Dua ve Hz. Peygamberin Dua Örnekleri…

Dua ve Hz. Peygamberin Dua Örnekleri…

       İnsan, Kur’an’ın ifadesi ile en şerefli varlık ve yegane akıl sahibi mahluktur. İnsan aynı zamanda Allah’ın yeryüzündeki halifesi konumundadır.

       Bütün bu sıfatları kendinde barındıran insan, dağların ve taşların taşıyamadığı emaneti kendisi üstlenmiştir.

  Yüce Mevla insana bu meziyetleri vermekle beraber ona bir takım görevler de yüklemiştir. Bunların en önemlisi ve birincisi Kur’an-i ifade ile: “Allah’a ibadettir.”(Zâriyât, 51/56)

       Sayısız nimete karşı Allah’ın insana böyle bir görev yüklemesi kadar doğal bir şey olamaz. Bir imtihan sahası olan bu dünyada Allah’u Teala insanları sınava tabi tutarak bu sınavdaki durumlarına göre ahirette bir yer vermektedir.

       Bir imtihan sahası olması hasebiyle bu dünyada insan, bazen fakir bazen zengin, bazen mutlu bazen sıkıntılı, bazen hasta bazen de sıhhatli… olabilmektedir.  Bunun yanında, insanın yaşam koşullarına ve felsefesine göre bitmez istek ve ihtiyaçları olabilmektedir.

   İşte bütün bu hallerde insan, yardım görecek, halini arz edecek birisini ister. Böyle bir atmosferde insana manevi anlamda en yakın kişi şüphesiz hallerin kendisine sunulduğu insana herkesten hatta insanın kendisinden de manen yakın olan Allah’tır.

   Nitekim bu Kur’an-ı Kerimde: “Allah, insana şah damarından daha yakındır.”(Kâf, 50/16) Şeklinde ifade edilmiştir.

   İnsanın bütün hallerini gören ve bilen Allah, Kur’an-ı Kerimde insanın çaresizlik içinde,  zor şartlarda kendisinden yardım dilemeyi ve de bütün bunlar için dua etmeyi istemektedir. Öyle ki: “Kullarım beni soracak olursa muhakkak ki ben onlara pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm.” (Bakara, 2/186) Mealindeki ayetinde dua edeceklerin duasına icabet edeceğini vaat etmektedir.

   Yaratıcıdan bir hacet isteme vesilesi olan dua aynı zamanda insanın Allah’a iman ettiğini gösteren önemli alametlerden biridir.

    Nitekim Kur’an-ı Kerimde dua müminlerin temel vasıflarından birisi olarak sayılmaktadır. Dua İslam inancında müminlerin bir vasfı olduğu gibi aynı zamanda bir ibadettir.

    Dua bir ibadet olduğu için bütün Peygamberlerin hayatında ona rastlamaktayız.

   -Hz. Adem’in ağaçtan yemesinden sonra, cennetten yeryüzüne indirilişinde,

   -Hz. Nuh’un gemiyi yapmada ve insan neslini kurtarmada,

   -Hz. Musa’nın kızıl denizi geçmesinde, Firavuna karşı tebliğinde,

   -Hz. İsa’nın Peygamberliğini teyit etmek için mucize istemesinde,

    - Ve son Peygamber Hz. Muhammed’in hayatında da duayı görebilmekteyiz. Öyle ki son Peygamber “Dua ibadetin özüdür-iliğidir.” (Tirmizî, “Daavât”, 1) Sözü ile duanın ibadet yönünü özetlemektedir.

    Bir ibadet şekli olan dua’nın sabit bir zamanı olmadığını bildiren efendimiz yine de  Cuma günü, Kadir gecesi, iftar vakitleri, ezan’dan sonra, seher vakti, abdesten sonra… gibi özel vakitlerde duanın daha çok ve çabuk kabul edildiğini ifade ederek bu vakitlerde çok dua edilmesini tavsiye etmiştir.

   Tabiî dua etmek için bu vakitleri de beklememek lazım. Her zaman ve her şartta yüce Mevla’ya ellerimizi açıp yalvarmamız dahası göz pınarlarımızı akıtmak, kalplerimizi yumuşatmamız gerekir.

    Sevgili Peygamberimiz “Dua edin ve dua etmede ısrarcı olun. Zira Allah edilen duayı boş çevirmekten haya eder” buyurmaktadır. Dolayısıyla duamız kabul görmüyorsa bile dua’dan geri durmayalım zira yüce Mevla o dua’ya icabet edecektir.

Ancak yine de Hz. Mevlana’nın, “Ettiğin dua kabul olmuyorsa ya olmaması gerektiği içindir ya da daha iyisinin olacağı içindir.” Sözünü de unutmamamız gerekir.

      Dua ederken insan, içinden geldiği ve ihtiyacı olan hususu istemesi gerektiği gibi sevgili Peygamberimizin dualarını da yapabilir.

     Efendimiz birçok hususla ilgili olarak dua etmiştir. Aşağıdaki bu dualar da efendimizin dua örnekleridir.

    "Rabbimiz, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru."

"Ey kalpleri evirip çeviren Allah'ım, kalbimi dininin üzerinde sabit kıl."

“Allah’ım sen affedicisin affetmeyi seversin sen bizi affet.”

 “Allah’ım, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, düşkünlük ve ihtiyarlıktan sana sığınırız.”

“Allah’ım, ürpermeyen kalpten ve doymayan nefisten sana sığınırız.”

 "Allah'ım, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım."

“Ya Rabbi, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün iyilikleri bizlere ver, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün kötülüklerden de bizleri koru.”

“Allah’ım, günahlarımızı affet ve rızkımıza bereket ver.”

Allah’ım, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırız.

“Allah’ım, kötü huy, kötü iş, kötü arzu ve kötü hastalıklardan sana sığınırım.”

“Allah’ım, bizleri ilimle zengin et, hilmle süsle, takva ile şereflendir.”

“Allah’ım, ölüm anındaki sıkıntılara karşı bizlere yardım et”

“Allah’ım, bizi çok zikreden ve emrine uyan kullarından eyle.”

“Allah’ım, ölümü bizlere kolaylaştır”

“Allah’ım, Cenneti elde edip Cehennemden kurtulmayı bizlere nasip et.”

       Dualarınızın tesir göstermesi duası ile…   

 

Sorular ve Cevaplar

Zekatı başka memlekette yaşayan akrabalarımıza göndermek caiz mi? 

       Zekat verirken ister yakında, ister uzakta bulunsun öncelikle yoksul akrabaların tercih edilmesi gerekir. Akrabalar içerisinde yoksul kimse yoksa yakın komşulardan başlamak üzere kişi bulunduğu yerdeki fakirlere zekat verebilir.

     Zekat, öncelikle kişinin bulunduğu yerde yaşayan akraba ve fakirlere verilmelidir. Ancak bölgenin dışında fakir akraba ve muhtaç kimseler varsa onlara göndermek de caizdir.

 

Ramazanda okuduğumuz hatimleri ölülerimize bağışlayabilir miyiz?

          Yapılan ibadetlerin ve hayırların sevaplarını başkasına bağışlamak dinen caizdir. Kişi okuduğu Kur'an'ın, yaptığı hatmin, kıldığı namazın ve istediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir.

          İster sağ, ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir. Nitekim annesi babası öldükten sonra onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını soran bir kimseye: “Evet yapabilirsin” diye cevap veren efendimiz. Aynı şekilde annesinin aniden öldüğünü, şayet konuşabilseydi sadaka verilmesini vasiyet edeceğini zannettiğini, onun adına sadaka verirse sevabının kendisine ulaşıp ulaşmayacağını soran Sahabeye de: "Evet ulaşır. Onun namına sadaka ver" buyurmuşlardır.

          Buna göre, ramazanda ya da bir başka zamanda okuduğumuz hatimleri, Yasinleri, Fatihaları, duaları…  ölen akrabalarımızın ruhlarına bağışlayabiliriz. Ayrıca kişi sevabı bağışlarken kendi sevabından da bir şey kaybetmez. Sevap her iki kişiye de aynı şekilde yazılır.

 

Elde olmayan ve ele geçeceği umulmayan mala zekat çıkar mı?

        Elde olmayan ve ele geçeceği umulmayan malda Hanefi mezhebine göre zekat yoktur. Kimi Hanefilere göre ise faydalanılmayan malda da zekat yoktur. Bu ikinci  görüşe göre inkar edilen, gasbedilen, düşman tarafından alınan, kaybolan, denize düşen, bir yere gömülüp yeri unutulan mallar tekrar sahipleri tarafından ele geçirilmedikçe zekata tabi değildir. Çünkü bu mallarda elde bulundurma ve tasarruf imkanı yoktur.

       Şafii fıkıhçılarına göre ise malın bulunmayışı zekat ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Buna göre gasbedilen, kaybolan, çalınan, denize düşen mallar sahibinin eline geçince tahakkuk eden bütün zekatları verilmelidir.

 

Dış fırçalamak orucu bozar mı?

     Boğaza su kaçırmadan ağzı su ile çalkalamak orucu bozmadığı gibi diş fırçalamakla da oruç bozulmaz ama mekruhtur. Bununla birlikte, diş macununun veya suyun boğaza kaçması halinde oruç bozulur.

       Buna göre orucun bozulmaması için dişler fırçalanırken macunun veya suyun yutulmamasına dikkat edilecek. Ayrıca dişler fırçalandıktan sonra birkaç defa tükürmek gerekir ki macunun tadı yutulmasın.


Bayanlar ramazandan kalan oruç borcunu neden kaza ediyor da namazı kaza etmiyor?

     Kadınlar doğum ay hali gibi durumlarda namaz kılması, oruç tutması, Kur-an'ı tutması okuması dinen caiz görülmemiştir. Bu özürleri geçtiği zamanda namazı kaza etmekte sorumlu değil, ama orucu kaza etmesi kendisine farzdır.

      Bu durum öncelikle Bu durum öncelikle taabbudi yani Allah'ın bildirip de bizim hikmetini bilmediğimiz bir meseledir.

     Fakat İslam fıkıhçıları bunu şöyle yorumlamaktadırlar: Namaz ibadeti her gün, her hafta, her ay ve her yıl kesintisiz bir şekilde vardır. Kadının da bu özrü hemen hemen her ay vuku bulmaktadır. Dolayısıyla bu namazı onlara kaza ettirmek biraz zor gelebilir. Onun için namazı kaza etmemektedir.

     Ama oruç ibadeti senede bir ay olduğundan ve her zaman erişme imkanı olmayabileceğinden kazası kadınlara farz kılınmıştır.

 

Günün Ayeti

Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının

 

Günün Hadisi

Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da sadaka sayılır

 

Günün Sözü

Allah’ın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.

Taberani

 

Günün Duası

Allah’ım ramazan ayının hürmetine dünyamızı da ahretimizi de mamur eyle.

 

Ramazan kavramları

Tövbe nedir?

      Kulun işlediği kötülük ve günahlara pişman olup, onları terk ederek Allah'a yönelmesi, emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah'a sığınarak bağışlanmasını dilemesi demektir.

 

Günün Nüktesi

Cennet'e götüren amel...

   Muaz İbni Cebel anlatıyor: Bir seferinde, Peygamber Aleyhisselamla beraberdim. Bir gün yakınında sabah etmiştim. Yürüyorduk: "Ya Allah'ın Nebisi! Bana bir amelden haber ver ki beni cennete koysun, cehennemden uzaklaştırsın" dedim. Buyurdular ki: "Büyük bir şey sordun. Ancak Allah-u Tealanın müesser kıldığı kimseye kolaydır. Allah'a ibadet edersin, O'na hiç bir ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekat verirsin, ramazan orucunu tutarsın, haccedersin.

    Allah Rasulu şöyle devam ettiler: "Sana hayrın kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır, sadaka günahı söndürür.  Ve Rasulullah şu ayetleri okudular:

"Görsen o vakit ki mücrimler, R abb'lerinin huzurunda başlarını eğmişler: Ey Rabbimiz! Gördük, dinledik. Şimdi bizi geri çevir, iyi bir amel işleyelim. Zira yakinen bildik derler. Eğer dilemiş olsaydık her nefse hidayet verirdik. Fakat Ben’den şu söz hak oldu: Elbet ve elbet cehennemi cinlerden ve insanlardan dolduracağım. O halde, tadın unuttuğunuz için bu gününüzün çatmasını. İşte biz de seni unuttuk. Yapıp durduğunuz işler yüzünden tadın ebediyet azabını. Bizim ayetlerimize öyle kimseler iman ederler ki, onlarla kendilerine nasihat verildiği vakit secdelere kapanırlar ve Rabb'lerine hamd ile tesbih ederler de kibirlenmezler." (Secde, 12-15)

 

 

Ramazan Manileri

Yirmi üçüne geldik mi?

Nefisleri yendik mi?

İmandadır saadet

Bunu böyle bildik mi?

 

Uyumasın gözümüz

Doğru olsun sözümüz

Her iki cihanda da

Ak olmalı yüzümüz.

 

Adana’nın Camileri

Alemdar Camii:

Alemdar Camii

   

      Alemdar Camii, kitabesine göre 1748 tarihinde Mimar Alemdar Mustafa Hasan Ağa tarafından yapılmıştır. Alemdar Camii'nin özellikle mihrap bölümünde bulunan bezeme detayları oldukça ilgi çekicidir. 

      Alemdar Camii, Adana'nın Beş Ocak Mahallesinde bulunmaktadır. Kare plan üzerine kesme taş duvarlardan yapılmış olan eser tek kubbeli küçük camiler arasında yer almaktadır.

      Mihrap bölümündeki bezeme detayları çok dikkat çekicidir. Niş bölümü kesme taştan olup, çerçevesi mermerdendir. Nişi örten küresel örtünün merkezinde, burgulu büyük bir sarkıt ile niş kemerine dizilmiş 9 adet daha küçük sarkıt vardır. Mihrap çerçevesinin alt ve üst kısımları arasında da benzemezlik göze çarpar.

       Caminin yanına bir medrese yaptırıldığı belirtilse de bu medreseden günümüze herhangi bir kalıntı ulaşamamıştır. 1998 Depreminde ağır hasar gören cami 2004 yılında onarım görmüş ve ibadete açılmıştır.

YORUM EKLE