Anne babadan kalan maaşı almak için resmiyette boşanma dinen de boşanma sayılır mı?

 

 

   Evlilik gibi, yuva kurmanın ve neslin devamını sağlayan kutsal bir akdin basit çıkarlara alet edilmesi dinen doğru olmayan bir davranıştır.

 

      Maddî bir menfaat elde etmek için veya işçi olabilmek için anlaşmalı olarak mahkemeye başvurup formaliteden hanımı boşamak dinen geçerli olan bir boşamadır. Zira Hz. Peygamber: “üç şeyin şakası da geçerlidir. Ciddisi de geçerlidir. Bunlar da nikah, boşama ve imandan çıkmadır.” Buyurmuştur.

 

      Dolayısıyla boşanmanın formalitesi, oyunu olmaz. Kişi kendi isteği ile mahkemeye başvurmakta ve hâkimden kendilerini boşamasını istemektedir. Durum bu olunca mahkeme bu eşleri boşadığında boşama meydana gelir.

 

     Buna göre evlilik ciddi bir müessesedir ve bu müesseseyi her daim muhafaza etmek gerekir. Bu tarz şeyler nikaha zarar verir, nikahın düşmesine sebep olur.

 

 

 

Abdest bitmeden önce, yıkanan organı kurulamak caiz midir?

 

     Abdest alan kişi, abdest organlarındaki ıslaklığı havlu vb. bir şeyle kurulayabileceği gibi, kurulamadan da bırakabilir. Kurulanmayı abdestin sonuna bırakmak sünnettir. Zira Rasûlüllah ’in abdest aldıktan sonra yüzünü kuruladığı bir havlusunun bulunduğu rivayet edilmektedir (Tirmizî, Taharet, 40).

 

      Abdest alırken tüm organları ara vermeksizin peş peşe yıkamak (vilâ) da Hanefi mezhebine göre sünnet olduğundan  bir özür olmaksızın abdest bitmeden yıkanan organların kurulanması durumunda, sünnet terk edildiği için mekruh işlenmiş olur. Ancak abdest alan kişi, abdest esnasında bir organını yıkadıktan hemen sonra, alerji vb. özür sebebi ile kurulama ihtiyacı duyarsa, bunu yapmasında bir sakınca olmaz.

 

 

 

Ahiret hayatı sonsuz mu?

 

         İnsan için şüphesiz iki hayat söz konusudur. Birincisi dünya, ikincisi ahiret hayatıdır. Dünya hayatı ruhun bedene girmesi ile başlar. Ölümle noktalanır. Ahiret hayatı da iki aşamadan meydana gelir. Ölümle başlayıp dirilişe kadar süren kabir hayatı ve dirilişten sonra sonsuza kadar devam eden ebedi hayattır.

 

        Yani dirilişten sonra insanlar hesabı verdikten sonra cennete veya cehenneme gidecekler ve burası onlar için artık sonsuz mekan olacaktır.

 

Nitekim Kur'an-ı Kerim ahiret hayatının sonsuz olduğunu çeşitli ayetlerle ifade etmiştir. Bu ayet de sadece onlardan bir tanesidir.  "İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdeler. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızk verildiğinde, Bu daha önce bize verilen rızk diyecekler. Hâlbuki bu rızk onlara benzer olarak verilmiştir. Onlar için ortada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. (Bakara 25)

 

 

 

Ağlamak kişinin abdestine zarar verir mi?

 

      Sevinçten ya da kederden fark etmeksizin ağlamanın hiç bir çeşidi abdeste zarar vermez.      

 

Aynı şekilde ağlamak namaza da zarar vermez. Nitekim Hz. Peygamberin secde ettiği yeri ıslatacak kadar ağladığına dair rivayetler vardır.

 

      Ağlamak abdeste ve namaza zarar vermez ama gülmek namaz esnasında olursa Hanefi mezhebine göre hem namaz hem de abdest bozulmuş olur.

 

 

 

Ölülerimiz veya kendimiz için kabir namazı diye bir namaz var mıdır?

 

      Hz. Peygamber, efendimizin kıldığı ve kılınmasını tavsiye ettiği namazlar arasında "kabir namazı" adıyla bir namaz yoktur.  Fazla sevap kazanmak maksadıyla bir kimse istediği kadar Allah rızası için nafile namazı kılabilir.

 

      Ancak dinin aslında olmayan bir isim ile namaz ihdas etmek doğru olmaz. Buna göre kabir namazı diye bir namaz yoktur.

 

 

 

Günün Ayeti

 

Allah, kibirle kasılan, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez.

 

 

 

Günün Hadisi

 

Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şahid olan bunu kötülerse, o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur.

 

 Ebu Davud, 4345

 

 

 

Günün Sözü

 

Sıhhatin kıymetini hastalar, hayatın kıymetini ölüler bilir.

 

Hatim-i Esam

 

 

 

Günün duası

 

Allah’ım haftayı hayırla ve bereketle bitirmemi nasip et.

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Ehl-i kıble kime denir?

 

Kabe'ye doğru yönelerek namaz kılmanın farz oluşunu kabul eden kimseler için kullanılan bir kavramdır.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Gerçek Tevekkül

 

      Her şeyin olduğu gibi tevekkül duygusunun da tarih boyunca istismarcıları ve yanlış yorumlayıcıları olmuştur. Nitekim Hz. Ömer tembel tembel oturan bir grup Yemenliye sormuştur:

 

-Sizler kimlersiniz?

 

Onlar da:

 

-Biz mütevekkil insanlarız, deyince, Hz. Ömer:

 

-Hayır yalan söylüyorsunuz. Sizler mütevekkil değil düpedüz müteekkil (hazır yiyici) kimselersiniz. Gerçek mütevekkil tohumunu tarlaya atan ve ondan sonra Allah'a dayanan kimsedir, buyurarak bir yanlış telakkiyi hemen düzeltmiştir. Onlar, "Biz, mütevekkil kimseleriz" diyerek tembelliklerini dinî bir kisveye bürüyüp kendilerini haklı göstermeye kalkışşlar. Ama Hz. Ömer "Siz, mütevekkil değil, "müteekkil" kimselersiniz. Zira mütevekkil, tarlasını imar edip tohumu saçan ve gerisini Allah'a havale eden kimsedir. Diyerek onları çalışmaya sevk etmiştir.

YORUM EKLE