Denizden çıkan bütün balık çeşitlerini yemek caiz mi?

            Kur'an-ı Kerim'de denizden elde edilen yiyeceklerin helal olduğu bildirilmektedir. Nitekim yüce mevla Kur'an'ında mealen şöyle buyurmuştur: "Deniz avı yapmak ve onu yemek size helal kılındı." (Maide 96) Hazret-i Peygamber de "onun suyu temiz, ölüsü helaldir." buyurmuştur.

            İslam fıkııları bu nasslara dayanarak bütün balık türlerini yemeği caiz görmüşlerdir. Bu konuda görüş birliği olmakla beraber balık türleri dışında kalan midye, kalamar, yengeç, karides gibi deniz ürünlerini yemek Hanefi mezhebi fıkıılarına göre haram, Hanefi mezhebi dışındaki Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre ise helaldir.

 

Alkol satan bir kimseden alış veriş yapmak caiz mi?     

       İçkiyi imal etmek, satmak, satın almak, aracı olmak haramdır. İçki satan kimseden helal olan bir şeyi satın almak ise İslam hukukuna göre haram değil caizdir. Fakat caiz olması alınması gerektiğine de delalet etmez. İçki satan yerlerden alışverişte bulunmak, onların bu faaliyetlerinin devamına bir destek manasına gelir. Çünkü bizim yaptığımız alışverişten yapmış olduğu kârla bu kişi aynı zamanda içki de alabilmekte ve onu satabilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de:  “Günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayınız” buyrulmaktadır.

Biz mü’minler ayetin bu irşadıyla hareket edip neticesinde günaha yardım manasını taşıyan bu alışverişten uzak durmalıyız. Allah’ın haram kıldığı bir nesneye dolaylı olarak da olsa yardımda bulunmak sorumluluğu gerektirir. Zira ayet açıktır. Hadisi şerifte ise şöyle buyrulur: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) içki ilgili olarak on kişiye lanet etti: "(Hammaddesinden şarap yapmak maksadıyla) sıkana ve sıktırana, içene ve ikram edene, (imalâthaneden veya depodan, toptancıdan perakendeciye veya tüketiciye kadar) taşıyana ve taşıtana, satana ve satın alana, bağışlayana, bunun parasını yiyene." (Tirmizî, Büyû 59) 

      Görüldüğü üzere içkinin imalatından tüketilmesine kadar bu işe önayak olan herkese Efendimiz lanet etmiştir. Bu noktadan hareketle her ne kadar bu on sınıf içerisinde olmasa da içki satan yerlerden alışveriş yapmak suretiyle dolaylı yollardan da olsa bir günahın işlenmesine yardımda bulunmamaya çalışmalıyız.

       Buna göre başka yerden alış veriş yapma imkanımız varsa içki satan bir dükkandan alış veriş yapmamız caiz değildir. Fakat başka bakkal yoksa, başka yerden alış veriş yapma imkanımız yoksa içki satan bakkaldan alış veriş yapmamızda bir sakınca yoktur.

 

Borçtan menfaat elde etmek caiz mi?

    Borç verip bu borçtan dolayı bir gelir elde etmek faizdir. Çünkü verilen para borç verilmiştir. Borç da bir menfaat celbetmemelidir. Şayet borçtan bir menfaat sağlansa dinen bu uygun değildir. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu hususta bir hadisinde mealen şöyle buyurmaktadır: “Menfaat celbeden her borç faizdir.” 

    Ancak verilen para borç değil de kar zarar karşılığında çalıştırılmak üzere verilmişse ve bu paradan bir kar elde edilmişse bu paradan gelen geliri almada bir sakınca yoktur. Tabi aynı şekilde bu para çalıştırılırken zarar olmuşsa onu da paylaşmak gerekir.

 

Ölüler mezarlıkta verdiğimiz selamı duyarlar mı?

        Hz. Peygamberin Mezarlıkları ziyaret etti ve bu ziyaretlerinde de ölülere selam verdiği dini kaynaklarımızda vardır.  Efendimizin ayrıca mezarlıklarda şu duayı okuduğu kaynaklarda vardır: "Ey Mü'minler yurdu, siz bizden önce gittiniz. İnşallah biz de size ulaşacağız."

         Sevgili Peygamberimiz bu sözü ile hem ölülere dua etmiş hem de yaşayanları ölüm konusunda uyarmıştır.

         Aynı şekilde Hz. Peygamber Bedir'de ölenlere seslendiğinde, seni duyuyorlar mı ey Allah'ın resulü, diye soran Hz. Ömer'e "Onlar beni senden daha iyi duyuyorlar"  diye cevap vermiştir. Dolayısıyla ölüler mezarları ziyaret edildiği vakit kendilerine selam verildiğinde dua ve Kur’an okunduğunda bizi duyarlar ama cevap veremezler.

 

Günün Ayeti

Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın.

 

Günün Hadisi

Yalan kişiyi günaha; günah da Cehenneme götürür.

 

Günün Duası

Allah’ım kıldığımız namazları, okuduğumuz Kur’anı, verdiğimiz sadakayı bizlere şefaatçi eyle.

 

Günün Sözü

Savasın iyisi, barısın kötüsü yoktur.

Benjamin Franklın

 

 

Bunları biliyor muyuz?

Kamet Nedir?

    Farz namazlardan önce, namazın başladığını bildiren ve ezan lafızlarına benzeyen sözlerdir. Ezandan farklı olarak, "hayya ale'l-felâh" cümlesinden sonra, "kad kâmeti's-salât" cümlesi eklenir.

 

 

Günün nüktesi

Sizi haksız olarak cezalandırmışım

     Zevzen Sultanının çok kıymetli bir veziri vardı. Ahlâkı güzel, fenalığı sevmez, herkes hakkında iyilikte bulunurdu.

     Bir gün nasılsa, padişahı gücendirecek bir davranışta bulundu. Öfkelenen hükümdar vezirin mallarına el koydu ve işkence yapılmasını emretti.

     Cezalandırılan vezir, türlü işkencelere mâruz kaldıktan sonra, cezasının geri kalanını zindanda geçirmesi için gönderildi. Bunu haber alan komşu hükümdarlardan biri ona gizli bir mektup yollayarak, “Sizin gibi kıymetli bir kişinin değerini takdir edemeyerek hürmetsizlikte bulundular. Eğer aziz hatırınız bizim tarafımıza rağbet gösterirse, lâyık olduğunuz hürmet ve saygıda kusur edilmez ve memleketimin ileri gelenleri, sizin gibi yüksek bir şahsiyetin, aralarında bulunmasıyla övünç duyarlar. Bu konuda olumlu cevabınızı bekliyoruz” yazdı.

      Vezir, mektubu okuyunca endişeye düştü ve bunda gizli bir maksat olduğunu anladı, hemen kâğıdın arkasına kısa bir cevap yazarak gelen adamla gönderdi.

      Bunu haber alan hükümdarın adamlarından biri padişaha koştu. “Mahpus veziriniz, yabancı hükümdarlarla mektuplaşıyor” dedi. Padişah son derece hiddetlenerek işin araştırılmasını emretti.

      Neticede ihbarın doğru olduğu anlaşıldı. Mektupçuyu yakaladılar, padişahın huzuruna getirdiler ve mektubu, gizlediği yerden bulup çıkardılar. Mektupta şöyle yazıyordu: “Büyüklerin, hakkımda gösterdikleri teveccüh ve sevgi, değerimin çok üstündedir, teşekkür ederim.” Bununla beraber emrinizin kabulü bence imkânsızdır. Çünkü eskiden beri bu hanedanın nimetleriyle beslendim, hakkımda ortaya çıkan küçük bir şikâyetten dolayı velinimetime vefasızlık etmek elimden gelmez, mazeretimin kabulüyle affınızı rica ederim.”

Padişah, bu yüksek ve temiz duygudan çok memnun oldu. Mahkûmu derhal zindandan çıkartarak çok güzel ağırladı, çeşitli ikramlarda bulunup memuriyetine iade etti ve, “Sizi haksız olarak cezalandırmışım” diyerek özür diledi.

     Vezir dedi ki: “Efendim! Kulunuzun kaderinde böyle bir musibet yazılıymış. Bunun sizin elinizle gelmesi, benim için bir nimet teşkil eder ki üzerimde ödenmez haklarınız vardır.”

     Halktan sana bir zarar gelse sen onu Haktan bil. İnsanların dostluğu da düşmanlığı da kendilerinden değil hep Allah’tandır. Gerçi ok yaydan çıkar, lâkin onu atan ok değil, yay tutandır.

YORUM EKLE