banner6

Mülteciler Hıristiyanlaştırılıyor

Mültecilerle Dayanışma Derneği üyeleri, Adana’da 5 gün geçirerek kentte yaşayan mültecilerin sorunlarını yerinden araştırdı. Yapılan araştırmaların ardından tespit edilen sorunların ciddi boyutlarda olduğu bildirildi. Özellikle misyonerlerin mültecileri Hıristiyanlaştırmaya çalıştığı ileri sürüldü.

Mülteciler Hıristiyanlaştırılıyor

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER) - Konuyla ilgili gazetemize çarpıcı açıklamalarda bulunan Mültecilerle Dayanışma Derneği Başkanı Av. Taner Kılıç, özellikle Müslüman mültecileri Hıristiyanlaştırma çalışmalarının olduğunu söyledi. Bunu Adana’da yaşayan Afganlı mültecilerin söylediğini kaydeden Kılıç, misyonerlerin daha iyi bir yaşam için suistimale açık olan mültecileri kullandıklarını kaydetti. Kılıç, “Afgan vatandaşların söyledikleri misyonerlerin kendilerini Hıristiyanlaştırma çalışması oldu. İranlı ve Afgan mültecilere yönelik Hıristiyanlaştırma çalışması olduğunu söyleyip konudan şikayetçi oldular. Adana’da daha iyi imkanlara sahip olacağını düşündüğü için Hıristiyan olan kişiler olduğunu söylediler. Şimdi misyonerler elini uzatabilir. Uyuşturucu  mafyası, fuhuş mafyası, organ mafyası elini uzatabilir. Her türlü suç şebekesi  bu insanlara elini uzatabilir. Bunlardan önce bizim elimizi uzatmamız lazım. Tabi ki insanlar dinini kendi istekleri doğrultusunda değiştirebilir. Ama şöyle bir durum var. Mülteci barınma, sağlık ve benzeri ihtiyaçlarını alamayacağını ve yaşamını idame ettiremeyeceğini görüyorsa Birleşmiş Milletler tarafından bir üçüncü ülkeye yerleştiremiyorsa, ama Hıristiyan olacağında bunların hepsinin olacağı vaat ediliyorsa bu yanlış. İnsanların böyle bir pozisyona sokulmaları çok yanlış. Bunlara kaşı çok duyarlı olmamız gerekli.” ifadelerini kullandı.

AYRIMCILIK ALGISI

Mülteciler arasında, “Suriyelilere ayrımcılık yapılıyor” değerlendirmesi yapıldığına dikkat çeken Kılıç, bununda sorunlara neden olduğunu kaydetti. Adana’nın önemli uydu kentlerden birisi konumunda olduğunu işaret eden Kılıç, “Özellikle Afganlar, İranlılar, Iraklılar birazda Afrika ülkelerinden sığınmacılar var. Bunların birçoğu mevzuattan oluşan sorunlarla karşılaşıyorlar. Yeni bir uygulamayla mülteciler genel sağlık sigortası kapsamına alındı. Adana’da da kayıtlar başladı diye biliyorum. Özellikle Afganlarda bu sevinçle karşılandı. Türkiye Suriyeli mültecilere en başından beri sağlık hizmetini sağladı. Kamptakiler, sonrada kamp dışındaki 11 şehre, daha sonra AFAD yeni genelge ile şehir sayısını 81 ile genişletti. Suriyeli mültecilere sağlık hizmetleri verilirken 5,6 yıldır Afgan Mültecilere bu hizmetin verilmemesini mülteciler kendi arasında bir ayrımcılık olarak değerlendiriyordu. Birçoğu hasta olmasına rağmen maddi durumu elvermediği için gidip tedavi olmaya çekiniyorlardı. Tahlil ve ilaçları almada sorun yaşanıyor. Bu hem Suriyeliler hem de diğer mültecilerin başlıca sorunu.” dedi.

BİNALIMA GİRENLER

Yaşanan sıkıntılar nedeni ile bunalıma giren Afgan mültecilerin olduğunu söyleyen Kılıç, “Bu mültecilerden bazıları intihar etti. Bazıları birbirini öldürdü. Yeni yasa onlara otomatik çalışma izni verilebilecek. Suriyeli dışı 70 Bin civarında ülkede mülteci var. Vasıflı bazı kişiler çalışma izni aldı. Ancak vasıflı olmayanlar bu izni alamıyordu. Göç İdaresi il Müdürlüğü kuruluyor. Adana’da da vekaleten birinin atandığını biliyorum. genel müdürlük teşkilatlanması kapsamına  kadroların işe alınması söz konusu. Bir kısım kadrolar alındı bir kısmı alınıyor, hızlı bir şekilde eğitimleri yapılıyor ve nisan 2014'te 3 ay sonra bu yeni kadronun bütün dosyaları, her şeyiyle yabancılar şube polisinden bu uygulamanın tamamını almaları söz konusu. Bunun yurt dışı, merkez ve taşra teşkilatı olacak. Adana’da bir Göç İdaresi İl Müdürü olacak, şuan vekaleten il müdürü atandığını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye bu alanda çok ciddi bir kavşak noktasında. Bundan sonra çok önemli değişikliklerin olacağını ve hem strateji hem uygulama konusunda önemli bir boşluğun bundan sonra önemli bir şekilde değişeceğini, doldurulacağını düşünüyoruz. Fakat bu alanda sadece bir birimin kurulması, sadece bu alanda çalışmak üzere kurulması çok önemli ama bu yeterli değil. Göç alanında daha tecrübeli ve kurumsallaşmış ülkelere baktığımızda gördüğümüz gibi, aslında bizim tarihimizde de böyle. Söz konusu insan olduğu için bunun birçok alanı içeren boyutu var.” diye konuştu.

SUİSTİMALE AÇIK HALK

Mültecilerin mağdur olduğunu ve suistimale çok açık halk olduğunu söyleyen Kılıç, “Küçük yaşta Suriyeli kızların fuhuş yapıldığı gibi benzeri konuları bizde duyuyoruz. 2. eş olarak imam nikahıyla evlendirilme durumları var genç kızların. Ama bunun dışında hem fuhuş mafyasının, hem de uyuşturucu, kaçakçılık mafyasının, hatta organ mafyasının eline düşmeleri söz konusu.  Benim gördüğüm bir olay olmadı ama olabilir suistimale açık bir kesim. Devlet kurumları sivil toplum kuruluşları bu kişilere el uzatmaz ise yanlış insanların çalışma alanı haline gelebilir. Mültecilerin 2. 3. eş olması aile yapısını çözebilecek bir durum. Mülteci Der olarak bir AB projesi yürütüyoruz. Türkiye’nin değişik bölgelerindeki İçişleri Bakanlığı tarafından uydu kent olarak tabir edilen sığınmacıların mültecilerin iskana tabi tutulduğu şehirlerdeki fotoğrafı ortaya koymaya çalışan bir çaba oluyor. Adana 12. sırada geldiğimiz şehir oldu. 5 gün Adana’da kaldık. Başta kamu kuruluşları sivil toplum kuruluşları, yerel idareler, meslek odaları ile görüşmeye çalıştık ve en az bunlar kadar da 2-3 gün de sığınmacıların kendileriyle görüştük. Adana'nın değişik mahallelerinde evlerde bizzat ziyaret ettik. Hem Suriyeli mültecilerin evlerine, hem Suriyeli olmayan İranlı ve Afganların evleri ziyaret ettik. 2 bin 500 Suriyeli olmayan. Suriyeli şehir içinde 30 bin. Kamplarda ise 13 bin kadar var.” dedi.

ÖNEMLİ TRANSİT ÜLKE

Asya ve Afrika ülkelerinden Avrupa ülkelerine göçlerde Türkiye’nin önemli bir transit ülke konumunda olduğunu anlatan Kılıç, “ Türkiye bundan önce çok göç veren bir ülke idi. Son yıllarda gördüğümüz şekliyle hem göçmenler hem mülteciler için varış ülkesi oldu. Hem birçok mülteci, birçok göçmen bunu özellikle Suriye krizinden önce de çok iyi biliyorduk. Çukurova'da Suriye krizinden önce de Suriyeliler çalışıyordu. Karadeniz’de gürcüleri fındık toplamaya getiriyorlardı. Doğu Akdeniz ülkelerinden inşaat işlerinde çalışanlar var. Türkiye önemli bir göç ülkesi. Bu olguyla bundan sonra çok daha iç içe yaşayacağız. Tarihimizde de bu hep böyle olmuş. Maalesef son yıllarda Türkiye’nin doğusunda ve güneyindeki ülkelerde yoğun yaşanan insani trajedilerden ötürü, iç savaşlardan ötürü bu nüfus hareketi çok daha ciddi bir biçimde artmış ve dramatikleşmiş durumda. Keşke Suriyeliler ülkemize sadece çalışmak için gelseler ama görüyoruz ki şehirleri bombalanan aile üyelerinden bir çoğunu ölü vermiş, işyerleri tahrip olmuş, evleri yıkılmış neredeyse yalın ayak ülkemize kaçıyorlar. “ dedi.

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2014, 17:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER