Anne de baba gibi çocukların nafakalarından sorumlu mudur?

Kız olsun erkek olsun, çocukların nafakalarını temin babanın görevidir. Annenin bu konuda bir sorumluluğu yoktur. Babanın yokluğunda çocukları geçindirme görevi babanın babasına, o da yoksa diğer akrabaya düşer.

      Baba küçük çocuklarına, çalışıp kazanacakları çağa gelinceye kadar bakmağa mecburdur. Çocuklar için belirlenecek nafakalar, onların yaşlarına ve babalarının servetine uygun ve yeterli miktarda olmalıdır.

      Kız evladın, kendine yetecek malı yok ve evli de değilse nafakası babasına aittir. İster bakire olsun isterse dul olsun, fark etmez. Evladın öğrenim masrafları babaya aittir.

 

Ebeveynler çocuklarının başka şehre taşınmasına ya da gurbete çıkmalarına dinen engel olma hakları var mı?

       İslam dininde anne ve babanın evlât üzerinde hakkı çoktur. Bir evlâdın ilk işi onların rızalarını kazanmak, gönüllerini almaktır. Öyle ki İslam dini, cennete girmenin bir yolu da anne ve babanın rızasından geçtiğini kabul etmektedir.

        Onun için İslam dini, evladın anne ve babasına karşı saygılı ve hürmetkâr olmasını, onların söz ve telkinlerini dinlemesini Kur'an-i bir ifade ile onlara öf bile demeyi yasaklamıştır. Çocuk anne ve babanın telkinlerini dinlemek zorunda ama bu telkin ve istekler dini çerçeveyi ihlal ediyorsa çocuk anne ve babasına itaat etmek zorunda değildir. Zira inancımızda yaratılmışa masiyet ve günah konusunda itaat etmek yasaklanmış ve haram kılınmıştır.                

      Aynı şekilde çalışmak, okumak, yaşamak veya Hacca gitmek gibi makul ve meşrû işlere ana-babanın izin vermemesi halinde duruma bakılır: Ana babaya bakılacak kadar imkân hazırlanmış, evlâda muhtaç olmayacak bir ortam temin edilmişse, ana babanın böyle bir seyahate engel olmaya hakları olmaz. 

      Şayet, evlat ana babayı bakıma muhtaç halde bırakıyor, kendine muhtaç durumdan kurtarmadan gidiyorsa, kendisine izin verilmeyebilir. Bu takdirde evlâdın gitmeye de hakkı olmaz.

 

Sıhhati elverişli olmayan kişi nasıl namaz kılmalıdır?

       İslâm dini kolaylık dinidir. İslam dininde sorumluluklar ve görevler kulun gücüne göredir. Bu nedenle hastalık, kişinin ibadeti için hafifletme ve kolaylaştırma sebebi sayılmıştır.

       Ayakta namaz kılmaya gücü yetmeyen veya ayakta durmakta zorlanan kimse oturarak namazını kılabilir. Rükû veya secde etmeye gücü yetemeyen kimse ima ile namazı kılabilir. İmâ, namazda rükû ve secde yerine başla işaret etmektir. Bu şekilde namaz kılan kişi rükû için başı biraz eğer, secde için ise rükûdan biraz daha fazla eğer.  Oturarak namaz kılamayan, sırt üstü yattığı yerde imâ eder. Bir kişi ayakta durmaya gücü yettiği halde, rükû ve secdeye gücü yetmiyorsa niyetini ve kıratını ayakta yapar, ayakta yapamadıklarını ise oturarak yapar. 

     Kişi ima ile de namaz kılamıyorsa Şafii mezhebine göre en son nokta olarak kalbi ile namaz kılar.

 

Günün Ayeti

Denizde bir sıkıntıya düştüğünüz zaman, Allah'tan başka yalvardıklarınız kaybolup gider, fakat O sizi karaya çıkararak kurtarınca yüz çevirirsiniz.

İsra, 17/67.

 

Günün Hadisi

"İki nimet vardır ki, insanlardan çoğu bu nimetleri değerlendirmekte aldanmıştır: Sağlık, boş vakit." 

Buhâri, “Rikak”, 1.

 

Günün Sözü

"İyi bir ağaca sarılan gölgesiz kalmaz."

 Miguel de Cervantes

 

Günün Duası

Allah’ım imanımızı, sağlığımızı ve huzurumuzu daim eyle

 

Bunları biliyor muyuz?

Safiyyullah Nedir?

"Allah’ın temiz kıldığı ve seçtiği demektir ki aynı zaman da Hz. Adem için kullanılmış bir lakabtır.


Günün Nüktesi

Hz. Ali ve Hırsız Hikâyesi…

     Hz. Ali bir gün mescide geldi. Mescidin kapısında bir adam duruyordu. Hz. Ali, bu adamdan, kendisi mescitten çıkana kadar bineğini beklemesini istedi. Hz. Ali mescide girdikten sonra, adam hayvanın yularını alıp kaçtı. Hayvanı orada başıboş bırakıverdi.

     Hz. Ali mescitten çıkarken elinde iki dirhem para vardı. Adamı yaptığı yardımdan dolayı ödüllendirmek istiyordu. Fakat birde ne görsün; hayvancağız tek başına ,hem de yuları çalınmış olarak kapıda bekliyor.Yapacak bir şey yoktu.

    Hz. Ali evine döndü. Daha sonra, yanında çalışan çocuğu yeni bir yular alması için çarşıya gönderdi. Çoçuk iki dirheme bir yular aldı. Hz. Ali yuları görünce şaşırdı. Bu yular, çalınan yular değil miydi? Hırsız onu çocuğa iki dirheme satmıştı.

    Bunu gören Hz. Ali şöyle dedi:

“İnsan, sabretmemekle sadece, helal olan rızkını harama çevirir. Asla, kendisine edilen rızkı arttıramaz”

YORUM EKLE