banner6

Adana’ya has ana arı talebi

Adanalı arıcılar bir zamanlar Çukurova yöresine has bal üreten, ancak son yıllarda nesli kaybolan arı ırkı olan Kılıç Arısı’nın ya da bölgeye özgü bal verecek yeni ırk arıların Çukurova Üniversitesi ve Arıcılar Birliği tarafından üretilmesini istedi.

Adana’ya has ana arı talebi

 

ÖZEL HABER

 

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER)-Adanalı arıcılar bir zamanlar Çukurova yöresine has bal üreten, ancak son yıllarda nesli kaybolan arı ırkı olan Kılıç Arısı’nın ya da bölgeye özgü bal verecek yeni ırk arıların Çukurova Üniversitesi ve Arıcılar Birliği tarafından üretilmesini istedi.

Bu gün Adana’da arı besleyen üreticileri ziyaret ettik. Görüştüğümüz üreticiler Mustafa Işık, İbrahim Bahir ve Yasin Şimşek oldu. Bu üç üreticinin de küçüklükten olan arı merakları bulunuyor. Ortak noktaları ise emekli olduktan sonra arıcılığa tamamen başlamaları. Hepsinin  farklı hayat hikayeleri mevcut.

EMEKLİKTEN ÜRETİCİLEĞE

Değerli arı üreticilerimizin arı besledikleri bölgeye misafir olduk. Bizleri güler yüzleri ve misafir perverlikleriyle çok güzel ağırladılar. Doğanın içinde üretim yaptıkları yer adeta insanı büyülemeye yetiyor. Arı üreticilerinden bir tanesi olan Mustafa Işık emekli bir öğretmen aynı zamanda. İbrahim Bahir’de Orman Bölge Müdürlüğü’nden emekli olan ve ardından üreticiliğe geçen biri. Yasin Şimşek’te emekli bir üretici.

ÇOCUK YAŞTAN İŞİNİ İÇİNE GİRMİŞ

 İlk olarak görüştüğümüz İbrahim Bahir, kendisinin 13-14 yaşından beri bu işin içerisinde olduğunu söyledi.  Büyüklerinin yanında arıya olan merakını gideren Bahir, o dönemleri hüzün dolu gözlerle anlattı. Bahir, “Eskiden biz arı beslerken büyüklerimiz bize derdi ki, kamış püskül sıyırdığı zaman arılar sağılır. Bu dedikleri tarih Ağustos sonu Eylül ayının başları gibi. Arı o zaman sağılır derlerdi. Senede bir kez arı sağılırdı. Eskiden elma sandığında arı beslerdik biz. Peteği çıkarttığın zaman bir daha o peteği yerine katma şansın yoktu. Peteğe bakarsın yarısı yavrulu, yarısında bal var. Alırsın balını yavrular araya gider ama şuan ki kovanda öyle bir şey yok. Çektin mi peteği, bakarsın yavrulu alıyorsun, geri yerine bırakıyorsun. Arılar burada zarar görmemiş oluyor.” dedi.

ESKİDEN KARAKOVAN VARDI

Arı hastalıklarından da bahseden İbrahim Bahir, “Şuan makineyle balı alırsın, kapalı göz arıları yani yavru arıların olduğu bölümü geri yerleştirirsin. Yavru arılar zarar görmezler. Eskiden kara kovan vardı. Biz o zamanın karakovan sisteminden çok rezil olurduk. Karakovanın sağımı rezillikti, arıya bakımı rezillikti, arı hastalanırdı ve hastalığını bilmezdik. Şimdi ise çıtayı çektiğin zaman her şeyini görüyorsun. Arıda ana arı var mı? Yok mu? görebiliyorsun. Zaten ana arı olmazsa, arı olmaz. Arıların ” varoa” diye bir hastalığı var. Gelir hayvanın sırtına yapışır, hayvanın kanını emer, kanatlarını yer, uçamaz duruma getirir hayvanı. Çok oldu mu birde peteklerin içerisine girer, burada bulunan yavru arıları yer bitirir.” ifadelerini kullandı.

