Besmele çekmeden yemek yemenin bir sakınca var mı?

 Besmele ekmeğimizin bereketi ve her hayırlı işin başı olduğundan her başladığımız hayırlı işe besmele ile başlamalıyız. Yemek yemek, su içmek, ya da buna benzer bir takım nimetlerden istifade ederken de Müslüman besmele ile başlamalıdır. Zira besmele ile başlamadığımızda şeytan da o yemeğe ya da nimete ortak olmaktadır. Besmele ile başlanan yemeğe ise şeytan yaklaşamamaktadır. Nitekim sevgili Peygamberimizin hazır bulunduğu bir ortamda sahabenin birisi yemek yerken besmeleyi çekmeyi unuttu. Besmeleyi çekmeyi unuttuğunu hatırlayınca besmeleyi çekti. Rasulüllah Efendimiz de tebessüm ettiler. Sebebi sorulunca Efendimiz: “Besmelesiz yemeğe başlayınca, Şeytan da onunla yemek yiyordu. Besmeleyi okuyunca; şeytan yediklerini istifra etti.” Buyurdular.

 

    Buna göre yemek yerken besmele ile başlamalıyız. Şayet yemeğe başlarken besmeleyi unutmuşsak hatırladığımız anda baştan sona kadar Allah’ın adı ile başlıyorum demeliyiz.

 

 

 

Abdestsiz Ayetül Kürsi ve İhlas suresini okumak caiz mi?

 

       Kur’an-ı Kerimi abdestsiz tutmak ya da taşımak dinen caiz değildir. Ancak abdest yokken Kur'an-ı kerime dokunmadan ezberden okumanın bir sakıncası yoktur.

 

      Buna göre kişi abdestli olarak Ayetel Kürsiyi, ihlas suresini ya da bir başka ayet veya sureyi okuyabileceği gibi abdestiz olarak da kurana dokunmadan bunları ezberden okuyabilir. Ancak tabii ki müslümanın her daim abdestli olması ya da abdestli olarak bu kısa sureleri okuması daha evladır.

 

 

 

Bu dünyada kör olan ahirette de kör olur mu?

 

     Cennete girenler ölümsüz hayatın zevkini ve sevincini yaşarlar. Orada hastalık, ihtiyarlık, sakatlık, keder, sıkıntı ve buna benzer şeyler yoktur. Sayısız nimetler ve gençlik vardır. Yaşlanmak, ölmek, kederlenmek yoktur.

 

      Nitekim sevgili Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Cennetlikler cennete girince bir kimse şöyle seslenir: Siz cennette ebediyen kalacak hiç ölmeyeceksiniz; hep sağlıklı olacak hiç hastalanmayacaksınız, hep genç kalacak, hiç yaşlanmayacaksınız; hep nimet ve mutluluk içinde yaşayacak hiç keder ve sıkıntı çekmeyeceksiniz”

 

     Buna göre bu dünyada kör ya da sakat olan ahrette de kör ya da sakat olmayacaktır. çünkü cennette bu anlamda eksiklikler yoktur.

 

 

 

 Dalak yemek caiz mi?

 

     Yenmesi helal olan hayvanların kanı iyice boşaldıktan sonra dalak, ciğer, böbrek gibi organlarını yemek caizdir.

 

     Hayvanlar kesilince vücuttaki kanın büyük bir kısmı dışarı akar, az bir miktar da ince damarlarda kalır. İşte bu dışarıya akan kanı yemek, içmek haramdır. İnce damarın içinde kalan veya dalak ve ciğer gibi azalarda bulunan kan ise, akmış sayılmadığından et ve sakatat ile birlikte yenilmesi mubahtır.

 

       Kan yemenin haram oluş hikmeti, akan kanın pis oluşu ve insan tabiatının onu kabul etmeyişidir. Buna göre dalak, ciğer, böbrek gibi organları yemede dinen bir sakınca yoktur.

 

 

 

Falcılıktan kazanılan para helal mi?

 

       İslam dini asla ama asla fala bakmayı veya baktırmayı caiz görmez. Fala bakma ve baktırmayı dinimiz şiddetle reddetmekte, fala bakmayı haram kabul edip yasaklamaktadır. Zira İslam dininde gayp ilmini yani gizli olan ilmi ve bilgiyi ancak ve ancak Allah’u Teala bilmektedir. Allah’ın dışında hiç kimse bu ilmi bilemez. Peygamberler bile ancak Allah’ın bildirdiği kadar bir bilgiye sahiptiler.                 

 

      Dolayısıyla peygamberlerin dahi bilmediği bir bilgiyi falcıların bilmesi düşünülemez. Bundan dolayı fala bakmak ve baktırmak İslam dininde haram kılınmıştır. Hatta falcıya inanmak imani açıdan da çok tehlikelidir.

 

 

 

Günün Ayeti

 

Dünya hayatı ahiret hayatının yanında bir yol azığından ibarettir.

 

 

 

Günün Hadisi

 

İnsanların Allah'tan en uzak olanı, katı kalpli kimselerdir."

 

Tirmizî, "Zühd", 61

 

 

 

Günün Sözü

 

“Düzeltilmesi gereken bir yanlışlık, doğruluktan daha ağır bir yüktür.”

 

 Dag Hammarskjölk

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım bugünümü kazası belasız bitirmeyi bana nasip et.

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Beddua nedir?

 

 Bir kimsenin başına kötü şeylerin gelmesi için yapılan duaya beddua denilmektedir. Müslümanların olur olmaz sebeplerle birbirleri aleyhine beddua etmeleri İslâm ahlâkıyla bağdaşmaz. Hz. Peygamber, genellikle İslâm'a düşmanlık gösterenlere beddua etmemiş, onların hidâyeti için dua etmiştir (Buhârî, Deavat, 59).

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Nedir o dertler?

 

     Hz. İsa bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

 

 Hz. İsa sordu: “Nedir o dertler?”

 

 Adam şu güzel cevabı verdi:

 

 "Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."

YORUM EKLE