banner6

Bakan Yardımcısı Çataklı: Ülkemiz göçü yönetme de mesafe aldı

Göçte sosyal sorunların olmaması için uyum faaliyetlerinin hayati önem taşıdığını belirten İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, “Göç idaremizin yoğun bir gayreti var. Ülkemiz göçü yönetme hususunda muazzam bir mesafe aldı. Bugün artık geldiğimiz noktada göçü yönetiyoruz. Bundan sonra dantel dantel işlemek, yoğurmak ve bir istikamet verme gayesi güdüyoruz” dedi.

Bakan Yardımcısı Çataklı: Ülkemiz göçü yönetme de mesafe aldı

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) – Göçte sosyal sorunların olmaması için uyum faaliyetlerinin hayati önem taşıdığını belirten İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, “Göç idaremizin yoğun bir gayreti var. Ülkemiz göçü yönetme hususunda muazzam bir mesafe aldı. Bugün artık geldiğimiz noktada göçü yönetiyoruz. Bundan sonra dantel dantel işlemek, yoğurmak ve bir istikamet verme gayesi güdüyoruz” dedi.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Uyum ve İletişim Dairesi Başkanlığı ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği(BMMYK)’nin işbirliğinde gerçekleştirilen, “Göç, Güvenlik ve Sosyal Uyum” Çalıştayı bölge valilerinin de katılımıyla Adana’da gerçekleştirildi.

Çalıştayın açılışında konuşan BMMYK Türkiye Temsilcisi Vekili Giulua Ricciarelli-Ranawat, “Güvenlik ve koruma çalışma ve faaliyetleri her zaman bir arada yürütülmelidir. Biri olmadan, diğeri de var olamaz. Bu uluslararası koruma rejiminin de benimsediği bir şeydir” dedi.

Dünyada her saniyede 1 kişinin yerinden edildiğini belirten Ranawat, “Günümüzde yaşanan birçok çatışmanın karmaşık ve uzun bir yapıda olması sebebiyle tüm dünyada yerinden olan sayısı 70 milyon gibi korkunç bir sayıya ulaşmıştır. Bu insanların 25 milyonu ülkesinden kaçmak zorunda kalan mülteciler, 25 milyonun yarısından çoğu 18 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. Dünyada genelinde her 2 saniyede 1 kişi yerinden ediliyor. Bir diğer şaşırtıcı veriye bakacak olursak, Dünyada mültecilerin yüzde 63’ünden fazlasını yalnızca 10 ülke misafir ediyor. Bu 10 ülke içerisinde gelişmekte olan ülkelerin yanında enaz gelişmiş ülkeler de yer almaktadır” diye konuştu.

Türkiye’nin mülteciler konusundaki çalışmalara dikkat çeken Ranawat, “Türkiye 4 milyon mülteciyle Dünyada en fazla mülteci barındıran ülke konumundadır. Türkiye ülkesine gelen mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamak için gereken çabayı gösteriyor ve uzun süredir de devam ettiriyor. Bu geleneği yabancılar ve uluslararası daha kapsamlı ve yasal çerçevede sağlam bir zemine yerleştirmiştir. Mülteciler imkan verildikleri taktirde kaldıkları ülkede yetenekleriyle ve kaynaklarıyla büyük katkılar sunarlar. Bu anlamda Türkiye’nin oluşturduğu yasal çerçevede mültecilerin yalnızca eğitimleri, sağlık ve sosyal koruma gibi kamu hizmetlerini sağlamakla kalmayıp, mültecilerin getirdikleri bilgi ve becerilerden faydalanmak üzere mültecilerin kendi kendilerine yeterliliklerini de destekliyor” ifadeleri kullandı.

Adana Valisi Mahmut Demirtaş ise kent genelinde yapılan çalışmalara değinerek şöyle konuştu;

“2011 yılından bugüne Suriye’de yaşanan insanlık dramının sebep olduğu düzensiz göçe maruz kaldık. 3.700.000 Suriyeli, evini, ocağını, yurdunu terk edip ülkemize sığındı. Bu sığınmacılardan 240 binine de Adana olarak bizler mihmandarlık yapıyoruz. Bununla birlikte çoğu Irak uyruklu yaklaşık 5.500 civarında da Uluslararası koruma kapsamındaki yabancı ilimizde ikamet ediyor. Misafirlerimizin ilimizde, huzur ve güven ortamında yaşamlarını sürdürmeleri için tüm çalışmalarımızı titizlikle yürütüyoruz.

İl Göç Kurulu Toplantılarımız vasıtasıyla ilimizdeki kamu kuruluşlarımızla STK’larımızı bir araya getiriyor; kamu-sivil toplum arasındaki koordinasyon ve sinerjinin artırılmasına gayret gösteriyoruz. Toplum nabzının tutulmasına ve sosyal dengenin sağlanmasına hizmet eden, “Kanaat Önderleri” toplantılarını büyük bir özenle gerçekleştiriyoruz.

Yürüttüğümüz bu çalışmalarla eşgüdümlü olarak güvenlik, sosyal uyum, barınma, eğitim, sağlık ve istihdam başta olmak üzere, yaşamın tüm noktalarına dokunan birçok faaliyeti hayata geçiriyoruz. Suriyeli misafirlerimizin dil, uyum ve iletişim sorunlarının ortadan kaldırılmasına matuf projelerle birlikte, kültürümüzü tanımalarına imkân sağlayan sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılımlarına destek veriyoruz”

İçişleri Bakan Yardımcısı Tayyip Sabri Erdil de, göçün insan gelişiminin bir parçası olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu;

“Göç aslında uygarlıkla birlikte başlayan bir olgudur. İnsanlığın bir parçası. Mobilizasyon ve insan hareketliliğiyle oluşan bir olgu. 2017'de Birleşmiş Milletler rakamlarına göre 68 milyon insan yer değiştirdi. 2018'de 70 milyon, 2019 rakamı da bunun biraz daha üzerine çıkacak. Küreselleşmeyle, globalleşmeyle birlikte sınırlardaki duvarlar aşağı çekildikçe ve kalktıkça bu göç dalgası sürecektir.

Türk medeniyeti göçler üzerine inşa edilmiş medeniyettir. Türkiye’de geçtiğimiz 100 yıllık tarihte çeşitli göç dalgalarını kendi bölgesinde yaşadı. Son 5 yıldır bu göç dalgası sınırlardaki duvarlar aşağı çekildikçe bu göç dalgası devam edecektir. Artarak devam edecektir. Son 3-5 yıldır ülkeler duvarlarına düzenlemeler getiriyor ama bu küreselleşme dalgasını önlemek mümkün değil. Koruyucu önlemler küreselleşme rüzgarını önlemek için uygun değil. Bizim içinde bulunduğumuz süreçte iki temel ayrım var. Bir tanesi göçün oluşturduğu güvenlik ve göçün oluşturduğu sosyal uyum sorunu.

Bütün dünyada yüksek bir göç yaşanıyor. Bunların çoğu uluslararası göç kapsamında. 2018 yılında bu rakam 70 milyon. Almanya ve İngiltere’de ve diğer ülkelerde olmayan sorun var bizde. 1, 2 ve 3’üncü kuşak diye geriye gittiğinizde nüfusun yüzde 60’a yakını göçle oluşmuş nüfustur. Bizde siyaset semboller ve simgeler üzerinde çalışıyor.

Muhalefet siyaseti daha etkin, daha az sorumluluk taşıyarak simgeler ve semboller üzerinde çalışıyor. Türkiye’de maalesef siyaset göç sorunu aslında sorun olmaktan bence çıktı. Yönetilen bir olgu halinde. Türkiye’de muhalefet siyaseti göçü manipüle ederek toplumsal olaya çevirmek istiyor. Burada bir mutabakat oluşturmamız lazım. Bu oluşmazsa, iş biraz daha zorlaşıyor”

Ardından söz alan İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı ise Türkiye’nin göçten kurtulmasının zor olduğuna değinerek “Aslında bu hayat iki göç arasında bir göç. Tarihe baktığımızda çeşitli sebeplerle toplumların göç ettiğini görüyoruz. Amerika ve Avustralya göçlerle oluşuyor. Bizim tarihimizde Orta Asya’dan göç var. Bir çoğu inançları gereği göç ettiler. Göç etmeye de devam ediyorlar. Göç bu hayatın bir parçası. Hele bizim gibi 3 kıtanın ortasında bulunuyorsanız, tarih boyu mücadele merkezinde bulunuyorsanız kısa vadede kurtulmanız gözükmüyor. Coğrafi konumumuz nedeniyle ve bu sınırların çok ötesinde gönül coğrafyamız var. Bu sebeple göçten kurtulmamız zor” dedi.

Bundan sonra dantel dantel işlemek, yoğurmak ve bir istikamet verme gayesi güdüyoruz diyen Çataklı, “Suriye’de istikrarlı bölge oluşturmak için Türk Silahlı Kuvvetleri operasyon düzenledi. 2 operasyon sonucu 360 bin insan ülkelerine geri döndü. Türkiye’ye 2011 yılında gelen çocukların barınma, yiyecek ve giyecek ihtiyaçları oldu. Ülkemiz bunlara katlandı. 

Sosyal sorunların olmaması için uyum faaliyetleri hayati önem taşıyor. Göç idaremizin yoğun bir gayreti var. Ülkemiz göçü yönetme hususunda muazzam bir mesafe aldı. Bugün artık geldiğimiz noktada göçü yönetiyoruz. Bundan sonra dantel dantel işlemek, yoğurmak ve bir istikamet verme gayesi güdüyoruz” ifadesi kullandı.

Göç İdaresi Genel Müdürü Abdullah Ayaz'da göçün insanlık tarihi kadar eski bir olgu olduğunu söyledi. Ancak günümüzde göç eden insan sayısının ikinci dünya savaşında yerinden olan insan sayısının çok üzerinde olduğuna değinerek, “Ülke olarak tarihimiz boyunca en yoğun göç hareketiyle karşı karşıyayız. Ülke olarak 2011 yılından bu yana çok yoğun sınav verdik. Bu işi gayet iyi başardığımızı söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde de göç ve göçmenler olacak. Suriyelilerin hepsi gitse de, sayılar farklı olsa da başka göç hareketleriyle muhatap olacağız. bu sebeple çok sağlam bir göç yönetimi inşa etme gayreti içerisindeyiz” diye konuştu.

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner42