banner6

Buğdayda rekolte artarken, ekim alanı düşüyor

Dünyada 2016-2017 dönemindeki buğday tüketimi, bir önceki yılın seviyesini yüzde 2 oranında aşarak 738 milyon ton seviyesine yükselmiştir.

Buğdayda rekolte artarken, ekim alanı düşüyor

 

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) - Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Semih Karademir, buğdayda rekoltenin arttığını ancak, ekim alanlarının azaldığını söyledi. Dünyada buğday tüketiminin arttığına da değinen Karademir, buğday üretiminde lider olan ülkelerin üretimlerinin çoğunu ihraç ettiklerini söyledi.

Tüm dünyada buğdaya olan talebin her geçen gün arttığını belirten Karademir; ‘’Türkiye`de 2000 yılında 94 milyon dönüm alanda 19,5 milyon ton buğday üretimi yapılırken, 2016 yılında 76 milyon dönüm alanda 20,6 milyon ton buğday üretilmiştir. Türkiye, birçok ürünün yetiştirilmesine imkan veren iklim ve ekolojik özellikleri nedeniyle tarımsal üretim açısından avantajlı bir ülke olup, toplam istihdamın yüzde 24,6`sı tarım sektöründe yer almaktadır. ‘’ dedi.

Türkiye`de hububat ekim alanlarındaki en belirgin artışın 1951-60 döneminde olduğunu ifade eden Karademir, Tarımda yaşanan hızlı traktörleşmeye bağlı olarak mera alanlarının sürülmesiyle sağlandığını ve hububat üretiminde 1950`li yıllardaki artışlar ekim alanlarındaki genişlemeden, 1970`lerden sonraki artışlar ise verimdeki yükselmeden kaynaklandığını belirtti.

Buğday ekim alanlarının 1991-95 döneminde 9,6 milyon hektara ulaştığını, ancak bu dönemden sonra gerilemeye başlayarak 2006-2010 döneminde 8,1 milyon hektara düştüğünü belirten Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Semih Karademir, sözlerine şöyle devam etti;

‘’Buğdayda 1986-90 döneminde 18,9 milyon ton olan üretim, 2005-2010 dönemi ortalaması olarak yıllık 19 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Başka bir ifadeyle buğday üretiminin 30 yıldır yerinde saydığını görmekteyiz. Türkiye`de çeşit sayısındaki fazlalığa karşın; buğday verim ve üretiminde belirgin artışlar sağlanamamaktadır. Ekim alanlarının tarla alanları üst sınırına ulaşması ve üretimin kurak koşullarda yapılması; verimi ve dolayısıyla üretim düşürmektedir. Öte yandan bu dönemde tahıllarda verimlilik ve maliyet sorunlarını çözmek için ciddi bir çaba gösterilmediği öne sürülebilir.

TÜRKİYE DÜNYANIN ÖNDE GELEN UN İHRACATÇISIDIR

Ülkemiz dünyanın önde gelen un ihracatçılarından biridir. Bu nedenle iç tüketimin yanı sıra, sektördeki en önemli hububat talebi un fabrikalarından gelmektedir. Ayrıca yem sanayi ve ihracata konu olan beyaz et sektörünün de hububat talebi olmaktadır.

Türkiye yüzölçümünün yüzde 30`u (23,8 milyon hektar) tarım yapılabilir özelliktedir. Tarım alanlarının nadas alanları hariç yüzde 65,5`i (15,6 milyon hektar) tarla bitkilerine ayrılmıştır. Bu alanın da yaklaşık yüzde 74`ünde (11,5 milyon hektar) hububat ekilmektedir. Hububat ekim alanı içerisinde yüzde 67,2`lik pay ile ilk sırada buğday, yüzde 23,7`lik payla ikinci sırada arpa ve yüzde 5,7`lik payla mısır üçüncü sırada yer almaktadır. Bu ürünleri sırasıyla çavdar, çeltik, yulaf ve tritikale izlemektedir.

Buğday üretimi, ülkemizin her bölgesinde yapılmaktadır. Bu nedenle buğday, tarla bitkileri içerisinde ekiliş alanı ve üretim miktarı bakımından ilk sırayı almaktadır. Son 20 yılda buğday ekim alanları 7,5- 9,8 milyon hektar arasında; üretimi ise 17,2 – 22,05 milyon ton arasında değişmiştir. Ülkemizde artan nüfusla birlikte buğday talebi de artmaktadır. Ekmek, bulgur, makarna, irmik, bisküvi, nişasta ve buğdaya dayalı diğer unlu mamuller tüketimi dikkate alındığında buğday tüketimimiz 18-18,5 milyon ton düzeyindedir.

Türkiye, dünya buğday ekim alanının yüzde 3,5`ine sahiptir. Ülkemizde buğday ekim alanı; toplam işlenen tarım alanlarının yaklaşık yüzde 33`ünü, tahıl ekili alanların ise yaklaşık yüzde 67`sini kaplamaktadır (TÜİK, IGC 2016).

1930 yılında 2 milyon 809 bin 300 ha ekim alanında 2 milyon 586 bin 377 ton üretim ve 921 kg/ha verim elde edilmişken 2000 yılında 9 milyon 400 bin ha ekim alanında 21 milyon ton üretim ve 2 bin 234 kg/ha buğday verimi elde edilmiştir.

Son 10 yılın buğday ekim alanları 7,5–8,5 milyon hektar arasında, üretim miktarı ise 17,2–22,6 milyon ton arasında değişmektedir. 2016 yılı buğday üretimimiz ise 20,6 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

2015 yılında buğday ekilişi 7 milyon 866 bin 887 ha, üretim 22 milyon 600 bin ton verim ise, 2 bin 872 kg/ha iken 2016 yılında buğday ekilişi 7 milyon 671 bin 945 ha, üretim 20.6 milyon ton verim ise, 2 bin 710 kg/ha olarak gerçekleşmiştir.

YÜKSEK KALİTELİ TOHUM ÖNEMLİ

Türkiye`nin buğday verimi yıllar itibariyle yükselme kaydetmiş olmasına rağmen ortalama dünya veriminin altındadır. Yüksek kaliteli tohum kullanımı, buğday verimliliğindeki en önemli faktörlerden biridir. Buğday üretimi için ayrılan ortalama 8,1 milyon hektar alan dikkate alındığında, hektar başına 200 kg tohum kullanımına dayanarak yıllık tohum talebi 1,6 milyon tondur. Buğday, kendi kendine döllenen bir bitki olması ve ekilen tohumlukların 3 yılda bir sertifikalı tohumluklarla yenilenmesi nedeniyle ülkemizde her yıl yaklaşık 540 bin ton buğday tohumluğu kullanılması gerekmektedir. Ülkemizde üretilen sertifikalı tohumluk miktarı 2006 yılında 212 bin ton iken 2014 yılında 404 bin ton, 2015 yılında 484 bin ton olarak gerçekleşmiştir.

TÜİK verilerine göre 2015 yılında Türkiye`nin buğday üretimi 22,6 milyon iken 2016 yılında yüzde 8,9 azalışla 20,6 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

Ülkemizde her bölgede yetiştirilebilen buğday özellikle İç Anadolu Bölgesi`nde yaygın olarak üretilmektedir. 2016 yılı ekmeklik buğday üretiminde yüzde 33,5`lik pay ile ilk sırada İç Anadolu Bölgesi yer almaktadır. Bunu yüzde 17,3 ile Marmara Bölgesi ve yüzde 14,3 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi izlemektedir. Üretimde en az pay Doğu Anadolu ve Ege Bölgelerine aittir. Makarnalık buğday üretiminde ise ilk sırayı yüzde 38,7 ile İç Anadolu Bölgesi, yüzde 35,8 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi ikinci sırayı ve yüzde 12,9 ile üçüncü sırayı Ege Bölgesi almaktadır.

2014/15 sezonunda TÜİK verilerine göre ülkemizin buğday tüketimi;  gıda olarak 15 milyon 604 bin ton, tohumluk olarak 1 milyon 425 bin ton ve yemlik olarak 2 milyon 556 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Türkiye`de toplam bin 435 adet un, yem, makarna, irmik, bulgur, bisküvi, çeltik ve nişasta fabrikası faal olarak çalışmaktadır.

Buğday üretimi konusunda kendine yeterliliği oldukça yüksek düzeyde olan ülkemizin TÜİK verilerine göre 2014/15 dönemi yeterlilik derecesi yüzde 89,2`dir. Ancak bazı yıllar olumsuz iklim koşullarına bağlı olarak üretim ve kalitede yaşanan sorunlardan dolayı talep karşılanamamakta ve ithalat yapılmaktadır. Ülkemiz tarafından buğday ithalatı yapılmasının ve ithalatın yıllar içerisinde artış göstermesinin en önemli sebebi, buğdaya dayalı mamul madde (un, makarna, bisküvi, irmik ve bulgur) ihracatının giderek artmasıdır.

Genel olarak ülkemizde buğday, arpa ve mısır üretimimiz iç talebi karşılayacak düzeydedir ancak artan mamul madde ihracatımız için gerekli ham madde ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak ithalat yapılmaktadır.

Ülkemizin 2015 yılında olumlu iklim şartlarındaki olumlu gelişmeye bağlı olarak üretimde yaşanan artışla buğday ithalat miktarı 4 milyon 350 bin ton olurken 2016 yılında hafif bir gerileme gerçekleşmiş ve 4 milyon 226 bin tona gerilemiştir.

Ülkemizde, son dönemlerde buğday ithalatının büyük çoğunluğu navlun ve rekabetçi fiyat avantajına bağlı olarak Rusya Federasyonu, Ukrayna, Litvanya, Meksika ve Kazakistan`dan yapılmaktadır.

Ülkemiz buğday üretiminde arz fazlası olduğu dönemlerde TMO, piyasaları düzenlemek amacıyla diğer müdahale yöntemlerinin yanı sıra ihracat da yapmaktadır. Ülkemizin 2010 yılı buğday ihracat miktarı 1 milyon 171 bin ton ile son dönemin en yüksek seviyesidir. 2016 yılı buğday ihracatı ise yaklaşık 26 bin 500 ton olarak gerçekleşmiştir.

2016 yılında makarnalık buğday ithalatı, yaklaşık 756 bin ton ile son yılların en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir. Makarnalık buğday ithalatının yıllar içerisinde artmasında ülkemiz mamul madde (makarna, bulgur, bisküvi, irmik ve şehriye) ihracatındaki artış önemli rol oynamaktadır. Ülkemizin 2016 yılı makarnalık buğday ihracatı yaklaşık 17 bin tondur.

Ülkemiz, yıldan yıla artan mamul madde ihracatı ile dünyanın önemli unlu mamuller ihracatçısı konumuna gelmiştir. 2016 yılında; Türkiye un ihracatı 3 milyon534 bin ton, makarna ihracatı 831 bin ton, bulgur ihracatı 278 bin ton, irmik ihracatı 40 bin ton ve bisküvi ihracatı 408 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2016 yılında, mamul madde ihracatında 2015 yılına göre en fazla artış un ve irmikte gerçekleşmiştir.

Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC) verilerine göre; 2015 yılında ülkemiz dünya un ve bulgur ihracatında birinci, makarna ihracatında ise ikinci sırada yer almıştır. İrmik ve bisküvi ihracatımız ise her yıl artarak devam etmektedir.

Yıllar itibariyle mamul madde ihracatları artış göstermiş olup 2016 yılında mamul madde ihracatımızın buğday karşılığı 7 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

Türkiye buğday üretimi, 2015 yılına göre biraz gerileyerek 2016 yılında 20,6 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

2016 yılında üretimin düşük ve yüksek kaliteli buğdayın piyasada az bulunmasına bağlı olarak fiyatlarının çok yükselmesi sonucunda buğday ortalama fiyatları bir önceki yıla göre yükselmiştir.

Borsalar arasındaki fiyat farklılıklarının bölgeler arasındaki kalite ve talep farklılaşmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir. Polatlı ve Konya`da ekmeklik buğday fiyatları genel olarak diğer bölgelere göre yüksek seyretmektedir. Nedeni, bölgede yüksek kaliteli buğday bulunabilmesinin yanı sıra sektörün bu bölgede yoğun olmasına bağlı olarak piyasada talebin yüksek buna karşın arzın dar olmasıdır. Trakya Bölgesinde ise ürün bolluğuna rağmen kalitenin düşük olması ve sanayinin bu bölgede gelişmemiş olması nedeniyle piyasada talep diğer bölgelere oranla düşüktür. Tüm bu hususlar borsalarda işlem gören ürünlerin fiyatlarına yansımıştır.

Buğday fiyatı 2016 yılında Eskişehir Ticaret Borsasında 836-920 TL/Ton, Konya Ticaret Borsasında 957-1.085 TL/Ton, Polatlı Ticaret Borsasında 924-1.094 TL/Ton ve Edirne Ticaret Borsasında 837-925 TL/Ton aralığında işlem görmüştür.

Makarnalık buğdayın takip edilen borsalardaki ortalama fiyatlarının son 5 yıldaki seyri verilmiştir. 2016 yılında, üretimdeki düşüşle birlikte yüksek kaliteli buğday arzının düşük olması sonucunda fiyatlar geçen yılın oldukça üzerinde gerçekleşmiştir. Yıllık fiyat değişimine bakıldığında ise hasat döneminde (Haziran, Temmuz, Ağustos) ekmeklik buğday fiyatlarında ürün arzının artmasına bağlı olarak düşük seyreden fiyatlar daha sonraki aylarda piyasalarda yaşanan gelişmelerin de etkisiyle yükselişe geçmiştir. Makarnalık buğdayda ise hasat döneminde TMO ile sanayici ve tüccarın alımları sonucunda fiyatlar yüksek seyretmiş, Temmuz ayından itibaren ithal buğday alımlarının yoğunlaşması ve iç piyasada talebin azalması sonucunda fiyatlar düşüşe geçmiştir. Kasım ayından itibaren ise piyasada arzın daralması, Kanada buğdayında yaşanan sıkıntılar (vomitoksin nedeniyle yemlik kaliteye düşmesi) ve dolar kurundaki yükselişin de etkisiyle fiyatlar tekrar yükselişe geçmiştir.

2016 yılında Konya, Polatlı, Edirne ve Eskişehir Borsalarındaki AKS ve makarnalık buğdayın toplam işlem hacmi 2015 yılına göre %41 artışla toplam 170.876 ton olmuştur.  Aynı borsalarda 2015 yılındaki AKS buğdayın işlem hacmi 117 bin 166 ton iken 2016 yılında 166 bin 567 tona yükselmiştir.

Beş yıl içerisinde ekmeklik buğday fiyatlarında kademeli olarak yükseliş olduğu görülürken, makarnalık buğdayda genel olarak bir önceki yıl seviyesinin altında seyrederken, Haziran ayında açıklanan TMO alım fiyatlarının piyasa fiyatlarının üzerinde olması ve bu dönemde talebin artmasına bağlı olarak en yüksek seviyeye ulaşmıştır.

2016 yılında ekmeklik buğday fiyatlarının özellikle hasadın yoğunlaştığı Haziran- Temmuz aylarında düşüş gösterdiği, ilerleyen aylarda yükseldiği görülmektedir. Makarnalık buğdayda ise Haziranda yükselmiş ardından düşüşe geçmiştir.

Uluslararası Hububat Konseyi (IGC) verilerine göre Avustralya, ABD, Rusya, Kanada, Arjantin ve Kazakistan`da bir önceki yıla göre üretim artarken AB, Çin, Hindistan, Türkiye ve Ukrayna`da üretim düşüş göstermiştir.

Küresel buğday üretimindeki artışın Kuzey Amerika, Karadeniz bölgesi ve Avustralya gibi majör ihracatçı bölgelerden kaynaklandığı görülmektedir. Dünyada üretimdeki bolluğa rağmen kaliteli ürün tedarikinde sıkıntı yaşanmıştır.

2016/17 dönemi buğday üretim tahminlerine göre, dünyada ilk sırada %19`luk pay ile AB (28) ülkeleri yer alırken bunu %17 ile Çin ve %11 ile Hindistan takip etmektedir. Türkiye dünya buğday üretiminin %3`ünü gerçekleştirmektedir.

2016/17 döneminde en yüksek ortalama buğday verimi, düşüş göstermesine ragmen yine AB (28) ülkelerinde gerçekleşmiştir. Dünyada artış trendinde olan buğdayın ortalama verimi, 2016/17 döneminde önceki döneme göre % 3 artış göstererek rekor 3,38 ton/ha seviyesine ulaşmıştır. Geçen yıla göre dünya üretimindeki artışta payı olan Kanada, ABD, Rusya, Avustralya ve Arjantin`in verimlerinde artış olduğu görülmektedir.

Buğday veriminde son 10 yıldaki gelişime baktığımızda en çarpıcı artışın Avustralya`da görüldüğünü, bunu Ukrayna, Kanada ve ABD`nin izlediğini görüyoruz.

2016/17 dönemi dünya buğday tüketimi, bir önceki yılın rekor seviyesini %2 oranında aşarak 738 milyon ton seviyesine yükselmiştir. 2016/17 döneminde buğday tüketimi; Hindistan`daki keskin artışının etkisiyle yükselmiştir. Hindistan`da bu sezon buğday kullanımındaki keskin artışın nedenlerinden birisi süt ve kanatlı sektörünün yemlik ürün talebinde yaşanan toparlanma, diğer bir nedeni ise geleneksel olarak temel besin kaynağı olan buğdayın mamul madde tüketiminin artmasıdır.

Dünyada buğday ithalatı buğday üretiminin kısıtlı ve nüfusun yüksek olduğu Kuzey Afrika ve Asya ülkelerinde yoğunlaşmıştır. İthalatta, Mısır Arap Cumhuriyeti ilk sırada yer alırken onu Endonezya ve Cezayir takip etmektedir. Kanatlı ihracatında lider konumunda olan ve buğday mamulleri sanayisi büyüyen Brezilya da buğday ithalatında ön sıralarda gelmektedir. Türkiye ise üretiminin iç tüketimi karşılıyor olmasına karşın artan mamul madde ihracatıyla paralel olarak buğday ithalatını artırmaktadır. Dünya buğday ithalatında en fazla pay 2016/17 döneminde yüzde 7 ile Mısır`a aittir. Bunu yüzde 5 ile Endonezya ve Cezayir izlemektedir.

Amerikan Tarım Bakanlığı USDA verilerine göre, 2017/18 ve 2026/27 dönemi arasında dünya buğday ithalatının yüzde 15 artarak 197,5 milyon tona ulaşacağı öngörülmektedir.

Küresel buğday ticaretindeki büyüme, gelir ve nüfus artışının etkisiyle Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde yoğunlaşmakta olup artışın % 63`ünün bu bölgelerde gerçekleşmesi beklenmektedir.  Asya ülkelerinde de gelir arttıkça buğday mamullerine talep artmaktadır.

Önümüzdeki 10 yılda Mısır ve Endonezya`nın ithalatta liderlik konumlarını korumaları beklenmektedir. Son dört yılda başta Rusya olmak üzere üç majör Karadeniz ülkesinin (Rusya, Ukrayna ve Kazakistan) üretim artışıyla birlikte küresel ihracattaki payı sert artış göstererek yüzde 31`e ulaşmıştır. Diğer 5 majör ihracatçının küresel ihracattaki payı ise yüzde 62`dir. Cari sezonda üretim ve ihracatta rekor kıran Rusya`nın AB ve ABD`yi geride bırakarak dünya buğday ihracatında birinci sıraya yükseldiği görülmektedir.

Dünya buğday ticaretinde önemli paya sahip ülkeler, üretimlerinin büyük bölümünü ihraç etmektedirler. Amerikan Tarım Bakanlığı USDA 2026 Projeksiyonlarında, son 10 yılda olduğu gibi AB, ABD, Rusya, Kanada ve Avustralya`nın 2026/27 döneminde de dünya ticaretinin yüzde 70`ini ellerinde bulundurmaları beklenmektedir. AB (28)`in 2026/27 döneminde en büyük ihracatçı olmaya devam edeceği; Rusya, ABD ve Kanada`nın bu bölgeyi takip edeceği öngörülmektedir.

Majör ihracatçılardan olan üç Karadeniz ülkesi küresel ihracattaki payını en hızlı artıran bölge olmuştur. Bu ülkelerin paylarını 10 yıl içinde yüzde 19`dan yüzde 30`a yükseltmesi öngörülmektedir. Ancak bu bölgede hava koşullarının çok değişiklik göstermesi yıllar arasında üretimin dolayısıyla da ihracatın keskin dalgalanma göstermesine neden olmaktadır.

Ekim alanında sınırlı artış beklenen Kanada`nın verimini yükselterek üretimini artırması, iç tüketimdeki büyümenin yavaş olmasının da ihracatındaki büyümeyi desteklemesi beklenmektedir.

Arjantin`in buğday ekim alanları, özellikle soya fasulyesinin ardından ekim yapılabilen alanlarda, Hükümetin buğday getirilerini sınırlayan ihracat vergisini kaldırmasıyla birlikte ciddi ölçüde genişlemekte ve ülkenin ihracatı da bununla birlikte büyümektedir. Ayrıca dalgalı kur rejimine geçilmesiyle birlikte pezonun devalüe olması ülkenin ihracatta rekabet gücünü artırmıştır.

AB`nin buğdayın yemlik amaçlı iç kullanımını diğer yemlik hububat lehine azaltması beklenmekle birlikte ihracatının büyümesi öngörülmektedir. Ancak yine de Karadeniz ülkelerinin güçlü rekabeti neticesinde küresel ihracattaki payının yüzde 20`den yüzde 19`a düşmesi tahmin edilmektedir.

Buğday mamul madde ihracatında önde gelen ülke olan Türkiye`nin ihracatının yüzde 24 oranında yükselerek 5,6 milyon tona ulaşması öngörülüyor.

ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILDA BUĞDAY TİCARETİNDE ARTIŞ BEKLENİYOR

 

Amerikan Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından yapılan projeksiyona göre, önümüzdeki 10 yılda dünya buğday ticaretinde yüzde15`lik bir artış beklenmektedir. Son 10 yılda olduğu gibi AB, ABD, Rusya, Kanada ve Avustralya`nın 2026/27 döneminde de dünya ticaretinin yüzde 70`ini ellerinde bulunduracaklardır. Majör ihracatçılardan olan üç Karadeniz ülkesi küresel ihracattaki payını en hızlı artıran bölge olmuştur. Bu ülkelerin paylarını 10 yıl içinde yüzde 19`dan yüzde 30`a yükseltmesi öngörülmektedir.

Güncelleme Tarihi: 29 Temmuz 2017, 15:19

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER