banner6

İncefikir: Üretim azaldı ithalat arttı

Türkiye artık kendi kendine yetemeyen bağımlı bir ülke haline geldi. Ülkemiz verimli toprakları ve ürün çeşitliliğiyle tarım sektörü açısından büyük potansiyele sahip olmasına rağmen, dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olma konumunu kaybetmiştir.

İncefikir: Üretim azaldı ithalat arttı

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) - Türkiye artık kendi kendine yetemeyen bağımlı bir ülke haline geldi. Ülkemiz verimli toprakları ve ürün çeşitliliğiyle tarım sektörü açısından büyük potansiyele sahip olmasına rağmen, dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olma konumunu kaybetmiştir. Çiftçi sayısı da azalmış, üretimden vaz geçmiştir. Desteklerden gerekli payı alamayan çiftçilerimiz üretimden vaz geçmiştir. Son 20 yılda nüfusumuz artmasına rağmen, 654 bin çiftçi ise üretimden kopmuştur.” Dedi.

Türkiye’de tarımdaki son gelişmeler hakkında Seyhan Ziraat Odası’nda basın toplantısı düzenleyen Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cahit İncefikir, artan maliyetler nedeniyle çiftçilerin üretimden uzaklaştığını ve bunun sonucunda ise ihracatın artarak ülkemizin dışa harcadığı dövize değindi.

Türkiye’nin tarım için bulunduğu konuma değinen İncefikir, “Ülkemiz verimli toprakları ve ürün çeşitliliğiyle tarım sektörü açısından büyük potansiyele sahip olmasına rağmen, dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olma konumunu kaybetmiştir.

Ülkemiz bugün tarımsal girdiler ve temel gıda ürünlerinde büyük ölçüde dışa bağımlıdır. Türkiye tarımının adeta ateşten gömleği olan döviz kuruna bağlı girdilerdeki enflasyon üstü fiyat artışları, tarımsal desteklerdeki yetersizlik gibi üretim yapmayı olumsuz etkileyen sorunlara bir de aşırı kuraklığın eklenmesi üreticilerimizi fazlasıyla mağdur etmektedir” dedi.

İncefikir, “Önemli olanın yabancı ülkelerin üreticileri ile ithalatçı tüccarların gözetilmesi değil ülkemizin fedakâr üreticilerinin gerçekten desteklenmesidir. Üreticilerimiz kazanırsa, ülkemiz kazanır ve toplumumuz makul fiyatlarla satılan gıda ürünlerine her zaman kolayca erişebilir.

Çok değil, 20 yıl öncesinde 41 milyon 196 bin hektar olan tarım alanlarımız, bugün 37 milyon 753 bin hektara gerilemiştir. Yani üretimden çıkan tarım alanı 3 milyon 443 bin hektara denk gelmektedir. Bu alan Ankara ve İstanbul’un toplam yüzölçümünden büyüktür” diye konuştu.

Desteklerden gerekli payı alamayan çiftçilerin üretimden uzaklaştığına dikkat çeken İncefikir, “Desteklerden gerekli payı alamayan çiftçinin bankalara olan borcu 2020 yılında 134 milyar TL’ye çıkmıştır. Yani 20 yılda tam 56 kat artmıştır.

Çiftçi sayısı da azalmış, üretimden vaz geçmiştir. Son 20 yılda nüfusumuz artmasına rağmen, 2 milyon 765 bin olan çiftçi sayımız 2020 yılına geldiğimizde 2 milyon 111 bine düşmüştür. Yani nüfusumuz 16.4 milyon artarken 654 bin çiftçi üretimden kopmuştur.” İfadelerine yer verdi.

Tarımdaki kopuşun nedenlerini tek atek açıklayarak gerekli tedbirlerin alınmasının önemine değinen Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cahit İncefikir, açıklamalarına şöyle devam etti;

“Ayrıca 20 yıl öncesinde tarım sektöründe çalışan sayısı 7 milyon 458 bin iken, 2020 yılında 4 milyon 716 bine gerilemiştir. Bu da 2 milyon 742 bin kişinin tarım sektöründe işinden olduğunu göstermektedir. Bu süreçte 900 bin kişi tarım BAĞ-KUR’lu iken 2020’de yüzde 39 azalarak 547 bin kişiye düşmüştür. Tarımda çalışan sigortalı sayısı da 149 bin kişi iken, 2020 yılında yüzde 79 azalarak 31 bin 250 kişiye düşmüştür. Tarım Sektörünün Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla İçindeki Payı yüzde 10,2’den 2020 yılında yüzde 6,6 ya düşmüştür.

Tarımsal Desteklemeler 2006 Yılında Çıkarılan 5488 Sayılı Tarım Kanunu’nun 21.Maddesine Göre; Üreticiye Verilmesi Gereken Destek Miktarı 376 milyar TL olması gerekirken, Üreticiye Ödenen Destek Miktarı 165 milyar TL’dir. Çiftçimizin 211 milyar TL alacağı vardır.

Üretimden kopmanın bir sonucu olarak hububat dış ticareti 105 milyon ton hububat ithalatına 27,7 milyar dolar ödeme yapıldı. Sadece 2019 yılında 14 milyon ton hububat ithalatına 3,2 milyar dolar ödeme yapıldı.

Son 20 yılda azalan buğday ekim alanı: 23.8 milyon dekar. Yani 93 milyon dekardan 2020 yılında 69,2 milyon dekara gerilemiştir. Tüm bunlarla beraber buğday ithalatına 19 milyar dolar ödeme yapıldı. Sadece 2020 yılında buğday ithalatına 2,4 milyar dolar ödendi. 2019 ve 2020'de Dünya ithalat rekoru kırıldı. 2020 yılında ithal edilen buğdayın %67’si Rusya, %11’i Ukrayna ve %6’sı Kanada'dan yapıldı.

Bölgemizde yoğun üretimi yapılan mısırda 22.4 milyon ton ithalat yapılmış ve karşılığında 5 milyar dolar ödenmiştir. 2019 yılında 3.6 milyon ton mısır ithalatına 703 milyon dolar ödeme yapıldı. Bu cumhuriyet döneminin rekorudur.

Ayçiçeğinde de durum aynı.. 11 milyon ton ayçiçeği tohumu ithalatına 5.6 milyar dolar ödeme yapıldı. 2020 yılında 1 milyon ton yağlık ayçiçeği tohumu ithalatına 463 milyon dolar ödeme yapıldı. Ve 40 milyon ton soya fasulyesi tohumu ve türevlerine 17 milyar dolar ödeme yapıldı. 2020 yılında 2 milyon 946 bin ton soya fasulyesi tohum ithalatına 1 milyar 158 milyon dolar ödendi.

Dünya’da en yüksek verimi aldığımız ve bölgemizin beyaz altını olarak tanımlanan pamukta da durum farklı değil. Son 20 yılda 14 milyon ton pamuk ithalatına 24 milyar dolar ödeme yapıldı. 2020 yılında 1 milyon 81 bin ton pamuk ithalatı yapıldı. Karşılığında 1.7 milyar dolar ödeme yapıldı. Cumhuriyet döneminin ithalat rekorudur. 2020 yılında ithal edilen pamuğun yüzde 34’ü ABD, yüzde 21’i Brezilya ve yüzde 14’ü Yunanistan ’dan yapıldı. Yine aynı dönemde 2 milyon 81 bin ton susam tohumu ve türevlerine 2.9 milyar dolar ödeme yapıldı. 2020 yılında 205 bin ton susam ithalatına 271 milyon dolar ödeme yapıldı.

Tohuma baktığımızda 649 bin ton tohum ithalatına 2,9 milyar dolar ödeme yapıldı. 2020 yılında 46 bin ton tohum ithalatına 200 milyon dolar ödeme yapıldı ve 72 milyon ton gübre ithalatına 20 milyar dolar ödeme yapıldı. 2020 yılında 4.4 milyon ton gübre ithalatına 1.1 milyar dolar ödeme yapıldı. Tarımsal girdiler zirai ilaç yüzde 800, tohum yüzde 650, gübre yüzde 632 ve akaryakıt yüzde 454 artmıştır.

Türkiye artık kendi kendine yetemeyen bağımlı bir ülke haline geldi. Stratejik gıda ürünlerinde üretim azaldı, ithalat hızla arttı. İthalata bağımlı gıda politikasıyla kazanan çokuluslu tekeller oldu. Türkiye ülke olarak mevcut haliyle kaynaklarını, potansiyelini rasyonel değerlendirebilirse, tarım ve gıdada problem yaşamayabilir. Ancak ne yazık ki bugün ana besin kaynaklarımızda net ithalatçı hale geldik.”

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner42