Evliyaullahlardan medet ummak caiz mi?

Evliyaullahlardan medet ummak caiz mi?

       Duada, Evliyaullahlardan medet ummak dinen caizdir. Allah’ın sevdiği bu kulları duada vesile kılmak, duanın kabulüne de vesiledir.

       Duada Peygamberler ve fazilet sahibi büyük kişiler, sahabeler ve veliler vesile yapılarak, Allah’tan bunların hatırına bir şey istenebilir. Yalnız günümüzde yapıldığı gibi, türbelerin başına varıp, mum yakmak, tel, çaput, ip bağlamak caiz değildir.

       Nitekim Hz. Ömer’in kendi hilafeti sırasında, kuraklık olunca Hz. Abbas’ı alıp yağmur duasına çıktığı ve onun ellerini ellerine alarak; “Allah’ım! Bu senin Peygamberinin amcasının elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver” diye dua ettiği nakledilmektedir.

        Büyüklerimiz de öteden beri, “Allah’ım, Senin sevdiklerin ve seni sevenlerin yüzü suyu hürmetine (hatırına) bize merhamet eyle ve mağfiret eyle veya şu ihtiyacımı hasıl eyle...” diye dua etmişlerdir.

        Tabi istenilecek şeyler vesile kılınan zattan değil bilakis onu vesile kılarak Allah’tan istemek gerekir. Zira her şeyin yaratıcısı ve sahibi şüphesiz Allah’tır ve o vermeden, o istemeden, bir şey almak mümkün değildir.

 

Sabah namazını ezandan önce kılmak caiz mi?

   Namaz kılmada esas olan ezanın okunması değil namaz vaktinin girmiş olmasıdır. Yani bir namaz vakti girmişse ezan okunmamış olsa dahi o namaz kılınabilir. Aynı şekilde bir namaz vakti girmemişse ezan okunsa dahi kılınmaz. Mesela hoca yanlışlıkla sabah namazı vakti girdi diye ezan okursa ve vakit girmemişse velev ki ezan okunmuş olsa dahi namaz kılınmaz kılınsa da geçersizdir. Çünkü vakit girmemiştir.

     Aynı şekilde namaz vakti girmişse ama gerek elektrik olmayışından, gerekse imamın uyumasından veya bir başka sebepten dolayı ezan okunmamışsa bile namaz vakti girmiştir.  Kişi namazını kılabilir. Sabah namazının durumu da böyledir.  İmsak vakti girdikten sonra sabah namazının vakti girmiş demektir. Ezan okunmamışsa da namaz kılınır.

 

Evlatlıkta mahremiyet ölçüsü nedir?

        Evlatlık edinme durumunda çocuk akıl buluğ olduktan itibaren mahremiyet esasları işler. Onun için evlatlık alınan kişi buluğa erdikten sonra kendisini evlat edinen anne ve babaya yabancı kişi gibi kabul edilir.

        Evlatlık alınan kimse yabancılara karşı yani nikâhlanabileceği kişilere karşı nasıl bir tavır ve tesettür takınıyorsa aynı şekilde kendisini evlat edinen aileye karşı da onlarda kendisine karşı aynı tavrı takınmak zorundadır. Zaten bundan hareketle İslam dini evlatlığı yasaklamıştır. Aynı zamanda aile ile evlatlığın birbirine mirasçı olması da dinen yasaklanmıştır. 

 

Namaz hangi durumlarda kazaya kalsa günah olmaz? 

      Namazı bilerek ve dini meşru bir mazeret olmadan kazaya bırakmak günahtır. Ama namaz uykuda ya da unutulduğunda veya kılmasını imkansız hale getiren fiziki şartlardan dolayı kazaya bırakılmışsa bunun  bir günahı yoktur.

     Hanefi, Şafii ve Maliki mezheplerine göre namazı bu şekilde kazaya kalan kimse günahı olmamakla beraber bu namazı kaza etmelidir.

 

Günün Ayeti

Gerçekten Allah'ın Kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler. 

(Fatır Suresi 29)

 

Günün Hadisi   

"Âdemoğlu için iki vadi dolusu mal olsaydı, mutlaka bir üçüncüyü isterdi. Âdemoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur. Allah tövbe edenleri affeder."

Buhârî, Rikâk 10

 

Günün Sözü

Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızlı çarpma. Geri dönmek isteyebilirsin.

(Don Herold)

 

Günün Duası

Allah’ım ölülerimizi kabrin azabından, mahşerin sıkıntısından, cehennemin azabından koru.

 

Bunları biliyor muyuz?

Ümmi kime denir?

Ümmî, kitabî bilgilerle zihni doldurulmamış, doğal hali üzerine kalmış, okuyarak ve yazarak tahsil görmemiş kimseye denir.

 

Günün Nüktesi

Yerdeki besmeleye hürmet…

      Bişr-i Hafi, genç yaşta içkiye müptela olmuştu. Bir gün, yolda sarhoş bir halde giderken, üstünde Besmele yazılı bir kağıt buldu. İçi sızlayıp yerden aldı. Öptü, çamurlarını silip, temizledikten sonra, güzel kokular sürüp, evinde duvara astı.

      Gece âlim bir zat bir rüya gördü. Rüyada, ''Git, Bişr'e söyle! (O bizim ismimizi temizledi Biz de onun kalbini temizleriz. O bizim ismimizi büyük tutup yükseğe astı, Biz de onun ismini büyük yapıp, yüksek kullarımın arasına katarız. O bizim ismimize güzel kokular sürdü, Biz de onun şahsını, hidayetini kıyamete kadar Müslümanlar için güzel kokular saçan yıldız yaptık) denildi. Bu rüya, üç defa tekrar etti.

      Rüya gören zat, sabah olunca, Bişr-i Hafi'yi arayıp meyhanede buldu. Bişr, gelen zâta dedi ki:

- Benimle sizin ne işiniz olabilir? Benden ne istiyorsunuz?

- Senin için önemli bir haberim var.

- Kimden bahsedeceksin?

- Allah’u Teâlâdan …

Bunu duyan Bişr, ağlamaya başladı ve sordu:

- Hâlim malum. Bana şiddetli azap mı yapacak?

O zat, rüyayı anlattı. Bişr arkadaşlarına dönüp şöyle söyledi:

- Ey arkadaşlarım! Beni çağırdılar, bundan sonra bir daha beni buralarda göremeyeceksiniz.

O zatın yanında hemen tevbe etti.

     Bu anda ayağında ayakkabı bulunmadığı için, başka zaman da hiç ayakkabı giymedi.     

     Sebebini soranlara, ''Söz verdiğim zaman yalınayaktım, şimdi giymeye hayâ ederim'' derdi. Ayakkabı giymediği için kendisine ''Hafi'' [yalınayak] denilmiştir.

 

YORUM EKLE