İncefikir; “Narenciyeyi vuran sıcaklar doğal afet kapsamına alınmalı”

ışın meydana gelen zirai don ve Yaz mevsiminde yaşanan aşırı sıcakların doğal afet olduğunu ve üreticilere büyük zararlar verdiğini belirten Seyhan Ziraat Odası Başkan Vekili Cahit İncefikir, “Geçtiğimiz ay meydana gelen aşırı sıcaklar narenciyede 80-90’lar seviyesinde bir zarara neden oldu. Bu bir afettir ve desteklemesi gerekir. Çünkü her ne kadar önlem alsanız da doğal yaşanan bu durum gelip sizi vuruyor” dedi

İncefikir; “Narenciyeyi vuran sıcaklar doğal afet kapsamına alınmalı”

(ÖZEL HABER)

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) – Kışın meydana gelen zirai don ve Yaz mevsiminde yaşanan aşırı sıcakların doğal afet olduğunu ve üreticilere büyük zararlar verdiğini belirten Seyhan Ziraat Odası Başkan Vekili Cahit İncefikir, “Geçtiğimiz ay meydana gelen aşırı sıcaklar narenciyede 80-90’lar seviyesinde bir zarara neden oldu. Bu bir afettir ve desteklemesi gerekir. Çünkü her ne kadar önlem alsanız da doğal yaşanan bu durum gelip sizi vuruyor” dedi

Türkiye'de üretilen yaklaşık 4 milyon ton narenciyenin büyük çoğunluğunun yetiştirildiği Çukurova'da, narenciye üreticisi, ürünlerinde geçtiğimiz Mayıs ayında yaşanan 4 günlük aşırı sıcaklar nedeniyle meyve dökümünün yanı sıra, taze filiz kuruması ile karşı karşıya kaldı.

Bu gelişmeler karşısında rekolte endişesi yaşayan üreticiler, her yıl doğal olarak Haziran ayında meydana gelecek olan dökümler ile birlikte sorunun daha da büyük olacağından endişe duyuyor.

Konu hakkında konuşan Seyhan Ziraat Odası Başkan Vekili Cahit İncefikir, yaşanan bu olay karşısıdna ihracatta sıkıntılar olabileceğine değinerek, “Son 5 yıldır yaşanmayan aşırı sıcak hava dalgası, bu yıl narenciyeyi zayıf dönemde yakaladı. Yaklaşık 4 gün süren ve 50 dereceleri bulan sıcaklıklar, poyraz ile birlikte ağaçlardaki ürünün dökülmesine neden oldu. Hatta bazı türlerde neredeyse ürün kalmadı desek yeridir. Örneğin erkenci portakal, mandalina ve bazı limonlarda yüksek döküm oldu. Bu durum sezonda verimde düşüş olacağını gösteriyor” dedi.

Erkenci ürünlerin zarar görmesinin en çok ihracatın yapıldığı Rusya pazarı için önemli olduğuna değinen İncefikir, “Bu erkenci türler Fas, Tunus gibi ülkelerin piyasaya giremediği dönem olan 10.ncu ayda hasat edilen ve Rusya’ya gönderilen önemli bir ürün. Limonda ise en çok etkilenen Enterdonat türüdür. Bu limonda Dünyanın en fazla üretimi 450 bin ton ile Türkiye’dedir.

Meyve kabuğu düzgün, açık yeşil renkte ve parlak, çekirdek sayısı azdır. Kabuğunun kalın olması ve tüketim alışkanlıklarına uygun bulunması nedeniyle Avrupa ve Rusya’da çok talep gören bir türdür. Büyük bir bölümü ihraç edilir. Eylül’de başlayıp Aralık ayına kadar gider bir süreçte hasat edilir. Erkenci bir tür olması ve yurt dışı talepler nedeniyle çok alıcısı vardır” diye konuştu.

Aşırı sıcak veya soğukların da dolu gibi doğal afet olduğunu ve bu bağlamda üreticilerin zararlarının karşılanması gerektiğine dikkat çeken Seyhan Ziraat Odası Başkan Vekili Cahit İncefikir şöyle konuştu;

“Enterdonat limon, dış etkenlere karşı çok hassas bir türdür. Çetin geçen Kış mevsiminde ve Yaz aylarında ise çok aşırı sıcaklardan etkilenir. Ülke olarak Dünyada en çok söz sahibi olduğumuz bir tür olması ile bizim için çok önemlidir.

Ülkemizde elma ile üzümden sonra en fazla yetiştirilen ve aynı zamanda en çok ihracatı yapılan meyve turunçgillerdir. Ticari anlamda üretim incelendiğinde gerek Türkiye, gerekse dünyada portakallar, limonlar, mandarinler ve altıntoplar en çok üretimi yapılan türlerdir.

Turunçgillerin yetiştiriciliğini sınırlayan en önemli etken sıcaklıktır diyebiliriz. Gerek düşük, gerek yüksek sıcaklıklar meyve verimliliği ve kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Hava sıcaklığı tehlikeli noktaya düşmediği halde kışın don zararı görülebilir.

