banner6

Bilal Erdoğan Artuklu Üniversitesi’nin Misafiri Oldu

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar’ın daveti üzerine Mardin’e gelen AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan; MAÜ Rektörlük binasında bulunan Atatürk Kültür Merkezinde “Kişilik ve Karakter İnşasında Öğretmenin Rolü” konulu çalıştayın açış paneline katıldı.

Bilal Erdoğan Artuklu Üniversitesi’nin Misafiri Oldu

ADNAN AVUKA

MARDİN(İLKHABER)-Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar’ın daveti üzerine Mardin’e gelen AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan; MAÜ Rektörlük binasında bulunan Atatürk Kültür Merkezinde “Kişilik ve Karakter İnşasında Öğretmenin Rolü” konulu çalıştayın açış paneline katıldı.

Saygı Duruşu, İstiklal Marşı, Kuranı Kerim tilaveti ve ardından İmam Hatip Okullarının Kuruluşu ve Gelişimi adlı video gösterimi ile başlayan program, eğitim camiası tarafından büyük ilgi gördü.

Mardin Artuklu Üniversitesi, Eğitime Destek Platformu ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından "Kişilik ve Karakter İnşasında Öğretmenin Rolü-Gelecek İçin Bugünün Sorumlulukları" konulu çalıştay tertip edildi.

Açış panelini; İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, konuşmacı ve moderatör olan MAÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, MEB Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz ve MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Genel Müdürü Mehmet Nezir Gül yaptı.

Eğitime Destek Platformu’nun milli ve manevi değerlere sahip bir gençlik yetiştirme vizyonuyla, STK'larla devlet kurumları arasında ortak koordinasyon ve işbirliği ile eğitimdeki nitelik ve kalitenin artırılması misyonunu kendisine şiar edinmiş bir platform olduğunu ifade ederek konuşmalarına başlayan MAÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar,

  1. hedefimiz gençlerimizin topluma faydalı, manevi değerleri önemseyen, ahlaki donanıma sahip fertler olmaları için devlet okullarını destekleyecek tutumlar geliştirmektir. Bu minvalde yaklaşık 8 yıldır EDP’nin tüm Türkiye’de ve de Mardin’de oldukça olumlu ve sonuç alıcı işler gerçekleştiren bir sivil toplum platformu olduğunu söylemek mümkün. Bugünkü panelimiz ile 1,5 günlük atölye çalışmalarından oluşan programın, EDP’nin öğretmenlerimizle ilgili bir tecrübe paylaşımı fikrinden neşet etti. Bu fikri hem üniversite hem de milli eğitim müdürlüğümüzle olgunlaştırıp, projelendirdikten sonra uygulama aşamasına geçtik. Bu çalışmada temel amacımız öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin kişilik ve karakter gelişimindeki rollerine dair tecrübe paylaşımı yapmalarını sağlayacak, bu konudaki farkındalığı artıracak bir ortam oluşturmaktır” şeklinde konuştu. Özcoşar; aklı selim, kalbi selim, zevki selim sahibi bir gençlik yetiştirmek” ilkeleri ile hareket ettiklerini ifade etti.

Açış panelinde “Gelecek için Bugünün Sorumlulukları” konu başlığı altında sunumunu gerçekleştiren İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve EDP Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan konuşmalarına, gençlerin geleceği için kaygı duyan, bu kaygıyı öğrencilere yansıtan ve eğitim hayatına iz bırakan öğretmenlere ihtiyaç duyduklarını belirterek başladı.

Erdoğan, gençlerin geleceğini kendine dert eden öğretmenlere ihtiyaç olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocukların geleceğini kendine dert eden öğretmenlerimiz olmalı. Edindiği tecrübeleri kendi ülkesinin gençlerine aktaran, gençlerin gelişimine, milletinin istifadesine ve toplumun faydasına sunan öğretmenlerimiz olmalı. Ancak bu tür olan idealist öğretmenlerimiz eğitimde iz bırakırlar” dedi.

Gençlerin kendilerine, ‘ben milletime, ümmetime nasıl hizmet edebilirim?’ sorusunu sorarak maişet duygusundan sıyrılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan,

“Batı paradigmasında büyüyen çocuk maalesef en düşük bilinç düzeyinde yetişiyor ve maişet kaygısı ile büyüyor. Ne ülkesine ne insanına, ne ümmetine bir faydası aslında olmuyor. Kapitalist paradigma içerisinde yaşayan insanın gerçek anlamda insanı sevmesi ise çok zor. İnsanlığa ve topluma faydalı olması ve hayatını buna adaması çok zor. Ama bizim ümmet ve iman paradigmasında yetişen kişiler, gerçekten insanları sevebiliyor. Gerçekten ümmeti için toplumu için dertli olabiliyor. İşte o akademik başarısı olan çocuklarımızı bu dert ile yetiştirebilirsek Allah’ın izniyle bu ülke ve toplum kalkınır” dedi.

Öğretmenlerin ve eğitimcilerin destekçisi olmak ve onların motivasyonunu arttırmak için çabalayan bir sivil toplum kuruluşu olduklarını ifade eden Erdoğan, eğitimin sınıfta başlayıp sınıfta bitmediğini ve sınıf dışında da öğrencilerin hayatlarına temas edebilmenin peşinde olduklarını söyledi.

Programda bir konuşma yapan Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı Vali Demirtaş, öğretmenlerle ilgili bir programda öğretmenlerle birlikte olmanın heyecanı içinde olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

 “Bu heyecanın en başat sebebi zihin ve gönül dünyamızda öğretmenin çok ayrı bir yeri olmasıyla ilişkili. Başka bir ifadeyle gençliğimizin, geleceğimizin zihin ve gönül dünyasını inşa edenlerin öğretmenler olmasıyla ilişkili. Her ne kadar modern düşünme biçimleri öğrenmeye, öğretmeye ve öğretmene dair bütün değerlerimizi sorgulanır hale getirse de ben sosyal kodlarımızda tüm bu kavramların değerini bi hakkin idrak eden kadim izler olduğunu düşünüyorum. Bu düşünce, bu programın yapılma sebeplerini de açıklıyor.

Müsaadenizle ben bu sebeplere kısaca değindikten sonra sözü kıymetli misafirlerimize bırakacağım. EDP, okul ve öğretmenin nesilleri ihya ve inşa etmede gösterdikleri çabanın Sivil Toplum Kuruluşlarının gayretiyle desteklenmesi gerektiği düşüncesi ve sorumluluğuyla yola çıkan bir platform. Sivil alanda öğrencilerin ahlakî gelişimleri için çalışan STK’lardan oluşuyor platformumuz. Misyonumuzu çok kısa bir şekilde şöyle özetlemek mümkün; milli ve manevi değerlere sahip bir gençlik yetiştirme vizyonuyla, STK'larla devlet kurumları arasında ortak koordinasyon ve işbirliği yapılarak eğitimdeki nitelik ve kalitenin artırılması misyonunu kendine şiar edinen bir platform. Temel hedefimiz gençlerimizin topluma faydalı, manevi değerleri önemseyen, ahlaki donanıma sahip fertler olmaları için devlet okullarını destekleyecek tutumlar geliştirmektir.

Bu minvalde yaklaşık 8 yıldır tüm Türkiye’de ve de Mardin oldukça olumlu ve sonuç alıcı işler gerçekleştiren bir sivil toplum platformu olduğunu söylemek mümkün EDP’nin. Bugünkü panelimiz ile 1,5 günlük atölye çalışmalarından oluşan bu programımız da EDP’nin öğretmenlerimizle ilgili bir tecrübe paylaşımı fikrinden neşet etti. Bu fikri hem üniversite hem de milli eğitim müdürlüğümüzle olgunlaştırıp, projelendirdikten sonra uygulama aşamasına geçtik. Bu çalışmada temel amacımız öğretmenlerimizin öğrencilerimizin kişilik ve karakter gelişimindeki rollerine dair tecrübe paylaşımı yapmalarını sağlayacak, bu konudaki farkındalığı artıracak bir ortam oluşturmak” dedi.

Çalıştay açılışında bir konuşma yapan Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü İbrahim Özçoşar, ise şunları söyledi:

  

“Burada ‘kişilik ve karakter’ kavramlarına dair vurgunun bilinçli olduğunun altını çizmek istiyorum. Özellikle son yıllarda sadece ülkemizde değil bütün dünyada eğitim denince dikkat çeken kavramların başında karakter kavramı geliyor. Hatta eğitim bilimlerinin altında bir alt disiplin olarak karakter eğitimi adında bir disiplin, karakter eğitimcisi diye bir bilim insanından bahsetmek mümkün. Bu programı planlarken konuya dair yaptığım okumalarda bu konuda oldukça farklı isimlerin post-modern yaklaşımları merkeze alan makalelerini okuma fırsatı buldum. İşte Anderson, Berkowitz bazı isimler başta olmak üzere birçok isim yakın dönemde karakter eğitimi, öğretmenin rolü, sınıf ortamı vs. birçok hususa dair çalışmalarını makale olarak yayınlamışlar. Tüm bu çalışmalarda insanı akla indirgeyen ruhsuzlaştıran, inançla-yaratıcıyla daha açık bir ifadeyle Allah’la ilişkisini kesmeyi hedefleyen bilim adı altında nefsi kutsayan modern yaklaşımın izleri oldukça belirgin bir şekilde göze çarpıyor. Tam da karakter eğitimine dair bir arayışta karşımıza çıkan bu teorik yaklaşımların bende ilk uyandırdığı, postmodern yaklaşımın şeytanca bir sağdan yanaşma stratejisi ile karşı karşıya olduğumuz hissiydi. Kibirli ve ukalaca yaklaşımın bütün emarelerine sahip karakter eğitimine dair teorilere göre sınıf bir labaratuar, öğrenci denek, öğretmen ise bir laborant olarak değerlendirilir. Bence bu ilişki biçimine öğretmen-öğrenci ilişkisine bir itirazımız olmalı. Bütün bir teorilere karşı kendi dünyamızın kavramlarıyla yeni bir teorik bağlama ve praksise ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bu teorinin ve pratik uygulamalarının dayandığı temel esasların dönemlendirme anlamında keşf-i kadim ile va’z-ı cedid arasında mekik dokuyan bir özelliği olmalı. Keşf-i kadim ile vaz-ı cedid arasındaki tüm bu kavram yığınları içinde öğretmene dair beni en çok etkileyen iki kavram ön plana çıkıyor. Bunlardan ilki üsve-i hasene diğeri ise ilmu’n-nafia.

Andolsun ki, sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü ümid eden ve Allah'ı çokça anan kimseler için, Resûlullah'ta güzel bir örnek vardır." (Ahzab, 33/21)

Resulluah (AS) özelliği olarak Kuran’da kullanılan bu ifade tam olarak Resullah’ın öğretmen olman özelliğine karşılık gelerek bizim zihin ve gönül dünyamızın öğretmen tanımına dair de önemli bir ipucunu içeriyor. Modern zihnin öğretmeni bir teorik bağlam ile laborant olarak tanımlamasına karşılık üsve-i hasene yaklaşımı öğretmeni öğrenciye kazandırmak istediği özellikleri yaşayan bir örneğe dönüştürüyor. Bu tam olarak da karakter eğitiminde öğretmenin rolüne dair en can alıcı noktayı oluşturuyor.

Diğer kavram ilmü’n-nafia; faydalı ilim ilginç bir şekilde bu kavrama benzer bir kavrama rastladım geçenler usefulknowledge… kısaca bilgi, ilim, bilim vs. öğretilecek şeyde aranacak temel özelliğin insanlara ve insanlığa faydalı olması hususu ki modern bilimin şeytani yanı karşısında oldukça rahmani bir özellik olarak ön plana çıkıyor. İlmin hayat pratiği için olumlu ve anlamlı bir karşılığı olması beklentisi

Öğretmenin bu iki özelliğine karşılık öğrenciden beklediğimiz tüm yönlü gelişim sürecinin tanımlaması da aslında yine kendi geleneğimizde beslenen bir kavramsallaştırma ile ifade edilebilir. Ben bunu ‘aklı selim, kalbi selim, zevki selim sahibi bir gençlik yetiştirmek…’ olarak tanımlayabileceğimiz düşünüyorum.”

Program, açış panelinin ardından Medeniyet Tasavvuru Okul Direktörü Yazar Yusuf Kaplan’ın ‘Eğitimde Çıkış Yolu: Akıl Kalp ve Ruhun Harekete Geçirilmesi’ konulu konferansı ile devam etti.

Programın ardından katılımcılara kitap takdim edildi.

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER