Coronavirüsten dolayı cuma namazını terk etmek caiz mi?

            Cuma namazı, şartlarını taşıyan her mükellefin yerine getirmesi gereken farz bir namaz ve Müslümanların bayramıdır.  Normal dönemlerde şartlarını taşıyanlar bunu kılmakla mükelleftir. Ancak bazı durumlar var ki cuma namazının farziyetini düşürmektedir. Hastalık da bunlardan biridir.

            Ağır hasta olup Cuma namazına gittiği takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından korkan kimse Cuma namazına gitmeyebilir.

            Aynı şekilde bulaşıcı hastalık da cuma namazına gitmemek için dini bir mazeret olarak kabul edilmektedir. Buna göre, koronavirüs hastalığının görüldüğü ülkelerde yaşayan Müslümanlar cumaya gitmeyebilir. Cuma namazı yerine evlerinde öğle namazını kılabilirler. Yetkili otoritelercehastalığın yayılmaması için cuma namazı kılınmaması şeklinde karar alınması halinde, cuma ile mükellef olan kişilerden cuma namazı kılma sorumluluğu düşer yani cumayı kılmak farz olmaktan çıkar. Cuma yerine öğle namazını kılar.

 

Cuma namazını kılamayan öğle namazını sünnetleriyle birlikte mi kılar?

    Cuma namazı farz olan ve şer’i bir mazeret olmadıkça terk edilemeyen temel ibadetlerden birisidir. Kişi cuma namazını meşru bir sebepten dolayı kılamamışsa yolculuk, ağır hastalık gibi… o zaman Cuma namazının yerine öğle namazını kılar. Öğle namazını da her gün kıldığı öğle namazı gibi farz ve sünnetlerle beraber kılar.

 

Başka bir memlekette ölen kimsenin Gıyâbî cenaze namazını kılmada bir sakınca var mı?

        Bir kısım İslam bilginlerine göre, cenaze namazı kılınabilmesi için cenazenin hazır bulunması gerekir. Bununla birlikte genel kanata göre hazır bulunmayan cenaze için gaib, namaz kılınabilir. Zira Hz. Peygamber, Necâşî'nin cenaze namazını gıyabında kıldırmıştır. Onun için gaip namazını kılmada bir sakınca yoktur.

 

Okunan Kur’ân-ı Kerimin sevabı hayatta olan bir insana bağışlanabilir mi?

    Bir Müslüman diğer Müslüman kardeşine çeşitli şekillerde yardımda bulunur. Bu yardımların bir kısmı maddî şekilde olduğu gibi, daha güzeli ve tesirli olanı manevi yardımdır. Meselâ dualarında onun bağışlanmasını, günahının affolunmasını, Allah’ın rızasına ermesini ister.

        Tahiyyatta iken “Allah’ım, beni, ana-babamı ve bütün müminleri bağışla” manasında yaptığımız dua bunun bir yapacağı en iyi yardımın, ona gıyabında yaptığı dua etmek olarak ifade eden Peygamberimiz müminlerin manevi açıdan birbirlerine destek olmalarını tavsiye etmektedir.

        Diğer taraftan, hayatta olan insan rahmete, duaya ve sevaba ölmüş gibi muhtaçtır. Çünkü hayattaki kişi, devamlı surette şeytan, nefis ve çevresiyle mücadele halindedir. Mü’min kardeşleri onun manen imdadına yetişir, duaları, ibadetleri ve sevaplarıyla onu desteklerse bu mücadeleyi kazanma ihtimali kuvvet bulur.

        Kur’ân ise bu hususta en büyük şefaatçi ve destekçidir. Bir insanın din kardeşine Kur’ân’ı şefaatçi yaparak dua etmesi ve onun sevabını bağışlaması kadar güzel ne vardır? Böyle bir yardımlaşmanın olmamasını düşünmek, mü’minler arasındaki manevi bağların, irtibatların mevcut olmadığını iddia etmek olur.

 

Günün Ayeti

Allah, insanları günahlar yüzünden hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı.

Fâtır, 35/45.

 

Günün Hadisi

“İnsanoğlunun etrafını doksan dokuz çeşit belâ çevirmiştir. Bunların hepsinden kurtulsa bile, yakasını ihtiyarlığa kaptırır”

 (Tirmizî, "Kıyamet", 22)

 

Günün Sözü

Hak ile meşgul olmasan batıl seni meşgul eder.

İmam Şafiî

 

Günün Duası

Allah'ım bizi, ailemizi, ülkemizi, milletimizi ve bütün insanları afet, bela, musibet ve bulaşıcı hastalıklardan koru.

 

Bunları biliyor muyuz?

Aynel Yakin nedir?

    Duyu organlarının deney ve gözlemlerine dayanarak elde edilen bilgiye denir.

 

Günün Nüktesi

Zehir...

       Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisininde kişiliği tamamen farklıdır buda onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır.

       Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev onun ve kayınvalidesi ile arada kalan eşi içinde cehennem haline gelmiştir.

Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kadın doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ilaç hazırlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek , böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kadına kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler.

        Sevinç içinde eve donen Li-Li yaşlı adamın dediklerini aynen uygular . Her gün en güzel yemekleri yaparak kaynanasının tabağına azar azar zehiri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranıyordu. Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi davranıyordu. Evde artık barış rüzgarları esiyordu.

Genç kadın kendisini ağır bir yük altında hissetti yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tuttu ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir için yalvardı, Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordu. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran Li-Li ye baktı ve kahkahalarla gülmeye başladı.

     Sevgili Li-Li dedi ;

Sana verdiklerim sadece Vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça oda dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı böylece siz gerçek bir ana kız oldunuz dedi.

Eski bir Çin atasözü şöyle der ;

Gül veren elde gül kokusu kalır.

Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.

YORUM EKLE

banner2