Bir bayanın rahmini aldırması caiz mi?

 

       Evlilikte asıl olan insan neslinin devam etmesidir. Bu yüzden evlenecek kişilerin çocuk yapabilecek kadınları nikahlanmaları müstehabdır. Çünkü evliliğin en önemli hedeflerinden birisi çocuk sahibi olmaktır.

      Evliliğin bu yönüne dikkat çeken fakihler, kadının tıbbi bir rahatsızlığı yoksa veya doğum yapması halinde fiziki bir rahatsızlık geçirmeyecekse ister çocuğu olsun ister çocuğu olmasın fark etmeksizin o kadını temelli olarak çocuktan kesmeyi caiz görmemişlerdir. Yani sebepsiz bir şekilde ve tıbbi bir gerekçe yoksa kadının rahmini aldırmak, onu kısırlaştırmak caiz değildir

        Ancak kadının hamile kalması halinde tıbbi bir tehlike veya ölüm, sakat kalma… gibi bir hadise ortaya çıkacaksa rahmini aldırabilir. Çocuktan temelli kesilebilir.

 

İnsanın yaşadığı iyi ya da kötü her şey kaderinde var mıdır?      

      Kader ve kazaya inanmak iman altı esasından birisidir. Hayatta başımıza gelen her şey amma iyi amma kötü amma hayır amma şer her şey bir kader içerisinde tecelli etmektedir. Ancak kişi başına gelen herhangi bir olayda kaderi bahane ederek, kendisini sorumluluktan kurtarmaya çalışmamalıdır.

      Kişi, “Allah böyle yazmış, alın yazım buymuş, bu şekilde takdir edilmiş, ben ne yapayım? “ diyerek, günah işledikten sonra ya da yanlış yapıp suç işledikten sonra da kendisini suçsuz gösteremez, kaderi mazeret olarak ileri süremez. Çünkü bu fiiller, insanlar böyle tercih ettikleri için, bu seçime uygun olarak Allah tarafından yaratılmışlardır.

       Burada dileyen, tercih eden, isteyen kuldur; yaratan da Allah’tır. Kul sorumluluk doğuran fiilleri irade edendir ama yaratan değildir; zira yaratmak Allah’a mahsustur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “Allah her şeyin yaratıcısıdır.” (En’am, 6/102) buyrulmaktadır.

       Her şeyin yaratıcısının Allah olması bizim kötü ve yanlış işleri, sorumluluktan kaçarak Allah’a havale etmemize yol açmamalıdır. Bu kaderi istismar etmek olur. Ayrıca kader ve kazâya güvenip çalışmayı bırakmak, olumlu sonucun sağlanması ya da olumsuz sonuçların önlenmesi için gerekli sebeplere sarılmamak ve tedbirleri almamak, İslâm’ın kader anlayışı ile bağdaşmaz. Allah her şeyi birtakım sebeplere bağlamıştır. İnsan bu sebepleri yerine getirirse Allah da o sebeplerin sonucunu yaratacaktır. Bu da bir ilâhî kanundur ve bir kaderdir.

      Dolayısıyla kişinin “Ben ne yapayım, kaderim böyle.”  Diyerek günah ya da suç işlemesi ya da işledikten sonra kaderi suçlaması doğru değildir.

 

Çamur olmuş elbise ile kılınan namaz geçerli olur mu?

      Namazın şartlarından birisi de necasetten temizlenmektir. Namaz kılacak kişinin elbisesinde, bedeninde ve namaz kılacağı yerde, kan, idrar, şarap, dışkı... gibi namaza engel necasetler bulunmamalıdır.

        Tesettüre uymak ve temiz olmak şartı ile iş elbisesi ve pijama ile namaz kılınabilir. Bu itibarla, yağmurdan dolayı çamur olmuş veya tarlada, bağda çalışmaktan toz, toprak, çamur olmuş ya da işin cinsine göre iş elbisesinde oluşan madeni yağlar, pas ve benzeri kirler namazın sıhhatine engel değildir. Bu şekilde kılınan namaz da dinen geçerlidir. Ancak kişi, camiye veya mescide gidecekse temiz elbise giymesi Kur'an'ın emridir.

       Örf, adet ve medeniyet gereği olarak camiye veya cemaate giden kimsenin en güzel elbiselerini giymesi cemaate saygının bir gereğidir. Gerek evde, gerek diğer yerlerde tek başına da olsa namazların temiz ve güzel bir kıyafetle kılınması, şüphesiz daha iyidir.

 

Günün Ayeti

Siz kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde şahitlik edeceğinden korkarak kötülükten sakınmıyordunuz. Fakat yaptıklarınızdan birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini zannediyordunuz.

Fussilet 41/22.

 

Günün Hadisi

Bir günaha düşmüşsen, arkasından hemen bir iyilik yap ki, o günahı siliversin.

Tirmizi, "Birr", 55.

 

Günün Sözü

Küçük adamlarla büyük işler yapılamaz.

Stuart Mill

 

Günün Duası

Allah’ım haftayı haramsız ve günahsız bitirmeyi nasip eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Rukbi Nedir?

İki kişinin karşılıklı olarak, öldükten sonra sahip olmaları şartıyla birinin malını diğerine bağışlaması yani sen ölürsen evin benim olsun, ben ölürsem evim senin olsun şeklindeki hibeleridir.

Günün Nüktesi

Beni vali yapar mısın?

Hz. Peygamberin sahabelerinden olan ve hakkı çekinmeden söyleyen Ebu Zer bir gün efendimize dedi ki:

Ey Allah’ın Resulü beni vali olarak atar mısın?

Onun yapısını ve yumuşak huyunu bilen Allah Resulü:

Eli ile Ebu Zerrin omuzunu vurarak şöyle buyurdu:

“Ebû Zer! Sen zayıf bir adamsın. İstediğin görev ise bir emanettir.

Bu emaneti ehil olarak alan ve üzerine düşeni yapanlar müstesna, aslında bu görev kıyamet gününde bir pişmanlıktır.”

Müslim, “İmâret”, 16.

YORUM EKLE