banner6

Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için farkındalık

Dr. Mine Şifan’ın ‘Şükür Kapısı’ adlı kitabı raflardaki yerini aldı. Asıl mesleği hekimlik olan ve halen Aile Sağlığı Merkezi’nde görevini devam ettiren Dr. Mine Şifan’ın kitabında sağlıklı ve mutlu bir yaşam için farkındalığın önemine dikkat çekiyor.

Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için farkındalık

 Serhat ŞANLI / ÖZEL HABER

ADANA (İLKHABER) – Dr. Mine Şifan’ın ‘Şükür Kapısı’ adlı kitabı raflardaki yerini aldı. Asıl mesleği hekimlik olan ve halen Aile Sağlığı Merkezi’nde görevini devam ettiren Dr. Mine Şifan’ın kitabında sağlıklı ve mutlu bir yaşam için farkındalığın önemine dikkat çekiyor.

İnsanları aylayabilmek için farkındalığın önemine değinen Dr. Şifan, “Ben doktorum. Bazı insanlar sağlık ve mutlulukla yaşarken bazıları da sürekli hasta ve yorgun oluyor. Neden böyle olduğunu düşünürken, farkındalık bilgisinin hayatı ve hastalıkları anlayabilmek için şart olduğunu fark ettim” dedi.

Kitabında değindi konular hakkında konuşan Dr. Mine Şifan şu bilgilere yer verdi;

“Ben doktorum ama farkındalık bilgisi olması gerektiğini düşünüyorum bu hayat için, sağlıklı ve mutlu yaşayabilmek için.. Hayatı da bir denize benzetiyorum. Ya hastalanıyor, ya başka bir şeyler, talihsizlikler vs..

Hayalinde bir liman var, gitmek istediği bir yer var ancak ulaşamıyor ve bu denizin sığ sularında boğuluyor. Denizin derinliklerine geçmeden ya hastalanarak boğuluyor ya da azıcık cesareti olanlar, denizin ortalarına kadar gidebiliyor, ancak karşı kıyıya varamadan yoruluyor ve yine suya batarak yok oluyor. Bir türlü karşı limana ulaşamıyor.

Bunun bir nedeni olmalıydı diye çok düşündüm. Bizi bu kadar olumsuzluklara sürükleyen bir neden olmalıydı. Hayata derin bakmasını seven biriyim. Yani hayatın köklerine inmek gibi yeteneği olan birisiyim. Öncelikle sağlıklıdan başladım. Sağlıklı ve gayet güzel gidiyor hayatı.. Gayet mutlu, hiç kimsenin onu etkilemesine izin vermiyor. Sonra bunun onun zihinsel yapısında öyle olduğunu gördüm. Bu bir farkındalık.

Karşıya neden varamadığımızı anlamak için bir şeyler olmalı diye düşünmeye başladım. Tabii bunlar evrensel yasalardı. Sonrasında farkındalık bilgisini tabiatı inceleyerek geliştirdim. Çünkü bir tabiatın bir parçasıyız. Hani bir söz var; ‘Topraktan geldik, toprağa gideceğiz’ sözü.. Bu sözü anlamaya çalıştım nedir topraktan geldik vs..

Allah, İbrahim Suresi 32.ayette, evrensel yasalarla denizlerde yüzüp gitmesi için gemileri hizmetinize verdi der. Bu ayetle birlikte gemimizi sorunsuz bir şekilde hastalanmadan sağlık ve mutlulukla yüzdürebilmek için, hayatı evrensel yasalarla okumak gerektiğini idrak ettim. Ancak evrensel yasaları doğayı okumakla anlayabilirim.

Hayatın köklerine inmek gibi doğal bir yeteneği olan kişi olduğum için bitkileri, mevsimleri, hayvanları gözlemledim. Tabii insanları da.. Ve çıkardığım sonuçlarla çakraları yapılandırdığımda bir gemi oluştu. Bu Allah’ın bizi ve doğadaki her şeyi yarattığı gemi figürüydü.

Çakraların toplamından oluşan bu gemi bizim özümüzdür. Özümüzü oluşturan gemiyi evrensel yasaları uygulayarak, sığ sularda boğulmadan derin denizlere ve oradan da rahatça karşı sahillere, hayat amacımıza doğru sürmek mümkündür.

Tabi öncelikle hakikati anlamak gerekiyordu. Sevginin merkezi, yargısız, affetmesi çok kolay olan bir yaratıcı var karşımızda ve biz bunu göremiyoruz. Çünkü göz maddeseli algılıyor. Göremediği hakikati algılayamıyor, idrak edemiyor. İdrak etmemiz gereken kalben göreceğimiz hakikat.. 

O zaman çamur bedenin temizlenmesi ve denizleri geçebilecek gemimize kavuşabilmemiz mümkün olacaktı. Bütün bunları özün haritasında anlattım. Özün haritasında kalben hakikati nasıl göreceğimizi, çamur nefsimizin nasıl temizleneceğini ve hakikati idrak ettiğimizde geçmişle, dünle dolan zihnin nasıl temizleneceğini anlattım. Çünkü dün, bizi bırakmak istemiyor.

Şuan bile hala dünün etkisinde kalabiliyorum. Çünkü bu yaşıma kadar doğduğum andan itibaren, dünün bilgisi öğretildi bana.. Dünün bilgisi görünenlerden oluşuyor. Dünün bilgisinde açlık, kıtlık, savaş var. Dünya tarihi bunlar üzerine gelişti. Dünün bilgisi beni bırakmak istemez. Çünkü bildiği bu.. Hakikati idrak edebilse ana geçecek ve anda yaşayacak. Hakikatin onu ne kadar sevebildiğini görebilse anda yaşayacak.

Anda yaşaması, insanın kendini yaşaması, kendini gerçekleştirmesi ve hakikatin bizden istediği de bu.. Anı yaşayabilmemiz, anı kalabilmemiz.. Bir anne çocuğundan ne ister? Sağlıklı, mutlu ve hayallerini gerçekleştirmesini ister. O hayaller nedir? Onun yetenekleridir. Aynı şekilde hakikat de bizden bunu ister. Biz bunun evlatları gibiyiz. Bizi çok seviyor. Yapmamız gereken, hakikate inanç geliştirmek.

Bunun için öz haritası çizildi. Öz haritasından hakikate ulaştığında, idrak ettiğinde hayatına, hayallerine sahip çıkan hakikatin var olduğunu anlayacaksın. Dünden çıkıp anda yaşayacaksın. Sağlık ve mutluluk içerisinde dünün açlık, kıtlık, savaş bilgisi seni yoruyor. Hastalıklar oluşturuyor. Mutsuzlaştırıyor, ruh kanseri oluşturuyor. Bundan çıkabilmen ve ana geçebilmen hakikati bulmanla mümkün. Öz haritası bunun için yapıldı. Hakikate kavuşman ve hayatını sağlıklı, mutlu, başarılarla dolu yaşayabilmen için..

Ego, açgözlü balıktır. Küçük balıkları yiyerek doymaya çalışır fakat asla doymaz. Açgözlü balık olmayın, avlanırsınız. Çünkü büyük balık, küçük balığı yutar. Yani daha büyük başka bir ego tarafından zarar görürsünüz.

Sonra da bunu hak edecek ne yaptım ben? Neden beni açgözlü balık yuttular? Der, oturur ve ağlarsınız. Artık maddeselliği ve öz sevgiyi öz haritasından gördünüz. Tekneyi yüzdürmeyi istediğin yönleri görebilirsin ve göreceksin. Ne sürdüğüne bak çünkü yönünü sadece sen tayin edebilirsin. Özgür iraden var senin..

Açgözlü balık mısın yoksa! İlham verici güzellikte rüzgarla doldurarak, öz sevgiye doğru neşeyle, mutlulukla, huzurla giden bir tekne misin?

Teknemizin yönünün en büyük düşmanı maddeselliktir. Örneğin büyük balık ol, kocaman bir egoyla maddesel dünyada kocaman bir yer işgal et. Ne oldu? Geldiğin yeri unutmuş, özden kopmuşsun. Koca bir balık olarak, parayla sahip olduğun sahte mutluluğu yaşıyorsun ve küçük balıkları yemeye devam ediyorsun. Dünyanın sahibi olsan ne yazar?

Teksin! Tek başına ve yalnız.. Maddesellikte değer bulduğunu zanneden, fakat şükür kapısında ve evrende insanlık adına asla değeri olmayacak koca bir egosun. Açgözlü balık olarak edindiğin mal, mülk senin gibi köksüz ve aç ego alanındaki insanları etkileyecek. Özden kopmuş, sana ve kendine, evrene faydası olmayacak insanları etkileyecek ve asla kimse doymayacak.

Dünyaya geldiğin kapı ölürken de sana çıkış kapısı olacak. Bunu unutma! Dünyaya gelmek için yeniden koptuğun yerde maddesellik yok. Her şey sevgi üzerine.. Yaşamak üzere bedenlendiğin ruhunun öz sevgi deneyimi sorgulanacak ve sen çok fakir olarak öteki dünyaya gittiğini göreceksin.

KİTAP FİKRİ

Bu fikir; mutsuzlukların, hastalıkların nerden kaynaklandığını anlamaya çalıştım ve hayata derin baktım. Sadece bu.. Bazı insan hasta, bazı insan hastalıklı.. Bazı insan mutlu, bazı insan mutsuz..  Neden böyle oluyor? Sadece bu beni bu yola soktu. Doğruyu bulabilmek için..

Doğruyu bulabilmek için de hayat, gördüklerimizin dışında seyrediyor. Farklı bir kanaldan seyrediyor. O kanala ulaşabilmek için görünmeyen köklere inmek gerekiyordu. Amacım, fikrim sağlık ve mutluluğa, başarıya ulaşabilmek sadece bu.. O nedenle bu kitabı yazdım.

Şükür Kapısı kitabımda çakraları tek tek anlatarak, geminin nasıl yapılandığını ve hayat amacına doğru nasıl yol alması gerektiğini yazdım. Yaşam gemisinin nasıl oluştuğunu ve nasıl yol alması gerektiğini idrak ettiğinizde sizde sağlık, mutluluk ve huzurla yasam yolculuğunu yapacaksınız.

En büyük nimet sağlığımız, en büyük mutluluk sevgimiz ise öz haritasından bilgi alarak gerçeği yaşamak herkesin hakkı. Umudum tüm insanlığın öz haritasından bilgi alarak yaşamlarını özde sağlık ve mutlulukla yapılandırması. Yine özde ki sevgide birlik, beraberlik duygusuyla barış içinde yaşaması. İnstegram @andagezegeni

BAYRAM BULUT

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER