banner6

“Doğayı kurtarmak için 12 yıl kaldı”

Türk-Fransız Edebiyat Ödüllü Yazar Oya Baydar, Adana’da okurlarıyla buluştu. Baydar, tahrip edilen doğayı bir ölçüde kurtarabilmek, verilen hasarı kısmen de olsa giderebilmek için sadece 12 yıl kadar bir zaman olduğunu belirterek, “Çok çok acil önlem alınmazsa atmosfere salgılanan karbondioksit oranı geri dönülmez düzeye varacak” dedi.

“Doğayı kurtarmak  için 12 yıl kaldı”

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER) – Türk-Fransız Edebiyat Ödüllü Yazar Oya Baydar, Adana’da okurlarıyla buluştu. Baydar, tahrip edilen doğayı bir ölçüde kurtarabilmek, verilen hasarı kısmen de olsa giderebilmek için sadece 12 yıl kadar bir zaman olduğunu belirterek, “Çok çok acil önlem alınmazsa atmosfere salgılanan karbondioksit oranı geri dönülmez düzeye varacak” dedi.

Adana Karahan Kitap Evi’nde düzenlenen imza gününde kitaplarını Oya Baydar’a imzalatmak isteyen çok sayıda Adanalı adeta kuyruk oluşturdu. Eylül ayında Can Yayınları tarafından yayımlanan son kitabı 'Köpekli Çocuklar Gecesi'  olan Oya Baydar, yazdığı kitabı hakkında görüşlerini paylaştı. Türk Edebiyatının ilk ekolojik distopyası olarak tanımlanan 'Köpekli Çocuklar Gecesi' isimli kitabını neden yazdığı hakkında bilgiler veren Baydar, “Ekolojik distopya daha önce yazılmamış olarak biliyorum. Neden ben böyle bir şey yazdım. Hakikaten korkmaya başladım. Bu kadar duyarsızlık iyi değil. Dünya ve yer küre tehlikede. Distopya’nın içerisine girmeye başladık. İklimin halini hepimiz görüyoruz. Bir bilinç bir farkındalık yaratmak istedim. Dünya’da Amerika  ve bir çok ülke limanlaşmalardan çekiliyor. Türkiye ilk imzalayandı ama bunlar ihlal ediliyor. Santrallere filtre takılması veto edildi. Ama göreceksiniz hiçbir şey olmayacak. Tamamen büyümeye odaklanmış ekonomiler doğayı insanı ikinci plana atan ekonomilerden kaynaklı bu durum yaşanıyor.” dedi.

“İÇİMDEKİ ÇIĞLIĞI PAYLAŞTIM”

İnsanlığın geleceği hiç de parlak görünmediğinden bahseden Baydar, “Bütün yazdıklarında insanın, kendisini çevreleyen doğal-toplumsal-siyasal-tarihsel ortamda sürdürdüğü yaşama, özgürleşme, mutluluğu arama, kendisini var etme mücadelesini anlatmaya, farkındalık yaratmaya çalıştığına dikkat çeken Baydar, “Günümüzde, dünya ölçüsünde kendini dayatan en önemli soruna duyarsız kalmam mümkün değildi. Göz göre göre yaklaşan iklim/çevre felaketi karşısında, insanlığın ve doğal yaşamın ölüm kalım eşiğinde olduğu bu tarihsel kesitte, içimden gelen çığlığı paylaşmak istedim. Neden distopya? Çünkü böyle bir dönemde ütopyalar kuracak halimiz kalmadı. İnsanlığın geleceği hiç de parlak görünmüyor. Bilim insanları, çevre aktivistleri yıllardır feryad ediyor, uyarıyorlar. Edebiyatın da bu konuda söyleyecek bir sözü olmalı diye düşündüm.”  şeklinde konuştu.

“DOĞAYI KURTARMAK İÇİN 12 YILIMIZ VAR”

Geriye 12 yıllık bir zamanın kaldığını işaret eden Baydar, “Tahrip ettiğimiz doğayı bir ölçüde kurtarabilmek, verdiğimiz hasarı kısmen de olsa giderebilmek için önümüzde sadece 12 yıl kadar bir zaman var. Çok çok acil önlem alınmazsa atmosfere salgılanan karbondioksit oranı geri dönülmez düzeye varacak. Yani distopik gelecek sandığımızdan çok daha yakın, hatta başladı bile. Kendimi kötü hissediyorum. İnsanın insana, insanın doğaya çektirdikleri ağır geliyor, çığlık olup boğazıma düğümleniyor. Yazmak o çığlığı atmanın bir yolu benim için. Aslında romanın kahramanları Adam da biyolog kadın da çevre konularında, insanın doğaya verdiği zarar konusunda çok farklı düşünmüyor ama kadın daha gerçekçi bir noktadan bakıyor, kendimi ona daha yakın hissediyorum. Kadınlar erkeklere göre daha gerçekçidirler zaten, ayaklarını toprağa daha sıkı basarlar, çünkü hayat veren ve hayatı koruyan kadın doğasıdır.” şeklinde konuştu.

“Roman bir yönüyle çok gerçekçi ve güncelden besleniyor, bir yönüyle de masalsı bir atmosferde geçiyor.”  Diyen Baydar sözlerini şöyle tamamladı;

“Köpekli Çocuklar ve İklim Çocukları, insanlığın bir geleceği olabileceği umudunun metaforu; İsveçli Greta gibi, onlar da güçlerini masumiyetlerinden alıyorlar. Gerçeklerin böylesine acımasız olduğu bir dünyada, onlar ütopik görünüyorlar, doğru. Ama ütopyalar olmazsa, “Her hal, ilerdedir yaşanacak günlerin en güzelleri” diyemezsek, gelecek umudu tükenir, umudun bittiği yerde yaşam da biter.”

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER