banner6

Yılmaz: Rantçılar değil köylüler düşünülmeli

Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, toplumda 2 B yasası olarak bilinen kanun tasarısı hakkında TBMM'nde MHP gurubunda hükümeti eleştiri yağmuruna tutarak, "Rantçılar değil, köylüler düşünülmelidir" dedi.

Yılmaz: Rantçılar değil  köylüler düşünülmeli

Yılmaz: Rantçılar değil

köylüler düşünülmeli

 

ADANA(İLKHABER) – Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, toplumda 2 B yasası olarak bilinen kanun tasarısı hakkında TBMM’nde MHP gurubunda hükümeti eleştiri yağmuruna tutarak,”Rantçılar değil, köylüler düşünülmelidir.”dedi.

2 B yasasından elde edilecek gelirin önemli bir kısmının orman köylüsüne kaynak olarak aktarılması gerektiğini söyleyen Yılmaz, mevcut yasa tasarısında bu gelirin yüzde 90 itibarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bütçesine aktarılmasına karşı çıktı.

Yılmaz, kanun tasarısına MHP gurubu olarak evet diyeceklerini ancak çekinceleri olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“2/B’ye Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak biz “evet” diyeceğiz fakat komisyonlarda ısrarla belirttik. Gerek kurulan alt komisyonda gerekse ana komisyonda çekincelerimizi söyledik “Milletimizin beklentileri var.” dedik. Bir kanun çıkarıyoruz, bu kanunun adına Cumhuriyet Halk Partisi barış kanunu diyor, Milliyetçi Hareket Partisi bir tasfiye kanunu diyor yani bunun adı bir barış ve tasfiye kanunu, hep beraber bunu çözmeye çalışıyoruz. Bunu çözerken biraz daha anlayış ve uyum içerisinde çalışsaydık vatandaşlarımızın beklentilerini karşılama noktasında gayretli bir adımı beraberce atmış olurduk.”

2 B kanununun orman köylüsünün kalkınması ve desteklenmesi amacıyla çıkarıldığının iddia edilmesine rağmen gerçekte böyle olmadığını iddia eden MHP Adana Milletvekili Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bu kanunun ana amacı ne? Orman köylülerinin kalkındırılması ve desteklenmesi ama göreceğiz, görüşmeler devam ederken bu kanun tasarısında orman köylüsü yok. Nitekim komisyonda yaptığımız çalışmalarda orman köylüsünün işin içine sokulması noktasında ciddi önergelerimiz oldu. Orman köylüsü Niye “yok” diyorum bakın; Bu alanlar nasıl oluştu? Bu alanlar… Anadolu coğrafyasında fakir fukaradır orman köylülerimiz. Geçim sıkıntısı çeken orman köylülerimiz zaman içerisinde ormanlardan açmalar yapmış. Ne zaman yapmış bu açmaları? Yetmiş yıl, seksen yıl önce açmış, kimisi elli yıl önce, kimisi kırk yıl önce ve 1950’lerde Türkiye’de sanayileşme hamlelerinin başlamasıyla beraber köyden kentlere göçler oluşmuş.”

Milletvekili Yılmaz, TBMM’ndeki konuşmasında orman köylüsünün durumuna değindi ve sözlerini şöyle tamamladı:

“Köyden bir aş umuduyla, iş umuduyla şehirlere giden vatandaşlarımız başlarını sokacak bir yer aramışlar. Şimdi normal şartlarda devletin bu köyden şehre göç eden vatandaşlarımızın ikâmet edeceği, başlarını sokabileceği imkânları yerine getirmesi gerekirken ne yazık ki yerine getirilmemiş ve buralar hep oy deposu olarak değerlendirilmiş. Bu vatandaşlarımız da şehir merkezlerinde yine başlarını sokacak, ormanın bir kenarına bir gecekondu yaptırmış, bu şekilde ilçeler oluşmuş, mahalleler oluşmuş, binlerce, on binlerce ev oluşmuş yani 2/B oluşmaları bir imkânsızlık, bir yetersizlik sonucunda oluşmuş. Şimdi, bu artık bir kangren hâline gelmiş, bunu çözelim diyoruz fakat burada, buradan elde edilecek gelirde orman köylüsüne bir kaynak yok. Buradan gelecek kaynakların yüzde 90’ı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bütçesine aktarılıyor.

 

Zor şartlar altında, o imkânsızlıklar içerisinde evinden çıktığında ormana eli değen, evinden çıktığında ormana adımını atan orman köylüsüyle bundan rant sağlayan kitleyi ve kesimi aynı kategoriye koyuyoruz.

Yani sizin bir dönem Maliye Bakanı yaptığınız Kemal Unakıtan’la Toros Dağı’ndaki köylüyü, Mersin’in, Antalya’nın, Muğla’nın sahilinde taşı çıkararak, toprak taşıyarak 1-2 dönüm seralık alan yaparak muz üreten fakir fukara köylümüzle villa yapan -rant sahibi yapan- insanlarımızı aynı kategorinin içerisine sokuyoruz. Şimdi buradan ayrılacak kaynakla, bizim öncelikle, tasarının ruhuna uygun olarak orman köylülerimizi kalkındırmamız gerekiyor ve ormanlarımızın ihyasını sağlamamız gerekiyor.

Buradan aldığımız paralarla, artık Avrupa’da olduğu gibi… Bakın, bugün Avrupa ormanlarında artık kelebeklerin yaşam alanı planlanıyor ama biz, orman köylülerimizin insanca yaşayacağı ortamı oluşturamamışız, böyle bir eksikliğimiz var.

Bu işi yaparken adaleti yerine getirmek zorundayız. Vatandaşımızın, orman köylümüzün, hukukunu korumak zorundayız. Eğer vatandaşın hak arama özgürlüğünü elinden alırsak, vatandaşımız kendini ötelenmiş şekilde hissedecektir. Yani bunları getirsek ne olur? Yani vatandaşımız hakkını arasa... “Rayiç bedel çok yüksek.” diyor. Diyor ki: “Benim civarımdaki yerlerin fiyatı, dönümü 10 lirayken, benim buraya 50 lira rayiç bedeli belirlemiş.” Tapulu yerler 10 lira, yanında belirlenen yer 50 lira. Vatandaş bunu nasıl alacak? Ve böyle yüzlerce yer var. Gelin, burada bu yanlışlıkları ortadan giderelim. Eğer bir çalışma yapıyorsak, bir barış kanunuysa, bir tasfiye kanunuysa bütün kesimleri memnun etme gibi bir zorunluluğumuz mevcuttur.”

 

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 01 Ocak 1970, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER