Görülen rüya'ya inanmak gerekir mi?

Görülen rüya'ya inanmak gerekir mi?

Görülen rüyalara itibar edip onlardan bir anlam çıkarmaya çalışmanın bir manası yoktur. Zira rüya her ne kadar peygamberlerin vahiy aldığı yollardan birisi de olsa biz normal insanlara için bir rüyadan öte değildir. Dolayısyla rüya ile amel edilmez. Yani rüya da gördüğümüz hayır ya da şer ile ilgili amel edilmez.      

Sevgili Peygamberimiz rüya ile ilgili olarak şöyle buyurur: “ Rüya tabir edilinceye kadar tek ayağı üzerinde duran kuş gibidir.Tabir edildikten sonra iki ayağı üzerine düşer" buyurmuştur.Yani tabir edilmeyen rüya olduğu haliyle kalır,Tabir edilikten sonra ise iki ayağı üzerine düşer yani yormlandığı şekilde geçekleşir.”

Ancak şu da unutulmamalıdır ki her zaman kötü görülen rüya kötüye, güzel rüya da iyiye işaret etmez tam tersi de olabilir.

Fakat yine de iyi rüya gördüğümüzde iyilikerimizi, amellerimizi artırmalı ve bunun için de Allah’a ham edip imkan varsa sadaka vermeli. Ancak kötü rüya gördüğümüzde de ibadetlerimizi, yaşantımızı, ahlakımızı beşeri ilişkilerimizi ve benzeri durumları bir gözden geçirmeli varsa bir eksiğimiz ya da kusurumuz tamir etmeliyiz.

 

Kabir ziyareti için en faziletli gün hangisidir? 

Hanefi mezhebine göre kabir ziyaretini Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri yapmak faziletlidir. Ancak Cuma günü ziyaret etmek daha faziletlidir.

Şafiî mezhebine göre ise, perşembe gününün ikindi vaktinden başlamak üzere cumartesi sabahına kadar ziyaret etmek diğer gün ve vakitlerden daha faziletlidir.

Buna göre kabir ziyareti için en faziletli gün Perşembe günü ikindi vaktinden sonra ve Cuma günüdür. Ancak fazilet açısından en uygun bu vakit ve günler olmakla beraber diğer gün ve vakitlerde de ziyaret etmek mümkün ve caizdir.

 

Her verilen selama karşılık vermek zorunda mıyız?

Dinimizce selam vermek sünnet onu cevaplandırmak ise farzdır. Bir topluma selam verildiği zaman o toplumdan sadece bir kişi bu selama karşılık vermesi bu farzı yerine getirmek için yeterlidir. Şayet cevap verilmese o toplumda oturan her Müslüman günahkâr olmuş olur.

Selamı o toplumun içinde oturan bir kimsenin ismini zikrederek verme durumunda ise ismi geçen kimse bu selama karşılık verme zorunda diğerleri için bir şey söz konusu değildir.

Selam, benden sana bir zarar gelmez, anlamına geldiğine göre her Müslüman bu güzel uygulamayı günlük hayatında yaşaması ve yaşatması lazım. Selam verdiği gibi verilen selama da karşılık vermesi gerekir. Çünkü Kur'an-ı Kerim de Allah'ü Teale mealen şöyle buyurmaktadır: 'Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin.' (Nisa 86)

 

Doğuştan solak olan kimsenin sol elle yemek yemesi caiz mi?

Sağ el ile yemek ve içmek müstehaptır, yemeğin adabındandır. Peygamber efendimiz Ömer b. Ebû Mesleme'ye şöyle demiştir : "Allah'ın adını an, sağ elinle ve önünden ye!" Bir başka hadis-i şerifte de: "Biriniz yemek yiyecek olursa sağ eliyle yesin, içecek olursa sağ eliyle içsin. Çünkü şeytan sol eli ile yer ve sol eli ile içer" buyurmuştur.

Elbette ki çocukları sağ elle yemeleri konusunda eğitmek gerekir. Ancak çocuk doğuştan solak ise ve sağ elle yemek yiyemiyorsa, sol elle yemeye alışır ve yerse bunda da bir günah yoktur.

 

 

Günün Ayeti

Şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman tutun. O etrafına toplanan taraftarlarını ancak cehennemliklerden olsunlar diye davet eder.

Fıtır 35/ 6.

 

Günün Hadisi

"Farz ibadetlerden sonra, Allah yanında amellerin en sevgilisi (rızasına muvafık olanı), Müslüman’ın kalbine sevinç koymaktır."

 

Günün Sözü

Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur.                      

 H.Jackson Brown

 

Günün Duası

Allah’ım bugün mazlumlara, mağdurlara yardım edebilmeyi bana nasip et.

 

Bunları biliyor muyuz?

Faite nedir?
Gaflet, uyku, unutmak, hastalık, düşman korkusu gibi bir özürle kaçırılan farz veya vacip namaz demektir. 

 

Günün Nüktesi

Niçin şükrediyorsun?

Harun Reşid, Bağdat'ın dışındaki bahçeleri gezerken ihtiyar bir Arap'ın hurma fidanı diktiğini görür, yanına gider, sorar:

-Ey! İhtiyar! Hurma ağacı kırk senede meyve verir. Sen ise yaşlısın. Meyvesini yiyemeyeceğin bir ağacı dikip de ne yapacaksın?" İhtiyar cevap verir:

-Daha öncekiler gördüğünüz bu ağaçları sırf bizim için dikmişler. Ben de bunu kendim için değil, benden sonrakiler için dikiyorum."

Bu cevap padişahın hoşuna gider ve yaşlı adama ihsanda bulunur. Yaşlı adam verilen parayı aldıktan sonra, eliyle sakalını sıvazlar:

-Allah'a şükür!  der. Harun Reşid:

-Niçin şükrediyorsun" diye sorduğunda şu cevabı verir:

-Herkes diktiği ağacın meyvesini kırk senede alır, oysa ben bugün diktiğim ağacın meyvesinin yine bugün alıyorum. Nasıl şükretmem. Bu cevap hoşuna gider. Harun Reşid'in tekrar ihsanda bulunur. Yaşlı adam bir kere daha şükrettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürür:

-Bu defa ki şükredişimin sebebi de şudur; Başkaları ağaçlarının meyvesini bir kere alırken ben bir gün de iki kere alıyorum.

Harun Reşid gülümseyerek vezirine döner:

-Yürü gidelim bu ihtiyar bizde para bırakmayacak, der.

YORUM EKLE