Bir nisan şakası dinen caiz mi?

Bir nisan şakası dinen caiz mi?

Yalan İslam dinin yasakladığı büyük günahlardan birisidir. Yalanın şakası da ciddisi de yasak ve haramdır. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Şaka da olsa cidden de olsa söylenen yalan yalandır”

Sevgili peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır:

“Şaka bile olsa yalan terk edilmedikçe olgun mümin olunmaz”

“Kul şaka ile de olsa yalanı, doğru bile de olsa mücadele ve münakaşayı terk etmedikçe, tam inanmış bir mümin olamaz.”

“İnsanları güldürmek için yalan söyleyen kimselerin vay haline”

Yine bir başka hadiste efendimiz şöyle buyururlar: “insanları güldürmek için yalan söyleyen kişiye yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun”

Bu hadislerden hareketle şaka ile de olsa yalan söylemek caiz değildir. Yalan ancak şu üç yerde söylenebilir.

1-Karı kocanın arasını düzeltmek

2-Arası bozulan iki kişinin arasını düzeltmek için

3- Savaşta düşmanı mağlup edebilmek için.

Buna göre bu üç sebep olmadıktan sonra yalan söylemek şaka ile de olsa caiz değildir. Bu yalanın da beyazı, pembesi ya da küçüğü büyüğü, bir nisanı yoktur. İslam’da yalan yalandır ve günahtır.     

 

Recep ya da Şaban ayında nafile oruç tutarken unutarak yemek, içmek orucu bozar mı?

Bilerek yemek içmek ve oruca aykırı olan işleri yapmak orucu bozar. Ancak unutarak bir şey yemek, içmek orucu bozmaz. Bu hususta farz, vacip, nafile oruçlar arasında bir fark yoktur. Çünkü unutma ve yanılma ile yapılan işler bağışlanmıştır.

Ama kişi unutması geçtiği anda veya “Sen oruçlusun” denildiği halde, hiç aldırış etmeden yemesine devam etse orucu bozulur.

Buna göre ister Recep, Şaban ister Ramazan olsun ister bir başka ay olsun fark etmeksizin ki nafile oruç tutarken unutarak yemek yemek ya da bir şey içmek oruca zarar vermez.

 

İslam’da geçici evlilik caiz mi?

İslam dini, evliliğin devamlı olmak üzere kurulmasını öngörmüş ve akdin sıhhati için bunu şart koşmuştur. Bu itibarla, evden uzak olmak, yolculuğa çıkmak gibi çeşitli mazeretlerle geçici veya belli bir zaman için kıyılan nikah batıldır. Bu bağlamda, geçici nikahın ücret karşılığında yapılması anlamına gelen mut'a nikahı ise, kesinlikle caiz değildir. Çünkü mut'a nikahı, bir ücret karşılığında belirli bir süre için nikahlanmaya denir. İslam’ın Arap yarımadasında ilk yayılmaya başladığı dönemde caiz olan mut'a nikahı müminin suresinin 6. ve 7. ayetlerinin inmesiyle haram kılınmıştır. Bu ayetler "övülmeye layık olan müminlerin eşleri dışındakilerden mahrem yerlerini korudukları ifade edilmektedir."

Ayrıca mut'a nikahı ile evlenen kadın, erkeğin hanımı sayılmaz. Zira, bu kadınla erkek arasında miras ilişkisi bulunmamakta, boşanma veya fesh söz konusu olmadan nikah sona ermektedir.

Hz. Peygamber de mut'a evliliği konusunda şöyle buyurmaktadır: "Ben sizin kadınlarla mut'a nikahıyla evlenmenize izin vermiştim. Ancak Allah, mut'a nikahı ile evlenmeyi kıyamet gününe kadar haram kılmıştır.  İslam dininin fıkhına göre haram olan mut'a nikahı, evlilik müessesesini, kadının onur ve itibarını da zedelemekte olup, İslam’ın temel ilke ve amaçlarına da aykırıdır.

 

Günün Ayeti

"Gerçekten Rabbimiz Allah'tır." deyip, sonra da dosdoğru olanlara gelince onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Ahkaf, 46/13.

 

Günün Hadisi

"Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, Allah için vermezse imanını kemâle erdirmiştir"

Ebu Davud, “Sünne”, 15.

 

Günün Sözü

Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti!

Yunus Emre

Günün Duası

Allah’ım bu gün bize hiçbir konuda yanlış bir karar verdirme.

 

Bunları biliyor muyuz?

Hadîs-i Mürsel Nedir?
Sahâbe-i kirâmın ismi söylenmeyip, Tâbiîn'den birinin, doğruca Resûl-i ekrem buyurdu ki dediği hadîs-i şerîflerdir. 

 

Günün Nüktesi

Bir zaman gelir ki…

Sahabeden Ebu Derda, bir ara sabah namazlarında Hz. Peygamber selâm verince, tesbih ve dualarından sonra acele ile mescitten çıkmaya başladı.

Bu hâl bir süre devam edince Hz. Peygamber sordu:
 “Ey Ebu Derda! Sen mescide herkesten önce gelir, yine herkesten sonra çıkardın.

Şimdi sana ne oldu?”
Ebu Derda :
“Ya Resulallah! Malumunuz, hurmaların dallarda olgunlaşarak yere düştüğü bir sıcak mevsimdeyiz. Komşumun avlusundaki hurma ağaçlarının dalları bizim evin avlusuna sarkmış durumda!.. Geceleri bu dallardan avluya düşen hurmalar sabaha kadar çoğalıyor. Namazdan sonra hemen çıkıp gitmesem çocuklarım kalkacak, avlumuza dökülen hurmaları yiyecekler.

Halbuki ben çocuklarıma haram yedirmemek için Allah’a söz verdim. Bu sebeple namazdan sonra beklemeden kalkıp gidiyor, çocuklarım uyanıp avluya çıkmadan, dökülen hurmaları toplayıp komşumun avlusuna bırakıyorum. Acele ile çıkışımın sebebi budur.” diye cevap verdi.
Efendimiz buyurdular ki:
“Bir zaman gelir ki, insanlar yalnız malın, paranın gelmesini düşünür, helalini ve haramını düşünmezler.”

YORUM EKLE