Dinen yasak olan bir hususta adakta bulunmak caiz mi?


     Adak, bir kimsenin dinen yükümlü olmadığı ibadet cinsinden bir şeyi kendisine vacip kılmasını ifade eder. Kur'an-ı Kerim'in değişik yerlerinde verilen sözün tutulması emredilir. Ayrıca kişinin yaptığı adağa uygun davranması iyi kulların vasıfları arasında sayılmaktadır.

      Hz. Peygamber de hadislerinde Allah'a itaat kabilinden adakların yerine getirilmesini emretmiş Allah'a isyan veya masiyet kabilinden olan konularda adakta bulunulmamasını, şayet yapılmışsa buna uyulmamasını istemiştir.

      Buna göre İslam fıkhında bir ilke olarak haram olan bir adak yerine getirilemez. İçki içme, zina yapma, hırsızlık yapma adağı… gibi. Ama Allah'a isyan ve masiyet olmadığı sürece yapılan adak yerine getirilmelidir.

 

Haram para kazanan kocanın kazancından hanım ve çocukları dinen yiyebilir mi?  

      Dinen, koca ailenin reisidir ve evinin nafakasını temin etmekle yükümlüdür. Kazanç yollarının meşruluğuna riayet etmek yani helal lokma kazanıp çoluk çocuğuna ekmek getirmek onun sorumluluğundandır. Dolayısıyla helalinden bir rızık temin edip getiriyorsa sevabı, haramdan kazanıp getiriyorsa kocanın vebalı ve günahı olur. Bu anlamda hanımının ya da çocuklarının bu kazançta günahı veya sevabı yoktur.

       Dini emirleri yerine getirse koca görevini yerine getirmiş olur bundan da sevabını alır. Ama koca namaz, hac, zekat… gibi dini görevlerini yerine getirmiyorsa ya da içki, kumar, faiz… gibi Allah’ın haram kıldığı bir fiil yapıyorsa bunlar yanlış ve günah olmakla beraber rızkına ya da kazancına bir zarar vermez. Yani kazandığı para helal ise günah işlemekle bunu haramlaştırmaz. Yaptığı iş kazandığı ekmek haram ise namaz kılması bunu helalleştirmez.

      Dolayısıyla koca dini görevlerini ihmal ederek bir şey kazanıyorsa kadının bunda bir günahı yoktur. Bu kazançtan da yemesinde bir sakınca yoktur, vebali kocaya aittir.

 

Gözleri görmeyen kimse Cuma namazına gitmek zorunda mı?

            Cuma namazının kişiye farz olması için, kişide farz namazında aranan şartlardan başka  erkek, hür, mukim ve mazeretsiz olması gerekir. Âma olan kimse mazereti olan kimselerin gurubunda yer almaktadır. Mezheplerin ittifakı ile âma olan kimseyi camiye götürecek kimse yoksa cuma namazı kendisine farz değildir. Çünkü Kur'an-i bir ilkedir. "Hiç kimse gücünün fazlasından sorumlu değildir."

            Fakat gözleri görmeyen kimseyi camiye götürecek kimse varsa cuma namazına gidip gitmeyeceği tartışma konusu olmuştur. Ebu Hanife, Şafii, Malikiye göre cuma namazı yine farz değildir. Ebu Yusuf ve Muhammed'e göre ise âma olan kimseyi camiye götürecek kimse varsa  bu kişiye cuma namazı farzdır.

 

 

Günün Ayeti

“Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Çünkü O her şeyi işitir ve bilir.”

(Fussilet, 41/36.)

 

Günün Hadisi

"En hayırlınız, kendisinden hayır  umulan ve şerri dokunmayacağı hususunda emin olunandır; en şerliniz  de kendisinden hayır ümit edilmeyen ve şerrinden de emin olunmaya kimsedir."

Tirmizî, "Fiten", 76.

 

Günün Sözü

Alışkanlıklar bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler.

AGUSTİNE

 

Günün Duası

Allah'ım bizi faydalı ve hayırlı insanlarla karşılaştır. kötü ve hayırsız insanlardan koru.

 

Bunları biliyor muyuz?

Delîl-i Zannî Nedir?

Manası açıkça anlaşılmayan, tek bir manaya, delâlet etmeyen ayet ve tek bir Sahâbî tarafından bildirilen, manası açık hadîs-i şerîf demektir.

 

Günün Nüktesi

Böyle Korunur...

            Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder.

            Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak:

-Seni tebrik ederim yavrum, der.

            Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın.

            Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin!

 

YORUM EKLE