Dövme yaparak para kazanmak caiz mi?

 İslam dini, Allah’ın yarattığı şekli değiştirecek şekilde insanın bedeninde değişiklik yapmayı yasaklamış ve haram kılmıştır. Dövme yaptırmak da fıtrata yönelik bir değiştirmedir. Bu yüzden Hz. Peygamber dövme yapana da yaptırana da lanet etmiştir.

  Dövme yapmak ve yaptırmak haram olduğundan, dövme yaparak para kazanmak da dinen uygun değildir. Dolayısıyla dövme yaparak para kazanmak caiz değildir.

 

Kadına bir daha çocuk sahibi olmaması için tıbbi bir müdahalede bulunmak caiz mi?    

      Evlilikte asıl olan insan neslinin devam etmesidir. Bu yüzden evlenecek kişilerin çocuk yapabilecek kadınları nikahlamaları müstehabdır. Çünkü evliliğin en önemli hedeflerinden birisi çocuk sahibi olmaktır.

      Evliliğin bu yönüne dikkat çeken fakihler, kadının tıbbi bir rahatsızlığı yoksa veya doğum yapması halinde fiziki bir rahatsızlık geçirmeyecekse o kadını temelli olarak çocuktan kesmeyi caiz görmemişlerdir. Yani sebepsiz bir şekilde ve tıbbi bir gerekçe yoksa kadının rahmini aldırmak, onu kısırlaştırmak caiz değildir

 

        Ancak kadının hamile kalması halinde tıbbi bir tehlike veya ölüm, sakat kalma… gibi bir hadise ortaya çıkacaksa rahmini aldırabilir. Çocuktan temelli kesile bilir.

 

 

 

Her hangi bir olay için fala bakmak caiz mi?

 

             İslam, tevhit dinidir. Tevhit ise, Allah'ın birliğine, eşi, benzeri, ortağı ve dengi olmadığına inanmaktır. Tevhîd inancı, yalnız Allah'a ibadet edilmesini ve sadece O’ndan yardım istenilmesini gerektirir.

 

            Tevhit inancı, aynı zamanda insanları, korkulan veya sevilen güç ve varlıklara tapmaktan men eder. Tapınmayı ve ibadeti tek yaratıcı olan her şeyin sahibi Allah’a has kılmayı emreder. Asıl yardımın ise sadece Allah’tan beklenmesi gerektiğini onlara bildirir. Zira, rahmeti her şeyi kuşatan, her şeye gücü yeten, istediğini istediğine veren ve duaları kabul eden O’dur.  

 

             Nitekim insanları karanlıktan aydınlığa çağıran kalplere şifa, Kur’an-ı Kerim’de Allah’u Teala kendisini bize mealen şöyle tanıtmaktadır: “Rabbiniz Allah işte budur. O’ndan başka ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır, o halde O’na kulluk ediniz. O, her şeye vekildir.”

 

            Tarihin birçok devresinde insanlar tevhit akidesinden ve inancından uzaklaşşlardır. Tevhit akidesinden uzaklaşan bazı insanlar, yanlış yollara sapmışlar, saptıkları gibi kâhinlerden, medyumlardan ve falcılardan yardım beklemeye başlamışlardır. Daha acı olanı ise ne yazık ki, günümüzün en gelişmiş ve en medenî milletleri arasında bile, hâlâ kâhinlere, medyumlara ve falcılara inananlar bulunmakta onlardan medet ummaktadır. Hoş kelin ilacı olsaydı başına sürerdi. 

 

            Fal, gelecekten haber vermek, kaybolanı bulmak, kader, kısmet açmak ve talihi anlamak için kahve, iskambil kâğıdı, bakla ve benzeri şeylere bakarak anlam çıkarmaktır.

 

            Bu konuda İslâm’ın hükmü kesindir. Dinimiz falı da falcılığı da yasaklamıştır. Çünkü gaybı ancak ve ancak Allah bilir bunda da zerre kadar bir şüphe yoktur. Değil medyumlar, falcılar, kâhinler… Peygamberler bile Allah’ın bildirdiği, vahyettiği bilgiler dışında bir şey bilmeleri mümkün değil.  Nitekim Kur'an-ı Kerimde bu konuda şöyle buyrulmaktadır: "Gayb'ın anahtarları Allah’ın indindedir. Onları, ancak O bilir", "Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a mahsustur."

 

          Buna göre, falcıların, medyumların ve kâhinlerin gayb'ı bilmeleri mümkün değildir. Falcılar ne yaparlarsa yapsınlar, neye bakarlarsa baksınlar, yaptıkları iş, söyledikleri söz, hiç bir zaman gerçeği yansıtmaz.

 

          Fal baktıranlar çaresiz, falcılar da hayâlci kimselerdir. Şayet falcıların söyledikleri doğru çıksaydı, bunlar başkalarına avuç açmaz ve üç beş kuruş menfaat temini için, falcılık yapmazlardı. Zaten falcılar, daha çok hayalden hoşlanan zayıf iradeli kimseleri aldatırlar.

 

Fal açtırmak, cin çağırmak, kurşun döktürmek, kahve telvesinde ikbal aramak, İslâm’ın ve aklın reddettiği fevkalade yanlış şeylerdir. Buna tevessül edip inanmak ise dinen sakıncalı bir inançtır.

 

          Fal ve falcılık, çağımıza kadar ulaşş olan hurafelerden ve batı işlerden biridir. Elimizde; çağlara ışık tutan Kur'an gibi mukaddes bir kitabımız ve onun açıklayıcısı Hz. Peygamberin hadisleri varken, Allah’ın onay vermediği ve hoş görmediği yanlış işleri yapmak akıl kârı değildir. Sevgili Peygamberimiz, muhtelif hadislerinde bizleri, bu gibi işlere teşebbüs etmekten, böyle hayalcilere başvurmaktan ve insanları güven bunalımına düşüren her davranıştan sakındırmaktadır.

 

         Bize düşen kuvvetli imanlı olmak ve bu imanı da güzel amellerle süsleyip böyle hezeyanlara inanmamak aklın, bilimin ve İslam’ın nurlu ışığı peşinden koşmaktır.

 

 

 

 

 

Günün Sözü

 

Yaşlandığında çocuğundan bekleyeceğin şey, senin babana yaptığındır.

 

PITTACUS

 

 

 

Günün Ayeti

 

Ey insanlar! Kur'an size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet olarak geldi

 

 

 

Günün Hadisi

 

Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım benim zulüm,  hata ve günahlarımı affet.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Hedefi göremeyen başaramaz

 

     Florence Chadwick, hem Fransa'dan İngiltere'ye, hem de İngiltere'den Fransa'ya yüzerek Manş denizini her iki yönde geçen ilk bayan yüzücüydü. Bir ideali daha vardı. Catalina Adasından California sahiline kadarki 21 millik mesafeyi yüzen ilk bayan olmak istiyordu. Ama bu iş hiç de o kadar kolay olmayacaktı.

 

Yılın en sıcak günlerinden 4 Temmuz'da bile, yüzeceği denizin suyu insanın bedenini uyuşturacak kadar soğuktu. Hava o denli sisliydi ki, yüzücü kendisine eşlik eden tekneleri zorlukla seçebiliyordu. Üstelik o bölgede köpek balıklarına rastlanıyordu.

 

      Florence soğuğa ve köpek balıklarına rağmen tam 15 mil yüzdü. Teknede bulunan annesi ve antrenörü "Başaracaksın! Az kaldı!" diye bağırıyorlardı. Televizyonlarının başında onu seyreden milyonlarca insan, başarısı için dua ediyordu. Sonra 5 mil daha yüzdü. Hatta California sahillerine sadece yarım mil kaldı. Teknedekilerin bütün teşviklerine rağmen kendisini sudan çıkarmalarını istedi. Herkes hayal kırıldığı içindeydi. Sadece birkaç kulaçlık bir mesafe kalmışken, başarılı yüzücü vazgeçmişti.

 

      Florence Chadwick, daha sonra başarısızlığının nedenini şöyle açıkladı;

 

"Önümde hiçbir şey göremiyordum. Karayı görebilseydim, başarabilirdim!"

 

Onu durduran ne soğuk, ne on altı saat süreyle kulaç atmanın yorgunluğu, ne de köpek balıklarıydı. Başarısızlığına hedefini görememesi neden olmuştu!

YORUM EKLE