BİLGİ BANKASI KİTAP KIRSALDAN KENTSELE

 

MUSTAFA OKUMUŞ- KIRSALDAN KENTSELE (tanıtım kitabı), 186 s., 1. Baskı  Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi. y, 2018.

Mustafa Okumuş, Kahraman Maaş’ın emektar yazarlarından biri. Şiir, deneme, öykü, araştırma konularında yazıyor./ 1932 Maraş doğumlu. 1951’de Düziçi Köy Enstitüsü’nü, 1960’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. İlköğretimde, ota öğretimde öğretmenlik yaptı, yılın öğretmeni seçildi. 1981’de emekli oldu. Yazı ve şiirleri birçok gazete ve dergilerde yayınlandı, yayınlamaktadır. Yazarın (şiir, öykü, denem, araştırma) olarak 11 kitabı yayınlanmıştır.

Kitap iki bölümden oluşuyor. 1. Bölümde; Kırsaldan Kentsele, 2. Bölümde; Kültür Sanat, Sosyal konular işleniyor. Kahramanmaraş’ın girdisini çıktısını, dünden bugüne geçirdiği evrimleri, aşamaları  ince ayrıntılarına dek veriyor. Başlı başına, Kahramanmaraş başvuru kitabı olmuş.

İster istemez Osmanlı dönemine uzanan yazar; “Osmanlılarda Anadolu övey evlat muamelesi görüyordu” diyor. Cumhuriyetin gelmesiyle Anadolu’nun  uygarlığa doğru yöneldiğini belirtiyor. Yazı devriminin gelmesiyle okuma yazma seferberliğininin başlatıldığını vurguluyor. “Bizim Karalar, Sarılar köyleri de öğretmensiz köylerdendi. 1928’de okuma yazma seferberliği, muallim-imam uygulamasıyla başladı. Köyün imamı, öğretmenlikten, imamlıktan istifa edince okul kapandı. Daha sonra 1940’ta köyde eğitmen okulu açıldı, sekiz yaşındaydım. Ahırdan bir damı okul haline getirdiler… okula başladım.”

 “Köye Milli Eğitim Müdürü geldi. Bana, “Bir şiir okur musun?” dedi. Hasan Ali Yücel’in ‘Türkü ölümden odur kurtaran/ Odur yeniden/ Türklüğü kuran/ Yaptığı ordu/ Düşmanı kovdu/… diye başlayan ATATÜRK  adlı şiirini okudum, beğenildi. Ertesi yıl üçüncü sınıfı bitirmiştim. Babam Düziçi Köy Enstitüsü’ne götürdü, diğer iki sınıfı da orada bitirdim. Sonra da Köy Enstitüsünü…”

O yılların Maraş kentini nasıl gördüğünü, camilerini, hamamlarını, sokaklarını, küçük el sanatçılarını (Bakırcılar, demirciler, dülgerler, sayacılar, ayakkabıcılar…) ayrıntılarıyla anlatıyor. “Maraş’ta sosyalleşmenin ilk öncü kurumları  Kız Enstitüsü’nün kurulmasıyla oldu” diyor. “Sonra Kız Öğretmen Okulu, Üniversite, diğer okullar kuruldu, dernekler, parklar, mesire, eğlence yerleri (…) açıldı.  Bir defasında da Cumhurbaşkanlığı Fİlarmoni  Orkestrası gelmişti. Abarabaşındaki Halkevi’nde, ya da Yeni Sinema salonunda konser vermişti. Salon tıklım tıklım doluydu… ‘Yenge kızı iki tane’yi çalınca salon ayağa kalktı, müziğe katıldı, alkışladı”

 Sanat dergileri de öyle çok değildi!  İlk olarak 1952’de Maraş Lisesi edebiyat dergisi çıkarıyor. Sonra Bahattin Karakoç’un çıkardığı Dolunay dergisiyle Maraş’a sanatsal renk geliyor. Şiir şölenleri düzenliyor, kitap basılıyor. Aşıklar, sanatçılar, bilimciler bir araya geliyor.  Tiyatrolar, sinemalar açılıyor. Ardından “Alkış, Tebessüm, Edebiyat Yaprağı, Yeni Ufuklar, Usare, Sözün Ustaları, Yalnız Ardıç, İnsan Saati, Kuyudaki Koru, Sentez, Altın Külah” dergileri yayınlanıyor. Dergilerin işlevleri, etkileri büyük oluyor. Sanat, sanatçı eliyle insanlar birbirlerine daha yakın oluyorlar, sosyalleşme daha kolaylaşıyor, daha hızlanıyor. Açıkoturumlar yapılıyor. Resim, fotoğraf sergileri açılıyor. Gazeteler kültür sanata yer veriyorlar, sosyal gelişimi anlatıyorlar. Kentin tarihsel, sanatsal, sosyal  yapısı zenginleşiyor…

(…)

Böyle böyle, anlata anlata kitabı yazıp bitirecek değilim ya?...

Alınız kitabı okuyunuz.

YORUM EKLE