Erkeklerin saçlarını uzatması günah mıdır?

     Saçı temizlemek, taramak, koku sürmek Hz. Peygamber’in teşvik ettiği hususlardandır. Zira bu konuda Hz. Peygamber: “Saçı olan kişi bakımına özen göstersin” buyurmuşlardır.

     Bu itibarla saçların temizliğine dikkat etmek şartıyla erkeklerin saçlarını uzatmalarında ve dilediği şekilde taramalarında dinen bir sakınca yoktur. Ancak bu kimselerin bulundukları ortamdaki örfü de dikkate almaları daha doğru olur.

 

Borç para ile gidilen hac kabul olur mu?

    Servet yönünden haccetme imkanına sahip olmayan kişilerin borçlanarak hacca gitmeleri gerekmez; ancak, borçlanarak hacca gitmeleri halinde, hac ibadetleri geçerlidir. 

    Diğer taraftan, haccın farz olması için gerekli şartları taşıdığı halde, hac mevsiminde hazır parası bulunmayan ve borç aldığı takdirde bunu daha sonra ödeme gücüne sahip olan kişilerin, bu görevi bir an önce ifa etmeleri için, borç alarak hacca gitmeleri uygun olur.

 

Faizin haram olduğunu bildiren ayet var mı?

                Kur'an-ı Kerim'de faizin yasağına değişik üslup ve anlatım tarzlarıyla birden çok yerde temas edilmektedir.  Kur'an-ı Kerim'de faizin kötü ve haram bir işlem olduğu şu ayetlerle ortaya konmuştur.  "İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz faiz Allah katında artmaz, fakat rızasını isteyerek verdiğiniz zekata gelince, işte onu verenler (sevaplarını ve mallarını kat kat artıranlardır." , "Ey iman edenler kat kat faiz yemeyin. Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.", "Faiz yiyen kimseler tıpkı şeytan çarpmış kimseler gibi çarpılmış olarak kalkarlar. Onların bu hali alışverişte faiz gibidir demelerindendir. Oysa Allah ticareti helal faizi haram kılmıştır..."

               Söz konusu bu ayetlerde Allah faiz ile alışverişin farklı olduğunu vurgulayıp, faiz alıp vermenin dünyada ve ahiretteki kötü sonuçlarına işaret ederek yasaklayıp haram kılmıştır.

Faizi yasaklayan bu ayetler olduğu gibi Hazret-i Peygamberimizin de faizi yasaklayan hadisleri mevcuttur.

 

Küs olan insanların birbirinin selamını almaması caiz mi?

          Dinimizce selam vermek sünnet onu cevaplandırmak ise farzdır. Bir topluma selam verildiği zaman o toplumdan bir kişi bu selama karşılık vermesi bu farzı yerine getirmek için yeterlidir. Şayet cevap verilmese o toplumda oturan her Müslüman günahkâr olmuş olur.

          Selamı o toplumun içinde oturan bir kimsenin ismini zikrederek verme durumunda ise ismi geçen kimse bu selama karşılık verme zorunda diğerleri için bir şey söz konusu değildir.

        Selam, benden sana bir zarar gelmez, anlamına geldiğine göre her Müslüman İslam’ın bu güzel şiarını günlük hayatında yaşaması ve yaşatması lazım. Selam verdiği gibi verilen selama da karşılık vermesi gerekir. Çünkü Kur'an-ı Kerim de Allah'ü Teale mealen şöyle buyurmaktadır: 'Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin.' (Nisa 86)

        Dolayısıyla bize selam verildikten sonra selamı veren dost, akraba, tanıdık, tanımadık, küs ya da barışık kim olursa olsun selamına karşılık vermek üzerimize farzdır. Selama karşılık vermemek ise dinen uygun değildir.

 

Günün Ayeti

 "Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesatçılık yaparak fenalık etmeyin.

 Hûd, 11/ 85.

 

Günün Hadisi

"Allah rahmeti yüz parça halinde yarattı. Doksan dokuzunu bıraktı. Yeryüzüne sadece bir parçasını indirdi. İşte bu bir parça rahmet iledir ki bütün varlıklar birbirine acımaktadır. At, (hayvan) yavrusuna basmamak endişesiyle ayağını bu sayede kaldırır."

Buhâri, "Edeb", 19.

 

 Günün Duası

Allah’ım bugün bana kimsenin kalbini kırmadan evime dönmeyi nasip et

 

Günün Sözü

Ne etrafınızı kıracak kadar sert, ne de karşınızdakilere cesaret verecek kadar yumuşak olunuz.

Sadi

 

 

Bunları biliyor muyuz?

Ebedî Mahrem Nedir?
Dinde kendileriyle evlenilmesi ölünceye kadar haram, yasak olan kimseler demektir.

 

Günün Nüktesi

Cennet...

Muğîre İbni Şu‘be’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

“Hz. Mûsâ Rabbine:

– Cennetliklerin en aşağı derecesi nedir? diye sordu.

Allah Teâlâ da ona cevaben şöyle buyurdu:

– O, cennetlikler cennete girdikten sonra çıkagelen bir adamın derecesi olup kendisine:

– Cennete gir! denir.

– Yâ Rabbî! Herkes yerine yerleşmiş ve alacağını almışken ben nereye gideceğim? der. Ona:

– Sana dünya hükümdarlarından birinin mülkü kadar yer verilse razı olur musun? diye sorulur. O da:

– Razıyım yâ Rabbî! der. Bunun üzerine Allah Teâlâ ona:

– İşte öyle bir mülk senindir. Bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha buyurur. Beşincisinde o adam:

– Razı oldum yâ Rabbî! der. Allah Teâlâ ona:

– İşte bu kadar şey hep senindir. Onun on misli de senindir. Bir de neyi arzu ediyorsan, gözün neden hoşlanıyorsa hepsi senindir, buyurunca adam:

– Razı oldum yâ Rabbî! diyecek.

Daha sonra Mûsâ aleyhisselâm:

– Yâ Rabbî! Cennetliklerin en üstün derecesi nedir? diye sordu.

-Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

– Onlar benim seçtiğim kullardır. Onlara hazırladığım nimetleri ne bir göz görmüş, ne bir kulak duymuş, ne de bir kimsenin hatır ve hayalinden geçmiştir.”

YORUM EKLE