ARICILIK ZAMANLA GELİŞTİ

Zamanla birlikte arıcılıkta da gelişmelerin yaşandığına dikkat çeken İbrahim Bahir, “Geçmiş dönemde arıcılık yaptığımız döneme nazaran her şey biraz daha gelişti, birazda ha kolaylaştı. Arıyı istediğin zaman çoğaltabilirsin, istediğin zaman azaltabilirsin. Eskiden öyle değildi. Karakovan da arı oğul verecekte, oğul alacaksın. Arıyı şimdi 8 -10 çitaya bastığında ana arıyla yeni bir kovan yaptırıyorsun ve ya satın alıp dışarıdan getirtiyorsun. Ana arıyı kabullendirdin mi sana bir kovan arı oluyor. Mart dedin mi burada çoğalırlar.” ifadelerini kullandı.

ARICILIĞA DOKTOR TAVSİYESİ

Arıcılığı bir süreliğine bıraktığını ve yüksek tansiyon hastalığına yakalandığını dile getiren Bahir, doktor tavsiyesi ile tekrar arıcılığa döndüğünü aktardı. Bahir, “Arıcılık yapmak istiyorsan öncelikle bu işi seveceksin ve arılara aşık olacaksın. Neden aşık olacaksın diyorum şöyle anlatayım. Bir ara ben arıcılığı bıraktım. Bir süre sonra tansiyonum yükseldi. Doktora gittim doktorun bana ilk sorduğu soru “Şimdiye kadar severek yaptığın bir iş var mıydı. Bıraktığın bir işten bahsediyorum” Severek yaptığım işin arıcılık olduğunu söyledim. Bu işi bıraktım hemen hemen 6-7 aydır uğraşmıyorum” dedim. “Hemen geri başla bu işe” dedi bana. Tekrar arıcılığa başladım. Şuanda çok şükür tansiyonumda bir sıkıntı yok. Şuan yaşım 54 ama 18 yaşındaki adamın yaptığı işleri yapabilirim şuanda. “şeklinde konuştu.

 

EMEKLİLERE ÇAĞRI

Kahvehane köşelerinde oyun oynayarak zaman geçiren emeklilere de seslenmeyi ihmal etmeyen İbrahim Bahir, “Emekliler gelip arıcılık yapsalar bence kahve köşelerinde okey oynamaktan daha iyidir. Arıcılığı bir insan seviyorsa yapmalı, sevmiyorsa zaten yapamaz. Arılar şimdi belki sokar, belki sokmaz ama sağım zamanı sokarlar. İşi bilmeyen adamı zaten sokar. Adam kıpırdadıkça arı zaten sinirlenir ve kızıştıkça daha beter sokar. Ama bir tanesi soktu iğnesini çıkartıp tekrar işine devam ederse arı bir şey yapmaz. Ama elini sallar, ayağını sallarsa arılığın içinde muhakkak ki gelip sokar arı.” dedi..

ANA ARI ÜRETİLMELİ

İbrahim Bahir Çukurova’ya ait ana arı üretilmesini istediklerini söyledi. Dışarıdan arı getirilmesine tepki gösteren İbrahim Bahir,  sözlerine şöyle devam etti; “Aracıların sıkıntıları nelerdir derseniz.  Çukurova’ya ait ana arı üretilmesini istiyoruz Çukurova Üniversitemizden ve Arıcılar Birliği’nden. Çukurovalı Adanalı gidip de Ankara’dan ana arı getirmeyecek. Adana’ya has arı istiyoruz. Benim üniversitem, benim arıcılar birliğim ana arıyı üretecekler. Arıcısına gel kardeşim oradan yüz liraya alacağına benden 30 liraya al, 20 liraya al. Yani bundan hem millet kazanacak hem devlet kazanacak. Bu işe mutlak suretle el atılmasını istiyoruz. Getirilen ana arı ya yumurtlamış oluyor, yumurtlamamış oluyor, yara bizim arılar kabul etmiyor. Ama burada üretilirse arıcılara katkı olur. Çukurova’ya has bir arı olmalı.”

DESTEKLEME ARTIRILMALI

Arıcıya verilen kovan başı 10 TL olan desteklemenin az olduğunu anlatan İbrahim Bahir, “Arıcıya sahip çıkmalılar. Arıcıya destekleme çok az veriliyor. Kovan başı 10 TL veriliyor. Biz sadece bir ilaç alıyoruz kovan başına 10 TL’ye düşüyor. “ diye konuştu.

BAKIMI NASIL YAPILIR

Kovanların bakımı konusunda da bilgiler paylaşan İbrahim Bahir,  “Kovanların bakımını 2-3 güne bir yaparız. Açarız kovanları bakarız içlerinde ne var, ne yok diye. Her gün bakan arkadaşlarımızda var. Arıcılık yapak kişi ticaretini yapmak istiyorsa en az 50 kovan ile bu işe başlayacak. İşi biliyorsa eğer bilmiyorsa eline yüzüne bulaştıracaksa hiç başlamasın daha iyi.” dedi.

İŞE BAŞLAMAK İSTEYENLER KURSA GİTMELİLER

İbrahim Bahir arıcılık yapmak isteyenlerin önce kursa gitmeleri gerektiğini dile getirerek, şöyle devam etti, “İşi öğrenmek için evvela kursa gitmesi gerekli. Tarım Bakanlığı bu konularla ilgili kurs açıyor. 15 gün, 20 günlük kurslar veriyor. Biz işi bilmemize rağmen o kurslara gittik ve sertifikamızı aldık. Belgelerde işe yarıyor. Hibe veriyorlar 5 Bin lira. İster kovan al, ister arı sağma makinesi al, ister enerjisini güneşten alan güneş panelleri al. Bu hibeden yararlanmak için arıcılar birliğine üye olma şartı aranıyor. İlçe Tarım Müdürlüğü’nde işletmenin olduğuna dair belge verilmesi şart. En az kovan sayısının da 30 olması gerekiyor. “

ZEHİRİN KOKUSU YAYILIYOR

İlaçlamadan kendilerinin fazla etkilenmediğini aktaran İbrahim Bahir, “Biz tarım alanlarına yakın olmadığımız için zirai ilaçlamadan fazla etkilenmedik. Ama tarım alanlarına yakın olanlar haliyle etkilendi. Mısıra atılan zehirler var bu zehirin kokusu yayılıyor ve arıları öldürüyor. Ama çiftçide haklı ona da bir şey diyemeyiz. Belediye sinek ilaçlaması yapıyor onunda etkisi oluyor arı ölümleri üzerinde.” ifadelerini kullandı.

GÜVENİLİR KİŞİLERDEN BAL ALIN

Bal alınacak kişinin güvenilir olması gerektiğini dile getiren İbrahim Bahir, “Laboratuar bile ayırt edemiyorsa, biz nasıl ayırt edeceğiz. Glikozu arıya veriyorlar. Bunu bilmeyen vatandaş anlayamıyor. Ben bile işin içinde olmama rağmen anlayamam. Burada tabiî ki güven öne çıkıyor. Ben Mustafa Hoca’ya güveniyorum. Mustafa Hoca bu işi yapmaz diyorum, ondan balımı satın alıyorum. Balımı sağdım arkadaşımın biri aradı geçen sene. “Balın kilosunu ne kadara veriyorsun” dedi. “25 TL’ye satıyorum” dedim. “Sen çok pahalı satıyorsun. Bizim yaylada daha ucuza satıyorlar” dedi. Dedim, “o zaman sen yayladan al”. Bu yıl aradı tekrar ve bal sordu. “Yayladan neden almıyorsun” diye sordum. “şeker kullandıklarını gördüm” dedi.” şeklinde sözlerini sürdürdü.

ARI VE KOVAN OLMADAN MERDİVEN ALTI BAL ÜRETİMİ

Arı ve kovan olmadan merdiven altı bal üretildiğini savunan İbrahim Bahir, sözlerini şöyle tamamladı; “İşin sahtekarlığını yapanlar glikozu kazana döküyorlarmış, petekleri içerisine yerleştiriyorlarmış daha sonra kaldırıp tekrar bu petekleri arıya veriyorlarmış. Anında petekli bal üretiyorlar. Ben gözümle görmedim ama anlatılanlar böyle. Piyasada ucuz bal olduğundan bizim gibi burada gerçek balı üreten insanlar gerçek değerinde satmakta ürününü zorlanıyor. Nasıl zorlanıyor. Adam diyor ki diğer tarafta 15 TL’ye bal veriyor adamlar. Sen niye 30 TL’ye veriyorsun. Bu malın bir değeri varsa üreticiden bizzat alıyorsan bunun bir bedeli olması lazım. Tüketicinin bilinçli olması lazım. Caminin önüne getirip satıyorlar. Nereden geldiğini bilmiyorsun sen onun. Merdiven altında yapıp satıyorlar arı kovan bulunmadan”

ÖĞRETMENLİKTEN ARICILIĞA

Öğretmenlikten emekli olduktan sonra çocukluk tutkusu olan arıcılığa yönelen bir diğer isim ise Mustafa Işık. Mustafa Işık’ta bizlere arıcılıkla ilgili bilgilerini paylaştı. Üretim yapmayı seven bir kişiliğe sahip olan Mustafa Işık, arıcılığı neden tercih ettiğini şöyle anlattı; “Ben üretimi seven bir insanım. Arıcılar genelde üretimi seven insanlardır. Emekli bir öğretmen başka bir alanda üretimi zor yapardı. Benim tarlam yok, ekip, biçsem ya da başka bir uğraş için uygun şartlarım yoktu. Zaten çocukluğumdan beri ben arıyı severim. Arıyla ilgilenmeyi arı üretimi yapmayı merak ediyordum. Emekli olunca bu işe başlamaya karar verdim. Başladım, çok seviyorum arıcılığı.” dedi.

BÜYÜK YATIRIM İSTEMEYEN BİR ÜRETİM

Arının çok fazla bir yatırım istemediğini dile getiren Mustafa Işık, “Diğer üretim alanları çok büyük sermayeler isteyen ve emek isteyen alanlar. Arı çok fazla yatırım isteyen bir üreticilik değil. Çokta yormuyor emekliyi. Arılar akıllı hayvanlar. Gidiyorlar arazide, merada, doğada yiyeceğini buluyor, alıyor, getiriyor, kovana koyuyor ve akşam kendiside evine giriyor. Diyelim ki sığır akşam evine girmeye bilir. Tavuk akşam evine girmeye bilir ama arı öyle bir hayvan ki akşam evini buluyor. Gütmek istemiyor, çoban istemiyor. Yeter ki biraz göz kulak ol. Ara ara kontrol et.  Anaç olan var mı? Yok mu?. Hastalığı, paraziti var mı? Yok mu? Biraz gözlemlersen kolay bir üretim şekli, çok yorucu olmayan bir üretim şekli. Öyle başladım. ” diye konuştu.

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN ARICILIK ŞART

Tüm emeklilere aracılık yapmayı tavsiye ettiğini belirten Mustafa Işık, “Tüm emeklilere tavsiye ederim arıcılığı. Az öncede İbrahim Bey söyledi terapi oluyor dedi. Sağlıklı yaşayabilmek içinde, kalabilmek içinde arıcılık yapmak gerektiğini söyledi İbrahim Bey. Bende aynen kendisine katılıyorum. Arıların çalışmasını gözlemlemek ve çok yorulmadan bir ürün almak bu iş.” dedi.

10 KOVANLA BAŞLADI 80 KOVANI OLDU

Arıcılığı çok sevdiğini dile getiren Mustafa Işık, sözlerine şöyle devam etti, “Çok seviyorum arıcılığı. Geçen sene Şubat ayında 10 kovan aldım. Geçen sene 33 kovan oldu. Kışa 33 kovanla girdik ama baharda 3 kovanımız kayıp oldu, 30 kovan kaldı. Şuana kadar ise kovan sayımız 80’e ulaştı. Aynı zamanda bu iş tatlı bir uğraş. Antep baklavasına felan gerek kalmıyor. Oldukça sağlıklı bir ürün elde ediyoruz. Balda alıyoruz tabiî ki çok olmasa da alıyoruz. Emeğimizin karşılığını veriyorlar. Masrafımızı çıkartıyor. Vatandaş balı seviyor ve alıyor. Bal zaten sevilecek bir yiyecek. Ben arıcı olmasam ne kadar alabilirim diye bazen düşünüyorum. Çok alamayabilirdim işin gerçeği. Biraz pahalı geliyor vatandaşa, haklılarda. Ama üreticinin de masrafları var aşağı fiyatta verse kendisini kurtarmaz. Bal pahalı gibi görünüyor da bir Antep baklavası gibi düşünürsek ucuz aslında. Bir kilo bal 10 kişiyi kesin doyurur baklava 4 kişiyi doyurur. “

ADANA’YA HAS ANAÇ ARI İSTİYORUZ

Adana’ya has ana arının olmasını istediklerini dile getiren Mustafa Işık, “Çukurova’nın kendine has ana arası olması gerekiyor. Araştırsınlar bizim burada Kılıç arısı vardı. Balı fazla verir ama insanı sokardı. Kılıç arısı yok artık. Kabahat bizde aslında bu arı bizi sokuyor dedik. Ankara’dan diğer yerlerden arı getirdik. O arı ırkını kaybettik. Mükemmel bal veriyordu. Çukurova’ya has bal veriyordu. Sıcağa dayanıklıydı. Üremesi kolaydı. Ama kaybettik neslini.” ifadelerini kullandı.

GÖL ÇEVRESİNE ARILARIN HER MEVSİM FAYDALANACAĞI BİTKİ ÖRTÜSÜ

Yasin Şimşek ise, arıların her mevsim yararlanabileceği bitki örtüsünün göl çevresine ekilmesi gerektiğini söyleyerek, “Gölün çevresine her mevsim çiçek açacak bitki türleri ekilmeli. Arının besleneceği bitki örtüsü belli dönemler hariç tükeniyor. Arının daha fazla faydalanabilmesi için bitki örtüsü ne şekilde çoğaltılabilinir. Arının beslenebileceği nektarini, polenini alabileceği bitki örtüsünün yaygınlaştırılması gerekli. Burada kalan arıcılar için Orman Bölge Müdürlüğümüzün, belediyelerimizin konuya duyarlı olmaları gerekli.” dedi.  

Ana Arısı (Kılıç Arı)

Ülkemizde birçok arı ırkına rastlamak mümkündür. Bunlardan birisi olan kılıç arısı da ülkemizde bazı illerde ağırlık olarak faaliyet göstermiştir. Sizlere kılıç arı hakkında bilgi vermeye çalışalım.

Kılıç ana arısı,  ülkemizde bulunan Anadolu arısının bir farklı ekotipi olup; 1960 yıllarda Almanlar tarafından ülkemizden götürülüp, diğer arı ırkları ile melezlenerek, bol bal verimli, hastalıklara dayanıklı arı tipleri geliştirilmiştir. Aslında kılıç arısı; bol bal verimi olan, soğuk iklime ve kuraklığa dayanıklı ayrıca oldukça güzel bir arı ırkı olarak bilinmektedir. Bazı arıcılar kılıç arısının saldırgan olduğunu ifade etmiştir. Saldırgan olması bir arının iyi bir arı ırkı olmayacağını göstermez. Eğer yöreniz için uygunsa kılıç arısı ile çalışmak en doğru isabet olacaktır.

Ulaşımın artması ile birlikte gezginci arıcılığın yayılması nedeniyle varoa gibi bulaşıcı hastalığın bu arı ırkını, 1980 yıllarda yok etmiştir. Ülkemizden götürülen bu tabi varlığımız ne yazık ki, geri alınamamıştır. En son kılıç arısı üzerine araştırma yapan Ahi Evran Üniversitesi ve Kırşehir arı yetiştiricileri birliğinin müşterek çalışmaları sonucunda, Anadolu’muzun ücra bir köyünde bu arıya rastlanılmış ve koruma altına alınmıştır. Bu arı ırkı yeniden üretilip, arıcılarımıza dağıtımı yapılmaya başlanmıştır. 

 

 

Güncelleme Tarihi: 01 Ağustos 2017, 14:49

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER