Obezite ve beslenme

Obezite, dünyada özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uzman Diyetisyen Fadime Şenses, çağımızın önemli hastalıkları arasında yer alan obezitenin yaşam süresini ve kalitesini olumsuz yönde etkileyen kronik bir hastalık olduğunu belirterek, “Obezite, günümüzde hızla artan, vücuttaki yağ miktarının normalden fazla olması sonucu ortaya çıkan, yaşam süresini ve kalitesini olumsuz yönde etkileyen kronik bir hastalıktır” dedi.

Obezite ve beslenme

Serhat Şanlı / ÖZEL HABER

ADANA (İLKHABER) - Obezite, dünyada özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor.

Dünyada, özellikle gelişmiş ülkelerde; aşırı, yanlış beslenme, hareketsiz yaşam ve çevresel faktörler nedeniyle obezite görülme sıklığı her geçen gün giderek artıyor. Günlük alınan enerjini harcanan enerjiden fazla olması, vücutta fazla miktarda yağ depolanmasına dolayısıyla kilo alımı sonrasında da obeziteye kadar gidebiliyor.

Vücuttaki yağ miktarının normalden fazla olması sonucu ortaya çıkan, yaşam süresini ve kalitesini olumsuz yönde etkileyen kronik bir hastalık olan obezite ile mücadelede her geçen gün artan bitkisel besin destekleri, yanlış kullanımı sonucu beraberinde başka sağlık sorunları da getirebiliyor.

Uzman Diyetisyen Fadime Şenses, çağımızın önemli hastalıkları arasında yer alan obezitenin yaşam süresini ve kalitesini olumsuz yönde etkileyen kronik bir hastalık olduğunu belirterek, “Obezite, günümüzde hızla artan, vücuttaki yağ miktarının normalden fazla olması sonucu ortaya çıkan, yaşam süresini ve kalitesini olumsuz yönde etkileyen kronik bir hastalıktır. Normal şartlarda yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının yüzde 15-18’i, yetişkin kadınlarda da yüzde 20 - 25’i yağ dokusundan meydana gelmektedir. Yetişkin erkeklerde bu oranın yüzde 25’i geçmesi ve yetişkin kadınlarda yüzde 30’u geçmesi durumunda obezite durumu meydana gelmiş olur“ dedi.

Vücut ağırlığını, besinlerle alınan enerji ile vücudun harcadığı enerjinin birbirine eşit olmasıyla dengede tutulabileceğine değinen Şenses, “Eğer alınan enerji harcanan enerjiden fazla ise vücutta fazla miktarda yağ depolanır ve bu durum obeziteye neden olur. Obezitenin saptanmasında en yaygın kullanılan yöntem beden kitle indeksi (BKI)’dir. Bu değer, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun karesine bölünmesi ile bulunur. BKI(Beden Kitle Indeksi) = KİLO (kg)  /  (BOY)2 (m2)” diye konuştu.

Doğru beslenerek ve düzenli egzersiz yaparak şişmanlığa yakalanma riskinin azaltılabileceğine dikkat çeken Uzman Diyetisyen Fadime Şenses, şu önerilerde bulundu;

“BKI(Beden Kitle Indeksi)’nin 25-29,9 arasında olması kişinin kilolu olduğunu 30 ve üzeri olması ise obez olduğunu gösterir. Vücut ağırlığının, kas oranının, yağ oranının ve bunların vücuttaki dağılımının değerlendirilmesi gereklidir. Bu nedenle bio elektrik empedans sistemi denilen ve vücut bileşimini analiz eden özel bir tartı kullanıyoruz. Tabi verilen kiloların vücuttaki fazla yağlardan olması çok önemli.

Genetik, Enerji Alımı ve harcamasındaki dengesizlik, yanlış beslenme alışkanlıkları, yüksek kalorili gıdalarla beslenme, hareket azlığı, Hormonal dengesizlikler, Psikolojik problemler, Kullanılan bazı ilaçlar, çok düşük kalorili diyetler olarak sıralanabilir.

Tabi beden ağırlığının düzenlenmesinde hormonal ve sinirsel faktörler kalıtımsaldır. Yağ hücrelerinin sayısı, büyüklüğü ve bedenin belirli bölgelerine dağılımı ile dinlenme metabolik hızı (bazal metabolizma hızı) kalıtımla ilintilidir. Tabi evdeki beslenme alışkanlıkları da çocukların beslenmesini önemli ölçüde etkiliyor. Yapılan araştırmalar anne ve babası kilolu olan çocukların kilo almaya daha yatkın olduklarını gösterdiği saptanmıştır.

Fazla kilolu olma yani şişmanlık, enerji alımının uzun süre harcanandan çok olması sonucudur. Enerji alımındaki fazlalık, aşırı yeme, yağlı ve şekerli besinleri tercih etme şeklindeki yeme davranışından kaynaklanabilir. Fiziksel aktivitenin azalması da şişmanlığın bir diğer nedenlerindendir.

İşte bu bağlamda doğru beslenerek ve düzenli egzersiz yaparak şişmanlığa yakalanma riskimizi azaltabiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta enerji, karbonhidrat, protein, yağ, posa, vitamin ve mineral yönünden yeterli ve dengeli bir beslenme uygulanmasıdır.

Yüksek tansiyon,  kalp damar hastalıkları, kolesterol yüksekliği, Tip 2 diyabet riskini arttırmaktadır. Beden ağırlığının daha da artması ise bazı kanserlerin, eklem ve safra kesesi hastalıklarının oluşumu veya ilerlemesi için risk faktörüdür.

Sağlıklı beslenme kişiye özel olmalı,  ilaç ve cerrahi müdahaleler doktor tarafından uygulanmalıdır. Dünya sağlık örgütü standartlarına göre, haftada verilecek miktar, haftada 500 gram - 1 kg olmasını önermektedir. Kilo vermek ve verilen kiloları korumak çok önemli. Kiloda yüzde 5’lik bir kayıp bile kronik hastalıklara yakalanma riskimizi önemli ölçüde azaltır.

Doygunluk hissimiz yemeye başladığımız andan itibaren ilk 15 dakika içinde oluşur. Eğer 5 dakikada yemeğimizi bitiriyorsak, geri kalan 10 dakikada ihtiyacımız olandan fazlasını tüketebiliriz. Hızlı yemek aynı zamanda iyi çiğnemediğimiz için mide rahatsızlıklarına ve insülin salınımında ani değişikliklere neden olabilir. Yemeğimizi yavaş yemek daha sağlıklıdır.

Akşam geç saatlerde de yemek yemek kilo aldırır. Çok geç saatlerde yemek enerji harcamamız yavaşladığı için kilo alımını kolaylaştırır. Maydanoz suyu zayıflatmaz ancak ödem atımını kolaylaştırır. Vücuttan fazla suyu atar.

Elma sirkesi çok faydalıdır. En çok sabah suya eklenerek aç içilmesi önerilir. Ancak kilo verdirici özelliği yoktur. Kilo vermek için değil ama sağlık için kullanılabilir. Ancak kişinin mide ile ilgili problemleri varsa sıkıntı yaratabilir. Meyveleri yemek aralarında kullanmak yani ara öğün olarak daha doğru olacaktır.

Aç kalmak metabolizmayı yavaşlatır. Uzun açlıklar metabolizmada kıtlık sinyallerinin çalmasına ve yemeye başladığımızda fazla tüketmemize ve tükettiğimiz gıdaların daha kolay depolanmasına neden olur. Bu nedenle azar azar ve sık sık beslenmek daha iyi olur.

Vücut en az enerjiyi uyurken harcamaktadır. Bu nedenle yatma saatimizden en az 1 buçuk saat önce bir şeyler tüketmek daha doğru olacaktır. Tabi kalorisi yüksek bir gıda tercih ediyorsanız vücut bunu harcayamayacağı için depolayacaktır. Metabolizmamızı en kolay hızlandırma yöntemi yürüyüş veya egzersiz yapmaktır. Günlük düzenli yürüyüşler yapmak, planlı bir şekilde bir egzersiz programı uygulamak yararlı olur.

Obezite tanısının konması, tedavi süreci ve başlanacaksa ilaç kullanımı mutlaka hekim kontrolünde yürütülmelidir. İnsanlar sağlıklı kilo vermek yerine daha kısa zamanda daha zahmetsiz kilo vermek uğruna birçok sağlıksız yöntemler kullanmayı tercih edebiliyorlar.

Günümüzde aktarlarda, güzellik salonlarında, eczanelerde, internette çok sayıda bitkisel besin destekleri satılmaktadır. Mucize zayıflamanın en etkin yolu olarak ilaç adı altında piyasaya sürülen  'bitkisel besin desteği' ürünlerin birçoğu, ilaçlarda olması gereken Sağlık Bakanlığı onayına sahip değillerdir. Bitkisel olanın doğal olduğu düşüncesinin cazibesiyle kişilere çok kolay ulaştırılan bu ürünler sanılanın aksine yan etkiler yönünden de zararsız değillerdir.

Tıbbi ilaçlar üzerinde yapılan klinik çalışma ve deneylerden geçmedikleri için de güvenilirlikleri çok zayıftır. Bitkisel içerikli bu ürünlerin çoğu da kafein içeriklerinden dolayı metabolizma hızlandırıcı etki gösteriyor zannedilse de, ileri ki dönemde ortaya çıkabilecek birçok ağır hastalığın habercisi niteliğindedirler. Hİpertansiyon, dehidratasyon, akut böbrek veya karaciğer yetmezliği gibi ciddi yan etkileri bulunan bu ürünlerin yerine, tıbbi beslenme tedavisi(yani diyet) ve egzersiz uygulanması daha doğru bir yoldur”

nurten


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER