Dinen haram ya da yasak olan bir madde ile tedavi olmak caiz mi?

İslam bilginlerine göre haram maddelerle tedavi bazı durumlarda caizdir. İslam bilginleri başka çare kalmaması halinde ve Müslüman bir tabibin tavsiye etmesi halinde dinen yenilmesi içilmesi haram olan bir madde ile tedaviyi dinen uygun görmüştür.

Bu konu ile ilgili İslam fıkıh doktrinde bira örneği çok verilip örnek gösterilmekte. Taş düşürmek için başka alternatif yoksa ve bunu güvenilir bir tabip tavsiye ediyorsa fıkıhçılar tedavi için biranın içilebileceğini söylemişlerdir.

 

Cilde veya tırnaklara yapışan veya sürülen maddeler abdest ve gusle engel olur mu?

Gusül veya abdest alırken, yıkanması gereken organların kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması gerekir. Aksi halde gusül veya abdest geçerli olmaz. Dolayısıyla, gusledecek veya abdest alacak kimsenin bedeninde veya abdest organlarında suyun ulaşmasına engel olacak bir madde bulunmamalıdır.

Ancak mesleğini icra ederken tırnaklarının arasına boya giren boyacı veya tırnaklarının arasına çamur girip de çıkartamayan çiftçi ve benzeri meslek sahipleri bundan müstesnadır.            

Buna göre bir meslek gereği olmayan bir nedenden dolayı bedene ya da tırnağa bir cisim yapışmış ise bu cisim temizlenmeden abadest ve gusül eksik kalır.

Fakat meslek icabı bu cisimden kaçınma imkanı olmayan meslek erbabının cildine yapışan ve tırnak aralarında kalan hamur, mum, zamk, boya vb. şeyler abdest ve gusle engel olmaz.

 

Faizin haram olmasında ne gibi hikmetler vardır?

Faiz yasağı İslam’ın temel ilkelerinden biridir. Nitekim Kur'an'ı Kerim'de faiz yasağına değişik üslup ve anlatım tarzıyla birden çok yerde temas edilmektedir. "Ey İman edenler, kat kat faiz yemeyin Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz." (Al-i İmran 130), "Faiz yiyen kimseler tıpkı şeytan çarpmış kimseler gibi çarpılmış olarak kalkarlar. Onların bu hali, alışveriş de faiz gibidir, demelerindendir. Oysa Allah ticareti helal, faizi haram kılmıştır..." (Bakara 275-279) Ayetleri bunlardan sadece bir kaç örnektir.

Söz konusu bu ayetler ve peygamberin hadislerinde şiddetle kınanan ve ortaya koyulan faiz yasağı İslam iktisadının hem ana öğelerinden birisi, hem de makul bir gereğidir.

İslam bilginleri faiz yasağını şu gibi sebeplere bağlamaktadır:

-İslam servetin atıl bırakılmamasını, üretim ve yatırım dışında tutulmamasını istemekte.

-İslam temel üretim faktörü olarak "emek"i kabul etmiş sermayenin risk ve zarara katlanmadan tek başına kazanç aracı olmasını hoş görmemiştir.

İslam sermayenin faiz yolu ile tek bir zümrede toplanmasına hoş bakmamıştır.

-İslam ahlak anlayışında yardımlaşma ve dayanışma vardır. Zekat gibi, sadaka gibi, infak gibi, oysa faiz tam bunun tersidir. Yardımlaşma ve dayanışma karşılıksız değil, bilakis menfaate dayanmakta.

-İslam ticaret ile faiz arasındaki ilişkiye atıfta bulunarak ticaretin helal, fazin haram olduğunu vurgulamıştır. Çünkü ticaret üretken olup, toplumda emeğe ve sermayeye dengeli bir pay verir, Paranın akışını hızlandırır, belli istihdam imkanları ortaya çıkarır. Faiz ise üretken değil tek taraflı çıkar sağlayan haksız bir kazanç olup sömürmektedir.

 

Günün Ayeti

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Haşr, 59/18.

 

Günün Hadisi

“Allah her sorumlu kimseyi sorumlu olduğu şeyi korudu mu yoksa zayi etimi diye soracak, hatta kişiyi eşi ve çocuklarından sorguya çekecektir.”

 

Günün Sözü

Dertli insanın gönül evi duman içindedir; derdini dinlersen o eve bir pencere açmış olursun. Hz. Mevlana

 

Günün Duası

Ya rab, bizi nimetlerinden mahrum bırakma fakat verdiğin nimetleri de bize azgınlık sebebi yapma.

 

Bunları biliyor muyuz?

İhtida Nedir?
Kişinin İslâmiyet'i seçerek Müslüman olması demektir.

 

Günün Nüktesi

İyilik ve Kötülük...

Abdullah İbn Mes’uddan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

“Bir söz ve işte doğruluk varsa hayra ve üstün iyiliğe götürür. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah indinde sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir.

Yalan söylemek yoldan çıkmaya (fucûr) sürükler. Fucûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah indinde yalancı (kezzâb) diye yazılır.”

Buhari, “Edeb,” 69.

YORUM EKLE