Arefe veya Bayram günlerinde mezarlıklarda para karşılığında Kur'an okumak caiz mi?

Ölüye faydası dokunan ibadetlerden bir tanesi de Kur’an okumaktır. Kur’an okuyup veya  okutmakla sevabını ölen kişiye bağışlamak dinimizce uygun bir davranıştır.

       Buna göre bir kimse hiçbir maddi menfaat beklemeden ve almadan Kur’an-ı okur ve bunun sevabını ölüye bağışlarsa yaptığı bu davranış sünnete uygun ve faydalı bir davranıştır. Fakat pazarlıklı menfaat karşılığında başkalarına Kur’an okumak dinen uygun değildir. Ancak ölünün akrabaları okunan Kur'an'dan dolayı okuyan kimseye hediye kabilinden bir şeyler vermesinde bir sakınca yoktur.

 

Ramazandan kaza orucu kalan kişi şevval ayında kaza orucu mu nafile orucu mu tutmalı?

      Oruç, namaz gibi dinin farz kıldığı ibadetleri yerinde ve zamanında yerine getirmek gerekir. Bir özür olmadan bunları sonraya, kazaya bırakmak dinen büyük bir günahtır. Fakat bir özür varsa özre binaen geciktirilebilir.

     Özür ortadan kalkınca en yakın zamanda kaza etmek gerekir. Oruç borcu olan (hastalıktan, yolculuktan) Ramazan ayının bitmesi ile bayramdan sonra bunları kaza etmesi gerekir.

     Şayet kaza etmeden ölürse ahiret gününde bunlardan sorulur. Allah affetmezse azapta görür.

     Buna göre kaza borcu olan kimse sorumlu olmadığı ve ahiret gününde azap görmesine vesile olmayacağı nafile orucu tutacağına, üzerinde borcu olan kaza orucunu tutmalıdır. Kaza oruçları bitince istediği kadar nafile orucu tutabilir.

 

Bayanlar ramazandan kalan oruç borcunu neden kaza ediyor da namazı kaza etmiyor?

     Kadınlar doğum ay hali gibi durumlarda namaz kılması, oruç tutması, Kur-an'ı tutması okuması dinen caiz görülmemiştir. Bu özürleri geçtiği zamanda namazı kaza etmekte sorumlu değil, ama orucu kaza etmesi kendisine farzdır.

      Bu durum öncelikle Bu durum öncelikle taabbudi yani Allah'ın bildirip de bizim hikmetini bilmediğimiz bir meseledir.

     Fakat İslam fıkıhçıları bunu şöyle yorumlamaktadırlar: Namaz ibadeti her gün, her hafta, her ay ve her yıl kesintisiz bir şekilde vardır. Kadının da bu özrü hemen hemen her ay vuku bulmaktadır. Dolayısıyla bu namazı onlara kaza ettirmek biraz zor gelebilir. Onun için namazı kaza etmemektedir.

     Ama oruç ibadeti senede bir ay olduğundan ve her zaman erişme imkanı olmayabileceğinden kazası kadınlara farz kılınmıştır.

Ramazanda okuduğumuz hatimleri ölülerimize bağışlayabilir miyiz?

          Yapılan ibadetlerin ve hayırların sevaplarını başkasına bağışlamak dinen caizdir. Kişi okuduğu Kur'an'ın, yaptığı hatmin, kıldığı namazın ve istediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir.

          İster sağ, ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir. Nitekim annesi babası öldükten sonra onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını soran bir kimseye: “Evet yapabilirsin” diye cevap veren efendimiz. Aynı şekilde annesinin aniden öldüğünü, şayet konuşabilseydi sadaka verilmesini vasiyet edeceğini zannettiğini, onun adına sadaka verirse sevabının kendisine ulaşıp ulaşmayacağını soran Sahabeye de: "Evet ulaşır. Onun namına sadaka ver" buyurmuşlardır.

          Buna göre, ramazanda ya da bir başka zamanda okuduğumuz hatimleri, Yasinleri, Fatihaları, duaları…  ölen akrabalarımızın ruhlarına bağışlayabiliriz. Ayrıca kişi sevabı bağışlarken kendi sevabından da bir şey kaybetmez. Sevap her iki kişiye de aynı şekilde yazılır.

 

İki bayram arası düğün olmaz sözünün bir dayanağı var mı?         

        İslam dini, Müslümanların evlenip, yuva kurmalarına büyük önem verir. Kur'an-ı kerim'de evliliği teşvik eden bir çok ayet olduğu gibi Hz. Peygamber de evlilik için bir çok söz sarf etmiştir. Ama ne Kur'an-ı kerim'de ne de peygamberlerin sünnetinde iki bayram arasında evlenmeyi yasaklayan bir nass (delil) yoktur.

         Bu yöndeki inanış ve söylentiler İslam dininin nikah bağı ile bağdaşmaz. Bağdaşmadığı gibi hurafeden öte gitmez. Kaldı ki, iki bayram arası olmayan bir zaman da söz konusu değildir. Ramazan bayramı ile kurban bayramı arası olduğu gibi, Kurban Bayramı ile Ramazan Bayramı arası da bir zaman dilimidir. Buna göre her zaman nikah akdini şartlar oluştuğu vakit yapmak caizdir.

 

Günün Ayeti

Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının

(Nisa, 4/1.)

 

Günün Hadisi

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.”

(Müslim, “Birr”, 66)

 

Günün Sözü

“Ümmetim Ramazan’ın faziletini tam olarak bilseydi, bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederdi.”

Hadis-i Şerif

 

Günün Duası

Allah’ım Ramazanda kıldığımız namazları, tuttuğumuz oruçları, verdiğimiz sadakaları, yaptığımız dua ve tövbeleri kabul et ve bizlere ahirette şefaatçi eyle.

 

Ramazan Kavramları

Mushaf Ne demektir?

Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.

 

Günün Nüktesi

Cennete Zahmetsiz Girilmez...

     Halife Ömer bin Abdülaziz’in oğlu, devletin hazinesinden sorumlu idi. Bayram arifesine rastlayan bir gün, Ömer bin Abdülaziz’in kızları yanına gelerek;

“Baba, yarın bayram! Halkımızın kızları ve kadınları bizleri ayıplıyorlar ve ‘sizler, müminlerin emir’inin kızlarısınız, buna rağmen giyecek güzel bir elbiseniz yok. Siz şu beyazdan başka elbise giymez misiniz?’ diyorlar” dediler ve ağlamaya başladılar. Ömer bin Abdülaziz’in bu durum karşısında göğsü daraldı, kalbi sıkıştı, hazineden sorumlu oğlunu çağırarak;

“Bana bir aylık maaş ver” dedi. Oğlu;

“Ey müminlerin emiri! Siz aylığınızı önceden aldınız, bir ay daha yaşayacağınızı mı düşünüyorsunuz ki bir aylık maaş alıyorsunuz?” dedi.

  Ömer, oğlunun sözünü hem şaşkınlıkla karşıladı hem de takdir etti. Ona;

“Oğlum, ne güzel söyledin. Allah, seni mübarek kılsın” dedi ve kızlarına dönerek;

“Arzularınızı içinizde tutun. Biraz sabırlı olun, çünkü Cennete hiç kimse zahmetsiz giremez” dedi.

 

Kur’an’da İsmi Geçen Peygamberler

Hz. Yahya

Kur’an’da adı 5 defa geçmektedir. Hz. Zekeriyya’nın oğludur. Adı daha önce hiç kullanılmamış bir isimdir ve Allah tarafından konulmuştur. Hazreti İsa’nın  müjdecisidir.

 

Hz. Peygamberin Sahabeleri

Sa'd b. Ebi Vakkas

     Milâdî 592 yılında Mekke’de doğdu. Cennetle müjdelenen on sahabeden birisidir. On yedi veya on dokuz yaşında Müslüman oldu. İslâmiyet’in ilk yıllarında müslümanlarla alay eden bir müşriki yaraladığı için İslâm uğrunda ilk kan akıtan kişi diye anıldı. Hz. Sa'd, İslâma girişine sebep olan olayı şöyle anlatır: "Müslüman olmadan önce rüyamda kendimi hiç bir şeyi göremediğim karanlık bir yerde gördüm. Bu arada ay doğdu ve ben onun aydınlığına tabi oldum. Benden önce bu aya kimlerin uymuş olduğuna bakıyordum. Onlar, Zeyd b. Harise, Ali b. Ebî Talib ve Ebû Bekir'di. Onlara ne kadar zamandan beri burada olduklarını sorduğumda, onlar; "Bir saat kadardır" dediler. Araştırdığımda öğrendim ki, Rasûlüllah (s.a.s) gizlice İslâm'a davette bulunmaktadır. Ona Ecyad tepesi taraflarında rastladım. İkindi namazını kılıyordu. Orada İslâmı kabul ettim. Benden önce bu kimselerden başkası imân etmemişti" (İbnül-Esir, Üsdül-Ğâbe, II, 368).

    Hz. Ömer döneminde aktif görevler üstlendi. Irak cephesi başkumandanlığına getirildi ve Kādisiye Savaşı’nda (15/636) Sâsânîler’i ağır bir yenilgiye uğrattı. Sâsânîler’in başşehri Medâin’i fethettikten sonra Celûlâ Savaşı’nı kazandı; bölgede gerçekleştirdiği fetihlerle Sâsânî İmparatorluğu’ndan gelecek tehlikeleri ortadan kaldırdı. Ardından Hz. Ömer’in emriyle Kûfe şehrini kurdu ve Kûfe valiliğini yürüttü.

         Hicretin 55. yılında Medine'de vefat etti.

 

Kutsal Mekanlar

Cebel-i Ebu Kubeys (Ebu Kubeys Tepesi)

    Günümüzde üzerinde saray inşa edilmiş olan bu tepede, bir çok önemli olay cereyan etmiştir. Peygamber Efendimizin bir parmağı ile ayı ikiye bölme (Şakkul kamer) mucizesi burada gerçekleşmiştir.

    Bu tepe Kabe’ye çok yakın mesafede olup, Safa’nın 120 metre üstünde yer almaktadır. Mekke fethedildiği zaman Hz. Bilal bu tepede ezan okumuştur. Yine Hz. İbrahim’in bu tepede halkı Hacca davet ettiği bildirilmektedir. Mekke’de ziyaret yerleri arasında Kabe’ye en yakın olan mekandır.

YORUM EKLE