banner6

Halil Arslan Dost Meclisi'nde

Dostlar Meclisi Fatih belediyesi'ne ait Topkapı Kaleiçi Sosyal Tesisleri'nde 27. Toplantısını gerçekleştindi.

Halil Arslan Dost Meclisi'nde

Halil Arslan Dost Meclisi’nde


MÜSLÜM AKTÜRK

 

İSTANBUL (İLKHABER)-Dostlar Meclisi Fatih belediyesi’ne ait Topkapı Kaleiçi Sosyal Tesisleri4nde 27. Toplantısını gerçekleştindi.

Toplantıya İLKHABER, GÜNLÜK, GÜNEY HAKİMİYET ve EGE’DE BUGÜN Gazeteleri İmtiyaz Sahibi ve işadamı Halil Arslan  ile Gazeteci-Yazar Maksut Konyar, Gazeteci-Yazar İsmail Kapan,  Gazeteci Yazar  Ekrem Kızıltaş, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Hamit Okur, Bezmi Alem Üniversitesi Üroloji Şefi Yavuz Önol ve Dostlar Meclisi’nin kurucusu Av.Remzi Yedikardeş ile çok sayıda konuk katıldı.

 

Toplantıda bir konuşma yapan Gazeteci Yazar Maksut Konyar, yazımına başlanacak Yeni Anayasa için herkesin katkı sunması gerektiğini hatırlattı.

 

Konyar, Dostlar Meclisi’nin Fatih Belediyesi’ne ait Topkapı Kaleiçi Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirdiği 27’inci toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye’nin eline çok önemli bir fırsat geçtiğini belirterek, “Gelecek nesillerimiz için bu fırsatı değerlendirmeliyiz” dedi. Dostlar Meclisi’nin birbirinden değerli aydınlardan oluştuğunu hatırlatan Maksut Konyar, işte bu nedenle bu oluşuma önemli sorumluluk düştüğünü kaydetti. Yeni Anayasa’nın Dostlar Meclisi tarafından markaja alınmasını isteyen Maksut Konyar, “Yazılım bu ay başından itibaren başlıyor. Bu çalışma her zaman yapılan bir çalışma değil. Bu nedenle önceliklerimizin en başına Yeni Anayasa’yı almamız lazım. En gelişmiş ülkelerin anayasaları nasıl ise ülkemize de aynısını getirmemiz, uygulamamız lazım” dedi.

Mevcut Anayasa’da devletin bireye karşı koruma altına alındığını hatırlatan Maksut Konyar, oysa gelişmiş ülkelerde bunun tersi bir anayasanın yürürlükte olduğunu söyledi. Konyar, Yeni Anayasa konusunda ümitli olduğunu sözlerine ekledi.

 

BAAS REJİMİ 50 YILDIR ZULMEDİYOR

 

Gazeteci-Yazar İsmail Kapan da, Suriye’de mafya düzenine benzeyen bir yönetimin 50 yıldan beri halka zulmettiğini söyledi. Eset ailesinin de içinde bulunduğu 8-10 ailenin yer aldığı nüfusun, toplam nüfusun ancak yüzde 26’sına tekabül ettiğini hatırlatan İsmail Kapan, yüzde 74’ü temsil eden Sünni kesimin 50 yıldan beri bu dikta rejim karşısında inim inim inlediğini kaydetti. Daha önce de Humus’ta 40 bin kişi öldürüldüğünü, 800 bin

Suriyelinin sürgüne gönderildiğini belirten Kapan, Suriye’de mafya düzenine benzeyen bir grubun ülkeyi demir yumrukla yönettiğini söyledi.

 

Suriye’nin, Rusya’nın Akdeniz’deki son kalesi olduğuna dikkat çeken gazeteci-yazar İsmail Kapan, “Rusya, bu yüzden Suriye’yi elinden kaçırmak istemiyor. Çin de petrole muhtaç. Dünya petrol rezervinin yüzde 68’i Ortadoğu’da çıkıyor. Dolayısıyla Çin’in de ayrı bir hesabı var. İran’ın derdi de kendi Suriye üzerinde bir savunma

hattı kurmaktır. Annan Planı’nın işlemeyeceği görüldü. Buna rağmen Rusya zaman kazanmaya çalışıyor” diye konuştu.

 

Uzak mesafedeki ülkelerin müdahale ettiği Suriye ile 910 kilometrelik sınıra sahip Türkiye’nin de müdahale hakkının doğal olduğunu belirten Kapan, şunları söyledi: “Türkiye-Suriye sınırlarında karşılıklı oturan akrabalar var. Suriyelilerin tehlike karşısında kaçacakları ülke Türkiye’dir. Ayrıca 400 yıl boyunca bu topraklar

Türkiye’nindi. Bu nedenle Türkiye, Suriye’deki gelişmelere seyirci kalamaz. Ne yazık ki 60-70 yıldan beri biz bunu unuttuk.”

 

Türkiye’nin küresel değil bölgesel güç olduğuna işaret eden Kapan, “Türkiye savunma harcamaları için 20 milyar dolar harcarken, küresel güç olarak kabul edilen ABD 700 milyar dolar, Çin 150 milyar dolar, Rusya 70 bin dolar, İngiltere ve Fransa ise 60’ar milyar dolar harcamıştır.” dedi.

 

DARBELER DÖNEMİNİN SONU

 

Gazeteci-Yazar Ekrem Kızıltaş ise, darbeler konusuna değindi. 27 Nisan bildirisinin, ülkeyi kendi kafalarına göre yönetmeyi alışkanlık haline getirmişlerin son çırpınışları olduğunu belirten Kızıltaş, şöyle dedi: “28 Şubat’ta bazı gelişmeler cımbızla çekilip ortaya atıldı. Sincan’daki Kudüs Gecesi, 3 gün sonra meşhur edildi. Başbakanlıktaki

 

iftar yemeği, işgüzar gazeteciler tarafından gürültü çıkartmak amacıyla servis edildi. O gün, kuzuyu yemeyi kafasına koyan kurt misali iktidarın üzerine yüründü. Ne yazık ki özellikle medya dünyasında devranın hala devam ettiğini görüyoruz.”

 

Gazeteciliğin geçmiş yıllarda nasıl çıkar uğruna kullanıldığı konusunda iki örnek veren Kızıltaş, şunları söyledi: “Birinci Boğaz Köprüsü için yer tespiti yapılmıştı. Dönemin çok satan gazetelerinden biri köprü aleyhine yayınlara başladı. Sonra bunun nedeni anlaşıldı. O gazetenin patronunun bir arkadaşının evi boğaz köprüsünün

ayaklarının kurulması planlanan bölgedeymiş… Yine Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne girmemesi için bir grubun gazetesi ortalığı velveleye veriyordu. Sonra bir gecede yön değiştirdiler ve birden Gümrük Birliği’ne destek vermeye başladılar. Meğerse burada da bir çıkar kaygısı yaşanmış. O grubun 2.el otomobilin Türkiye’ye girişinin

engellenmesi üzerine aleyhte yayından vazgeçtiği öğrenildi. Bazı medya grupları, bu ülkenin insanına hayatı zindan etmek için birbirleriyle yarıştılar.”

 

İNSANA ODAKLI ÜNİVERSİTE

 

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Hamit Okur da, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın projelerinden biri olan Medeniyet Üniversitesi’nin bir cazibe merkezi haline getirilerek dünyanın sayılı üniversiteleri arasına gireceğini söyledi. İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde insana odaklı, hakkaniyet çerçevesinde hareket eden,

kurumunun geleceğini ülkenin ve insanlığın geleceği gören, katılımcı, şeffaf bir yönetim anlayışının esas olacağını belirten Prof.Dr. Okur, “Araştırıcı ve sorgulayıcı bir eğitim modeli ile öğrenen odaklı, araştırmaya dayalı ve toplumla bütünleşen farklı ve özgün bir üniversite oluşturulacaktır. Türkiye’de lisans eğitimine ağırlık veren mevcut üniversitelerden farklı olarak yüksek lisans ve doktora programları ağırlıklı bir üniversite oluşturularak ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan ve araştırıcı bilim adamı yetiştirilecektir. Üniversitemiz, İstanbul’un tarihi ve kültürel dokusuyla uyumlu, doğaya ve çevreye saygılı şekilde planlanacak güzel bir kampüs alanında hizmet verecektir.” dedi.

 

SİGARA ÖMRÜ KISALTIYOR

 

Toplantıda söz alan Bezmi Alem Üniversitesi Üroloji Şefi Yavuz Önol da, insan hayatındaki 10 önemli risk faktörünü anlattı. Bu risklerin başında sigaranın geldiğini bildiren Prof.Dr.Önol, sigara kullananların 10-15 yıl erkenden öldüğünü iddia etti. Sigaranın bütün damarların sistemini bozduğunu ve ciddi oranda zarar verdiğini

hatırlatan Prof.Dr.Yavuz Önol, cinsel duyuların baş düşmanının da sigara olduğunu anlattı. Prof Dr.Önol, alkol, tansiyon, şeker, kandaki yağ oranının yüksekliği, obezite, hareketsizlik, sebze-meyveden yeteri kadar yararlanamama ve yoğun stresin de risk faktörleri arasında yer aldığını kaydetti.

 

Dostlar Meclisi’nin kurucusu Av.Remzi Yedikardeş de, toplantıya katılanlara teşekkür etti. Yedikardeş’in, Arapça söylediği ilahi ise katılımcılardan yoğun alkış aldı.

Dostlar Meclisi’nin tolantısına gazetemizin İmtiyaz Sahibi Halil Arslan da katıldı.

Güncelleme Tarihi: 01 Ocak 1970, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER