banner6

Kırsal nüfus yüzde 30’dan yüzde 9’a gerileyecek

Büyükşehir Yasasının Tarım Alanlarına ve Kırsala Olan Etkisi masaya yatırıldı. Konunun uzmanları yeni yasa hakkında çarpıcı tespitlerde bulundu.

Kırsal nüfus yüzde 30’dan yüzde 9’a gerileyecek

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER) “Büyükşehir Yasasının Tarım Alanlarına ve Kırsala Olan Etkisi” konulu panel düzenlendi.

Adana Ziraat Mühendisleri Odası toplantı salonunda gerçekleşen panelin açılış konuşmasını Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Semih Karademir yaptı. Karademir, yeni çıkan büyükşehir yasasını eleştirdi. Büyükşehirler için toplamda 23 tane büyük ilçe kurulduğuna dikkat çeken Karademir, “Aralarında Tufanbeyli’nin dağ köyü olmak üzere toplam 16 bin tane köy tüzel kişiliğini kaybedip mahalle statüsüne dönüşmekte. Büyükşehir statüsüne kavuşan 14 ilde belde belediye statüleri kapanacak. Yasadan dolayı kırsal nüfus yüzde 30’dan yüzde 9’a gerileyecek. Bu yalnızca kağıt üzerinde olacak. Kent yönetiminde durum böyleyken tarım alanları ne gibi tehlikelerle karşı karşıya kaldı. Bunu Prof. Dr. Bülent Gülçubuk sizlere aktaracak, “ dedi.

 Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, Adana’da 30 Mart 2014 tarihinden itibaren fiilen uygulanacak “Büyükşehir Yasasının Tarım Alanlarına ve Kırsala Olan Etkisi”ni anlattı. Gülçubuk, tarımı ve kırsalı meşakkatli yılların beklediğini ifade ederek burada yaşayanları uyardı. Gülçubuk, köylerin idari olarak şehir nüfusuna dönüştürülebileceğini, ancak bin yıllık yaşam geleneğinin devam edeceğini ifade etti . Çubukçu, “Bunu koparmak bu kadar kolay olmamalıdır. Kanun sadece ekonomik boyut ile ön plana çıkmaktadır. Bireyi, kültürü, sosyolojik bakış açısını dikkate almamaktadır. Bu haliyle tarımı, kırsalı meşakkatli günler, yıllar beklemektedir. Yerel halka sorulmadan çıkarılan Kanun, yerelin değerlerini ve sosyo-ekonomik yaşam biçimini etkileyecektir. Katılımcılığı, karar almada yönetişimi göz ardı eden Kanun, birçok soruna gebe görünmektedir.” dedi.

Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, 6 Aralık 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Kanunun tam olarak adının ; “14 il de Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”. Olduğuna dikkat çekti. Çubukçu, “Türkiye açısından çok önemli bir konu gündemde kendisine zor yer buluyor. Kırsalın, çiftçinin ve tarımın geleceğini ilgilendiren ve de biçimlendirecek olan “Büyükşehir Kanunu” gündemden uzak tutulmaya çalışıyor. Özellikle kırsaldakiler, kanun ile geleceği biçimlenecek çiftçiler konuyu yani Büyükşehir Kanununu tam olarak ele alamadı, kavrayamadı ve de kırsaldakiler, tarım ile uğraşanlar kanunun kendileri açısından gelecekte neler getireceğinin ya farkında değiller ya da kestiremiyorlar. Oysa kanunda o kadar açık esaslar var ki, bunlar doğrudan veya dolaylı neredeyse nüfusun 1/3’ünü doğrudan etkileyecek. “ ifadelerini kullandı.

Çubukçu sözlerini şöyle sürdürdü, “Kanun ile bir gecede kır nüfusu yüzde 50’den fazla azaldı yani bu nüfus şehirleşiverdi.2011 yılında nüfusun yüzde 23,2’si kırsalda yaşıyorken, 2012 yılı sonu itibarıyla Kanun ile birlikte bu oran yüzde 9,0’a düştü. Tabi bu azalış sadece idari bir tanımlamadan kaynaklanan azalış, oysa kır nüfusu halen yerinde oturuyor, yaşamına ve üretime devam ediyor. Tabi, bu azalış kır nüfusu için iyi mi oldu, yoksa olumsuz mu? Bunu zaman gösterecek ama görünen köydeki kılavuz bugünden de bazı ipuçları veriyor. Buradan şöyle bir çıkarımda da bulunabiliriz; Kanun ile kentleşen bir ülke durumuna geldik.

Türkiye’de kırsal nüfusun en fazla olduğu iller aynı zamanda Büyükşehir kapsamına giren illerdir. Bu illerdeki kırsal nüfusun artık kırsallık tanımı kalmamıştır. Mahalle statüsüne dönüştürülen buralardaki köy ve kasabalar artık geleneklerini, ortak kullanım alanlarını, mezarlıklarını, çeşmelerini vd. maddi, manevi değerlerini yitirme noktasına gelmiştir. Kanun ile birden bire 16.000 fazla köy mahalleye dönüştü, yüzlerce kasaba belediyesi kapatıldı. Bundan sonra bu yerleşimlere hizmet nasıl gidecek, ne kadar gidecek, uzaklık kavramı hizmet sunumunda ve hizmete erişimde ne kadar etkili olacak belirli değil. Aslında kanunda yer alan ve kırsalı, tarımı ilgilendiren maddeler üzerinden değerlendirme yapmada ve temel çıkarımlarda bulunmada yarar vardır.”

Büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illerde, “Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi (YİKM)” adıyla bir kurum oluşturulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Gülçubuk”Kanun bu hali ile bazı uygulamalara, kullanımlara fırsat yaratacak bir düzenleme niteliğini içinde barındırmaktadır. Aşağıdaki hassasiyetler kırsalı, tarımı tedirgin etmektedir. Yeni rantlar yaratabilir,  Meralar amaç dışı daha rahat kullanılabilir, Doğal kaynaklar üzerinde baskı artabilir, Kırsaldan yeni göç dalgası ortaya çıkabilir, Süreçte sermaye için yeni ucuz işgücü ortaya çıkabilir, Kırsal arazi kentsel arsaya dönüşecektir ve de Kırsal bölge topraklarının imara açılması kaçınılmaz olacaktır. İşte, bu kaygılar kırsalda yaşayanları, tarım ile uğraşanları, geçmiş izlerini kırsalda arayanları ve statüsü değişen yerleşimleri tedirgin ve de tehdit etmektedir. Kent-kır ayrımını ortadan kaldıran kanun ile genişleyen belediyenin hizmet alanının büyük bir kısmını, yerleşim bölgesi olmayan tarım arazileri, meralar, orman alanları ve ekolojik hassasiyeti bulunan bölgeler oluşturacaktır. Kırın planlanması, temel olarak tarımsal üretimin planlanmasını da beraberinde taşıması gerektiği için imar mevzuatı ve planlama pratiği yetersiz ve belirsiz kalacaktır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, belediyenin planlama yetkisi olan ve tarımsal faaliyet yürütülen arazilerde nasıl etkin olacağının tartışılması ve geliştirilmesi gereklidir.

Doğal varlıkların tahribata uğrayacağını anlatan Çubukçu, “Yasa ile tüzel kişiliği sona eren köylerde rantçıların gözünü diktiği kıyı alanları ve meralar, tüzel kişilikler tarafından korunamayacağı için “amaç dışı kullanıma” açılacak ve böylece doğal varlıklar ve kır yaşamı, ekosistem dengesi gözetilmeksizin tahribata uğrayacaktır. Gelinen noktada haritalar değişti, kır nüfusumuz azaldı, kentleşme arttı, kırda oturan kentli arttı, kentte yeni kır sınıfı ortaya çıktı, kır-kent kaynaştırıldı.. Kanun bu hali kır nüfusunu azaltmakta, tarımsal üretim maliyetini ve kırda yaşama maliyetini yükselmektedir. Köyler idari olarak şehir nüfusuna dönüştürülebilir ama 1000 yıllık yaşam geleneği devam ediyor. Bunu koparmak bu kadar kolay olmamalıdır. Kanun sadece ekonomik boyut ile ön plana çıkmaktadır. Bireyi, kültürü, sosyolojik bakış açısını dikkate almamaktadır. Bu haliyle tarımı, kırsalı meşakkatli günler, yıllar beklemektedir. Yerel halka sorulmadan çıkarılan Kanun, yerelin değerlerini ve sosyo-ekonomik yaşam biçimini etkileyecektir. Katılımcılığı, karar almada yönetişimi göz ardı eden Kanun, bir çok soruna gebe görünmektedir.” diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 01 Mart 2014, 15:59
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER