banner6

Prof. Dr. Sağlıker;“Deprem sonrası böbrek yetmezliğine dikkat”

Dünya Tıp Literatürüne geçen ve kendi adıyla anılan ‘Sağlıker Sendromu’ hastalığını tanımlamış olan Türk bilim adamı Prof. Dr. Yahya Sağlıker, deprem sonrası enkazdan çıkarılanların yaşayabileceği akut böbrek yetmezliğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Sağlıker;“Deprem sonrası böbrek yetmezliğine dikkat”

Dünya Tıp Literatürüne geçen ve kendi adıyla anılan ‘Sağlıker Sendromu’ hastalığını tanımlamış olan Türk bilim adamı Prof. Dr. Yahya Sağlıker, deprem sonrası enkazdan çıkarılanların yaşayabileceği akut böbrek yetmezliğine dikkat çekti.

Serhat ŞANLI / ÖZEL HABER

ADANA (İLKHABER) - Türkiye, yer küre üzerindeki konumu itibariyle, başta deprem olmak üzere çeşitli doğa olaylarından sıkça etkilenen bir coğrafyada yer almaktadır. Yakın dönemlerde 17 Ağustos 1999 Gölcük ve 2011 yılının Ekim ve Kasım aylarında yaşanan Van depremlerinin yanı sıra son olarak geçtiğimiz günlerde meydana gelen Elazığ depreminin acı bilançosu ile karşı karşıya kaldık.

Deprem gibi doğal afetlerde önemli olan dış yardımın hemen yapılması ve kurtarılanların yaşadıkları olay sonrasındaki sağlık durumlarının sürdürülebilirliğidir.

Deprem ve deprem sonrası yapılacaklar hakkında gazetemize önemli açıklamalarda bulunan Dünya Tıp Literatürüne geçen, kendi adıyla anılan ‘Sağlıker Sendromu’ hastalığını tanımlamış ve aynı zamanda Avrupa Birliği Sağlık Uzmanı olan Türk bilim adamı Prof. Dr. Yahya Sağlıker, “Deprem sonrası enkaz altından çıkarılanların sadece hemen yemek, su, oksijen gibi ihtiyaçları karşılanmakla kalınmamalıdır.. Tüm bunların yanında kandaki miyoglobin, miyoglobinemi, hemoglobin, hemoglebinüri, idrarındaki miyoglobinüri seviyelerine, kreatinfosfokinaze değerlerine, CK-MB, iskelet ve kalp kası liflerine özgü bir protein olan troponin değerine bakılmalı” dedi.

Belirtilen değerlerin yüksek olması durumunda ciddi sıkıntılar olduğunu ve ayrıca bu değerlerin sadece bir defaya mahsus değil, sonrasında da takibinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Yahya Sağlıker, “Böbrek konusu çok önemli, o nedenle hassasiyetle takibi yapılmalıdır. Hastalar kısa süreli, değil en az 15-20 gün hastanede tutulması ve takibi yapılması daha yararlı olacaktır” diye konuştu.

Depremde enkazdan çıkarılanların karşı karşıya kalacakları durum ve sonrasında yapılması gerekenler hakkında önemli açıklamalar yapan Prof. Dr. Yahya Sağlıker, şöyle konuştu;

“Bu konuda Adana’da kas yapımızın çok çalışması sonucu böbreklerdeki değişim üzerinde yapmış olduğum bir araştırmam var. Çalışmamada 20 kişilik bir gruba 10.5 kilometrelik bir kros koşusu yaptırdım. Koşu öncesinde 20 kişilik grubun akciğer, kalp, böbrek, enzimleri, şeker, üre gibi tüm tahlillerini yaparak gerekli notları aldık ve hepsinin değerleri normaldi.

Koşu bittikten sonra yeniden değerlerini ölçtük ve çıkan sonuçlara baktığımızda idrar, büyük abdestlerinde renk değişimine rastladık. İdrarlarında protein kaçağı gördük. Miyoglobinüri tespit ettik. Neden? Çünkü kaslar koşu esnasında çok çalışıyor. Yaptığımız çalışmada da kasların zedelendiğini gördük. Çünkü koşu sonrası kaslardan miyoglobin çıkar ve onu tespit ettik.

Miyoglobin; Omurgalılardaki ve hemen hemen tüm memelilerdeki kas dokusunda bulunan demir ve oksijen bağlayıcı bir proteindir. Kasların, özellikle kalp kasının zedelenip zedelenmediğini anlamak, yaygın kas hasarı sonrası böbrek hasarına neden olabilen miyoglobinin idrardaki yüksek düzeylerini saptamak için bu testimiz de çok önemliydi. Bunu da gördük. Normalde kanda hemen hemen olmaması gereken bir maddedir ve değeri sıfır civarındadır. İşte kasların çok kasılması ve ya ezilmesi durumunda bu madde ortaya çıkar.

Deprem ve ya kaza gibi durumlarda kasların ezilmesi ile birlikte miyoglobinin çok yüksek olur. Kanda miyoglobinin yüksek olduğu zaman miyoglobinemi oluşur. Miyoglobin kas dokusundan başka bir dokuda bulunmaz ve kas dokusunda oluşan bir yaralanma sonucunda kan dolaşımına karışır.

Böbreklerimiz, omurganın iki yanında bulunur ve kuru fasulyeye benzer. Boyutları insanın vücut yapısına göre değişmekle beraber, genellik uzunluğu 11-12cm, genişliği 5-7cm ve kalınlığı 2.5-3 cm’dir. İçi tamamen bir damar ağıdır. Bu damarları yan yana getirdiğimizde 160 bin kilometreye denk gelir. İşte kan dolaşımı ile birlikte böbreklere kadar gelen miyoglobin böbrekler için çok zararlıdır, böbrek damarlarını bozar ve akut böbrek yetmezliğine neden olabilir. Miyoglobin sadece böbrekleri değil, karaciğer, dalak, kalbi, beyni de bozar.

Miyoglobinemi olan kişide miyoglobinüri de olur. Kandaki oksijeni taşıyan alyuvarlarda bulunan hemoglobine zarar verir ve hemoglobinin kanda serbest olarak çoğalmasına neden olur. Bu durum hemoglobinemiyi meydana getirir ve bu da idrara geçerek hemoglobinüriye neden olur. Tüm bunlar birbirine bağlı olarak gelişir. Bunlar böbreklerin kanallarını, kılcal damarlarını, toplardamar sisteminin, atardamar siteminin ve idrarın geçtiği yolların bozulduğu anlamına geliyor.

Kaslar bozulunca vücut enerjisini sağlayan enzimlerden biri olan Cpk yani kreatin fosfokinaz değeri artar. Kreatin fosfokinaz beyin, kalp ve iskelet kaslarında bulunan bir enzimdir. Vücuttaki enerji üretiminde önemli bir rol oynar, bu da çoğu doku ve organın düzgün çalışması için onu gerekli kılan bir özelliktir. Bunda artış olunca böbreklerde sorun çıkarır.

Kalbe bakacak olursak; biri kalp krizi geçirdiğinde biz doktorlar Ck Miyokard (CK-MB) değerine bakarız. Yani kalbin tahlili.. CK-MB, kreatin kinaz (CK) enziminin üç ayrı formundan (izoenzim) biridir. CK-MB en çok kalp kasında bulunur. Kalp kası hücrelerinde hasar olduğunda düzeyleri yükselir. Biri göğsüm ağrıyor dediğinde yapacağımız ilk tahliller CK-MB, troponin ve CPK tahlilleridir. Kanda artan bu değerler böbreklere kadar gelir. Bu kadar yükün gelmesi böbrekleri zorlar.

Deprem kaza gibi durumlarda, örneğin depremde enkaz altından çıkarılanların kreatin, CK-MB, troponin, CPK, miyoglobinin tahlillerinin yapılması gerekir. Kasları acaba ne kadar bozulmuş? Bakmaları gerekir.

Crush sendromu yani diğer adıyla ezilme sendromu, adalelerdeki kas ezilmeleri sonrasında ortaya çıkar. Depremlerde travmanın doğrudan etkisinden sonra en sık ölüm nedeni ezilme sendromudur. Enkaz altında uzun süreye bağlı olarak crush sendromu meydana gelerek, böbrek, kalp ve solunum yetmezliği gelişebilir. Ağır adale travmalarında organ yetersizliği ile karşı karşıya kalınabilir. Böbreklerimizdeki hasarlar sonucu az çalışmakta ve görevini tam yapamamakta, bunu sonucunda da kreatin atılamıyor ve kanda birikmektedir. Biz böbrek sorunu olup olmadığına kandaki kreatin değerine bakarak tespit ederiz.

Eğer birsinin kreatin değeri 0.6 ise normal, 1,1 ise ikinci dereceden böbrek hastası, 2,2 ise üçüncü dereceden böbrek hastalığı var yani tehlikeli, 4,4 olduğunda dördüncü daha ağır diyalize giriyor deriz. Bu değer 8,8 olduğunda da ağır ve son dönem deriz. Bunlar diyalize girer. İşte deprem sonrasında kişilerin yer altında aldıkları darbeye ve kaldığı zamana göre bu değerler değişir.

Deprem sonrası yemek ve su ihtiyacını karşılayamamış ve oksijen sıkıntısı da yaşamış ve tüm bunlara bir de korku sendromunu eklersek düşecekleri durumu bir düşünmek lazım. Bahsetmiş olduğumuz değerler depremde yediği darbe ve kaldığı süreye göre artış gösterir. Hal böyle olunca da akut böbrek yetmezliği meydana gelir ve bunlara diyaliz yapılır.

Diyaliz sonrası kandaki değerler yavaş yavaş normal değerlere iner. Tabi bunu hekimler doğru düşünüp gerekli müdahaleyi yaparsa iner. Deprem sonrası enkaz altından çıkarılanların sadece hemen yemek, su, oksijen gibi ihtiyaçları karşılanmakla kalınmamalıdır. Tüm bunların yanında kandaki miyoglobin, miyoglobinemi, hemoglobin, hemoglebinüri, idrarındaki miyoglobinüri seviyelerine, kreatinfosfokinaze değerlerine bakılmalıdır. Ayrıca CK-MB, iskelet ve kalp kası liflerine özgü bir protein olan troponin değerine bakılmalı.. Eğer bunlar varsa ciddi sıkıntılar var olduğu anlamına gelir. Ayrıca bu değerler sadece bir defaya mahsus değil, sonrasında da takibi yapılmalıdır. Böbrek konusu çok önemli, o nedenle hassasiyetle takibi yapılmalıdır. Hastalar kısa süreli, değil en az 15-20 gün hastanede tutulması ve takibi yapılması daha yararlı olacaktır.

Hastanın aldığı ve çıkardığı sıvı ile idrar miktarları da ölçülmelidir. Eğer rahat idrar çıkarıyor ve de başka mahzuru yoksa günlük çıkardığı idrar miktarından  yarım kilo veya gerekli ise bir kilo fazla su verilmelidir.

Sağlık Bakanlığı depremden bu yana düzenli ve bilimsel şekilde görev yapmakta ve bizzat depremin enkaz bölgelerinde gece-gündüz özveri ile nöbet tutmaktadır.

Yapılması gereken diğer bir konu özellikle fay hattları üzerinde olan kentlerimizde ortopedi, göğüs cerrahi, genel cerrahi uzmanlarının hazır olduğu gibi dahiliyecilerin de özellikle kalp hastalıkları ve nefroloji hekimlerinin hazır olması çok önemlidir. Enkaz altından çıkarılan kişi kurtarılmış kişi değildir. Sonrasında onun takibi ve hayatta tutmak önemlidir.

Yakın zamanda Marmara İzmit Depremi’ni yaşadık. Marmara Depremi'nde enkaz altından kurtarılan hastalardan 700’den fazla kişi böbrek yetmezliği problemi yaşadı ve depremin ilk günlerinde 420 kişi diyaliz cihazlarına bağlandı. Tedavi ile sayı ciddi oranda azaldı.

Uluslararası Nefroloji Derneği ve Türk Nefroloji Derneği tarafından depremde crush sendromlarıyla ilgili ulusal ve uluslararası tüm yardımları toplayıp dağıtma ve tüm hastanelerdeki hastalar ile ilgili bilimsel verileri toplayıp bildirme ile görevlendirilen Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever, yaptığı çalışmalarda; depremin çok üzücü olduğunu ve bilimsel olarak da ilginç bir olayla karşılaşıldığını söylemişti. Kendisi benim yakından tanıdığım arkadaşımdır. Yaptığı çalışmaların önemi çok büyüktür.

Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever, “Depremde hayat ile ölüm arasındaki bir ikilem gibidir crush sendromundaki böbrek problemleri. İki ile dört hafta içinde diyaliz tedavisi yapılmazsa hasta için ölüm kaçınılmazdır. Türk Nefrolojisi bir başarı kazandı. Crush sendromunda çok önemli olan faktörlerden biri eğer hemen olay yerinde iken hastaya müdahale edilirse böbrek yetersizliği hiç ortaya çıkmayabilir. Nefrologlar olarak depremden pek çok ders çıkardık” diyor. Bu da o dönem çok önemli bir konuya dikkat çektiğini gösteriyor.

Ayrıca canla başla çalışan İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi ve arkadaşım Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever gece-gündüz demeden deprem bölgesinde önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Yaptığı çalışmalara istinaden dünyanın çeşitli yerlerinde deprem sonrası Prof. Sever çağırılmıştır. Böyle içimizden birinin ülkemizde bu gibi başarılar elde etmesi bizim için çok önemlidir”

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER