Ev alan bir kimse bunun için kurban keserse vacip olan kurbanın yerine geçer mi?

Ev alan bir kimse bunun için kurban keserse vacip olan kurbanın yerine geçer mi?

Ev veya araba almak kurban kesmeyi gerektirmez. Ama kişi isterse elde edilen bu nimetlerden dolayı Allah’a şükür için, şükür kurbanı kesebilir. Ki bu da sünnet bir ibadettir. Zira kesilen hayvan aynı zamanda kesen kişi ve ailesi için sadaka hükmündedir..

Bir diğer husus daha vardır ki: “Sadaka belaların define vesile olur” Böyle bir nimete sahip olunduğundan dolayı kan akıtmak ve kurban kesip tasadduk etmek muhtemel bir takım kaza ve belaların define vesile olacağı da umulur.

Ancak kesilen bu hayvan sadaka kurbanı kabul edilmekle beraber kurban bayramında Hanefilerin vacip Şafiilerin sünnet kabul ettiği kurbanın yerini tutmaz. Çünkü ev için kesilen kurban vacip değildir. İsteğe bağlıdır. İsteyen keser istemeyen kesmez. Ama vacip olan kurban bayramı kurbanı kişiye vacip olduktan sonra kişi onu kesmek zorundadır.

Dolayısıyla gücü yetenlerin her iki kurbanı da kesmesi dinen güzel bir davranıştır. Sadece birine gücü yetenlerin ise kurban bayramının kurbanını kesmeleri gerekir.

 

Kesilen kurbanın kanından alına sürülmesi dinimizde var mıdır?

Kesilen kurbanın kanının alına sürülmesinin dinle hiçbir ilgisi yoktur. İslam’ın naslarında da böyle bir bilgi mevcut değildir.

Bu tarz uygulamalar İslam’da olmayan hurafe inançlardır. Aynı zaman da halk arasındaki bu uygulamalar başka inançlardan İslam’a sokulmuş olması muhtemeldir.

 

Hangi hayvanlardan kurban olur?    

Kurban; koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Bunların dışındaki tavuk, ördek,  kaz. gibi hayvanlar kurban olarak kesilemezler. Kurban olabilmesi için, kurbanlık hayvanın süt dişlerini değiştirmiş olması gerekir. Bu da, deve 5; sığır ve manda 2; koyun ve keçi 1 yaşını doldurunca gerçekleşir. Kurbanlık hayvan bu yaşını doldurduğu halde dişini değiştirmemişse, yine de kurban edilebilir. Bunun yanında, 6 -7 ayını tamamlayan koyun, bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olması halinde kurban edilebilir.

Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, düzgün, azaları tamam ve besili olması, hem ibadet açısından, hem de sağlık bakımından önem arz eder.

Bu nedenle, kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, bir veya iki gözü kör, boynuzları kırık, dili, kuyruğu, kulakları ve memesi kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük hayvanlardan kurban olmaz. Ancak, hayvanın doğuştan boynuzsuz olması, şaşı, topal, biraz hasta, bir kulağı delik veya yırtılmış olması, kurban edilmesine mani teşkil etmez.

 

Bir hayvanın kurban olmasına engel olan kusurlar nelerdir?

Kurban, bir ibadet olduğu için, kurbanlık hayvanların kusursuz olmaları gerekir. Bazı kusurlar vardır ki; bunlar, hayvanın kurban olmasına engeldir. Bu kusurların başlıcaları şunlardır:

İki veya bir gözü kör olan, kemiklerinde ilik kalmayacak derecede zayıflamış olan, kesim yerine yürüyerek gidemeyecek kadar topal olan, kulağının ve kuyruğunun üçte birinden fazlası kopmuş olan, dişlerinin yarıdan fazlası dökülmüş olan, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış olan, ölüm derecesinde hasta olan... hayvanlar kurban edilmezler.

Boynuzsuz veya boynuzu biraz kırılmış, dişlerinden birazı dökülmüş ve burulmuş hayvanların kurban edilmeleri caizdir.

 

Günün Ayeti

“Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.”

 (Hac, 22/28)

 

Günün Hadisi

“Cennet size, ayakkabınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.” 

Buhârî, Rikak 29

 

Günün Sözü

Bize kalmayacak dünya için, bize kalacak günahlar biriktiriyoruz.

Malcolm X

 

Günün Duası

Allah’ım bize dermansız dert, karşılıksız borç, imansız ölüm verme.

 

Bunları biliyor muyuz?

Nefhat-ül-Ba's Nedir?

İsrafil’in, sûr denilen bir âlete ikinci defâ üflemesiyle bütün canlıların dirilmesi demektir.

 

Günün Nüktesi

Elini uzatan, ayağını uzatamaz…

Hidiv İsmail Paşa, Ezher Şeyhini ziyaret eder.

Paşa içeri girince, Şeyh ayağa kalkmadığı gibi, ayağını bile toplamaz.

Biraz sohbet ettikten sonra, Paşa ayrılır.

Şeyhin arkadaşları kendisine çıkışırlar.

-Koca Paşa geldi, sen hiç kımıldamadın, doğru mu?

-Arkadaşlar, bir âlim, asla yalakalık yapmaz, yapmamalıdır…

Bu arada Paşa da Ezher Şeyhine bir ders vermek ister. Bir adamıyla, bir kese altın gönderir. Fakat görevli altınıyla geri döner.

-Altını niçin vermedin?

-Almadı efendim.

-Niçin?

 

-Size selam ve hürmetlerini ve bir de şöyle dememi iletti: “Elini uzatan, ayağını uzatamaz.”

YORUM EKLE