Fakirler ve hayır kuruluşları için vakfedilen malların zekatı olur mu?

Fakirler ve hayır kuruluşları için vakfedilen malların zekatı olur mu?

      Fakir, yetim ve kimsesizlerin doyurulması, okutulması, cami, mescid, yol, köprü yapımı gibi amaçlarla hayır kuruluşlarına vakfedilen mallar zekata tabi değildir. Ancak oğluna, ailesine veya falanın oğullarına gibi belirli bir kişi veya kişilere yapılan vakıflar böyle değildir.

      Böyle vakfedilen mallar zekata tabidir. Çünkü bu durumda vakfedilen malların mülkiyeti vakfedenden vakfedilene geçmekte ve onda sürekli kalmaktadır.

 

Hayvanların zekatı yerine değeri verilebilir mi?

           Malın zekatı, kendi cinsinden verilebileceği gibi başka maddelerden de verilebilir. Buna göre, hayvanların zekatını vermek isteyen kimse, kendi cinsinden verebileceği gibi, değerleri üzerinden de verebilir. Ancak  daima fakirin yararına olanı tercih etmek daha uygundur.

 

Kiraya verilen eve zekat vermek gerekir mi?

      Ticaret için olmayan ev, arsa, araba ve benzeri malların kıymetleri üzerinden zekat gerekmez. Eğer bu ev ve benzeri malların kazancı, getirisi varsa ve bu getiriler, sahibinin diğer zekata tabii malları ile birlikte nisap ölçüsüne ulaşırsa yıl sonunda getirilerinin zekatı verilir.

      Fakat araba gibi mallar binmek için değil de ticaret için kullanılıyorsa her yıl kıymetleri üzerinden zekat vermek gerekir.

 

Ramazanda okunan hatimlerin sevapları ölülerimize ulaşır mı?

      Yapılan ibadetlerin ve hayırların sevaplarını başkasına bağışlamak dinen caizdir. Kişi okuduğu Kur'an'ın, yaptığı hatmin, kıldığı namazın ve istediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir.

       İster sağ, ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir.

         Ayrıca kişi sevabı bağışlarken kendi sevabından bir şey kaybetmez. Her iki kişiye de aynı şekilde yazılır.

 

Babadan kalan miras zekâta dâhil edilir mi?

     Babadan ya da bir başka akrabadan kalan miras Hanefi mezhebine göre hemen zekata dahil edilir. Yani zekat veren bir kimseye zekatını çıkaracağı vakit bir akrabasından miras kalsa o gelen mirasın parasını zekatına dahil eder. Gelen mirasın üzerinden bir yıl geçmesi gerekmiyor.

     Ancak Şafii mezhebine göre zekat çıkaran kişiye böyle bir miras gelse gelen mirasın üzerinden bir yıl geçtikten sonra onun zekatını çıkarır.

 

Mesleği gereği sürekli olarak yolculuk yapan kişi oruç ibadetini nasıl yerine getirebilir?

      İslam dini Ramazan ayında oruç tutamayan hasta ve yolcuların sonradan kaza etmelerini emreder. Mazeret devam ettiği sürece ruhsat da devam eder. Sürekli mazereti bulunan kişiler, mazeretleri ortadan kalkınca, zamanında tutamadıkları Ramazan oruçlarını kaza ederler. Kur'an-ı Kerim'de; "… Kim de hasta veya yolcu olursa, (oruç) tutmadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun." buyurulmaktadır (Bakara, 2/185).

     Devamlı olarak uzun yola giden kaptan ve sürücüler de yolcu hükmündedir. Şu kadar var ki, yolculuğu esnasında bir sıkıntı çekmeyenlerin oruç tutması daha faziletlidir.

 

Ramazan ayında Tesbih Namazı Nasıl Kılınır?

      Tesbih namazı,  Peygamber efendimizin ibn-i Abbas'a öğrettiği bir namazdır. Her zaman kılınabilir. Tesbih namazı 4 rekâttır. İki rekâtta selam verilerek de kılınır. Her rekâtın da 75 defa tesbih söylenir, dört rekatta 300 tesbih eder rekâtının nasıl kılındığını tarif edelim her rekâtı aynen kılınır.

"Niyet ettim Allah rızası için Tesbih Namazı kılmaya" diye niyet edilir. "Allahu Ekber" diyerek namaza durulur.

      Tesbih namazında okunacak dua şudur: "Subhanellahi velhamdulillahi ve la ilahe illallahu vallahu Ekber" . Bu dua namazın şuraların da söylenir:

1-Sübhaneke'den sonra 15 defa,

2-Euzu-Besmele, Fatiha ve sureden sonra 10 defa

3-Rüku’da 3 defa söylenen "Subhane Rabbiyel Azim"den sonra 10 defa,

4-Rüku’dan doğrulunca 10 defa;

5-Secdeye varıp 3 defa söylenen "Subhane Rabbiye'l a'la" dan sonra 10 defa,

6-İki secde arasında oturunca 10 defa,

7-İkinci secdede yine 10 defa söylenir. Toplam 75 defa söylenir olur. Ettehiyyatü okunur, ikinci rek'ate kalkılır.

    Önce 15 defa söylenir, soma Fatiha okunur, 10 defa söylenir, aynen birinci rekattaki gibi tamamlanır. İkinci rekatta oturunca ister Ettehiyyatüyü okuyup 3. rek'ate kalkar 3. ve 4. rek'atı aynen kılar, isterse Ettehiyyatü'den sonra salli, barik dualarını okuyup selam verir. Yeni bir tekbir alarak iki rek'at daha aynı şekilde kılar.

 

Günün Ayeti

Namazı dosdoğru kılın zekatı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz onu Allah indinde bulacaksınız

(Bakara, 2/110)

 

Günün Hadisi

"Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur."

(Müslim, "Sıyam", 2)

 

Günün Sözü

Zenginlik gübredir. Yalnızca saçıldığında yararlı olur. 

 

Günün Duası

Ya rabbi tuttuğumuz orucu kıldığımız namazı verdiğimizi sadakayı riyakarlıktan uzak eyle bize şefaatçi kıl.

 

Ramazan Kavramları

Salvele nedir?

       Hz. Peygambere salâvat okumak demektir. Allah'a hamd ve senâ ettikten sonra Hz. Peygamber hakkında "... Ve's-Salatü ve's-selâmu alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmain" şeklinde yapılan dua demektir.

        Peygamberimize imanın ve muhabbetin bir ifâdesi olan bu duayı mü'minlere Allah Teâlâ emretmiştir. Allah Teâlâ Ahzab süresinde mealen  şöyle buyurmaktadır: Hiç şüphesiz, Allah ve melekleri peygambere salat etmektedirler. Ey İman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.

 

Günün Nüktesi

Kim daha cömert?

     Hz. Ali efendimizin ağabeyi Cafer b. Ebu Talib’in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir kabilenin hurmalığına inmişti. Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç parça ekmek geldiğini gördü. Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki, birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi. Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı. Köpek ekmeği derhal yedi. Köle ekmeğin ikinci parçasını da attı. Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü. Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi. Kalkıp, yeniden işine dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklaşıp sordu: “Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?” Köle sıkılarak cevap verdi: “İşte bu üç parça ekmek.”

      “O halde neden kendine hiç ayırmadın?”

      “Baktım ki, hayvan çok aç. O halde bırakmak istemedim.”

      “Peki sen ne yiyeceksin şimdi?”

      “Oruç tutacağım.”

      Bunun üzerine, Abdullah b. Cafer, köleden sahibini, evinin nerede olduğunu sordu. Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle birlikte satın aldı. Sonra döndü, köleye bu tarlayı ve onu sahibinden satın aldığını söyledi ve ekledi: “Seni azad ediyorum. Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum.” Cömertliğiyle meşhur Abdullah b. Cafer, kendisinden daha cömert birini tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, bu olayı anlatır ve, “Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek vermiş; sense ona koskoca bir hurmalığı ve hürriyetini vermişsin.” dediklerinde, şu karşılığı verirdi: “Ama o elindeki her şeyi verdi; ben ise elimdekinin bir kısmını...”

 

Kur’an’da İsmi Geçen Peygamberler

Hz. Zekeriyya:

Kur’an’da adı 7 defa geçmektedir. Hz. Süleyman soyundandır. Kudüs’te Hz. Meryem’in himayesini üstlenmiş, ona koruyuculuk yapmıştır. İsrailoğulları tarafından şehit edilmiştir.

 

Kutsal Mekanlar:

Yedi Mescidler

Bedir ve Uhudda ağır kayıplar veren Mekkeliler intikam amacıyla civar kabileleri ve Yahudileri de yanlarına alarak 10.000 kişilik bir orduyla Medine’yi muhasara etmişlerdi. Efendimiz ise ashabıyla istişare ederek, Selman-ı Farisinin teklifi üzerine müşrikler Medine’ye gelmeden şehrin etrafına hendekler kazmışlardı. Hendeğin uzunluğu 3 km civarında idi. Genişliği ve derinliği yaklaşık 6 -7 m idi. Allah rasulu  her on kişiye 20 m.lik bir alan vermiş ve hendek kısa sürede kazılarak tamamlanmıştı.

            20 günlük bir muhasaradan sonra kazılan hendek karşısında ellerinden bir şey gelmeyen Mekkelilerin çadırları, araç ve gereçleri şiddetli bir rüzgarla darmadağın olmuş, kalplerine büyük bir korku girmiş ve bir sürü ganimeti geride bırakarak Mekke’ye dönmek zorunda kalmışlardı.

            İşte bu savaştaki komuta noktalarına Osmanlılar tarafından yedi adet küçük birer mescid yapılmıştı. Günümüzde bunlardan 4'ü mevcuddur. Bunların en ünlüsü Fetih Mescididir. Bu Mescidin inşa edildiği yerden Hz. Peygamber düşmanın hareketini gözetlerdi. Burada namaz kılar, Müslümanların muzaffer olmaları için Allah’a dua ederdi.

YORUM EKLE