banner6

Av. Veli Küçük; “Avukatlar kendini geliştirmeli”

Av. Veli Küçük;  “Avukatlar kendini geliştirmeli”

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) – Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinin kurduğu Hukuk Kulübü’nün düzenlediği panelde konuşan Adana Barosu Başkanı Av. Veli Küçük, “Hukukçu olmak sadece meslek değil, aynı zamanda bir duruş, bir yaşam tarzıdır. Çok okumalı, kendimizi iyi geliştirmeliyiz. Ne iş olursa yaparım değil, mutlaka bir alanda ihtisaslaşmalı ve görevimizi layıkıyla yapmalıyız” dedi.

Adana Barosu Başkanı Av. Veli Küçük Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinin kurduğu Hukuk Kulübü’nün düzenlediği panele konuşmacı olarak katıldı. Avukatların meslek hayatlarında yaşadığı sorunlara dikkat çeken Baro Başkanı Av. Veli Küçük, “Üniversite sonrası mesleğe başladığınızda mesleki anlamda tercihler yapacaksınız. Bu hakim, savcılık ve avukatlık gibi alanlar olduğu gibi belki başka alanlara da yöneleceksiniz. Ancak mesleği ifa ederken çok çarpıcı elim örnekleri olan aslında hizmet sektörünün çok önemli bir alanı olan ve savunmayı temsil eden avukatlığın yanlış, sakat, sorunlu bir bakış açısıyla zaman zaman hedef haline getirildiği üzücü olayları da yaşadık ve gördük. 

Avukatlar, haciz esnasında, duruşma sırasında, adliye koridorlarında, yolda, sokakta her yerde yaşanan hukuksal sorunun sanki bir parçasıymış gibi değerlendirilerek saldırıya uğruyorlar. Umarız bundan sonra bu vakalar bir daha yaşanmaz” dedi.

Dikkatli ve insan psikolojisinden anlayan yaklaşımlar ortaya koymak gerektiğini belirten Av. Veli Küçük, “Biz adalet ve hak arayışının başlangıç noktası olan savunmayı temsil ediyoruz. Çok dikkatli, özenli ve insan psikolojisinden anlayan yaklaşımlar ortaya koymak durumundayız. Empati yapma niteliğimizi mutlak suretle geliştirmeliyiz” diye konuştu.

AVUKATLIK STRESLİ BİR MESLEK

Günümüzde bilgiye ulaşımın daha rahat olduğunu, bu nedenle avukatların kendilerini mutlaka geliştirerek görevlerini layıkıyla yapmaları gerektiğine dikkat çeken Adana ABrosu Başkanı Av.. Veli Küçük Hukuk Fakültesi öğrencilerine şu önerilerde bulundu;

“Hukuksal ilişki çerisinde bulunduğumuz müvekkilimiz, karşı taraf, yargı, hakim-savcılar da dahil olmak üzere stres yükü çok fazla bir görev ifa ediyoruz. Öyle anlarda insanlar tahammül gücünü kaybederek yaşadığı sıkıntıyı öyle bir yansıtıyor ki, çok elim olaylara sebebiyet veriyor.  

TECRÜBE ÖNEMLİ

Bizim toplumumuzda insanımız yaşadığı sorunu hayatının merkezine koyup aynı sorunu avukatın da yaşamasını istiyor. Günde 10 defa arayabiliyor. Pazar günü arayabiliyor. Onun için mesleğimizin nosyonunu bilgi anlamında, tecrübe anlamında mutlaka üst düzeyde tutmamız gerekiyor. Fakat sorunlu insanların varlığını, sakat ve sorunlu bakış açısını da mutlak suretle sezinleyebilmeliyiz.

Son dönemde toplumsal şiddet vakalarını her yerde görüyoruz. Canı sıkılan, keyfi bozulan olumsuz tutum ve davranışta bulunan herkes “bunalımdaydım” , “sorunlarım vardı” bahanesine sığınıyor. Bu toplumsal cinnet vakalarını her yerde yaşandığını görüyorum. 

Aile içinde kadına şiddete, cinsel taciz, cinsel istismar, çocuğa kötü muamele gibi her alanda ve her meslek grubunda yaşanan şiddet olayları son dönemde en fazla avukatlara oluyor. O yüzden bu sakat, sorunlu bakış açısını mutlak suretle sezinleyebilmeliyiz, bununla mücadele edeceğiz.

Yargı mensubu olmamıza, kamu görevlisi kimliğimize ve üst düzey müeyyide ve cezalara rağmen bizler bu olumsuzlukları yaşıyoruz. Umarım ki bir daha yaşamayız.

HUKUKÇU OLMAK BİR DURUŞ, BİR YAŞAM TARZIDIR

Hukukçu olmak sadece meslek değildir. Aynı zamanda bir duruş, yaşam tarzıdır. Sizlere önerim; hukukun hangi alanında mesleğinizi ifa edecek olursanız olun; insan haklarını, hukuk devletini, hukukun üstünlüğü ve hak ve özgürlükler kavramını savunma ve mücadele verme noktasında TURİN ilkeleri ve Havana Kuralları bu anlamda sizlere büyük sorumluluk yüklemektedir. 

Bu düzenlemeler biz avukatları yaşadığımız dönemin, ülkenin, coğrafyanın aydını ve insan hakları savunucuları olarak görür. Bu bilinci her zaman ortaya koymanın mücadelesini vermeliyiz. Mesleğimize ve mesleki nosyonumuza böyle bakabilmeliyiz. 

Avukatlık sadece duruşma salonlarında, adliye koridorlarında, dosya kapakları arasında ve yüksek bedelli dosyalar alınarak yapılabilecek bir meslek değildir. Hayatı idame ettirmek için bunlar da olmalıdır ama bir meslektaşımız duruşma esnasında hakim-savcı mübaşir ile sorun yaşarken akıllı telefonunuzla ilgilenip, sırtınızı dönüyorsanız mesleğinizi hakkıyla yapıyor sayılmazsınız. Bu hassasiyetler mutlaka ortaya konulmalıdır.

Kitap okuma alışkanlığını mutlaka edinelim. Bilgiye ulaşma teknoloji çağında bu kadar kolayken biz avukatlar da kendimizi mutlaka daha iyi geliştirmeliyiz. Son yıllarda Türkiye’de avukatlar; ‘Ne iş olursa yaparım abi’ modunda pratisyen avukatlar oldu. Ne yazık ki böyleyiz. Bunu değiştirmenin yolu uzmanlaşmaktır. Ne iş olursa yaparım değil, mutlaka bir alanda ihtisaslaşmalı ve görevimizi layıkıyla yapmalıyız. 

Bu bağlamda TBB tarafında hazırlanan Uzman Avukatlık Yasası var ve sunulan Meclis’te halen bekliyor. Bu bir an evvel gündeme gelmeli. Avukatlık Sınavının da gelmesini doğru buluyoruz.

Hukukçular nitelikli yetiştirilmeli. Hukuk fakülteleri iyi eğitim vermeli. Yargı bağımsızlığı adalet kavramı yaşama geçecekse, iyi hukukçularla, kendisini yetiştirmiş, geliştirmiş hukukçularla olur. Diğer türlü bunu yaşama geçirmenin imkanı yok.

AVUKAT İNSAN PSİKOLOJİSİNDEN DE ANLAMALI

Avukatlar bir noktada psikologluk ve meditasyon görevi de yapıyor, yapmak zorunda kalıyor. Müvekkil bazı sorunlar yaşadığında avukatıyla konuşmak, sorunlarını anlatmak ister. Çünkü kendisini daha güvende ve daha rahat hissediyor. Hasta-doktor ilişkisinde de öyle, müvekkil-avukat ilişkisinde de öyledir. 

Barolarımıza gelen şikayetler arasında da ‘avukatıma ulaşamıyorum, randevu istiyorum alamıyorum, bürosuna gidiyorum görüşemiyorum’ gibi şikayetleri çok fazla duymaya başladık. Bunlar etkin iletişim ile ilgili eksikliklerdir. 

Avukat müvekkil ilişkisi de mesafeli ve ölçülü olmalıdır. Avukatın, hukuk bilmesi yetmez, insan psikolojisinden de anlaması gerekir. İnsan psikolojisinden anlamak, sadece müvekkiliniz için değil, mahkeme kalemlerinde, icra müdürlüklerinde ve sair iş yapacağınız resmi kurumlarda oldukça işinize yarayacaktır. Binlerce dava - icra dosyası altında resmi prosedürden bunalmış adliye personeline göstereceğiniz güler yüz, kuracağınız sıcak ilişkiler, işinizin olası süresini tahmininizden daha da kısaltacaktır.

Unutmayın! Sizler geleceğin avukatları, hakim ve savcıları olacaksınız. Ülkemize, toplumumuza olan sorumluluklarınızı hiçbir zaman unutmayın. Mesleğinizi ifa ederken, sadece kendi şahsınızı, kendi siminizi temsil etmediğinizi, bundan sonra sizinle aynı mesleği yürütecek olan diğer meslektaşlarınızı da temsil edeceğinizi, yapacağınız tüm yanlışların, olumsuzlukların tüm mesleğe kast edeceğini unutmayın”

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER