Biz de varız

Biz de varız


(ÖZEL HABER)

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) – Sağlık Bakanlığı'nın 2011 yılında uygulamasını başlattığı Toplum Ruh Sağlığı modeli kapsamında kurulan merkezlerde kronik hastalıklar, bipolar bozukluk, şizofreni, şizoaffektif bozukluk ve atipik psikoz hastalarına, toplum temelli psikososyal destek sağlarken, onları sanatla da hayata bağlıyor.

Toplumda bu insanlara yönelik olan algıyı yenmeye çalıştıklarını belirten Psikiyatrist Uzm. Dr. Erkut Zamkı, “Unutmayın bu insanlar bizim insanlarımız. Bizden farklı değil tamamen bizden birileridir. Normal hayatlarını yaşayabilirler, çalışabilirler. Bu toplumda artık ‘Biz de varız“ dedi.

Adana’da biri Kozan, 4’ü kent merkezinde olmak üzere İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri toplumdan izole bir şekilde yaşayan hastaların toplumla entegre olması, sosyal ilişkilerini yeniden düzenleyecek becerilerin kazandırılmasını sağlıyor. 

Ayrıca aile desteği, hasta odaklı çalışma, psikolojik eğitimler, psikoterapiler ve kaybettikleri sosyal becerileri yerine koymak bakımından hizmetler veriliyor. 

Yapılan çalışma hakkında bilgi veren Seyhan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi doktorlarından Psikiyatrist Uzm. Dr. Erkut Zamkı, “Seyhan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi olarak 576 kayıtlı hastamız var. Günlük 80 hasta Seyhan Toplum Merkezi’ne sabah 08.00’de geliyor akşam 16.00’da çıkıyor. Yemeğini yiyor, çaylarını içiyorlar. Buraya gelen hastalarımız tedavilerinin yanında müzik, resim, Ebru, ağaç oymacılığı, örgü, işleme gibi el sanatları, pasta-börek yapımı, yemek yapımı yapıyor, ayrıca engelli KPSS dediğimiz çalışma ile KPSS’ye hazırlanıyorlar. Yeni şeyler öğrenmelerinin yanında kaybetmiş oldukları becerilerini de yeniden kazanmaya çalışıyorlar. Tabi bunlar için burada Seyhan Halk eğitim Müdürlüğü ortak çalışıyoruz” dedi.

Kurulan birimler sayesinde eve kapanmış, toplum tarafından haklarında kötü algı oluşmuş hastaları yeniden hayata bağladıklarını belirten Psikiyatrist Uzm. Dr. Zamkı, “Sağlık Bakanlığımızın kurduğu bu birim sayesinde eve kapanmış hastalarımızı hayata bağlıyoruz. Hastalarımız burada gördüğü tedavi sonrasında evinde yemeğini, kahvesini, çayını yapsın, misafir geldiğinde dışarı çıksın yani sosyalleşsin istiyoruz. 

Merkezimizde, kronik hastalıklar, bipolar bozukluk, şizofreni, şizoaffektif bozukluk ve atipik psikoz hastalarına, toplum temelli psikososyal destek sağlarken, onlara kaybettikelri yetilerini yeniden kazandırıyor, kendi işlerini kendilerinin yapmasını sağlıyor, kültür ve sanatla da yeniden hayata bağlıyoruz” diye konuştu.

Toplumda yanlış algı sonucu dışlanmış olan hastaların normal insanlarla aynı olduğuna değinen Psikiyatrist Uzm. Dr. Erkut Zamkı, şöyle konuştu;

“Şizofren ruhsal bir hastalık ve belirtileri değişebilir. En başta düşüncenin içeriğinde bozulmalar görülebiliyor. Hezeyanlar dediğimiz kişinin tamamen doğruluğuna inandığı inançlar olur. Kendisinde özel güçler olduğunu düşünme ya da kendisinin takip edildiğini düşünme gibi belirtiler olur. Kuşku içerisinde  ve ya şüphecilik olabilir. Yine bunların yanında algı hataları, sesli ve ya görsel halisinasyonlar olur. Bu belirtiler ile şizofreni ortaya çıkabilir. Genetik olarak ailede görülme olasılık riskini artırır. 

En sık 16-25 yaşa aralığı yani 20’li yaşlarda ortaya çıkabilir ve toplumda görülme olasılığı yüzde 1’dir. Farklı yaş gruplarında da çıkabiliyor. Çocuk yaşta ve ileriki yaşlarda nadiren görülür. Yaklaşık 30-35 yıl öncesinde tedaviler daha farklıydı fakat şuanda artık yeni ilaçlar, yeni tedavi yöntemleri ile birlikte tedavi edilebiliyor. 

Burası sadece ilaç tedavisi değil, aile odaklı, aile desteği, psikodestek, psiko sosyal destek gibi hizmetler de vermektedir. Ergoterapistlerimiz kaybettikleri becerilerini yeniden kazanmalarını sağlıyor. İş uğraşları terapileri öğretmenlerimiz kendi alanlarında terapiler de vermektedir. 

Ailenin tedavi sürecine eklenmesi çok önemli. Ev ziyaretleri ile nerede yaşadıklarını, kaldığı odaya bakıyoruz. Hasta ve aileye hastalığın alevlenme belirtilerinden haberdar olma, hastalık belirtileriyle başetme yöntemleri, kriz yönetimi, tedavi uyumu gibi hastalık ve tedavi süreci ilgili psikoeğitim veriyoruz. 

Merkezlerimizde psikiyatri uzmanı, hemşire, Sağlık memuru, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, ergoterapist, Halk eğitim Merkezinden usta öğreticiler, tıbbi sekreter var.  Hastalık etkisiyle özbakım ihtiyaçlarını gidermede zorlanan ve ya mesleki performans gösteremeyen hastalara öz bakım becerilerinin kazandırılması, ilgi ve yeteneklerine göre belirlenecek bir alanda iş yapabilme becerisinin kazandırılmasını sağlıyoruz. 

Ayrıca Hastanın ilgisi ve yeteneklerine göre güzel sanatlar, müzik, bahçe uğraşları, el sanatları ve sportif faaliyetler gibi alanlarda iş-uğraş terapisi veriyoruz. Burada hastaların toplumun bir ferdi olarak kendisine yetebilen üretken bireyler olarak hayatlarını sürdürmelerini sağlıyoruz. 

Toplumdaki ön yargıları kırmak istiyoruz. Onlar da bizim gibi yaşayabilen insanlarımızdır. Yapılan çalışmalarda şizofreni olmayanla şizofreni hastalarda görülen suç oranı sıklığı aynıdır. Ancak topluma lanse edilme şekli farklı olduğundan bu sanki şizofreni hastaların daha fazla suç işlediği algılanıyor. Ancak öyle değildir. 

Hastalarımız normalde yılda 7-8 kez yatışı olan hastalar. Fakat merkezimize geldikten sonra bu yatış oranı yüzde 68 düşüyor. Bu tüm Türkiye’de böyle ve bu da yapılan tedavilerin başarılı olduğunu gösteriyor. Hatta 2 yıldır, 4 yıldır hiç yatmayan hastalarımız dahi var. Yaklaşık 2 buçuk yıldır merkezimiz kuruldu ve bu süre içerisinde hiç yatmayan hastalarımız dahi var. 

Evden çıkamayanı evden çıkarıyoruz, kimisini yeniden işe başlatıyoruz ve daha birçok alanda onları yeniden topluma kazandırıyoruz. Hastalarımızı kaybettikleri sosyal becerilerini yeniden kazandırarak yeniden topluma kazandırmış oluyoruz. 

Piknik etkinlikleri yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde merkezimize gelip tedavi gören hastalarımızın yaptığı ürünlerin yer aldığı bir kermes yaptık. Tiyatro ve sinemaya gidiyorlar. 

Toplumda bu insanlarımıza yönelik olan algıyı yenmeye çalışıyoruz. Unutmayın bu insanlar bizim insanlarımız. Bizden farklı değil tamamen bizden birileridir. Normal hayatlarını yaşayabilirler, çalışabilirler. Bu toplumda artık ‘Biz de varız’. 

Güncelleme Tarihi: 03 Aralık 2019, 18:15

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2