Narenciye ağaçları 12-13º C de gelişmeye başlar. 25-26º C de en hızlı gelişme olur, 32º C den sonra yavaşlar ve 39º C de durur. Tomurcuk, çiçek ve küçük meyveler sırasıyla yanar. Yüksek sıcaklıkta aşırı su kaybı yaprakların ölümü ve meyve dökümüne neden olur. Aşırı rüzgâr buharlaşmayı arttırır.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan aşırı sıcaklarda nerdeyse bomboş ağaçlarla karşılaştık diyebiliriz. Meyve daha nohut büyüklüğünde olduğundan dolayı çok etkilendi. Eğer belirli bir olgunluğa erişmiş olsaydı, bu kadar etkilenmezdi. Bugün karşı karşıya kaldığımız yüzde 80-90’lar değil de, yüzde 20-30’larda zarar olurdu. Bahçelerin sulanmış olduğu günlere denk gelmiş olsaydı zarar bile görmeyebilirdi.

Yaz dönemlerinde Haziran ayında biz üreticilerin artık klasikleştiği bir dönemimiz var. Korkumuz şuan içerisinde bulunduğumuz Haziran ayında da geçtiğimiz 4 günlük sıcaklarda az hasar görenlerin de döküm yapması bizi endişelendiriyor.

Yaşadığımız bu sıkıntı ileride özellikle yurt dışına ihaç ettiğimiz önemli tür olan Enterdonat limonumuzda miktar azlığı olacak. Rakip ülkelerde bizde yaşanan sıkıntı yok ise onlara adeta gün doğacak ve rekoltenin düşük olması her koşulda biz üreticileri etkileyecektir. Sadece ‘Mayer’ türü limonda verimin iyi olduğu ve etkilenmemiş olması bize bir nevi moral veriyor.

“NE KADAR BİLİMSEL ÖNLEM ALSANIZ DA, DOĞA GELİR ALIR”

Tarım, bugün tüm Dünya ülkeleri için çok önemli bir sektördür. Tarımdaki desteklemeler o nedenle çok önemlidir. Tarım sektörü çok farklı ve risklidir. Çünkü siz ne yaparsanız yapın, doğal afetleri kestiremediğiniz için önlem de alamıyorsunuz. Örneğin kendim bir üretici olarak bahçemde bugüne kadar 5 çeşit ve 4 kez dökümü engelleyecek, gelişimi daha çok artıracak gübrelemesini yaptırdım. Ancak hiçbir işe yaramadı ve meyvelerim döküldü. Yani siz ne kadar bilimsel davranırsanız davranın doğa gelir alır götürür.

“SICAKLAR DA DOĞAL AFET”

Burada devletin devreye girmesi gerekiyor. Devlet Destekli Tarım Sigortaları(TARSİM)’nın bunu bir afet olarak görmesi desteklemesi gerekir. Çünkü siz gerekli tüm önlemleri alıyor ve sizin dışınızda gelişiyorsa bu bir doğal afettir. Nasıl bir dolu yağdığında doğal afet olarak görülüyorsa, ürüne zarar veren ve ani gelişen aşırı sıcak hava dalgası da doğal afettir. Bundan dolayı üreticiler desteklenmelidir.

“GİRDİLERDE ÇOK ARTIŞ VAR”

Tarımda girdiler yüzde 300’lere varan seviyede çok ciddi şekilde arttı. Ayrıca riskleri çok olan tarımda doğal afetlerin olması veya olmasına bakmaksızın gerekli tüm bakımları, önlemleri almak zorundasınız. Girdiler hep olacaktır. Ancak maliyetlerin artması üreticileri geriye götürmekte ve elini ayağını sektörden çekmektedir. Bu ülkemiz için iyi bir gelişme değildir.

Bugün hem daha tasarruflu, hem de topraklarımızın korunması açısından modern sulama sistemi olan ‘Damla Sulama’ sistemlerinin artık her tarafta kullanıldığını görüyoruz. Üreticimiz her konuda artık tarımız bilinçli yapıyor. Bu ülkemiz ve çiftçimiz için iyi bir gelişme. Ancak üretici damla sulama yaparken, hem elektrik parası, hem de su ücreti ödüyor. Suyu kendi arazisinde yer altından çekiyor.

“KAZANAMAYN ÜRETİCİ, ÜRETİİMDEN VAZGEÇİYOR”

Ülkemizde zamanla artık bazı ürünlerin yetiştirilmesinden kaçınıldığını görüyoruz. Çünkü kazanamayan çiftçi üretimden vazgeçiyordur. Arazisi boş bırakması üretici için de zor bir durumdur. Çünkü hem geçim kaynağını kaybediyor, hem de yıllarca emek vererek aldığı arazisini kullanamıyor. Çiftçilerimiz desteklenmeli, kazanamazsa kepenk kapatacaktır. Dolayısıyla gerekli destekler verilmezse, üreticilerimiz ekmeyecektir”

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2019, 14:50

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER