banner6

Su tasarrufunda umut sarnıç sistemi

Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak son yıllarda dikkat çeken kuraklık tüm dünyada etkisini hissettirmeye başladı. Bununla birlikte başta suyun en çok kullanıldığı tarım başta olmak üzere, deniz suyundan tatlı su elde etme, su harcamalarında tasarruf etme, sanayi sektöründe çok az su harcama, su israfını önleyecek yönetimsel önlemler vs. birçok alanda tüm ülkeler çalışma içerisine girdi.

Su tasarrufunda umut sarnıç sistemi

Serhat ŞANLI / ÖZEL HABER

ADANA (İLKHABER) – Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak son yıllarda dikkat çeken kuraklık tüm dünyada etkisini hissettirmeye başladı. Bununla birlikte başta suyun en çok kullanıldığı tarım başta olmak üzere, deniz suyundan tatlı su elde etme, su harcamalarında tasarruf etme, sanayi sektöründe çok az su harcama, su israfını önleyecek yönetimsel önlemler vs. birçok alanda tüm ülkeler çalışma içerisine girdi.

Tüm bunların yanında inşaat sektöründe de su tasarrufu ile ilgili çalışmalar yapılarak çeşitli örnekler piyasaya sürülmekte.. Su tasarrufu ile ilgili gazetemize önemli açıklamalarda bulunan ve tüm dünyada etkili olan kuraklık karşısında özellikle AVM ve büyük yapılarda alınacak önlemlerin önemine dikkat çeken İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hasan Aksungur, “Yapılan araştırmalar Türkiye’nin en kurak dönemlerinden birini yaşadığına işaret etmekte ve ivedilikle önlem alınmazsa çok daha kötü sonuçlarla karşılaşacağımız aşikârdır.. Kuraklık sorununun son günlerde çokça gündeme getirilmesinin yanında, bazı iyi örneklerin de başlatıldığını görmekteyiz. Gelecek için umut vadeden bu gelişmeler sevindiricidir.

Bunlardan ilki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin geçtiğimiz günlerde yaptığı imar yönetmeliğindeki düzenlemedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantısında, bin metrekare üzerindeki parsellerde, kamu yapılarında, alışveriş merkezi ve 5 bin metrekareyi geçen ticari yapılarda sarnıç sisteminin zorunlu hale getirilmesine karar verildi” dedi.

Bu sarnıçların inşaat alanına ilave edilmeyeceğini ve dolayısıyla bina sahiplerinin inşaat alanından bir kaybı olmadan su tasarrufuna katkı sağlayacağını belirten Aksungur, “Tanımlanan bu yapılarda, binaları zemin suyundan korumak, bahçe sulamak, otomobil yıkama gibi işlerde kullanılmak üzere bir drenaj sistemi oluşturularak çatı ve zemin sularının, yine zemin altında oluşturulacak bir sarnıçta toplanması kararı alındı.. Yönetmelik değişikliği, önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na gönderilecek; Resmi Gazete'de yayımlanması ile birlikte yürürlüğe girecektir. Ayrıca bu sarnıçlar emsale, yani inşaat alanına ilave edilmeyecek. Dolayısıyla bina sahipleri inşaat alanından bir kaybı olmadan su tasarrufuna katkı sağlamış olacaktır” diye konuştu.

Kuraklığa karşı Ankara Belediyesi tarafından hayata geçirilmeye hazırlanan 40 rekreasyon ve park alanına kurulacak depolama sistemi ile yağmur ve yüzey sularının depolanarak sulamada kullanılacağı projeye de vurgu yapan Aksungur, “Yine Ankara Belediyesi, su israfına karşı örnek bir projeyi hayata geçirmeye hazırlandığını duyurdu. İlk etapta Ankara’da 40 rekreasyon ve park alanına kurulacak depolama sistemi ile yağmur ve yüzey sularının depolanarak sulamada kullanılacağı belirtildi. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkent’teki yeşil alanları, depolanan bu sularla sulayarak su tüketimini en aza indirmeyi ve maliyetleri düşürmeyi hedeflemektedir. Bu örneklerin tüm illerimize yayılmasının, merkezi düzeyde bu ve buna benzer önlemlerin hayata geçirilmesinin sağlanması, konuyla ilgili yönetmeliklerin düzenlenmesi atılacak önemli adımlardandır” ifadelerine yer verdi.

Merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin ve halkın işbirliği içinde çalışması, suyun israf edilmemesi ve verimli kullanımın sağlanmasına dikkat çeken İMO Adana Şube Başkanı Hasan Aksungur açıklamalarına şöyle devam etti;

“Türkiye’de yağışsız geçen günler ve baraj doluluk oranlarındaki düşüş, kuraklık konusunu yeniden gündeme getirdi. Son günlerde ülkede yağış olsa da bunun tehlikeyi ortadan kaldırmadığını, ülkedeki tüm baraj ve göllerde su seviyesinin yeterli olmadığını biliyoruz. Yapılan araştırmalar, uzman görüşleri ve yayınlar, Türkiye’nin en kurak dönemlerinden birini yaşadığına işaret etmektedir.

Kuraklığın tehlikeli boyutlara doğru yol alması karşısında, ivedilikle önlem alınmazsa çok daha kötü sonuçlarla karşılaşacağımız aşikârdır. Bu şekilde devam ederse, şu an su stresinde olan Türkiye, 2030 yılında su sıkıntısı yaşamaya, 2050’den sonra ise su fakiri olmaya aday. Kişi başı su miktarının 1.000 metreküpün altına düştüğü ülkeler, su fakiri ülkeler olarak tanımlanmaktadır. Konuyla ilgili uzmanların belirttiğine göre yaklaşık 100 sene önce 8.000 metreküp olan kişi başına düşen su miktarı, günümüzde 6'da biri oranına inerek kişi başı 1.300 metreküpe düşmüş durumdadır.

Bu olumsuz gidişatın en önemli nedenleri, mevsim normallerinin altında seyreden yağış miktarı, su kullanımındaki hatalar, nüfus artışı ve artan taleptir. Özellikle kuraklığın yaşandığı bugünlerde su yönetiminde ciddi bir zafiyet olduğu, suyun iyi yönetilmediği gerçeği çok daha açık biçimde ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’de su sorunu ve kuraklık konusu sıklıkla gündeme getirilmektedir. Ancak bu duruma karşı yapılması gerekenler konusunda adımlar maalesef atılmamaktadır. Artan önemine rağmen, bütünleşik bir su politikamızın olmaması nedeniyle, ülkemizde su sorunu hızla bir tehdit haline gelmektedir.

Kuraklık ve su kaynaklarının yönetiminde şehir planlaması önemli bir yer tutmaktadır. Plansız büyüme artan nüfus, nüfusun belli merkezlerde toplaması sorunu büyütmektedir. Bir şehrin su kaynaklarının taşıyabileceği bir sınır vardır. Kentsel dönüşüm uygulamalarında da yeni yapılan çok katlı yapılarla yoğunluğun artmasının, kentlerin yetersiz altyapısı nedeniyle yeni sorunlar yaratacağını / yarattığını pek çok kez açıklamalarımızda dile getirdik. Su kullanımı da aynı şekilde sorunlara neden olacaktır ve olmaktadır da.

DOĞRU SU POLİTİKASI HAYATA GEÇİRİLMELİDİR

Tüm temel sorunlarda olduğu gibi merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin ve halkın işbirliği içinde çalışması suyun israf edilmemesi ve verimli kullanımın sağlanması şarttır. Ancak bunun öncesinde doğru su politikası hayata geçirilmeli, geleceği öngörerek pratiğe geçecek kuraklık eylem planı oluşturulmalıdır.

2013-2017 Tarımsal Kuraklık Eylem Planı kararı alınmış ama somut adımlar atılmadığı için planın uygulanma şansı olmamıştır. Yine, 2017-2023 Ulusal Kuraklık Yönetimi Strateji Belgesi ve Eylem Planı kararı da somut ve uygulanabilir adımlar atılmadığı için havada kalmıştır. 17 Kasım 2020 tarihinde ise 13 su havzasını kapsayacak biçimde Kuraklık Eylem Planı onaylanmış olmasına rağmen, havza ölçeğinde uygulama birimi olmadığı, il bazında planlara dönüştürülemediği için bu eylem planı da ne yazık ki uygulanamamıştır.

TÜRKİYE’DE SU TÜKETİMİNİN YÜZDE 78’İ TARIMDA KULLANILMAKTADIR

Kuraklık tehdidi ve barajlardaki suyun kritik seviyelere inmesi, tarıma yönelik önlemlerin hızla hayata geçirilmesini gerektirmektedir. Türkiye’de su tüketiminin yüzde 78’i tarımda kullanılmaktadır; yüzde 12’si sanayide, evsel kullanım ise yüzde 10 düzeyindedir. Ülkemizde tüketilen suyun yüzde 78’inin tarımda kullanıldığı gerçeği, ne üreteceğimizden tarımsal sulamaya kadar tarımsal üretimle ilgili yeni bir planlamaya ihtiyacımız olduğuna işaret etmektedir. Ülkemizde son 60 yılda, 70'e yakın doğal gölün kuruduğu kaydedildiğine göre durumun olumsuz yönde gidişatı açıktır. Dünyanın en önemli doğal su kaynakları bulunan ülkemizde ne yazıktır ki suya artan taleple birlikte aşırı kullanımla doğal göller, göletler ve nehirlerde sular azalmaktadır.

NASA Ulusal Kuraklık Azaltma Merkezi’nin, 11 Ocak 2021 günü GRACE-FO uyduları tarafından kaydedilen, Türkiye'nin yer altı suyu ve toprak nemi ölçümlerine ilişkin yayımladığı iki haritada da Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yayımladığı haritada olduğu gibi şiddetli kuraklık tehlikesine işaret edildi. Yağışların mevsim ortalamasının altında olduğuna dikkat çekilen haritalarla, Türkiye'nin çoğu bölgesinin şiddetli kuraklık yaşadığı vurgulandı.

TEDBİR ALMAYAN ÜLKELERİ ZOR GÜNLER BEKLİYOR

Önemli olumsuzluklardan biri de tarım alanları ve meraların yapılaşmaya açılmasıyla yeşil alanların ormanların azaltılmasıdır. Bu kuraklığa davetiye çıkartmak demektir. Oysaki yeşil alanlarımızı, ormanlarımızı, su kaynaklarımızı, doğal varlıklarımızı göz bebeğimiz gibi korumamız gerekmektedir.

Ülke genelinde etkili olan kuraklık Adana’da da etkisini göstermektedir. Meteoroloji 6. Bölge Müdürlüğünün açıklamasına göre Adana, 2020 yılında son 92 yıllık yağış ortalamasının altında kalmıştır. Ülkenin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Adana’da tarımsal çalışmalarda sıkıntı yaşanacağı görülmektedir. Bölgemizde yukarıda belirttiğimiz etkin önlemlerin alınması hayati önemdedir.

Gelecekte su kaynaklarının azalması, kuraklık ve yetersiz gıda üretiminin tüm ülkelerin önemli sorunu olacağını öngörmek çok zor değildir. Tedbir almayan ülkeleri zor günler beklemektedir. Bu gerçeği bilelim ve önlemlerimizi acilen alalım.

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER