Adana çökmüş

CHP lideri Kılıçdaroğlu, iş dünyası ile yaptığı toplantıda, görkemli Adana’dan eser kalmadığını savundu:

Adana çökmüş

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER)- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adana’nın her anlamda çok zengin, bereketli toprakları olmasına rağmen, şuan o görkemli Adana’dan eser kalmadığını çökmüş bir Adana ile karşı karşıya kalındığını savundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sheraton Adana Hotel’de iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Türkiye’nin sadece bölgesinde değil, dünyada söz sahibi olması için bilgi toplumunu yakalaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, bunun için 4 ayaklı bir strateji ortaya koyması gerektiğini kaydetti. Bu stratejilerin ilk ayağının ‘hukuğun üstünlüğü’ olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Eğer hukukun üstünlüğü olmazsa siz dünyaya entegre olamazsınız. Yabancı sermaye gelmez. Sanayicinin üreticinin, çiftçinin can ve mal güvenliği olmazsa niye yatırım yapsın? Hukuk bu açıdan çok önemlidir. Yabancı sermaye bize son 4 yılda sürekli çekiliyor. Yeni yatırım yapmıyor, sadece Türkiye’deki belli firmaları satın alıyorlar. Değişen bir şey yok. Sonuç elde ettikleri karları kendi ülkelerine transfer edecekler. İş dünyası kendisini hukuk güvenliğinde gördüğü zaman siyasetin ya da siyasetçinin veya siyasal iktidarın yaptığı yanlışı özgürce dile getirir. Der ki ‘Ey hükümet bir dakika. Siz şu kararı aldınız ama biz zarara uğruyoruz’. Bu açıdan stratejinin ilk ayağı hukukun üst sağlamaktır. Bakın tüm demokrasiye kişi başı gelirin 30 bin-50 bin dolar arası değiştiği tüm ülkelerde de hukukun üstünlüğü vardır” dedi.

ADANA ÇÖKMÜŞ BİR DURUMDA

Adana’nın eski kültürel ve ekonomik zenginliğinden eser kalmadığını anımsatan Kılıçdaroğlu, “ Adana'yı 1970’lerden beri biliyorum. Aslında bir dönem sanayi merkeziydi. Kültürün, edebiyatın merkeziydi Adana. Adana’nın çok zengin, bereketli toprakları var. Şimdi o tanıdığımız görkemli Adana 'dan çökmüş bir Adana ile karşı karşıya kalıyoruz. Herkes İstanbul'a taşındı. Adana’nın durumu şuan ortada. Dünyada yeni sınıflar oluşmaya başladı. Gelişmeleri yeteri kadar bilmiyoruz. Patronundan fazla kazanan işçi demek plütokratlar. Koltuğunun altında bir bilgisayar, yazılım sektöründe bir numara. Patronu her türlü yatırımı yapıyor ama o daha fazla kazanıyor. Artık dünyayı sağ ve sol iki kutup eksenine sıkıştırma imkanınız yok. Yeni bir dünyayla karşı karşıyayız. Üzülerek söylüyorum siyasetçilerimiz keşfetmiş değil. Eğer biz katma değeri yüksek ürün üretemezsek Türkiye buradan bir şey elde edemez. 1 TIR makine alır gönderirsin, o size 3 tane cep telefonu gönderir daha fazla kar eder. Peki katma değeri yüksek ürünü nasıl üreteceğiz? Eğer bir ülkenin üniversiteleri bilgi üretmezse katma değeri yüksek ürün üretemezsiniz. Bu işin noktası, can damarı üniversitelerin bilgi üretmesidir. Peki bizim üniversiteler bilgi üretiyor mu? Arzu ettiğimiz bilgiyi üretemiyorlar. Bu da başka bir acı tablo. Eğer İran’daki üniversiteler bilgi açısından Türkiye’dekileri geçmişlerse oturup hepimizin bir düşünmesi lazım. Eğitim bir toplumda çok önemlidir. Eğitimin sorgulayıcı olması lazım ve beynin özgür düşünmesi lazım. Üniversitelerde aman şu konuda konuşma yapma etme dediğiniz andan itibaren yaratıcı beyni öldürürsünüz. Oysa düşünme, yaratma Allah’ın bize verdiği bir lütuf” diye konuştu.

BİZİM ARABA MARKAMIZ YOK
Türkiye’nin araba markası varken Güney Kore’nin bir araba markası dahi olmadığını, şuan ise onların 3 araba markalarının olduğunu Türkiye’nin ise hiçbir markasının bulunmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Çocuk dillendiği andan itibaren bu nedir diye sorar. ABD’nin Mars’a gönderdiği aracın da adı merak. Ne oluyor diye. Çevremizdeki olayları bile yeterince sorgulayamıyoruz. Eğitimi eğer bilgi üreten bir sistemin içerisinde eritmezseniz, bilgi üretmezse eğitim sanayici elde tutulur yeni meta üretemez. Gençlerden biri sormuştu bana. Bilgi üretecek de ne olacak diye. Üretilen bilgiyi sanayici meta haline getirir ve piyasa oluşur. Bunu yakalamak zorundayız. Bilgi toplumu trenini kaçırırsak Türkiye çok gerilerde kalır. İnsanoğlu tekerleği 3 milyon yılda keşfetmiş, şimdi her saniye birden fazla buluş var. Dünyanın bilgi toplumu haline geldiği noktaya bakın. Şu soruyu tüm iş dünyasının kendisine sormak lazım; biz Güney Kore’den önce otomobil ürettik, markamız vardı. Güney Kore’de yoktu ama şimdi Güney Kore’nin dünya çapında 3 markası var bizim yok. Neden böyle oldu? Tek sebebi var. Üzülerek söylüyorum o da geleceği okuyamayan siyasetçilerdir. Bunu aşmak zorundadır. Toplum olarak bunu aşmak zorundayız eğer geleceği düşünüyorsak bunu aşmak zorundayız” şeklinde konuştu.
Stratejinin üçüncü ayağının ise sosyal devlet anlayışı olduğunu anlatan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “İşçi de işveren de esnaf da kazanacak. Yoksulluğu sıfırlamamız lazım. Güçlü bir sosyal devlet kuramazsanız sağlıklı çalışan huzur içinde bir toplum yaratamazsınız. Üçüncü ayağı budur” ifadelerini kullandı. 


MİLLİ AMA EVRENSEL DEĞERLERİ DIŞLAMAMASI LAZIM
13 yılda 12 kez eğitim politikası değiştiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bu kazanımlarımızı sürdürmemiz lazım. Yani sürekli kendini yenileyen, reform yapan. Üniversiteleri çalışan, iş dünyası çalışan, uluslararası dünyada rekabet eden, gücüne güvenen, özgüveni yüksek bir toplumu sürdürmemiz lazım. Bu 4 ayaklı strateji hiçbir siyasi parti tarafından dile getirilmemiştir. Neden? Biz dünyayı okuyoruz. Biz Finlandiya Eğitim Bakan Yardımcısını Türkiye’ye davet ettik. Onlar eğitimde çok ciddi bir reform yaptılar. Neden öncelik eğitim oldu sizin açınızdan dedik. Bize verdiği yanıt, ‘Bütün Avrupa büyüyor gelişiyor kişi başına gelir yükseliyor ama Finlandiya’da bir değişiklik yok gelir düşük. Araştırdık baktık eğitimde çok ciddi zaaflarımız var.’ Ve reform yapıyorlar. Şuan orada kişi başına gelir 40 bin dolar civarında. Eğitilmemiş bir toplumun büyüme şansı yoktur. Bizim eğitim sistemimize dönüp bir bakın. 13 yılda 12 kez bir ülkenin eğitim politikası değişirse orada eğitim politikası yok demektir. Ama eğitimin milli olması lazım. Milli değerlerimizi korumak için milli ama evrensel değerleri dışlamaması lazım.” dedi.

 

MERKEL RÜŞVET TEKLİF EDİYOR
Kılıçdaroğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Suriyelilerin ülkelerine gitmemesi Türkiye’de barınmaya devam etmeleri için açıkça rüşvet teklif ettiklerini vurgulayarak, “Siyasetçi kısa vadeli düşünüyor. Kısa vadeli düşüneni iktidara taşımayın, siyasetçinin vizyonu olması lazım, geleceği görmesi lazım. Ne işimiz var bizim Suriye'de? neden tırlarla silah gönderiyoruz? 2 milyon Suriyeli neden bizim topraklarımızda? Merkel Beştepe'ye gitmek istemedi. Sayın Merkel gelecek şimdi. Neden gelecek biliyor musunuz? Bize açıkça rüşvet teklif ediyorlar, biz size para verelim kampları burada kurun, aman bize gelmesinler diyecek. Türkiye bu sorunun temel anahtarı durumundadır ama yanlış yaptık. Mısır'da da, İran'da da yanlış yaptık. 5 ülkede büyükelçimiz yok, Türkiye 'yi defterden sildik diyorlar. Dış politikada hata yaparsanız bedelini ülke öder ve bedelini ödüyoruz. Hollanda Konya'dan küçük. Hollada’nın tarım geliri kaç milyon dolar bizim ise yarısını bile bulmuyor. Bizim neyimiz eksik? Suyumuz var, insanımız var, ürünümüz var. Planlayamıyoruz, plan yapamıyoruz. Tarım toprakları şu an satılıyor, borç batağı var. Karamsar bir tablo çizdiğimi biliyorum ama bu söylediklerimin hepsi gerçek.” diye konuştu.

 

YENİ BİR DÜNYAYLA KARŞI KARŞIYAYIZ

Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle tamamladı:

“Yeni bir dünyayla karşı karşıyayız. Henüz siyasetçilerimiz bunun farkında değil maalesef. İster bir tır halı gönderin. O size 3 tane cep telefonu gönderir yine kâr eder. Biz katma değerli malı nasıl üreteceğiz. Bu işin noktası üniversitelerin bilgi üretmesidir. Düşünmek, üretmek bize Allah'ın bir lütfudur. Merak vardır merak. Çevremizdeki olayları bile yeterinde sorgulayamıyoruz. Bilgiyi eğitim içinde eritmezseniz sanayici üretemez. Gençlerden birisi sormuştu bana; bilgi üretilecek de ne yapılacak. Bilgi toplumun trenini kaçırırsak kimse kusura bakmasın Türkiye çok geride kalır. Geleceği okuyamayan siyasetçiler toplum olarak bunu aşmalıyız. Güçlü bir sosyal devlet olmalıdır. İşçi de geçinecek, işveren de kazanacak, çiftçi de kazanacak. Yoksulluğun sıfırlanması lazım. Bu kazanımlarımızı sürdürmemiz lazım 4. ayağımız bu. İş dünyası çalışan, gücüne güvenen bu özgüveni sürdürmemiz lazımdır. İlk dile getiren biziz. Neden? Biz dünyayı okuyoruz. Ne oldu da seçimden sonra terör azdı. PKK belası vardı, şimdi IŞİD belası çıktı. Eğer bir vizyonunuz varsa teşvik sistemini vizyonunuz üzerine inşa etmek zorundasınız. Bölgesel teşvik de olabilmeli. Sektörlere olağanüstü teşvikler sağlamamız lazım, Türkiye yeni bir evreyi yakalamak zorundadır. Eğer ben başbakan olsaydım gözüm kapalı bir milyon doları verirdim, çip üretilecekse verirdim. Ülkenin geleceğini göreceksiniz.”

Güncelleme Tarihi: 19 Ekim 2015, 06:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2