banner6

Nihat Köse; Dünya hepimize yeter. Yeter ki eşit paylaşalım

Dünyada artan gıda ihtiyacına karşılık, kaynakların tükendiğine dikkat çeken Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, “Bugün Bir milyar insan obeziteyle, 1 milyar insan da açlıkla mücadele etmektedir. Kimi çok tüketirken, kimi ise ulaşamamaktadır. Burada büyük bir paylaşım sorunu olduğu açık ve nettir. Aslında Dünya hepimize yeter. Yeter ki doğru ve eşit paylaşalım” dedi.

Nihat Köse; Dünya hepimize yeter. Yeter ki eşit paylaşalım

(ÖZEL HABER)

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) – Dünyada artan gıda ihtiyacına karşılık, kaynakların tükendiğine dikkat çeken Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, “Bugün Bir milyar insan obeziteyle, 1 milyar insan da açlıkla mücadele etmektedir. Kimi çok tüketirken, kimi ise ulaşamamaktadır. Burada büyük bir paylaşım sorunu olduğu açık ve nettir. Aslında Dünya hepimize yeter. Yeter ki doğru ve eşit paylaşalım” dedi.

Sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme, her insanın en temel hakkıdır. Ancak artan nüfus, küresel ısınma, sulak alanların hızla kuruması, tarıma elverişli arazilerin çoraklaşması ve tüm bunlara bağlı olarak tarımsal üretimin azalması, dünya nüfusunun beslenmesi açısından çok ciddi tehlike arz etmeye başladığını görmekteyiz.

Tüm bunların yanında bir tarafta açlıkla mücadeleden ve diğer tarafta ise Dünya kaynaklarını israf ederek fazlasıyla tüketen toplumları görmekteyiz.

Bu konuda gazetemize önemli açıklamalarda bulunan Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse, artan nüfus ile birlikte gıdanın da daha önem kazandığını belirterek, “Sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme, her insanın en temel hakkıdır. Ancak bugün her geçen gün artan nüfus ile birlikte gıdaya olan ihtiyaç da artmakta, bununla birlikte Dünyanın en önemli sorunlarından birisi olarak güvenilir ve yeterli gıdaya erişebilmeyi görüyoruz” dedi.

Bir yanda açlıkla mücadele edilirken, diğer tarafta aşırı tüketimin olduğuna değinen Nihat Köse, “Ayrıca bugün 670 milyondan fazla yetişkin, 120 milyon çocuk (5-19 yaş) ve 40 milyondan fazla da (5 yaş altı) çocuğun obeziteyle mücadele ettiği bir gerçek.. Buna karşın 820 milyon insan açlık çekmektedir. Kabaca 1 milyar insan obeziteyle 1 milyar insan da açlıkla mücadele etmektedir. Bunun nedenleri arasında işlenmiş gıdalar hareketsizlik vs olsa da bir paylaşım sorunu olduğu da açıktır” diye konuştu.

Tüm bunların yanında doğru ve eşit paylaşım ile tüm insanlığın sağlık bir şekilde yaşayabileceğine dikkat çeken Adana Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Nihat Köse şunları kaydetti;

“İnsanlık tarihi boyunca 6 bin bitki türü beslenmede kullanılırken, günümüzde 8 tanesi günlük kalori miktarımızın yüzde 50’sinden fazlasını karşılamaktadır. Oysa bizler çok çeşitli besleyici gıdalara ihtiyaç duymaktayız.

Ayrıca protein tüketimi unutulmamalıdır. Günlük protein ihtiyacımızın yüzde 50’si kadarı hayvansal kökenli olmalıdır. İnsan beslenmesinde çok büyük yeri olan kırmız et ihtiyacımızın karşılandığı büyükbaş ve küçükbaş hayvanların sağlığı doğrudan insan sağlığını da etkilemektedir.

Et (kırmızı ve beyaz), süt ve süt ürünleri, balık vs gibi hayvansal kökenli gıdaların tüketiminde de Dünya’nın gelişmiş ülkelerinin, gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerinden çok daha fazla olduğunu görürüz. Bu istatistiklere göre de “Et yiyen ülkeler ot yiyen ülkeleri yönetiyor” diyebiliriz.

Bu nedenle herkese bu konuda önemli görevler düşmektedir. Yetkililer doğayı koruyarak insanlarımızın sağlıklı ve sürdürülebilir gıdaya ulaşmasını sağlamakla, biz tüm insanlık da üretime katkı sağlamanın yanında, bütün insanlık ile paylaşmakla yükümlüyüz.

Gelecek yıllarda açlığın olmadığı, herkesin sağlıklı gıdaya ulaşmasının mümkün olduğu ve Dünyada her yaşamın var olmasını sağlamak tek temennimiz olmalıdır. Bu dünya hepimize yeter, yeter ki onu doğru kullanıp eşit paylaşalım.

Dünyada tüm bunlar yaşanırken diğer taraftan, artan nüfus, küresel ısınma, sulak alanların hızla kuruması, tarıma elverişli arazilerin çoraklaşması ve tüm bunlara bağlı olarak tarımsal üretimin azalması, artan dünya nüfusunun beslenmesi açısından çok ciddi tehlike arz etmeye başlamıştır. Yani dünyada gıda erişiminin yanında günümüzde küresel iklim değişikliği bu kez gıdanın üretimini de etkilemeye başlamıştır.

Bilim insanları, gelecekte tüm dünyayı sarsacak olan küresel krizin enerjiden çok gıda ve su kaynakları üzerinde kendini göstereceğini söylüyor. Ayrıca yaşanan iklim değişikliği, her geçen gün artan nüfus, beraberinde tüketimin artması, doğal alanların hızla yok edilmesi gibi nedenlerden dolayı bitki ve hayvan sağlığındaki olumsuzluklar geleceğe yönelik en büyük riskler arasında gözüküyor.

Yani Dünyadaki küresel iklim değişimi ve tarım arazilerinin azalmasının, ciddi verim kayıplarına, tarımsa üretimin en çok etkilediği hayvansal üretiminin azalmasına yol açacağı ön görülüyor.

Son yıllarda küresel ikim değişikliğinin getirileri insanları düşündürürken, gelişmiş ülkeler gelecekte gıdanın öneminin artacağı bilinci ile yıllardır planlar yaparak çare aramaktadır. Çağdaş üretim yöntemlerini kullanıp verimliliği arttırarak kırsal alan kalkınmasını gerçekleştirmek ve gıdaya erişimi daha da kolaylaştırmak artık kaçınılmaz hal almıştır.

Geçtiğimiz günlerde Dünya Gıda Günü kutlandı. Her yıl farklı temalar ile kutlanan Dünya Gıda Günü’nün bu yılki teması da “Sağlıklı Beslenme İle Açlığa Son Verilmiş Bir Dünya’’ olarak belirlendi. Her ne kadar tüm insanlığa önemli mesajlar verilse de icraatta değişen bir şeyin olmadığını görüyoruz.

Ülke olarak zaman kaybetmeksizin bu konuda ciddi çalışma içerisine girrmeli ve önlemimizi almalıyız. Zaten özellikle son yıllarda hayvan varlığımızın yetersizliğinden dolayı hayvan ve kırmızı et ithal ediyoruz. Bu durum zaten kendi ihtiyacımızı karşılayamadığımız anlamanı gelmektedir.

 Güvenilir ve sağlıklı bir beslenme, kendi kendine yeten bir ülke olmamız için üretime dönük planların yapılması için kaybedecek bir günümüz dahi yoktur. Beslenmemizde çok önem arz eden hayvancılık geliştirilmeli ve uzun vadeli çözümler üretilmelidir. Ülke olarak bu konuda hem insan gücümüz hem de coğrafik yapımız çok uygundur.

Bugün her ülkenin kendi iç tüketimini karşılayacak ve üretimi kalıcı bir şekilde arttıracak önlemleri alması bir zorunluluk haline gelmiştir ve bu ileriki yıllarda daha iyi anlaşılacaktır. Geç kalmamak için işe biran önce başlanmalıdır.

Unutmayalım ki, Dünya nüfusunun arttığını ve kaynakların ise tam tersine azaldığını düşündüğümüzde gıda ihtiyacının 2050 yılında bugünkünün iki katına hatta daha fazlasına çıkacağını düşünerek hareket etmemiz gerekir”

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER