Küçük: Ülkenin 4’te 1’inden fazlası çocuk

Adana Barosu Başkanı Avukat Veli Küçük, “82 Milyon nüfusa sahip ülkemizde, nüfusun 4’te birinden fazlası yanı yaklaşık 22 milyon çocuğumuzun olduğunu düşündüğümüzde, bireysel gelişiminin sürdürülmesi, barış, değerbilirlik, hoş görü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla çocuklarımızın yetiştirilmesinin ne kadar doğru olduğunu da ifade etmemiz gerekiyor.” dedi.

Küçük: Ülkenin 4’te 1’inden fazlası çocuk

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER)- Adana Barosu Başkanı Avukat Veli Küçük, “82 Milyon nüfusa sahip ülkemizde, nüfusun 4’te birinden fazlası yanı yaklaşık 22 milyon çocuğumuzun olduğunu düşündüğümüzde, bireysel gelişiminin sürdürülmesi, barış, değerbilirlik, hoş görü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla çocuklarımızın yetiştirilmesinin ne kadar doğru olduğunu da ifade etmemiz gerekiyor.” dedi.

Adana Barosu tarafından “Çocuk Cinsel İstismar vakalarında görüşme teknikleri ve psikiyatri yaklaşımı” konulu seminer düzenlendi.

Adana’da bir otelde düzenlenen  seminere konuşmacı olarak Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı’ndan Doçent Doktor Gonca Gül Çelik ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı’ndan Doktor Öğretim Üyesi Perihan Çamray yer aldı. Seminerin oturum başkanlığını Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığı’ndan Profesör Doktor Necmi Çekin yaptı.

Seminerin açılış konuşmasını gerçekleştiren Adana Barosu Başkanı Avukat Veli Küçük, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları ile ilgili bilgiler verdi. Dünya Çocuk Hakları Günü’nün 20 Kasım 1989 yılında 191 ülke tarafından kabul edilen çocuk hakları sözleşmesi dolayısıyla kutlanan özel bir gün olduğuna dikkat çeken Küçük, “Çocuk hakları deyince, eğitim hakkı, sağlıklı gelişim hakkı, vücut bütünlüğü hakkı gibi daha birçok unsuru değerlendirebiliriz” dedi.

Ülkenin 4’te 1’inin çocuk olduğunu kaydeden Küçük, “Bugünkü seminerimiz bu anlamda çok özel bir seminer. Aslında biz bu çalışmayı ilk gündeme getirdiğimizde çocuk hakları ve kadın hakları gibi komisyonlarımızın  daha başarılı somut çalışmalar yapması için hazırladığımız bir seminerdi. Daha sonra avukat arkadaşlarımıza ve toplumun tüm kesimine ulaşması için yaşama geçirdik. 82 Milyon nüfusa sahip ülkemizde, nüfusun 4’te birinden fazlası yanı yaklaşık 22 milyon çocuğumuzun olduğunu düşündüğümüzde, bireysel gelişiminin sürdürülmesi, barış, değerbilirlik, hoş görü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla çocuklarımızın yetiştirilmesinin ne kadar doğru olduğunu da ifade etmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

“Son dönemde ülkemizde kadına karşı şiddetin, çocuk istismarlarının bu kadar yaygın hale geldiği toplum düzeninde komisyonlarımızın çalışmaları çok daha önemli ve kıymetlidir.” Diyen Küçük sözlerini şöyle sürdürdü;

“Ben sözlerimi kadınlardan da devam ettirmek istiyorum. Adana Barosu’nun Kadın Hakları Merkezi de en etkin çalışan komisyonlarımızdan birisi. Son dönemde ülkemizde kadına karşı şiddetin, çocuk istismarlarının bu kadar yaygın hale geldiği toplum düzeninde komisyonlarımızın çalışmaları çok daha önemli ve kıymetlidir.”

Kadın Hakları Komisyonlarının ülkedeki kadın cinayetleri ve çocuk istismarları konusunda örnekler vererek konuşan Küçük, “Son dönemdeki bizlere ulaşan örneklerden çocuk istismarı vakalarının büyük bölümü aile içerisinden gelmeye başladı. En sıkıntılı yanı ailelerden akrabalardan geldiği için anlatılır düzeyinin azalması. Aileye zarar gelebileceği, ekonomik açıdan, toplumsal açıdan aile bireylerine fertlere verebileceği zararlar gibi unsurlar konusunda yasal işlemler yapılması konusunda zorluklar bulunuyor” dedi.

Yaşanan durumu aşabilmenin tekbir yolunun olduğunu savunan Küçük, “Bunları aşabilmenin tek bir yolu var. Eğitim, kültür, sanat gibi işlemlerle farkındalık yönünde ülkemize kadının aile bireylerini toplumun içerisine, toplum çalışmalarının faaliyetlerinin içerisine alabilir. Türkiye’de sık sık çocuklara yönelik evliliklerle ilgili, cinsel münasebetlerle ilgili, istismarlarla ilgili meclisin gündemine hemen hemen her yıl aflarla ilgili yasa tasarıları getirilme çabaları oluyor. Bugünlerde yine var. Toplumu kadını, çocuğu korumanın en can alıcı unsuru devletin, bireylerine yurttaşlarına sahip çıkması” şeklinde konuştu.

Küçük, yardımcı olma çabalarının sürdüreceklerini söyleyerek; “Aladağ’da 4-5 saatlik yoldan gelen çocuklar vardı. Maalesef burada 11 çocuğumuz yanarak can verdi. Bu negatif unsurlar bizlerin aydınlanma mücadelesini  asla geri bırakmayacak ve sonlandırılmayacak. Bizler Cumhuriyetimizin 96 yıllık kazanımlarını Atatürk devrimlerine çağdaşlaşma devrimlerinin üzerine ekleyerek, ülkemiz insanına, topluma katkı koyma, aydınlatma, farkındalık yaratma, bütün bunların ötesinde mağdur durumda olan, zor durumda olan çocuklara, kadınlara yardımcı olma konusunda çabalarımızı da sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.  

Kadına şiddet ve çocuk istismarları gibi yargıya intikal eden birçok konuda sıkıntılar yaşadıklarını anlatan Küçük konuşmasına şöyle tamamladı;

“Bu tür konularla ilgili devletlere pozitif görevler ve sorumluluklar yükleyen sözleşmeler ülkemizde maalesef uygulanmamakta. Çocuğun istismarı, çocuğa karşı şiddet, aile içi şiddet gibi unsurlarda yargıya intikal eden davalarda olaylarda, baro olarak destek sunma noktasındaki çabalarımız yargının engelleriyle karşılaşmakta. Bir düğünde Büşra isminde bir çocuk cinsel istismarın davasına katılmak istedik. Davaya katılma talebimiz ret edildi. Savcı 3 sayfalık yazı çıkarttı.

Toplumun duyarlı kesimlerinin, toplumun hassas kesimlerinin kurumlarının derneklerinin sosyal sorumluluk projesi noktasında üzerine görev bilinci üstlenerek çalışmalar yapan kurumların bu çalışmalarının desteklenmesi mutlak suretle yargısal süreçte bulunması gerekiyor. Hele hele bizim gibi kapalı toplumlarda aile içerisinde paylaşımların kişisel sıkıntılarının ayıplandığı, benim hakkında ne düşünürler gibi kaygılar, tereddütler yaşadığı toplumlarda  bu çalışmalar çok daha üst düzeyde desteklenmeli.

Ben buradan bir çağrı yapmak istiyorum. Bilhassa kamuoyu önünde çok tartışılan davalarda sorun yaşıyoruz. Aladağ davasında da sorun yaşadık. 4 yaşındaki Büşra davasında da ama asli ceza mahkemelerinde görülen davalarda bir kreşte meydana gelen çocuğa şiddet vakasında sorun yaşamıyoruz. Birazda yargının etki altında kalmasından kaynaklı ve baroların bu sosyal sorumluluğu, sosyal bilinci üst düzeyde  yaşama geçirme noktasındaki çabası siyasi iktidarın mevcut konjektürde yanlış iş yaptıkları ile ilgili, yanlış düzenlemelerde bu yanlışları yüksek sesle, cesurca baroların ortaya koyduklarından kaynaklı bir yaklaşım olduğunu düşünmeden edemiyorum doğrusu. Ama ülkemizin aydınlık yarınlarına yurttaşlarımızın bireylerin aydınlık geleceğine olan inancımızı hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz.”

Konuşmanın ardından seminere geçildi. İlk olarak Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı’ndan Doçent Doktor Gonca Gül Çelik sunumunu gerçekleştirdi. “Çocuk Cinsel istismarında psikiyatrik yaklaşım ve koruyucu etkenler” konusunu ele alan Çelik, bu kapsamda, istismarın nörobiyolojik etkileri, istismar bildiriminin ruh sağlığı üzerinde etkisi, ebeveynler, okul, akran çevresi, koruyucu – önleyici programlar ve olgu başlıklarında geniş bilgiler aktardı.

İstismarın türlerinin olduğunu anlatan Çelik, bu türlerin cinsel istismar, fiziksel istismar, ihmal, Munchausen By Proxy olduğunu belirti.  İstismar sıklıkları konusunda şu bilgileri vererek sözlerine devam etti;

“Tüm dünyada kadınların yüzde 20’sinin, erkeklerin yüzde 5 ila 10’inin çocukluklarında cinsel istismara maruz kalmışlardır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2014 verilerinde ise, tüm çocukların yüzde 25 ila 50’sinin  fiziksel istismara maruz kaldıkları belirtilmektedir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHCEK) ve UNISEF’in 2010 yılında Türkiye’de 6 ilde yaptıkları çalışmada, 1328 hanede,7 ila 18 yaş arası toplam 1886 çocukla yüzyüze görüşülmüştür. Çocuk katılımcılar, yaş, cinsiyet ve bölge farkı olmaksızın istismarın sırasıyla ev, okul ve sokakta gerçekleştiğini, istismar eden kişilerin de sırayla baba, öğretmen, anne, arkadaş ve komşu olduğunu anlatmışlardır.”

Ardından ise, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı’ndan Doktor Öğretim Üyesi Perihan Çamray sunumunu gerçekleştirdi. Çamray sunumunda “istismar vakalarında adli görüşme ve ebeveyne yabancılaşma sendromu” konusun anlattı.

Sunumların sona ermesinin ardından soru cevap bölümü gerçekleşti.

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2