Cemaatle kılınan namazlarda Fatiha neden bazı vakitlerde gizli bazı vakitlerde ise açıktan okunmaktadır.


Namaz, farzkılındığı ilk dönemlerde eda edilirken Mekke müşrikleri bunu alaya alarak Müslümanlar aleyhine kullanıyorlardı.  Öyle ki müşrikler Hazreti Peygamber ve Müslümanlar cemaatle namaz kıldıkları vakit namaza yaklaşıyor, okunan âyetleri dinliyor, sonra uzaklaşıp okunan ayetlerle alay ediyorlardı. Hattâ âyetlerle kendi düzmece şiirlerini de karıştırıyor, insanları yanıltmaya uğraşıyorlardı.

Müşriklerin namazda sesli okunan âyetleri dinleyip alay mevzuu etmeleri Müslümanları ve Resûl-i Ekrem Hazretlerini üzüyordu.  Bunun üzerine gündüz namazlarında gizli, gece namazlarında ise sesli okuma emri geldi.

Rasulüllah Hazretleri, öğle ve ikindi namazlarında sessiz okumaya başladı. Bundan sonra yine toplanan müşrikler, artık, bir şey işitemiyor, istihza edecek okuyuş duyamıyorlardı.

Akşam namazlarında ise yemekte bulunuyorlar, yatsı ve sabahta da uykudan ayrılamadıklarından dinlemeye gelemiyorlardı. Böylece gündüz namazları gizli okuyuş sebebiyle onların eziyetinden kurtulurken, gece namazları da meşguliyetleri sebebiyle mahfuz kalıyordu. Ancak Cuma ve Bayram namazlarında, gündüz olduğu halde, yine sesli okuna gelmiştir.

Çünkü Cuma namazı Resûl-i Ekrem Efendimizin Medine’ye hicreti haftasında farz kılınmıştır. Bayram namazları ise daha sonra Medine hayatının ikinci senesinden itibaren vâcip olmuştur.

Böylece bu namazların kılındığı devrede müşriklerin eziyeti söz konusu değildi. Müslümanlar kuvvet bulmuş, Medine halkı duruma hâkim olmuş, Cuma ve Bayram namazlarındaki okuyuşlarıyla alay ettirecek zâfiyetten kurtulmuşlardır.

Ancak Mekke müşriklerinin ilk Müslümanlara neler ettiklerinin bilinmesi için, durum kıyâmete kadar yaşayacak insanların ibretine sunulmuş, gündüz namazlarında gizli okunması emri bu hikmetle bırakılmıştır. Elbette başka hikmetleri de vardır. Ancak müşriklerin ilk Müslümanlara yaptıklarını hatırlamak bakımından bundaki ibretler akla ilk gelendir.

 

İbadetini yapmayan kimsenin kazandığı paradan yeminin bir sakıncası var mı?      

Dinen, koca ailenin reisidir ve evinin nafakasını temin etmekle yükümlüdür. Kazanç yollarının meşruluğuna riayet etmek yani helal lokma kazanıp çoluk çocuğuna ekmek getirmek onun sorumluluğundandır. Dolayısıyla helalinden bir rızık temin edip getiriyorsa sevabı, haramdan kazanıp getiriyorsa kocanın vebalı ve günahı olur. Bu anlamda kadının bu kazançta günahı veya sevabı yoktur.

Dini emirleri yerine getirse koca görevini yerine getirmiş olur bundan da sevabını alır. Ama koca namaz, hac, zekat… gibi dini görevlerini yerine getirmiyorsa ya da içki, kumar, faiz… gibi Allah’ın haram kıldığı bir fiil yapıyorsa bunlar yanlış ve günah olmakla beraber rızkına ya da kazancına bir zarar vermez. Yani kazandığı para helal ise günah işlemekle bunu haramlaştırmaz. Yaptığı iş kazandığı ekmek haram ise namaz kılması bunu helalleştirmez.

Dolayısıyla koca dini görevlerini ihmal ederek bir şey kazanıyorsa kadının bunda bir günahı yoktur. Bu kazançtan da yemesinde bir sakınca yoktur, vebali kocaya aittir.

 

Emekli ikramiyesine zekat düşer mi ? 

İkramiye miktarı dinen zenginlik ölçüsü sayılan nisab (80.18 gr.altın karşılığı para) miktarına ulaşmış ve üzerinden de bir yıl geçmiş ise zekât vermeniz gerekir.

Ancak üzerinden bir yıl geçmemiş ise ya da nisap miktarına ulaşmamış ise zekat vermek gerekmez.

 

Günün Ayeti

Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın hışmına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? Varış yeri olarak ne kötüdür orası

Al-i İmran, 2/162.

 

Günün Hadisi

Kur'an okuyun. Zira Kur'an, kıyamet günü Kur'an ehline şefaatçi olarak gelecektir."

Müslim, "Müsâfirîn", 252.

 

Günün Sözü

Hepimiz ölümün nişanlısıyız

Cenap Şahabettin

 

Günün Duası

Allah’ım işlerimize kolaylık, kalplerimize genişlik, sofralarımıza bereket ver.

 

Bunları biliyor muyuz?

Dirayet Tefsiri nedir?

Kur'ân ayetlerini, ayetler ve hadislerle tefsir etmekle yetinmeyip dil, edebiyat, din ve çeşitli bilgilere dayanılarak, akıl ve içtihatla yapılan tefsire denir. Dirayet tefsirine rey tefsiri de denir.

 

Günün Nüktesi

Söyle ey Nefis...

Şam yakınlarında Mute’de, hicretin sekizinci yılında, on bin kişilik İslam ordusu ile yüzbin kişilik haçlı ordusu karşı karşıya gelirler Savaş başlamıştı ve şiddetli bir şekilde devam ediyordu.

Abdullah bin Revaha yaralıydı, arkadaşı Cafer’in şehid edildiğini öğrenince bulunduğu yerden ayağa kalktı, atına bindi ve tekrar çarpışmaya başladı. Dışarıdaki düşmanların yanı sıra içinde ki düşmanla da aynı anda savaş ediyordu İçinde ki düşman bir ara ona;

-"Dön geri Dünyayı sen mi düzelteceksin? Bak arkadaşlarının öldüğü gibi birazdan sende öleceksin Oysa Medine’de seni ömür boyu mutlu edecek hurma bahçelerin var Bununla birlikte seni bekleyen bir ailen var Sana hizmet eden kölelerin var”

Abdullah bin Revaha, içindeki düşmanı şöyle diyerek mağlup etti

-“ Eşini mi düşünüyorsun?

O zaman bil ki; ben onu boşadım.

Artık onu düşünemezsin.

Köleler mi?

Haberin olsun ben onların hepsini azat ettim.

Medine’de bulunan bağ ve hurmalıklara gelince, onların hepsini Resul-ü Ekrem’e hediye ettim. Söyle ey nefis başka diyeceğin bir şey kaldı mı?”

YORUM EKLE