözlerden olmadığı gibi böyle söz söyleyen kimsenin isteğini yerine getirmek zorunda da değiliz. Hele yapılması istenen iş eğer dine muhalif bir iş ise hiç yapılmaz.

     Aynı şekilde bir insana Allah rızası için şu isteğimi yerine getir dendiği halde yerine getirmemesinden dolayı mesul olmadığı gibi yerine getirmek zorunda da değildir. Ancak meşru bir istek ise yapmak zorunda olmamakla birlikte dilerse yapabilir.

 

Anne de baba gibi çocukların nafakalarından sorumlu mudur?

      Kız olsun erkek olsun, çocukların nafakalarını temin babanın görevidir. Annenin bu konuda bir sorumluluğu yoktur. Babanın yokluğunda çocukları geçindirme görevi babanın babasına, o da yoksa diğer akrabaya düşer.

      Baba küçük çocuklarına, çalışıp kazanacakları çağa gelinceye kadar bakmağa mecburdur. Çocuklar için belirlenecek nafakalar, onların yaşlarına ve babalarının servetine uygun ve yeterli miktarda olmalıdır.

      Kız evladın, kendine yetecek malı yok ve evli de değilse nafakası babasına aittir. İster bakire olsun isterse dul olsun, fark etmez. Evladın öğrenim masrafları babaya aittir.

 

İbadetlerin yapılması veya ihmal edilmesi açısından eşlerin birbirine karşı sorumluluğu var mı?

            İslam’a göre herkes yaptıklarından sorumludur. Kimse kimsenin yaptığından sorumlu değildir. Nitekim bu hususta Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurulmaktadır: “Hiç bir günahkar, başkasının günahını çekmez. Eğer yükü ağır gelen kimse onu taşımak için (başkalarını çağırsa) onun yükünden hiç bir şey (alınıp) taşınmaz. Akrabası dahi olsa (kimse onun yükünü taşımaz)” buyrulur (Fatır, 35/18).

            Aynı şekilde İslam, her insanın bir iradesi ve seçme hürriyeti bulunduğunu ve bunun sonucu olarak yaptıklarından sorumlu olacağını bildirmiştir. “Her kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür, kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür” (Zilzal, 99/7-8) mealindeki ayet buna delildir.

            Buna göre kişi ibadetlerini yerine getirmezse bunun hesabını Allah’a verecektir. Diğer Müslümanlara düşen ise ona nasihat etmek ve telkinlerde (emr-i bi’l- ma’ruf) bulunmaktır. İnsanın emr-i bi’l-ma’rufa en yakınlarından, ailesinden başlaması esastır. Nitekim Hz. Peygamber’e de böyle emredilmiştir. Rabbimiz ona tebliği emrederken, “ (Önce) en yakın akrabanı uyar” buyurmuştur (Şuara, 26/214).

            Hadis-i Şerifte de efendimiz: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sorumlu olduğunuz kişilerden mesulsünüz buyurmaktadır.”

            Buna göre karı koca birbirinin ibadetinden sorumlu değildir. Taraflardan birisi bu ibadeti ihmal ederse diğeri ona nasihat eder. Ancak bundan dolayı bir günahı olmaz.

 

Günün Ayeti

“Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır; Allah'ı onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. “

Furkan Suresi, 70

 

Günün Hadisi

"Her kim mescide cemaatle namaz kılmak için gelirse, her gelişi için Allah ona cennette özel bir mükafat hazırlar."

(Buhârî, " Ezan", 1)

 

Günün Sözü

İnsan her nefesini mezardan uzaklaşmak için alır ama her nefes alışında ömründen bir nefeslik zaman azalır.
Namık Kemal 

 

Günün Duası

Allah'ım bugün senin rızanı ve kullarının duasını almayı bana nasip et.

 

Bunları biliyor muyuz?

Kâin ve Bâin Nedir?

İnsanlar ile beraber görünen, fakat hakikatte onlardan uzak ve kalben Allah ile beraber olan.

 

Günün Nüktesi

Caize...

            Şair Ebu Dellame ile Halife Mehdi arasında şöyle bir vakıa geçmiştir: Ebu Dellame, Abbasi hükümdarlarına bir kaside takdim eder. Halife kasideyi pek beğenir:

- Sana bu kasiden için ne caize vereyim?

- Efendimiz bendeniz bir av köpeği isterim.

- Bu kadar güzel bir kasidenin caizesi bir av köpeği olur mu?

- Efendim kulunuz böyle istiyor.

Halife Mehdi işe şaşar, ama şairi de kırmak istemez:

- Peki, istediğin gibi sana bir av köpeği versinler.

- Fakat Efendim bendeniz ava ne ile gideceğim?

- Hakkın var bir de at versinler.

- Ata nasıl bineceğim?

- Doğru, güzel bir eğer takımı da versinler.

- Efendimiz ata kim bakacak?

- Haklısın, bir de köle versinler.

- Ama Efendim ben atı nerede barındıracağım?

- Bir de ahır versinler.

- Köleyi nerede yatırayım?

- Bir ev versinler.

- Bu kadar halkı ne ile doyuracağım?

- Bin altın da haçlık versinler.

- Efendim…

Halife Mehdi şairin sözünü kesmiş:

Eğer masrafı idare etmeye bir kethüda, hesapları tutmaya bir katip istersen köpeği geri alırım ha!.. demiş.

YORUM EKLE