Çalıştığımız elbisesi ile namaz kılmada bir sakınca var mı?

 Namazın şartlarından birisi de necasetten temizlenmektir. Namaz kılacak kişinin elbisesinde, bedeninde ve namaz kılacağı yerde, kan, idrar, şarap, dışkı... gibi namaza engel necasetler bulunmamalıdır. Tesettüre uymak ve temiz olmak şartı ile iş elbisesi ve pijama ile namaz kılınabilir. Bu itibarla, işin cinsine göre iş elbisesinde bulunan madeni yağlar, pas ve benzeri kirler namazın sıhhatine engel değildir. Ancak kişi, camiye veya mescide gidecekse temiz elbise giymesi Kur'an'ın emridir.

 

       Örf, adet ve medeniyet gereği olarak camiye veya cemaate giden kimsenin en güzel elbiselerini giymesi cemaate saygının bir gereğidir. Gerek evde, gerek diğer yerlerde tek başına da olsa namazların temiz ve güzel bir kıyafetle kılınması, şüphesiz daha iyidir.

 

 

 

Öldükten sonra kişinin amel defterine iyi ya da kötü fiil yazılır mı?

 

Kur'an-ı Kerim’de " Her canlının ölümü tadacağı" buyrulmaktadır. Hz. Peygamber de bu ahiret yolculuğunda insanın peşinden üç şey " mal, evlat, amel "in mezara gittiğini mal ve evladın geri geldiğini, geriye sadece insan amelinin kendisi ile mezara gireceğini söyler.

 

       Ayrıca ahiret günü ameli kötü olan bir çok kimse, Allah'tan muttaki kul olmaları için kendilerini tekrar dünyaya göndermesini istemektedir. Ama bu istekleri olumlu cevap bulamayacağından herkes bu dünyada yaptığı ile karşı karşıya kalacaktır.

 

       Kişi ahiret gününde kendi yaptığı ile karşı karşıya kalmakla beraber amel defteri de kapanır. Yani kendisinin bu deftere olumlu ya da olumsuz bir şey yazdırması söz konusu değildir. Ama dolaylı yoldan amel defterine bir şeyler yazdırması söz konusu olabilir. Hz. Peygamber bunu veciz bir sözünde şöyle ifade etmektedir:

 

"Kişi öldüğünde ameli kesilir, amel defteri kapanır. Ancak arkasında hayırlı evlat, onunla amel edilen ilim ve sadakai cariye bırakan kimsenin amel defteri kapanmaz."

 

       Yani hayırlı evlat babasının, anasının arkasından hayır-hasenat, Kur'an okuma, okutma, topluma yararlı bir birey... gibi güzel işlerle uğraştıkça babasının ve anasının amel defterine bunlar yazılır. Baba hayattayken insanların faydasına olan ilmi öğrettiği için insanlar o ilimden faydalandıkları sürece amel defterine sevap yazılır.

 

       İnsan hayattayken Sadaka-i Cariyeye vesile olmuş ya da  ( Yol çeşme, Cami, okul...) yaptırmışsa buradan insanlar yararlandıkça o ölenin hanesine hayır hasenat yazılır.

 

      Özetle insan öldüğü zaman amel defteri kapanır ama saydığımız bu üç unsur o defteri tekrar açtırır. Hepimiz bu üç unsuru arkamızda bırakma gayreti içinde olmalıyız.

 

     Aynı şekilde kişi bir günaha vesile olmuşsa o günah işlendikçe amel defteri açılır ve ona da günah yazılır.

 

 

 

Başı açık olan bayan namaz kılsa namazı geçerli, olur mu?

 

    İslam dininde her ibadetin sorumluluğu ve ifası ayrıdır. Aynı şekilde ihmal ve cezası da ayrıdır.  Namaz ibadeti erginlik çağına gelmiş her erkek ve kadın Müslüman’a farzdır. Aynı şekilde erginlik yaşına gelmiş bir bayanın da başını örtmesi farzdır. Yani hem namaz hem de başı örtmek bayana farzdır.

 

   Farz olan bu iki ibadeti yapmak bayana farzdır. Bu iki farzdan hangisini yaparsa sevabını alır. Yapmadığı ibadetten dolayı da günaha düşer.

 

    Buna göre başı açık olan bir bayan başını örtmediği için günahkar olur. Ancak başını örtmemekle birlikte namazda tesettüre riayet etmek kaydı ile namazını kılmasında bir sakınca yoktur. Sakınca olmadığı gibi kıldığı namaz da namaz kılan her müslümanın namazı gibi geçerlidir.  

 

 

 

Hanımı ölen kimsenin baldızı ile evlenmesi caiz midir?

 

     Karısı ölen bir kimsenin baldızı ile evlenmesi dinen caizdir. Baldız ile evlenme geçici bir haramlıktır. Yani evli bir kimsenin hanımı hayattayken hanımının kız kardeşi ile evlenmesi caiz değildir.

 

     Ancak hanımının vefatından ya da boşanmasından sonra baldızı ile evlenmesinde dinen bir sakınca yoktur.

 

 

 

Günün Ayeti

 

Evlerinize girdiğinizde kendinize, ailenize Allah katından bereket esenlik ve güzellik dileyerek selam verin.

 

 

 

Günün Hadisi

 

Şakada olsa yalan söylemeyin

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım bu gün bana hiçbir organımla sana asi olmayı nasipetme. Sana hakkı ile kulluk edip şükredenlerden eyle.

 

 

 

Günün Sözü

 

Sevinç kapısının anahtarı sabırdır.

 

William Wymark Jacobs

 

 

 

Bunarlı Biliyor muyuz?

 

Nafile nedir?  

 

Farz ve vacip olmayan, yapıldığında mükafat verilen, fakat terk edildiğinde ceza gerektirmeyen şeylerdir. Farz ve vacip dışında kalan sünnetlere de nafile denilir.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Günah işleme şartları…

 

 Halk arasında İbrahim Etem diye söylenen İbrahim’in babası Ethem, Belh sultanıydı. Sultan babasının yerine geçerek Belh hükümdarı olmuştu İbrahim.

 

Bir gün bir meçhul adamın teklifsizce sarayına girip kapının yanına oturduğunu görüp “Burası han değil, ne işin var burada?” diye çıkışınca meçhul adamın düşündüren cevaplarıyla karşılaştı.

 

- Senden evvel burada baban Etem vardı, ondan önce de öteki hükümdar oturuyordu. Ondan önce de bir başkası vardı. Bunların hepsi de burada bir müddet kalıp gittiler, şimdi de bir müddet kalma sırası sana geldi. Söyler misin burası yolcuların bir müddet dinlenip de gittiği han değil de nedir? Meçhul adam, “İşte benim istirahat müddetim de bitti, ben de gidiyorum.” diyerek çıkıp gözlerden kayboldu. Belh hükümdarı İbrahim Etem, Hızır diye kabul ettiği bu meçhul zatın uyarısından sonra artık sarayını da, tahtını da terk ederek kendini tümüyle İslami hizmete verir. Kendini iyice yetiştirir, gençleri de yetiştirmeye başlar. İşte bu sırada gelen gencin biri İbrahim Etem’e sorularını şöyle sorar:

 

– Nefsim beni günaha girmeye zorluyor, nefsime nasıl karşılık vereceğimi bilemiyorum, ne tavsiye edersiniz bana? der.

 

İbrahim Etem de kendine mahsus üslubuyla cevap verip açıklama yaparak der ki:

 

– Önce günaha girmenin şartlarını hatırlat nefsine. Günaha girme şartlarını yerine getirebilirse günaha girebileceğini söyle, der. Genç heyecanlanır.

 

- Günaha girmenin şartları da mı var? Öyle ise o şartları söyle de hemen yerine getireyim, der.

 

İbrahim Etem de anlatır günaha girmek için yerine getirilmesi gereken üç şartı.

 

- Birincisi der, içinde günaha girme duygusu başlayınca kendisine karşı günah işleyeceğin Zat’ın mülkünden dışarıya çık, günahı orada işle! Sonra geri dönüp gel!..

 

- Bu mümkün mü, der genç. Her yer O’nun mülküdür. Mülkü olmayan yer yoktur ki, oraya gideyim de günahı orada işleyip döneyim!..

 

- Öyle ise der İbrahim, hem mülkünde oturacaksın hem de mülkün sahibine karşı gelmekten utanmayacaksın; senin gibi civanmert bir gence yakışır mı böyle saygısızlık?..

 

- Genç, sen ikinci şartı söyle, der. Onun mülkünün dışına çıkmam mümkün değildir.

 

İbrahim Etem de ikinci şartı anlatır:

 

- Öyle ise der, kendisine karşı günah işleyeceğin zatın verdiği rızkı da yememeye karar ver, ondan sonra ona isyana niyetlen!.. Genç, düşünmeye başlar:

 

– Bu da mümkün değil der. Ben Allah’ın verdiği rızkı yemeden yaşayamam ki?

 

– Öyleyse der İbrahim Etem, hem mülkünde oturacaksın, hem verdiği rızkı yiyeceksin hem de O’na karşı günah işlemekten utanmayacaksın, buna akıllı, insaflı civanmert bir gencin vicdanı razı olur mu?

 

– Olmaz, der genç. Sen üçüncü şartı söyle de bir de ona bakalım. İbrahim Etem de günah işlemenin üçüncü şartını söyler:

 

İçinde günah arzusu kıpırdayınca hemen O’nun görmediği gizli bir yere git, günahı görmediği gizli bir yerde işle. Sonra geriye dönüp gel!..

 

– Genç, bu şartta der, öteki şartlar gibi imkânsız. O’nun görmediği bir yer var mı ki gidip günahı orada gizlice işleyeyim de sonra dönüp geleyim?.. İbrahim Etem de sözlerini şöyle bağlar:

 

– Öyle ise der, benim civanmert evladım, hem mülkünde oturacaksın, hem verdiği rızkı yiyeceksin hem de görmediği gizli bir yer bulamayacaksın, yine de ona karşı günah işlemeyi göze alacaksın, imanlı, insaflı, civanmert bir gence yakışır mı böylesine isyan ve itaatsizlik?

 

Genç, daha fazla dayanamaz, iki elini birden kaldırarak bağırmaya başlar:

 

– Teslim oldum ey İbrahim teslim! der. Bundan sonra nefsim beni günaha zorlayınca haykırarak diyeceğim ki:

 

- Ey nankör nefis, utanmıyor musun, mülkünde oturduğun, verdiği rızkı yediğin, görmediği gizli bir yeri bulamadığın Allah’a karşı açıkça, alenen isyan bayrağı çekip de nankörce günah işlemeye?

YORUM EKLE