Bilerek besmelesiz kesilen hayvanın etini yemek caiz mi?


      Eti yenen kara hayvanlarının etlerinin helal olması için, usûlüne uygun olarak kesilmesi gerekir. Usûlüne uygun kesim, Hanefilere göre besmele çekilerek, hayvanın nefes ve yemek boruları ile şah damarının veya iki şah damarından birinin kesilmesi şeklinde yapılır.     

     Besmelenin kasten terk edilmesi hâlinde kesilen hayvanın eti Hanefilere göre haram olur. Ama unutarak terk edilirse helâldir.

     Şâfiîler besmelenin kasten terk edilmesi halinde de etin yenilebileceği görüşündedirler.

     Sığır, manda, koyun ve keçi cinsinden hayvanlar yatırılıp çenelerinin hemen altından boğazlanmak suretiyle (zebh), deve ise göğsünün hemen üzerinden kesilir (nahr) ve hayvanın kanının iyice akması için bir süre beklenilir.

      Kesimden önce bıçak ve benzeri kesici âletlerin hayvanın gözünden uzak bir yerde bilenmeleri sünnettir. Hayvanlardan biri, diğerinin gözü önünde kesilmemelidir.

 

Melekler her şeyi bilebilirler mi?

      Gayb bilgisi yalnız Allah'a mahsus olduğundan, melekler gaybı bilemezler. Ancak Allah onlara bazı konuları bildirebilir. Nitekim Kur’an’da Allah'ın Hz. Âdem’e varlıkların isimlerini öğrettiği, sonra da bunları meleklere göstererek isimlerini söylemelerini istediği, meleklerin de, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur…” dedikleri bildirilmektedir.

       Bu ayette ifade edildiği gibi melekler gaybı bilemezler ama Allah dilerse bazı konularda onlara bilgi verebilir.

 

Ezan okuma ne zaman başladı
     Namaz Mekke döneminde farz kılınmakla birlikte, ezan hicretten sonra uygulamaya konulmuştur. Medine’ye hicretten sonra, Mescid-i Nebevî’nin inşası tamamlanıp düzenli bir şekilde cemaatle namaz kılınmaya başlanınca, Hazreti Peygamber vakitlerin girdiğini duyurmak için ne yapılabileceğini arkadaşlarıyla görüşmüş, o esnada Hazreti Peygamber’e vahiyle, ayrıca sayıları yirmiye kadar ulaşan sahabeye rüyalarında bugünkü ezanın şekli öğretilmiştir. Hazreti Bilal tarafından sabah namazında, yüksekçe bir evin damında okunarak uygulamaya konulmuştur.
      Ezan, Müslümanlığın şiarı haline gelmiş müekket bir sünnettir. Ezan aracılığıyla halka hem namaz vaktinin girdiği ilan edilmekte, hem de Allah’ın büyüklüğü, Peygamberimizin O’nun kulu ve elçisi olduğu ve namazın kurtuluş yolu olduğu ilan edilmektedir.

 

Ahiret hayatı sonsuz mu?

         İnsan için şüphesiz iki hayat söz konusudur. Birincisi dünya, ikincisi ahiret hayatıdır. Dünya hayatı ruhun bedene girmesi ile başlar. Ölümle noktalanır. Ahiret hayatı da iki aşamadan meydana gelir. Ölümle başlayıp dirilişe kadar süren kabir hayatı ve dirilişten sonra sonsuza kadar devam eden ebedi hayattır.

        Yani dirilişten sonra insanlar hesabı verdikten sonra cennete veya cehenneme gidecekler ve burası onlar için artık sonsuz mekan olacaktır.

Nitekim Kur'an-ı Kerim ahiret hayatının sonsuz olduğunu çeşitli ayetlerle ifade etmiştir. Bu ayet de sadece onlardan bir tanesidir.  "İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdeler. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızk verildiğinde, Bu daha önce bize verilen rızk diyecekler. Hâlbuki bu rızk onlara benzer olarak verilmiştir. Onlar için ortada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. (Bakara 25)

      Bu ayetten de anlıyoruz ki ahret hayatı Müslüman için de kafir için de sonsuzdur.

 

Günün Ayeti

"Biz, bir imtihan olmak üzere sizi, şer ve hayırlarla sınamaktayız... Ve ancak Bize döndürüleceksiniz sonunda!"

Enbiya, 21/35.

 

Günün Hadisi

Zenginlik mal çokluğundan değildir. Ancak gerçek zenginlik gönül ve nefis zenginliğindendir.

Müslim, “Zekat,” 120.

 

Günün Sözü

Hayat bazen insanları, birbirleri için ne kadar çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır.

Paolo Ceolho

 

Günün Duası

Allah’ım hesabını veremeyeceğim hiç bir nimeti bana nasip etme.

 

Bunları biliyor muyuz?

Sebeb-i Nüzûl Nedir?

Kur'ân-ı kerîm ayet ve surelerinin nüzûl (inme) sebebi demektir.

 

Günün Nüktesi

Senin işin daha zor…

            Bir hac ibadeti sırasında Harun Reşid ve Behlül yüksekçe bir yere oturup oradan ibadet ve dua eden ve bu arada ağlayıp gözyaşı döken insan selini seyrediyorlardı.

Behlül Dana halifeyi uyarmak için yeni bir fırsat yakalamıştı.

Dedi ki:

Ey müslümanların halifesi, bütün bu ağlayıp sızlayan insanlar kendi nefislerinin günahlarının hesabını verip veremeyeceklerini bilmedikleri için ağlaşıyorlar. Hâlbuki sen kendi nefsinin hesabı yanında bütün bu insanların da hesabını vereceksin.

 

 

 

YORUM EKLE