banner6

126 sağlık çalışanı pandemi döneminde hayatını kaybetti

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adana Şube Başkanı Dr. Mürşit Enis Akyüz, pandemi nedeniyle 126 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini ve 40 binin üzerinde sağlık çalışanı enfekte olduğunu açıkladı.

126 sağlık çalışanı pandemi döneminde hayatını kaybetti

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER)-Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adana Şube Başkanı Dr. Mürşit Enis Akyüz, pandemi nedeniyle 126 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini ve 40 binin üzerinde sağlık çalışanı enfekte olduğunu açıkladı.

SES tarafından Seyhan Devlet Hastanesi önünde basın açıklaması yapıldı. Çok sayıda sağlık çalışanı ve hekimin katıldığı açıklamaya, TTB Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı ve MK Üyeleri ile Adana Tabip Odası Yönetimi de destek verdi.   Açıklama pandemi döneminde koronavirüsüne yakalanarak hayatını kaybeden sağlık çalışanları için gerçekleştirilen 1 dakikalık saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşunun ardından hazırlanan basın metnini okuyan SES Adana Şube Başkanı Dr. Mürşit Enis Akyüz, pandemi nedeniyle 126 sağlık çalışanıın hayatını kaybettiğini ve 40 binin üzerinde sağlık çalışanı enfekte olduğunu söyledi.

900 BİN KİŞİ ÖLDÜ

COVID-19 pandemisi sürecinde 09 Eylül 2020 tarihi itibarıyla dünya genelinde toplam 28 milyona yakın kişinin enfekte olduğuna dikkat çeken Akyüz, “900 binin üzerinde insan bu enfeksiyonun sonucu olarak yaşamını yitirmiştir. Ülkemizde ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre bu süreçte 284 binin üzerinde kişi enfekte olmuş, 6 binden fazla kişi bu enfeksiyon nedeniyle ölmüştür. Eşitsizliklerin kendisi COVID-19’un yayılması ve ölümcüllüğünün artması gibi bir işlev görmüş, dezavantajlı sınıflar daha çok hasta olmuş ve daha çok ölmüştür ama bu sermayenin umurunda bile olmamıştır.” dedi.

EN YÜKSEK ENFEKSİYON RİSKİ OLAN MESLEK GRUBU

Sağlık çalışanlarının en yüksek enfeksiyon riski olan meslek grubunda yer aldığını belirten Akyüz, “Tüm enfeksiyonlarda olduğu gibi COVID-19 hastalığında da çalışanlar arasında en yüksek enfeksiyon riski olan meslek grubu sağlık çalışanlarıdır. Tüm dünyadaki insanlar salgının kontrol altına alınabilmesi için mümkün olduğunca evlerinde kalmaya çalışırlarken sağlık çalışanları ise artan iş yükünün doğal bir sonucu olarak her zamankinden daha fazla çalışmak zorunda bırakıldılar.” ifadelerini kullandı.   

126 SAĞLIK ÇALIŞANI HAYATINI KAYBETTİ

Pandeminin meslek hastalığı sayılması konusunda görüşlerini bildiren Akyüz, “Ağustos 2020’de yapılan bu önemli derlemede çeşitli ülkelerden elde edilen verilere göre sağlık çalışanlarında COVID-19 sıklığının yüzde 1,9 ile yüzde 12,6 arasında değiştiği gözlemlenmiştir -ki bu sıklık COVID-19’un toplumda görülme sıklığının çok üstündedir. Bu sıklık nedeniyle bu açıklamanın yapıldığı zaman itibari ile 126 sağlık çalışanı hayatını kaybetti ve 40 binin üzerinde sağlık çalışanı enfekte oldu.  Uluslararası Çalışma Örgütü gibi kuruluşlar ve Belçika, Malezya gibi bazı ülkelerin meslek hastalığı olarak kabul ettiği bu durum yasal düzenlemelerimize göre meslek hastalığı veya iş kazası olarak tanımlanmasına rağmen bildirim yaptırılmaması ekonomiye yükünden dolayı engellenmektedir. Yine salgının en ön safında mücadele etmesine ve salgının bitirilmesinde kilit faktör olan sağlık emekçilerinin de aynı kaygıdan olsa gerek, temel ücreti arttırılmamakta; verdikleri 3600 ek gösterge sözü yerine getirilmemektedir.” diye konuştu.

MÜCADELE ÇAĞRISI

Avrupa’dan pandemide ve sonrasında 26-29 Ekim tarihinde Avrupa Eylem günleri ile ortak mücadele çağrısı yapıldığını kaydeden Akyüz, “Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü gibi kuruluşlar tarafından pandemiyle mücadelede sağlık emekçilerinin güçlendirilmesi, insanca çalışma koşullarının yaratılması, yeterli dinlenebilecekleri şartların sağlanması ve ücretlerinin iyileştirilmesi gerektiği defalarca dillendirilmiş durumdadır. Küresel sermayenin piyasalaştırdığı sağlık hizmetlerinin sonuçlarından tüm toplum gibi sağlık emekçileri de paylarını almış, sağlık emekçileri ülkemizde olduğu gibi giderek yoksullaşmışlardır. Sınıfsal eşitsizlik pandemi ile daha görünür hale gelmiştir. Bu nedenle Avrupa’dan pandemide ve sonrasında 26-29 Ekim tarihinde Avrupa Eylem günleri ile ortak mücadele çağrısı yapıldı.

KONTROL ALTINA ALINAMAZ

Bu çağrıyı yapan Küresel Uluslararası Sendikalar Birliği EPSU; sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin haklarını korumak ve geliştirmek için daha fazla ücret, daha fazla istihdam ve herkes için nitelikli sağlık hizmeti taleplerinde bulunmuştur. Sadece Avrupa’da değil ve dünyadaki sağlık emekçileri bu küresel salgına karşı mücadeleye odaklanmak zorundadır. Fakat sağlık emekçileri nitelikli, kişiye uygun, yeterli sayıda koruyucu ekipmana erişemezse, iş yükünden dolayı bu ekipmanları kullanamazsa, riskine ve emeğine göre ücret alamazsa, dinlenemezse, daha iyi beslenemezse, evindeki çocuğunun, bakıma muhtaç yakınının bakım sorunu giderilmezse, düzenli test yapılmazsa, aşı için öncelikli grupta yer almazsa, istihdam eksikliği giderilmezse, şiddet görürse, kendini değersiz hissederse, meslek odaları ve sendikalarının fikirleri alınmazsa bu salgınla mücadele edilemez. Tıpkı şimdi olduğu gibi salgın kontrol altına alınamaz.” şeklinde konuştu.

TALEPLERİ İLETTİ

   “Bu bir toplumsal durum ve hep birlikte üstesinden gelmek zorundayız. Daha dikkatli açıklamalar ve düzenlemeler yapılmalıdır.  Sağlık emekçileri uzun süredir tükendiklerini ifade etmektedir.” diyen Akyüz son olarak yayınlanan genelgeyi okudu. Akyüz, sağlık çalışanlarının taleplerini de Sağlık Bakanlığı’na çağrı yaparak  şu ifadelere yer verdi;

“Atama bekleyen binlerce sağlık emekçisinin derhal kadrolu, güvenceli ataması yapılmalıdır. Haksız, hukuksuz şekilde işlerinden edilmiş olan KHK’li sağlık emekçileri işlerine döndürülmelidir. Güvenlik soruşturması sebebiyle işe başlatılmayan sağlık emekçileri bir an önce işlerine başlatılmalıdır. Pandemi yönetiminde sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri karar alma süreçlerine dahil edilmelidir. Covid-19 iş kazası ve meslek hastalığı kapsamına alınmalı, sağlıkta şiddet önlenmeli, bütün sağlık emekçilerinin temel ücretleri yoksulluk sınırının üzerinde olacak şekilde düzenlenmelidir. Kronik hastalığı olan ve 65 yaş üstü tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine idari izin verilmelidir. Dinlenme hakkımız aynı zamanda yaşam hakkımızdır, yaşatmak için yaşamak istiyoruz, yaşam hakkımıza sahip çıkıyoruz.”

 

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER