banner6

“1.Uluslararası X. Ulusal İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi” başladı

TMMOB Makina Mühendisleri Odası'nın düzenlediği “1.Uluslararası X. Ulusal İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi” Çukurova Üniversitesi Mithat Özhan Amfisi'nde başladı. 4 gün boyunca WHO, ILO, ICOH gibi kurumların temsilcilerinin yer alacağı kongrede ABD, Almanya, Hindistan, Makedonya ve İran gibi ülkelerden bilim insanları katkı sunacak.

“1.Uluslararası X. Ulusal İşçi Sağlığı  ve İş Güvenliği Kongresi” başladı

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER) - TMMOB Makina Mühendisleri Odası'nın düzenlediği “1.Uluslararası X. Ulusal İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi” Çukurova Üniversitesi Mithat Özhan Amfisi'nde başladı. 4 gün boyunca WHO (Dünya Sağlık Örgütü), ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü, ICOH (Uluslararası İş Sağlığı Komisyonu) gibi  kurumların temsilcilerinin yer alacağı kongrede ABD, Almanya, Hindistan, Makedonya ve İran gibi ülkelerden bilim insanları katkı sunacak.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan kongrenin açılış konuşmasını Makine Mühendisleri Adana Şube Başkanı Hasan Emir Kavi yaptı. Kongreleri hakkında bilgiler vererek sözlerine başlayan Kavi, “2001 yılında düzenlediğimiz ve o tarihten beri toplamda dokuz kez ulusal boyutta gerçekleştirdiğimiz kongremizde şu ana kadar toplam 110 oturumda 235 sözlü bildiri, 112 poster bildiri ile 6.196 kişinin katılımıyla gerçekleşmiştir.  Bugün istikrarlı şekilde 10.kez gerçekleştirdiğimiz kongremizi Uluslararası platforma taşımanın gururunu yaşıyoruz.” dedi.

Türkiye’nin iş kazaların da Avrupa’da birinci sırada yer aldığını öne süren Kavi, “ Kongremizde asıl amacımız; bu toplumsal ve ekonomik sorunu, ulusal ve uluslararası deneyimlerle her boyutuyla bir kez daha tartışmak, ülkemizde kanayan bir yara olan işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda geliştirici ve iyileştirici çalışmalara katkı verme mücadelemizi sürdürmek, ortaya çıkan çözümleri kamuoyunun ve yetkililerin bilgisine sunmaktır. Ülkemiz iş kazalarında Dünya’da ilk sıralarda; Eurostat ve SGK istatistikleri birleştirildiğinde ölümlü iş kazalarında ise Avrupa’da birinci sırada yer almakta olduğunu hepimiz biliyoruz. İSİG meclisi verilerine göre Türkiye’de 2019 yılının ilk dokuz ayında en az 1.320 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu kongrenin önemi, içinde bulunduğumuz vahim tablonun artık değişmesinin sorumluluğunu taşıyan ilgili tüm kesimleri halkımızla buluşturarak çözümler sunmaktır.” diye konuştu.

Kongrelerinin açılış ve kapanış oturumları hariç 29 oturumda 54 sözlü bildiri, çok sayıda sunum ve poster bildiri yer alacağını anımsatan Başkan Kavi, kongreye, WHO (Dünya Sağlık Örgütü), ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü, ICOH (Uluslararası İş Sağlığı Komisyonu) gibi saygın kurumların temsilcileri, ABD, Almanya, Hindistan, Makedonya ve İran gibi ülkelerden katkılar sunacak bilim insanları, ülkemizin alanlarında uzman saygın akademisyenleri, ilgili bakanlıkların ve kamu kurumlarının yetkin isimleri, sendikal ve örgütlenme mücadelesinin temsilcileri ve duyarlılığıyla gündem yaratan çok değerli gazeteciler de yer alacağını hatırlattı. Başkan Kavi kongrelerinde konunun muhatabı olan tüm tarafları buluşturarak, ortaya çıkan çözümleri kamuoyunun ve yetkililerin bilgisine sunmayı amaçladıklarını anlattı.

Ardından ise Makina Mühendisleri Odası Başkanı  Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener, işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarının doğru çözümlere kavuşturulmasına yönelik güvenlik önlemlerinin geliştirilmesinin, meslekleri ve odalarının temel görevleri arasında olduğunu söyledi. Uzmanlık alanlarıyla ilgili tüm dallarda olduğu gibi işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda da geliştirici, iyileştirici çalışmalara katkıda bulunmayı en önemli görevlerinden biri olarak gördüklerine dikkat çeken Yener, “20 yıldan bu yana işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik olarak düzenlediğimiz sempozyum ve kongrelerin bu alana yönelik duyarlılıkların yerleşmesinde önemli bir rolü bulunmaktadır. Etkinliklerimizde şekillenen bütünlüklü öneriler, bildiri-panel kitapları ve Oda Raporumuz bu konuda birer başvuru kaynağı olmuştur.” şeklinde konuştu. 

 Çalışma hak ve etkinliğinin, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri eşliğinde gerçekleşmesi, insanca çalışma ve yaşama hakkının gerekliliklerini karşılayacak biçim ve içerikte olması, yasa/mevzuat düzenlemelerinin böylesi bir eksene göre şekillenmesi gerektiğine dikkat çeken Yener, “Bilindiği üzere çalışma temel bir haktır. Bu hak ile uygulama ve mevzuat düzenlemelerinin bir bütünlük oluşturması gerekir. Çalışma hak ve etkinliğinin, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri eşliğinde gerçekleşmesi, insanca çalışma ve yaşama hakkının gerekliliklerini karşılayacak biçim ve içerikte olması, yasa/mevzuat düzenlemelerinin böylesi bir eksene göre şekillenmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.

İş kazalarının önlenebilineceğini anlatan Yener, “İş kazalarının tamamının önlenebilir nitelikte olduğu düşünüldüğünde, üretim ve hizmet yani çalışma koşullarının bu yaklaşımla düzenlenmesi, bilimsel-teknolojik gelişmelerin sağladığı olanakların bu içerikte kullanılması gerekmektedir. İş kazaları önlenebilir. Bugünkü İSİG, iş güvenliği mühendisliği ve işyeri hekimliği sorunları, özellikle neoliberal döneme damgasını vurup 2000’li yıllarda yoğunlaşan serbestleştirme, özelleştirme, esnek-taşeron üretim ve istihdam politikalarında kök bulmaktadır. Kamu idari yapısı, personel rejimi ve kamusal denetim alanlarındaki dönüşüm ve tasfiyeler de bu alanı doğrudan olumsuz bir şekilde etkileyen başlıca faktörler arasındadır.” dedi.

 İş kazaları sonucu toplu ölümlerin artması nedeniyle 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun çıkartıldığı ancak bunun da bir çözüm olmadığını anımsatan Yener sözlerini şöyle sürdürdü;

“Kanun ilk gündeme geldiğinde ve üzerinde değişiklikler yapılması sırasında iş kazaları ve meslek hastalıklarının bu kanun ve mevzuat ile önlenemeyeceğini hep söyledik. Ancak, daha sonra kanun ile iş güvenliği uzmanlığı, işyeri hekimliği ve diğer sağlık personeline ilişkin yönetmelikler defalarca değiştirilmesine rağmen kazalar ve iş cinayetleri artarak devam etmiştir. Öyle ki 2013’te 191 bin 389 olan kaza sayısı her yıl sürekli artış göstermiş ve 2017’de 359 bin 653’e ulaşmıştır. Ölümlerde de benzer bir artış söz konusudur. SGK verilerine göre, İş kazaları sonucu 2012 yılında 744 ölüm vakası varken 2017’de bin 636; İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre de en az 2 bin 6 emekçi yaşamını kaybetmiştir. 2018 ve 2019 verileri SGK tarafından henüz yayımlanmamıştır ancak İSGM verilerine göre 2018 yılında en az bin 923; 2019 yılının ilk dokuz ayında en az bin 320 emekçi yaşamını kaybetmiştir.

Meslek hastalıkları verileri ise hepimizin bildiği gibi çok dramatiktir. Açıklanan SGK verilerine göre son beş yılda meslek hastalıklarından dolayı ölüm hiç yoktur. Oysa dünyada iş kazaları oranı yüzde 44, meslek hastalıkları oranı yüzde 56’dır. Türkiye’de ise iş kazaları oranı yüzde 99,998; meslek hastalıklarının oranı ise on binde 2’dir. Fakat meslek hastalıkları sıklığının binde 4–12 arasında değişmesi ve Türkiye’deki zorunlu sigortalı sayıları üzerinden 2017 yılı itibariyle en az 35 bin meslek hastalığı, tüm çalışanlar söz konusu edilirse olgu sayısının 100 bin ile 300 bin arasında olması gerekirdi. Ama 2017 yılında Türkiye’de 691 meslek hastalığı tespit edilmiştir. Diğer yandan hemen her gün tanık olduğumuz üzere başta maden ve inşaat sektörleri ile göçmen işçilik, çocuk ve kadın işçiliği ile ilgili dramatik sorunlar da oldukça iç acıtıcı düzeydedir.”

İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ve ilgili mevzuatın yeniden düzenlenmesi gerektiğini işaret eden Yener, “Mevzuat esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iş ilişkisini, taşeronlaştırmayı yasal hale getirdiği, kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budadığı için iptal edilerek kamusal denetim mekanizmalarıyla birlikte yeniden düzenlenmeli; bütün tarafların katılımı ile ekseni insan olan çağdaş bir yapıya kavuşturulmalıdır. Yapılacak tüm düzenlemelerde asıl sorumluluğun işverenlerde olduğu hususu yer almalıdır. İSİG ile ilgili düzenleme ve uygulamalar sektör, çalışan sayısı vb. hiçbir ayrım olmaksızın bütün işyerlerini ve tüm çalışanları kapsamalıdır. Kamu kuruluşlarında ve 50’nin altında çalışanın olduğu az tehlikeli işyerlerinde, uzman ve hekim çalıştırılması uygulaması ertelenmemeli ve hemen başlatılmalıdır. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki, 100’den fazla çalışanın bulunduğu sanayi işletmelerinde “tam zamanlı” iş güvenliği mühendisi istihdamı zorunlu hale getirilmelidir. İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının mesleki bağımsızlıkları ve iş güvenceleri korunmalıdır.” diye konuştu.

Yener sözlerini şöyle tamamladı;

“İş kazalarının büyük çoğunluğunun küçük ölçekli işyerlerinde olduğu gözetilerek İSİG Kurulu oluşturma zorunluluğu en az 30 çalışanın bulunduğu işyerlerini de kapsamalı, bu sayı kademeli olarak daha da aşağıya çekilmelidir. İş ve işyerlerinin bir bütün olduğu gerçeğinden hareketle, alt işveren bulunan işyerlerinde tek bir İSİG Kurulu olmalıdır. Kurul oluşturulması ve karar mekanizmaları demokratikleştirilmelidir. Son olarak belirtmek isterim ki Odamız, İSİG mevzuatındaki tüm olumsuzlukların giderilmesi, iş kazaları ve meslek hastalıklarına yönelik önleyici yaklaşımlar geliştirilmesi, iş güvenliği mühendisliğinin ve işyeri hekimliğinin çalışma yaşamının sorunlarını çözmeye katkı koyacak şekilde yaşama geçirilmesi, tüm emekçilerin yaşamlarının güvenceye alınması için etkinlik, öneri ve katkılarını sürdürecektir.”

TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Besleme de, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunun, ülkenin en can yakıcı sorunlarından birisi olduğuna dikkat çekti.  Her yıl binlerce kişinin işyerlerinde hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle yaralanıp ve sakat kaldığını vurgulayan Besleme, “Madenlerde, inşaatlarda, tarım alanlarında, fabrikalarda yaşanan facialar toplumda derin acılar yaratmaktadır. Avrupa Birliği verilerine göre Türkiye ölümle sonuçlanan kazalar bakımından Avrupa’da ilk sırada yer almaktadır. SGK tarafından açıklanan rakamlara bakıldığında; Bir yılda yaşanan  iş kazası sayısı 400 bin dolayındadır. Bu kazalar sonucunda, her yıl ortalama 1900’e yakın kişinin hayatını kaybettiği görülmektedir. Bir önceki yılla kıyaslandığında her yıl bu kazaların ve ölümlerin arttığı gerçeği karşımıza çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.

Mevcut yasal düzenlemelerin iş kazalarını ve ölümlerini önlemekte yetersiz olduğunu dile getiren Besleme, “ ‘Elverişli koşullarda çalışma hakkı’ İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde güvence altına alınmış bir haktır. Emeğin yüzlerce yıllık mücadelesi sonucunda benimsenen bu hak, “işçi sağlığı ve iş güvenliği” adıyla tüm dünyada kabul edilen temel bir çalışma ilkesi halini almıştır. Taşeronlaştırma, özelleştirme, sendikasızlaştırma, denetimsizlik, esnek istihdam politikaları, ağır çalışma koşulları ve kayıt dışı istihdam, iş kazaları ve meslek hastalıklarının artmasına neden olmaktadır. Mevcut yasal çerçeve, işçiyi korumak, iş güvenliğini sağlamak ve meslek hastalıklarını önlemekten çok, sermaye çıkarlarını gözeten konumda bulunmaktadır.” dedi.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinde temel amaçlar hakkında bilgiler veren Besleme, “Çalışma yaşamında çalışanların sağlığına zarar verebilecek hususların önceden belirlenerek gereken önlemlerin alınması, rahat ve güvenli bir ortamda çalışmalarının sağlanması, iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı çalışanların psikolojik ve bedensel sağlıklarının korunmasıdır. Sosyal hukuk devletinin temel işlevi, güvenli bir çalışma ortamı oluşturmak, çalışanları çalışma ortamından kaynaklanan sağlık ve güvenlik risklerine karşı korumak, çalışanların güvenlik, sağlık ve refahını sağlamak ve geliştirmektir. Doğal olarak; İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği veya yasal adı ile İş Sağlığı ve Güvenliği, tıp ve mühendislik bilimlerinin öncelikli alan olduğunu göstermektedir. Uzmanın, hekimin ve diğer sağlık personelinin ayda 8 dakika, 12 dakika, 16 dakika görev yaptığı işyerlerinde iş kazaları ve meslek hastalıklarının azalmasını beklemek mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.  

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ise burada yaptığı konuşmasında bilimin önemine vurgu yaptı. Son yıllarda bu tür etkinliklerin üniversitelerle birlikte yapılmasına dikkat çeken Karalar, “Çukurova Üniversitesi ülkemizin en değerli üniversitelerinden bir tanesi.  Ama uzun yıllar hemen yanımızdaki bir bilim kurumundan yeteri kadar istifade edemedik. Son yıllarda bu tür etkinliklerin üniversite ile birlikte yapılması gerçekten çok önemli. İlim, bilim tartışılmaz. Boşuna dememiş Mustafa Kemal Atatürk. “Benim tezlerim, benim görüşlerim ilim ve bilime ters düşerse bilimi tercih edin” diye .  6 Gün sonra Cumhuriyet Bayramı. Büyük bayramlarımızın en önemlisi. Bilirsiniz biz bu bayramları en güzel şekilde kutlarız. İsteriz ki herkes bu bayramı en güzel şekilde kutlasın. Göksel konseri düzenleyeceğiz. Ücretsiz olacak.” dedi.

Çalışanların sağlığını korumak, iş güvenliğini sağlamakta ülkeyi yönetenlerin görevi olduğunu dile getiren Başkan Karalar; “Ben 1980’ler de makine Mühendisleri Odası Başkanlığı yaptım.  Ben TMMOB’ninde bir ferdi olmaktan mutluluk duyuyorum. Tabi ki çalışma hakkı bir insanlık hakkıdır. Ülkenin yöneticileri bunu sağlamakla da yükümlüdür. Anayasada yer almaktadır. Aynı zamanda çalışanların sağlığını korumak, iş güvenliğini sağlamakta ülkeyi yönetenlerin görevidir. Bizim gibi düşününler attığı her adımda insanı düşünürler. Ne yapsak yapalım insan için yaparız. Dolayısıyla tabiî ki biz bu kongreden uyarı niteliğinde faydalanılacaktır. Ben Türkiye’nin iş kazalarında dünyanın en önde gelen ülkelerinden olmasını içime sindiremiyorum. Kim ne derse desin, eğer ülkede taşeronlaşma çoksa, zaten işsizlik alabildiğine çoksa, ister istemez ucuz işçilik oluyor, buda yeteri kadar bilgilendirilmemiş  işçilikle ölümler kaçınılmaz oluyor. Bir ülkede iş kazaları çoksa,  o ülkede gelişmişlik olması söz konusu değildir.” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından kongrede sunum yapanlar alanında uzman isimler tek tek söz olarak konuşmalarını gerçekleştirdi. Yoğun katılımın gerçekleştiği kongreye Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay, Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin’inde katılması dikkatlerden kaçmadı. Kongre 26 Ekim tarihine kadar devam edecek.

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER