Çalışmak da bir ibadettir sözü doğru bir söz mü?

 

 

Çalışmak meşru bir işte olduğunda ve ibadetler ihmal edilmediğinde evet ibadettir. Yani çalışmanın ibadet olabilmesi için farzların yerine getirilmesi konusunda ihmal ve tembellik gösterilmemesi ve haramlardan kaçınılması şartına bağlıdır.    

 

     Nitekim iki namaz vakti arasında kalan diğer saatlerin, vakit namazları kılındığı takdirde bir ibadet şekline geleceği ve iki namaz arasında işlenen günahların affedileceği verilen müjdeler arasındadır.

 

      Meselenin bir başka yönü de, farzlarını yerine getiren, haramdan kaçınan kimsenin ailesi için çalışmasının da ibadet olduğudur. Bir hadislerinde kişinin kendisi, ailesi, çocukları ve hizmetçisi için harcadığı paranın birer sadaka olacağını bildiren Peygamberimiz başka bir hadislerinde de bununla ilgili olarak şöyle buyurur:

 

Allah yolunda sarf ettiğin, bir kölenin hürriyetine kavuşturulması için harcadığın, fakire sadaka olarak verdiğin, bir de ailen için harcadığın paranın hepsi hayırlıdır. Fakat bunlar içinde ailen için sarf ettiğin paranın sevabı hepsinden daha çoktur.”

 

     Buna göre farz ibadetlerini yerine getiren, günahlardan uzak kalan kimsenin meşru yani helâlinden olan çalışması ibadet hükmüne geçer.

 

 

 

Kişinin fotoğrafa karşı namaz kılması namaza zarar verir mi?

 

       Fotoğraf asmanın hükmünü ikiye ayırmak gerek. Canlıya ait fotoğraflar, cansıza âit fotoğraflar. Canlıya ait fotoğraflar, ya yaşayacak şekilde boy resmi olur yahut da yaşamayacak şekilde yarım resim olur. Boy resmini Hanefi, Şafi mezhebi başta olmak üzere asmak uygun değildir. Bu fotoğrafların olduğu mekanda namaz kılmak da mekruhtur. Yaşamayacak şekilde yarım resmi asmada bir sakınca yoktur ama o mekânda namaz kılmak ise aynı şekilde mekruhtur.

 

        Cansızlara ait manzara resimlerini duvara asmada bir sakınca yoktur.  Yani çiçek, göl ve orman manzaraları gibi görüntüler çekilebilir, evlerin belli yerlerine asılabilir.

 

       Bu itibarla, duvarlarında canlılara ait boy resimleri bulunan odada kılınan namaz mekruh olur. Namaz kılarken mekruh işlenmemesi için böyle resimler ya indirilmeli yahut da üzeri örtülerek namaza durulmalıdır.

 

 

 

Camiye giren oradakilere selam vermeli midir?

 

    Meşguliyet nedeniyle verilen selamı alma imkanı olmayanlara selam vermemek evladır. Mesela, abdest bozan, ezan ve ikametle meşgul bulunanlara, namaz kılanlara, vaaz ve nasihatta bulunanlara selam vermek mekruhtur.

 

      Bunlardan biriyle meşgul olmayıp, verilen selamı alma imkanı bulunan kimselere, cami içinde de olsa, selam vermekte bir sakınca yoktur.

 

 

 

Suyu üç yudumdan az içmede bir sakınca var mı?

 

     Suyu üç yudumda içmeyi tavsiye eden hadis-i şerifler varsa da, üç yudumdan daha az bir şekilde içmenin haram olacağına dair bir hüküm ve hadis-i şerif yoktur.

 

     Dolayısıyla suyu üç defada içmek efendimizin sünneti ve tavsiyesidir. Ancak bunu üç defada içebileceğimiz gibi bir veya iki defada da içebiliriz. Dinen de bunda hiçbir sakınca yoktur.

 

 

 

Kendisini peygamber gönderilmeyen bir toplum var mı?

 

     Kur'anı-ı Kerime göre her ümmet ve kavme peygamber gönderilmiştir. Nitekim evrensel mesaj Kur'an-ı Kerim mealen bunu şöyle ifade etmektedir: "Biz peygamber göndermediğimiz kavme azap edecek değiliz" 

 

      Bir başka ayette de "Hiçbir ümmet, millet yoktur ki, onlara korkutucu peygamber gelmiş olmasın" buyrulmaktadır.

 

      Buna göre Allah'u Teala ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’den başlayıp Hz. Peygamber ile biten peygamberler zümresini bütün ümmetlere ulaştırmıştır.

 

      Yani sadece Ortadoğuda yaşayan insanlara değil yeryüzünün bütün kıta ve coğrafyasına peygamber göndermiştir. Ancak insanlığın ilk yerleşim alanı olduğu için peygamberler en çok ortadoğuya gönderilmişlerdir.

 

 

 

Günün Ayeti

 

Namazlara riayet edin

 

 

 

Günün Hadisi

 

"Öfke şeytandandır

 

 

 

Günün Sözü

 

Adaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır.

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım bizi dünyada da ahrette de kazananlardan eyle.

 

   

 

 Bunları biliyor muyuz?

 

Gazi ne demektir?

 

    Din uğruna savaşırken yaralanan kimseye verilen bir sıfattır. Hz. Peygamber'in pek çok hadislerinde gazi ve çoğulu guzât kelimeleri, Allâh yolunda savaşanlar anlamında kullanılmaktadır. Hz. Peygamber'in hadislerinde Allâh yolunda savaşanları övmesi, şehitlik ve gazilik hakkındaki müjde ve haberleri sebebiyle Türk kültüründe, "ölürsem şehit, kalırsam gazi" tabiri ortaya çıkmıştır.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Sabırlı ol

 

     Uhud savaşında İslam savaşçılarından çoğu şahadete erişti, Hz. Hamza da o savaşta şehit düştü.

 

     Uhud Savaşı sona erdikten sonra, Medine kadınları Uhud’a doğru hareket edip Hz. Peygamberi soruyorlardı. Herkes kendi şehitlerini bırakıp Hz. Peygamber’i sorup arıyordu.

 

     Bu arada Cehş’in kızı Zeynep Hz. Peygamber ile karşılaştı ve aralarında şöyle bir diyalog geçti:

 

Hz. Peygamber-

 

Sabırlı ve tahammülü ol!”

 

Zeynep- “Ne için?”

 

Hz. Peygamber- “Kardeşin Abdullah’ın şahadetinden dolayı.”

 

Zeynep

 

- “Şahadet onun için kutlu ve mübarek olsun!”

 

Hz. Peygamber

 

- “Sabret!”

 

Zeynep

 

- “Ne için?”

 

Hz. Peygamber

 

- “Dayın Hamza’nın şahadetinden dolayı.”

 

Zeynep

 

- “Bizim hepimiz Allah’tanız ve hepimiz O’na döneceğiz, şahadet makamı ona mübarek olsun!”

 

Hz. Resulullah  biraz durduktan sonra Zeyneb’e dönerek şöyle buyurdu:

 

- “Sabırlı ol!”

 

Zeynep

 

– “Şimdi ne için?”

 

Hz. Resulullah

 

 - “Eşin Mus’ab bin Umeyr’in şahadetinden dolayı.”

 

    Zeynep bu sözü duyunca, can yakıcı bir şekilde yüksek bir sesle ağlayıp sızlamaya başladı. Bunu gören Hz. Resulullah: “Hiçbir kimse, kocanın karısının kalbinde olan yerini alamaz” buyurdu.

 

     Bu arada Zeynep; “Neden kocan için böyle ağlıyorsun?” diyenlere şu cevabı verirdi: “Ağlamam kocam için değildir. Çünkü o Peygamber’in yanında şahadet makamına erişmiştir.

 

    Beni ağlatan çocuklarımın öksüz kalışıdır.”

YORUM EKLE