banner6

Uygur Türkleri seslerinin duyulmasını istiyor

Çin’in Uygur Türklerine yönelik gerçekleştirdiği tutuma tepki göstermek için Toplama Kampı Mağdurları Platformu ‘Doğu Türkistan için Anadolu Seferi’ programı kapsamında Adana Türk Ocağı yönetimi ve üyeleri ile birlikte basın açıklaması ve imza kampanyası düzenlendi.

Uygur Türkleri seslerinin duyulmasını istiyor

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER)-Çin’in Uygur Türklerine yönelik gerçekleştirdiği tutuma tepki göstermek için Toplama Kampı Mağdurları Platformu ‘Doğu Türkistan için Anadolu Seferi’ programı kapsamında Adana Türk Ocağı yönetimi ve üyeleri ile birlikte basın açıklaması ve imza kampanyası düzenlendi.

Adana’nın Seyhan İlçesi Atatürk Parkı içerisinde bir araya gelen Adana Türk Ocakları üyeler ile Toplama Kampı Mağdurları Platformu üyeleri Türk ve Doğu Türkistan bayrakları açıp Çin’in Uygur Türklerine yönelik gerçekleştirdiği soykırıma tepki gösterdi.  Çin’in Uygu Türklerine yönelik yaptığı zulmün ve Uygur Türkleri’nin yakınlarının  resmini yer aldığı açıklamada konuşan Adana Türk Ocağı Başkanı Ömer Volkan Çiçek,  Doğu Türkistan'daki soykırıma insanlık adına “dur” denilmesi gerektiğine dikkat çekti.

ÇİÇEK:  KAMPLAR KAPATILMALI

 Çiçek, işkence, zulüm ve soykırıma varan insan hakları ihlallerinin yaşandığı ata toprağı Doğu Türkistan'da, kampların kapatılması, zulümlerin bitmesi, özgürlük ve demokrasinin yaşanabilmesi için ellerindeki tüm imkanları kullanmak istediklerini belirterek, “Soydaşlarımıza yaşatılan bu zulmü her ortamda dile getirmek, daima Uygur Türk'ü kardeşlerimizin yanlarında onlarla birlikte olduğumuzu hissettirmek, tüm bu hususlarda kamuoyu oluşturmak ve kardeşlerimizin sesine ses vermek adına Türk Ocakları olarak her zaman olduğu gibi bugün de burada, bu minvalde toplanmış bulunmaktayız.” dedi.

 İNSANLIK DIŞI ZULÜM

Çin hükümetince, Doğu Türkistan'da yaşayan Türklere gerçekleştirilen insanlık dışı uygulamaların ve zulümlerin günümüzde artarak devam etmesi maşeri vicdanda derin yaralar açtığını dile getiren Çiçek, “Emperyal güçler tarafından dünyanın doğusunda Uygur Türkleri üzerinde uygulanmak istenen bu baskı, yıldırma sindirme ve asimilasyon politikalarının bir benzeri, eğer ses çıkarılmaz, tepki gösterilmez ve dur denmez ise yine aynı güçler tarafından, Batı'da ve akabinde tüm dünyadaki Türkler üzerinde gerçekleştirilmek istenecektir.” ifadelerini kullandı.

 TOPLANMA KAMPLARINDA TUTULUYORLAR

Doğu Türkistan’da milyonlarca insanın suçsuz yere toplama kamplarında tutulduklarını söyleyen Çiçek, kamp tanıklarının anlattığına göre tutuklular sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşadıklarını savundu. Kampta tutuklulara ne olduğu, belirsiz ilaç ve iğneler verildiğini öne süren Çiçek, “Tırnak çekme, kamçı, elektrik verme gibi işkencelere maruz kalmaktadır. Kadınlar ne yazık ki toplu bir şekilde tacize uğramaktadır. Milyonlarca genç, Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalara götürülüp zorunlu köle işçi olarak çalıştırılmaktadır.

Toplama ve çalışma kamplarına yollanmayan Uygur Türk'ü kardeşlerimiz siyasi propaganda ezberlemek, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya mecbur bırakılmaktadır. Uygur kadınlar kısırlaştırılmakta, hamilelere zorla kürtaj yaptırılmaktadır. Genç Uygur kadınlar Çinlilerle zorla evlenmeye zorlanmaktadır.” diye konuştu.

1 MİLYON ÇOCUK AİLELERİNDEN KOPARILDI

1 Milyon çocuğun ailelerinden alınarak asimile edildiğini anlatan Çiçek, “Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile edilmekte, Çince konuşmaya, Çin gibi yaşamaya, Çin gibi düşünmeye ve hatta Çinliler gibi beslenmeye zorlanmaktadır. Milli ve dini kültür mirasları yok edilmekte, Uygur tarihi ve kültürleri ile ilgili kitaplar yakılmakta, Türk ve İslami mimari yapılar, tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok edilmektedir. Camiler yıkılıp Kuranı Kerimler yakılmakta, namaz kılmak, oruç tutmak toplama kamplarına alınma nedeni olarak görülmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti başa olmak üzere yurt dışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak hapis cezası alma nedeni olabilmektedir.

  1. aile” projesi adı altında her aileye Çinli memur atanmış, Aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklayan bu Çinliler aile üyelerinin rejime bağlılığını denetlemekte ve Çin hükümetine raporlar sunmaktadır.” şeklinde konuştu.

İNSANLIK DIŞI TUTUMA SESSİZ KALMA

Doğu Türkistanlı Uygur Türklerinin ailelerine kavuşa bilmeleri için Türkiye Cumhuriyeti ve Türk kamuoyunun bu insanlık dışı tutuma sessiz kalmamaları gerektiğini anımsatan Çiçek sözlerini şöyle tamamladı;

“Sözlerimi Türklük ve insanlık adına haklı bir istekle ve aslında gayet doğal bir taleple sonlandırmak istiyorum. Bugün burada yanımızda bulunan Doğu Türkistanlı Uygur Türkü kardeşlerimizin en temel insan hakkı olan ailelerine kavuşabilmelerini, akabinde ise büyük Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk kamuoyunun bu soykırıma kayıtsız kalmaması, Doğu Türkistan’da Uygur Türk'ü kardeşlerimize karşı Çin’in gerçekleştirdiği ve insanlık suçu oluşturan bu politikalara karşı hep birlikte DUR denmesini Türklük ve insanlık adına talep ederiz.”

İLYASOĞLU: ÇİN’İN ZULMÜ DEVAM EDİYOR

Toplama Kampı Mağdurları Platformu Sözcüsü  Uygur Türk’ü Mirzehmet İlyasoğlu ise, Çin’in 1949’dan beri süre gelen zulmünü 2017 yılından beri soykırım seviyesine ulaştırdığına dikkat çekti. Bu durumun dünyada 7 ülke tarafından soykırım olarak ilan edildiğini anlatan İlyasoğlu, “Dünya AF Örgütü’nün resmi rakamına göre 1 Milyon Doğu Türkistanlı çocuk kendi ırkından, kültüründen, dininden uzaklaştırılarak birer Çinli olarak yetiştirilmektedir. Bu zulmün tam boyutunu Türk Milleti tam olarak bilmemektedir. Biz aile fertlerimiz, Çin’in toplanma kamplarında olan bireyler olarak, birinci ağızdan Türk Kamuoyu’na bildirmek için Doğu Türkistan için Anadolu Seferi’ni düzenledik. Bu gün Adana’yız. Biz Çin’in propagandalarında söylediği gibi yalan söylemiyoruz. Biz 8 aydır, Çin’in İstanbul Baş Konsolosluğu’nun önünde ‘Ailem Nerede?’ şeklinde eylem yaparak sorumuzu soruyoruz. Böyle bir basit bir sorumuza dahi Çin’in bu soruya cevap vermekten aciz kalıyor. ” diye konuştu.

KATLEDİLDİLER

Bazı ailelerin toplanma kamplarında hunharca katledildiğini işaret eden İlyasoğlu, “Çünkü bazı arkadaşlarımızın aileleri bu toplanma kamplarında hunharca katledildi. Yanımda duran kardeşimizin 65 yaşındaki anne ve babası bu kamplarda şehit edildi. Çocuğu Adana’da yaşayan bir annemiz mecburen Doğu Türkistan’a dönmek zorunda kaldı. Hava alanından direk toplanma kampına alınarak hunharca katledildi. Aynı zamanda 83 yaşında ki Kur’an-ı Kerim’i Uygur Türkçesine çeviren Muhammet Salih hocamız da toplanma kampında şehit edildi. Gençlerimizden Ankara Üniversitesi’nden mezun olan Ekrem kardeşimiz, Japonya’ya yüksek lisansını yapmaya giden bir diğer kardeşiz yine toplanma kamplarında katledildi. Bütün bunlar bizim başımıza gelecek mi diye biz korku içerindeyiz. Bizim sorduğumuz ‘Ailemiz nerede?’ sorusuna Çin’in cevap vermemesinin sebebi bunun altında yatmaktadır. Onun için biz kardeşlerimizin sağ olup olmadığın bile bilmiyoruz.  21. yüz yılda kardeşim eniştem ve benim gibi yüksek lisans için Türkiye’ye gelen 4 tane arkadaşım ve memurluğu tamamlayan arkadaşımın toplanma kamplarında ki akıbeti belli değil.”şeklinde konuştu. 

NAZİMİ: KIZ KARDEŞİM GERİ DÖNEMEDİ

Kendisi ve kardeşinin Türkiye’de yaşadığını anlatan Doğu Türkistanlı Medine Nazimi, “ Benim kardeşim memlekette hasta olan anneme bakmak için Doğu Türkistan’a gitti. Maalesef Türkiye’ye tekrar dönemedi. Ben ve kız kardeşim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine sesleniyoruz. O toplanma kamplarında Uygur Türkü olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tutulmakta. Diğer ülkeler kendi vatandaşları olan Uygur Türklerini nasıl götürdüyse, Türkiye’nin de Uygur Türkü vatandaşlarını oradan alıp Türkiye’ye getirmelerini talep ediyorum. Biz doğu Türkistanlılar insan gibi yaşamak istiyoruz. Elimizdeki telefonla ailemizin sesini duyabilmek istiyoruz. Bu soykırıma dur denilmesini istiyoruz. Biz Çarşamba gününe kadar bu meydanda olacağız. İmza kampanyamıza herkesi destek olmaya davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.  

Açıklamanın ardından imza kampanyası başlatıldı. Atatürk Parkı içerisinde kurulan stantta başlatılan imza kampanyası 18 Ağustos Çarşamba günü sona erecek.

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner42