Ezan okunmadan kılınan namaz geçerli olur mu?


Namaz kılmada esas olan ezanın okunması değil namaz vaktinin girmiş olmasıdır. Yani bir namaz vakti girmişse ezan okunmamış olsa dahi o namaz kılınabilir.

      Aynı şekilde bir namaz vakti girmemişse ezan okunsa dahi kılınmaz. Mesela hoca yanlışlıkla sabah namazı vakti girdi diye ezan okursa ve vakit girmemişse velev ki ezan okunmuş olsa dahi namaz kılınmaz kılınsa da geçersizdir. Çünkü vakit girmemiştir.

     Aynı şekilde namaz vakti girmişse ama gerek elektrik olmayışından, gerekse imamın herhangi bir maruzatından dolayı ezan okunmamışsa bile namaz vakti girmiştir.  Kişi namazını kılabilir

 

Çok acı çeken ve iyileşme ümidi olmayan kimsenin hayatına son vermek caiz mi?

      İyileşme ümidi büsbütün kaybolduğu doktorlar heyetinin kararı ile belirlenmiş olan hastanın daha fazla acı çekmesin diye akrabalarının isteği ile hayatına son verilmesi dinen uygun değildir.

      İster yeni doğmuş bir çocuk, ister ileri yaşta bir yaşlı olsun, isterse ölüm döşeğinde olan hasta olsun, canları çıkıncaya kadar bunların tam bir yaşama hakları vardır. Böyle bir insanı öldürenle sağlıklı bir kişiyi öldüren arasında fark yoktur.

      Hayat sıkıntılarla doludur. Hayatından büsbütün ümit kesilmiş nice hastaların iyileşip aramızda yaşamaya devam ettiğini çoğu zaman görmekteyiz. Hastalık, darlık ve acı olaylar insanlar içindir. Bunlara karşı sabretmek ve ümidi yitirmemek gerekir. Ayette şöyle buyrulmuştur: "Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara 2/153)

 

Cünüp ve hayızlı olan kimse bilgisayardan Kur'an-ı Kerim'i dinleyebilir mi?

         Cünüp veya hayırlı olan kişiye belli başlı dini yasaklar söz konusudur. Kur'an-ı Kerim'i okuma, namaz kılma, Kabeyi tavaf etme... gibi. Bu durum giderilmedikçe bu ibadetleri yapmak dinen caiz değildir.

           Fakat Kur'an-ı Kerim'i dinlemek farklı bir iştir. Kur'an-ı Kerim'i dinlemek dinen böyle bir halde okumak gibi değildir. Dolayısıyla cünüp veya hayızlı olan bir kimse dilerse Kur'an-ı bilgisayardan ya da okuyan bir kimseden dinleyebilir.

           Tabii bir Müslüman’a yakışan ve kendisinden beklenen daima Kur'an-ı Kerim'e karşı saygılı davranması imkan dahilinde de temiz bir şekilde okuması ya da dinlemesidir.

 

 

Felak ve Nas sureleri hangi olaya binaen indirilmiştir?

      Müşrikler ve inanmayanlar Peygamberimizi öldürmek için çok sayıda komplolar ve tuzaklar kurmuştur. Ama hiç birinde muvaffak olamamışlardır. Allah Teâlâ her defasında efendimizi bu komplolardan ve tuzaklardan kurtarmıştır.

      Bunlar yine Hz. Peygamberi Hayber’de zehirlemek istemişlerdir ama Allah’ın izni ile buna muvaffak olamamışlardır. Hayber günü efendimize yapılan sihir de bu komplolardan birisidir. Her türlü sihir, komplo ve tuzaktan Allah’ın izni ve yardımı ile kurtulan efendimiz bu sihir tuzağından da kurtulmuştur.  Nitekim Kur’an-ı Kerim’de yer alan ve koruyanlar anlamına gelen muavvizeteyn  dediğimiz Nâs ve Felak sureleri bu tuzak üzerine indirilmiş ve Hz.Peygambere sihiri bozmak için bu sureleri okunması emredilmiştir.

      Böyle bir olayla karşılaşan kişi bu illetten kurtulmak için bu sureleri okumalı ve Allah’tan yardım ve şifa dilemelidir.

Tabutun üzerindeki örtüde bulunan ayetin anlamı nedir?

     Tabutun üzerindeki Arapça yazıda Kur’an’dan ayeti kerime vardır. Bu ayet insana ölümü hatırlatmaktadır.  Ayetin anlamı ise, “Muhakkak ki her canlı ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz" (Ankebut 29/57).

 

Günün Ayeti

Arkadan çekiştirmeyi ve kaş-gözle alay etmeyi alışkanlık haline getirenlerin hepsinin vay haline!

 

Günün Hadisi

"İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek."

 

Günün Sözü

İki şey aklın eksikliğini gösterir: Konuşulacak yerde susmak, susulacak yerde  konuşmak. (Sadi)

 

Günün Duası

Allah’ım başladığımız bu yeni haftada senden hayır ve bereket diliyor, kaza ve belalardan sana sığınıyorum.

 

Bunları biliyor muyuz?

Niyaz Nedir?

Allah’a yalvarmak ve dua etmek demektir.

 

Günün Nüktesi

Daha Sıra Gelmedi

      Sultan Mahmud Sebüktekin (XI. y.yılın ilk yarısı) tarihte ilk Müslüman Türk devletlerinden biri olan Gaznelilerin en büyük ve en dirayetli hükümdarı idi. Tarihte ilk defa "sultan" adını kullanan Gazneli Mahmud Sebüktekin idi. İslam'ı yaymak için Hindistan'a 17 sefer düzenlemiş olan Sultan Mahmud din ve ilim ulularıyla görüşür, hiç erinmeden ziyaretlerine gider, onların tavsiye ve irşadlarına göre kendini ayarlardı.

Birgün vezirleri, kumandanları ile birlikte zamanın tanınmış evliyasından Şeyh Ebu'l-Hasen Harakani'nin ziyaretine gitti. Adamlarından bazıları önce gidip Şeyh'e, hükümdarın kendisini ziyarete gelmekte olduğunu, karşılaması gerektiğini haber verdiler. Şeyh Harakani kös dinlemiş gibi hiç aldırmadı. Yerinden bile kımıldamadı. Hükümdar ve adamları dergahın kapısına kadar geldi. Baş vezir rica etti: "Ey din ulusu, hiç değilse bu değerli hükümdarı odanızın kapısında karşılayın!" Harakani bu kadarını bile yapmadı. Vezir feryad etti. "Ey mübarek insan sen Allah'ın Kur'an'da "Allah'a, Peygambere ve içinizden emir sahibi olanlara itaat edin" buyurduğunu hiç görmedin mi?"

Şeyh Harakani cevap mahiyetindeki şu açıklamada bulundu:

"Biz o sözünü ettiğin Allah emrinin 'Allah'a itaat ediniz' kısmına o kadar daldık ki, henüz peygambere bile sıra gelmedi. Nerde kaldı hükümdara itaat edelim..."

Sultan Mahmud bu açıklama karşısında, Şeyh'in başından beri takındığı tavra zerre kadar kızmadığı gibi, kendi de müritleri arasına katıldı. Yanındakilerle beraber büyük bir saygı göstererek huzurundan ayrıldı.

 

YORUM EKLE