9 bin yıllık höyükte geçmişin izleri aranıyor

9 bin yıllık höyükte geçmişin izleri aranıyor

  MERSİN (İHA) – Mersin’de geçmişi 9 bin yıl öncesine dayanan Yumuktepe Höyüğünde bu yılki kazılar başladı. Kazılar, bu yıl da 3 ayrı noktada ekim ayı sonuna kadar devam edecek. Kazı Başkanı Prof. Dr. Isabella Caneva, kazıların bu yılki önemli bir ayağını da höyüğün açık hava müzesi olarak halka açılması projesi çerçevesinde yapacakları hazırlıkların oluşturduğunu belirterek, “Kazı dışında makyaj yapıyoruz kazıya” dedi.

  M.Ö. 7 binli yıllarda Neolitik Çağda yerleşim yeri olan Mersin’in merkez Toroslar ilçesindeki Yumuktepe Höyüğünde, 2,5 aylık hummalı çalışma başladı. İtalya Lecce Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Isabella Caneva başkanlığında 21 Ağustos’ta başlayan kazılar, 30 Ekim’e kadar devam edecek. Bu yıl 3 ayrı noktada gerçekleştirilecek kazılarda ekip, neolitik ve kalkolitik dönemlere yoğunlaşacak ve o dönemlerdeki toplum yapısını anlamaya çalışacak. Bu yılki kazıların önemli ayaklarından birini de höyüğün açık hava müzesi olabilmesi için hazırlıklara başlanması oluşturacak.

  “Bu yıl da daha çok bilgi ve eser almayı istiyoruz”

  Kazı Başkanı Prof. Dr. Caneva, Neolitik Çağdan itibaren 9 bin yıldır kesintisiz yerleşim yeri olarak kullanılma özelliğiyle dünya tarihinde önemli bir yere sahip olan höyükte, bu yıl gerçekleştirmeyi hedefledikleri çalışmalar hakkında gazetecilere açıklama yaptı. Kazı çalışmalarına 15 gün önce başladıklarını ve ilk etapta temizlik yaptıklarını belirten Careva, kazılardan bu yıl da daha çok bilgi ve eser almayı istediklerini söyledi. Şu anda 18 işçi ve uzmanlarla çalıştıklarını ifade eden Caneva, kazı boyunca uzman ve öğrencilerle birlikte toplam 30 kişinin bu yılki çalışmalarda yer alacağını dile getirdi. Caneva, kazı boyunca hayvan kemiklerinden öğütme taşına, oksidiyenden çakmak taşına kadar birçok farklı ve özel konu üzerine çalışan uzmanların da kazılara katılacağını kaydetti.

  “Neolitik ve Kalkolitik dönemdeki organizasyonu anlamak istiyoruz”

  Prof. Dr. Isabella Caneva, bu yıl 3 farklı alanda çalıştıklarını belirterek, “Şu an Kalkolitik dönemine ait yerleşimi kazıyoruz. Yerleşim, kale (stadel) olarak kullanılmış. Silah var mıydı, askeri bir organizasyon var mıydı? Bunları arayacağız. Bu çok erken bir dönem; M.Ö. 5 bininci yıl. O zamanlar devlet yoktu, askerlik yoktu. Nasıl bir organizasyon var, toplum nasıl organize ediliyordu? Bunu anlamak istiyoruz. Kuzeybatı tarafında ise Neolitik dönemi açtık. Orada da geçen yıl başladık, geniş bir alan. Çok önemli yeni şeyler bulundu. Geçen sene gerçek yerleşme olarak üst üste evler, en az 5 yapı katı bulundu. Bunları daha geniş bir alanda görmek istiyoruz. Ayrıca geçen yıl kazdığımız stadelin dış duvarı daha derin bir alanda. Ne kadar derin temel bulunabilir, onu anlamak istiyoruz” dedi.

  “Yakın zamanda açık hava müzesi olarak halka açılması planlanıyor”

  “Kazı dışında makyaj yapıyoruz kazıya” diyen Caneva, Yumuktepe Höyüğünün açık alan müze projesinin devam ettiği bilgisini de verdi. Höyüğün yakın zamanda açık hava müzesi olarak halka açılması ihtimalinin yüksek olduğunu belirten Caneva, “Sergileyeceğimiz alanda farklı bir kazı çalışması yapmamız gerekiyor. Bunun üzerinde çalışacağız. Şimdilik kuzeybatı bölümdeki neolitik ve kalkolitik dönemin halka açılması planlanıyor. Orada açılacak bölümde çalışmalar bitti. Halka açmak için sadece koruma amaçlı restorasyon ve temizlik yapıyoruz. Daha sonra güney bölümde de olması lazım” diye konuştu.

  “Toplumun nasıl organize olduğunu anlamaya çalışıyoruz”

  Yumuktepe Höyüğünde birçok uygarlık bulunduğuna işaret eden Caneva, neolitik dönemden Bizans dönemine kadar arada hiç kesinti olmadan sürekli bir yerleşim olduğunun altını çizdi. Cenave, “Bu kazılarda amacımız, anlamak. Bu stadeli niçin yaptılar? Askeri bir organizasyon mu yoksa özel ve değerli bir üretim mi yapılıyordu? Bunu hala bilmiyoruz. Onu anlamaya çalışıyoruz. Neolitik dönemde toplum çok basit şekilde organize ve eşit ama kalkolitik dönemde biliyoruz ki, hiyerarşi başlıyor. Nasıl, niçin, hangi dönemde başlamış ve nasıl devam etmiş, zengin aileler ve diğer halk arasında ne kadar fark var? Bunu anlamak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

  “Yumuktepe’nin özelliği, 9 bin sene kesintisiz yerleşim yeri olması”

  Yumuktepe’de ilk yerleşimin M.Ö. 7 binde başlayıp 14. yüzyıla kadar kesintisiz devam ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Caneva, “Türkiye’de ve dünyada daha eski yerleşimler var ama o kadar uzun süre kullanılmış bir yer yok. Yumuktepe’nin özelliği bu. Çok önemli bizim için. Çünkü aynı alanda 9 bin sene boyunca insan yaşadı ve etrafındaki çevre nasıl değişti, iklim değişti. Aynı alanda bunun üzerine bir rekostrüksiyon yapmak çok önemli ve çok özel. Her yerde yapamayız” dedi.

                                            

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER