banner6

Akça: Eşik ve kadem dikkate alınmalıdır

Adana Çocuk ve Kadın Hakları Derneği Başkanı Çiğdem Akça, yaptığı yazılı açıklamayla; " Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) ve KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği) başta olmak üzere " İstanbul Sözleşmesini Savunan" tüm STK'ların amacı "mağdur olan çocuk ve kadınları" korumaktır. Biz de bu amaç doğrultusunda mücadele eden bir savunuculuk derneği olarak amacımız korumak, önlemek, mağduriyet yaşanmışsa cezalandırılmanın yapılmasını sağlamaktır. Uzun bir süredir, gereksiz yere suçlanan İstanbul Sözleşmesinde çekilme talebiyle karşıya kalmış bir durumda, kalması için mücadele ederken, KADEM Derneğinin açıklamasıyla mücadelemiz güç kazanmıştır dedi.

Akça: Eşik ve kadem dikkate alınmalıdır

ADANA(İLKHABER)-Adana Çocuk ve Kadın Hakları Derneği Başkanı Çiğdem Akça, yaptığı yazılı açıklamayla; " Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) ve KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği) başta olmak üzere " İstanbul Sözleşmesini Savunan" tüm STK'ların amacı "mağdur olan çocuk ve kadınları" korumaktır. Biz de bu amaç doğrultusunda mücadele eden bir savunuculuk derneği olarak amacımız korumak, önlemek, mağduriyet yaşanmışsa cezalandırılmanın yapılmasını sağlamaktır. Uzun bir süredir, gereksiz yere suçlanan İstanbul Sözleşmesinde çekilme talebiyle karşıya kalmış bir durumda, kalması için mücadele ederken, KADEM Derneğinin açıklamasıyla mücadelemiz güç kazanmıştır dedi.

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nu (EŞİK) oluşturan 310’dan fazla kadın örgütü ve destekleyen 15’e yakın sivil toplum örgütü, AK Parti iktidarının İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın çekilmesine yönelik girişimlerine karşı yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nin 6’ıncı yılında Türkiye devletinin sözleşmeden çekilmeyi konuştuğuna dikkat çekildi. ÇKHD olarak biz de sivil toplum örgütlerinin yaptığı bu açıklamayı destekliyor,  “kalmalı ve uygulanmalıdır” diyoruz.

‘Sözleşmeyi 45 ülke ve Avrupa Birliği imzalamıştır’

Akça açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin de kurucularından olduğu Avrupa Konseyi’nin hazırladığı sözleşme, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanmıştır. “Kadınlara yönelik şiddetle mücadele konusunda en önemli uluslararası belge olarak bir dünya sözleşmesi olma yolunda hızla ilerlemektedir. Bugün Kazakistan ve Tunus gibi çeşitli kıtalardan birçok ülke Avrupa Konseyi üyesi olmadıkları halde bu sözleşmeye taraf olmak için gerekli işlemleri tamamlamaktadır.

‘Sözleşmeden dönmek kadınları ve çocukları ateşe atmaktır’

İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlara ve çocukların hayatlarını korumak için verilen bir sözdür, “Ve bu ‘sözden dönmek’, günde en az 3 kadının öldürüldüğü, bilindiği kadarıyla yılda 28 bin 360 çocuk istismarının yaşandığı bir ülkede kadınları ve çocukları ateşe atmaktır.

‘Sözleşmeden çekilmek diğer yasalardan da vazgeçildiğinin dünyaya ilan edilmesidir’

İstanbul Sözleşmesi’nin, başta cinsiyeti nedeniyle kadınlara uygulanan şiddet olmak üzere şiddete uğrayan her bireyi korumayı ve şiddeti önlemeyi esas alan uluslararası bir sözleşmedir. Dolayısıyla sözleşmeden çekilmek, sözleşmenin referans aldığı ve Türkiye’nin de taraf olduğu tüm temel insan hakları belgelerini de tartışmalı hale getirmek anlamına gelecektir. Dahası, Anayasa’daki eşitlik ilkesinden, şiddeti önlemek ve maruz bırakılanları korumakla ilişkili diğer yasalardan vazgeçildiğinin, devlet olarak kadın erkek eşitliği ve kadına karşı şiddeti önleme politikasını terk ettiğinin tüm dünyaya ilan edilmesidir.

‘Hak ihlalleri artacaktır’

İstanbul Sözleşmesi’nin tartışma konusu yapılmasının insanların elbette bu haklarından vazgeçecekleri anlamına gelmez, Ancak korkutucu olan yasaların caydırıcı etkisi zarar göreceği için hak ihlalleri artacaktır.

‘İptali için gösterilen sebepler toplumu yanıltmak amaçlı’

İstanbul Sözleşmesi ve Sözleşmeye paralel iç hukuk düzenlemesi olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu’na karşı belli çevreler uzun süredir çarpıtılmış iddialar ileri sürmektedir. Bu iddialar Sözleşme’nin ve 6284 sayılı yasanın ‘aile yapısını bozduğu, nafaka yükümlülüğü getirdiği, ailenin dağılmasını ve boşanmaları artırdığı, özelde Sözleşme’nin eşcinselliği teşvik ettiği’ gibi 9 yıl önce bu yasal metinleri törenle yürürlüğe koyan karar vericileri etkilemek, kamuoyunu yanıltmak amacıyla ortaya atılan asılsız, mantık dışı söylemlerdir.

‘Eşitlik fikrini yok etmeye yönelik bir hamledir’

Sözleşme karşıtlarının öne çıkardığı gerekçeler başka olsa da, asıl sebebin sözleşmenin şiddeti cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olarak tanımlaması ve kadınlarla erkeklerin eşit olduğu fikrini temel almasıdır. “Aileyi parçalayan asıl olgunun şiddet olduğu bu denli açıkken, şiddeti önleme amaçlı bir toplumsal metni ‘aileyi ve toplumu parçalayacağı’ iddiasıyla yok etmeye kalkışmak aslında eşitlik fikrini yok etmeye yönelik bir hamledir.

‘İstanbul Sözleşmesini savunmak acil gündem olmalıdır’

İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak, sadece cinsiyet eşitliği talep edenlerin değil, inanç, etnik köken, dil, mezhep, felsefi görüş ve bunun gibi nedenlerle ayrımcılığa maruz bırakılan tüm toplumsal kesimlerin en acil gündemi olmalıdır.

Her gün en az 3 kadının öldürüldüğü bir ülkede kadınları şiddetten koruyan bir sözleşmeden geri çekilme yönünde karar verenler ortaya çıkacak sonuçlardan sorumlu olacaklardır.

Kadınlar kazanılmış haklarından ve şiddetsiz bir hayat mücadelesinden asla vazgeçmeyecekler.”

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER